Yazı

“11. Yargı Paketi” Resmi Gazetede Yayınlandı

Şubat 6, 2026

11. Yargı Paketi TBMM’den geçti ve resmi gazetede yayınlandı. 38 maddeden oluşan teklif, Genel Kuruldan geçti. 11. Yargı Paketi’nde yer alan ve yaklaşık 50.000 mahkuma tahliye yolu açan 27. madde kabul edildi. 25 Aralık 2025 Tarihli ve 33118 Sayılı Resmi Gazete yayınlanarak yürürlüğe girdi. COVID düzenlemesinin de yer aldığı kamuoyunda “11. Yargı Paketi” olarak bilinen Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi TBMM Genel Kurulunda, kabul edilerek yasalaştı.

Mahkumlar şimdi ne yapmalı?

  • Yargı paketi resmi gazetede yayımlanarak yürürlüğe girdi.
  • Cezaevinde bulunan mahkumların tahliyeleri gün içinde (25.12.2025) başlar.
  • Cezası kesinleşmiş ancak infazı başlamamış birden fazla dosyası olan mahkumlar mutlaka infaz hukukuna vakıf bir avukatla görüşerek tüm dosyaları üzerinden bir kontrol yaptırmalıdır. Çünkü:
  1. Mevcut dosyanın yatarı nedir?
  2. Şartla tahliyenin geri alınması (ŞTGA) var mı?
  3. Disiplin cezası, firar ve denetimli serbestlik ihlali var mı?
  4. Önceki covid yasasından yararlanmış mı? Ne kadar denetim kullanmış ve kadar hakkı kalmış?
  5. İstinaf ya da temyizde dosya var mı? ( Varsa içeri girişten dolayı dosyanın hızlı döndüğü oluyor) Bu durumda içtima olacak olursa çıkış denetimi geri alacak türden mi?

Bu ve benzeri tespitler mutlaka yapılmalıdır. Yoksa bu hususlar incelenmeden tek başına bir yatar hesaplama eksik ve hataya açıktır.

Paketten kamuoyunda ‘COVID-19 düzenlemesi’ olarak bilinen 27’nci maddesi ‘deprem nedeniyle bina veya diğer yapıların yıkılması, çökmesi ya da hasar alması sonucu meydana gelen öldürme suçlarından hüküm giyenler’ ibaresi çıkarıldı.

27’nci maddedeki düzenlemeyle terör ve örgütlü suçlar, alt soy ve üst soya, kardeşe, eşe, boşanılan eşe, kadına, çocuklara, beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak kişiye yönelik kasten öldürme, cinsel saldırı ile çocuğun cinsel istismarı suçlarının yanı sıra depremlerde yıkılan binalardan ve ölümlerden sorumlu olanlar ‘erken tahliye’ düzenlemesinden yararlanmayacak.

11. Yargı Paketinde Geçici İnfaz Düzenlemesi (M.10/6) – Tahliye Tablosu

Tahliye olanların son derece dikkatli olmalı ve suça karışmamalıdır. Görüldüğü üzere 11. Yargı Paketi ile 3 yıl erken denetim hakkı verilerek denetim ile tahliyeler yapılmaya başlandı. Burada tahliye olanların en çok dikkat etmesi gereken bir durum var, bunu belirtmek istiyorum.  CTE’nin sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, denetimli serbestliğin, hükümlülerin cezalarını, toplum içinde ancak yoğun denetim ve gözetim altında, belirlenen yükümlülüklere uyarak infaz etmelerini sağlayan bir infaz modeli olduğu belirtildi.

Paylaşımda, şu ifadelere yer verildi:

“Yeni yargı paketleri ve tahliyelerle gündeme gelen denetimli serbestlik, sanılanın aksine bir af ya da cezasızlık değil, cezanın toplum içinde sıkı bir kontrolle infaz edilmesidir. Yükümlüler, sürekli izlenir, kurallara uymak zorundadır. Eğitim ve iyileştirme programlarına katılır. Yükümlülük ihlali veya yeni bir suç halinde hükümlü ceza infaz kurumuna geri gönderilir.”

Dolayısıyla, şu an tahliye olanlar denetimle tahliye oldukları için, bütün gözler üzerinde. Kamu görevlileri, kamuoyu herkesin gözüne batmış durumda. Halbuki bu bir indirim veya af değil, daha önce aynı durumda olanlara verilen hakkın kullandırılmasından ibaret.

Denetimle tahliye oldukları için denetim şartlarını sakın ihmal etmelidir.,. Gidilmesi gereken yerlere zamanında, geç kalmadan gidilmelidir. Yükümlülüklerini yerine getirmelidir. 10 dakika bile geç kalırsanız dosyanızı kapatırlar. Dosyayı kapatırlarsa itirazla açmak zor oluyor. Bu nedenle denetim yükümlülüklerini ihmal etmeden zamanında tamamlasınlar.

Aşama Şart Açıklama Sonuç
Suç Türü Hariç suçlardan olmamalı TCK 82/1 (d)(e)(f), deprem yıkımı sonucu öldürme, cinsel suçlar (102-03-104/2-3), Devlete karşı suçlar ‘MK suçları, örgüt faaliyeti suçla hariçtir. Varsa yararlanamaz.
Suç Tarihi 31/07/2023 ve öncesi Fillin işlendiği tarih esas alınır. Sonrasıysa yararlanamaz.
Cezaevi Statüsü Kapalı veya açık cezaevi Her iki grup için düzenleme vardır. Devam.
Toplam Hapis Cezası 10 yıldan az Kapalıda en az 1 ay kalmış olmalı Açığa ayrılabilir.
Toplam Hapis Cezası 10 yıl ve üzeri Kapalıda en az 3 ay kalmış olmalı Açığa ayrılabilir.
Açığa Kalan Süre 3 yıl veya daha az Normal süreden erkene çekilmiştir
Açıkta Kalma Süresi En az 3 ay Talep şarttır DS yolu açılır.
Denetimli Serbestlik 3 yıl erken DS süresi fiilen 4 yıla çıkar Fiili tahliye.
Açıkta Olanlar 31/07/2023 öncesi suç Zaten açıkta olanlar da yararlanır Doğrudan DS.
Düzenlemenin Niteliği Af değildir infaz rejimi değişikliğidir Ceza devam eder.

tbmm 11 yargi paketi pdf
tbmm 11 yargi paketi pdf

Yeni Covid İnfaz Yasası 2026

Covid infaz düzenlemesi resmi gazetede de yayınlandı. 11. Yargı Paketi TBMM Genel Kurulu’nda kabul edilerek yasalaştı. İnfaz düzenlemesi özetle; 31 Temmuz 2023 ve öncesinde suç işleyenler (belirtilen istisnai suçlar hariç) gerekli şartlar (kapalı cezaevindeki hükümlüler toplam hapis cezası 10 yıldan az ise 1 ay, 10 yıl ve daha fazla ise 3 ayını kapalıda geçirenler, açık cezaevine ayrılmasına 3 yıl veya daha az süre kalmışsa, bu şartların oluştuğu tarih itibarıyla açık cezaevine alınacak; açık cezaevindeki hükümlüler en az 3 ay açık ceza infaz kurumunda kalmışsa) sağlandıktan sonra denetimli serbestliğe 3 yıl erken alınacak.

Denetimli serbestlik 5 yıl değil, toplam 3 yıl erken tahliye imkânı sağlanıyor. Hak sadece 31.07.2023 ve öncesi suçlarda uygulanıyor. Terör ve örgütlü suçlar hariç olmak üzere ağır suçlar dahil kapsam geniş. Cezası kısa olan girdi–çıktı dosyalarında pratik bir değişiklik yok. Covid yasasından;

  • 1 ay kapalı + 3 ay açık zorunluluğunu tamamlayanlar.
  • Açıkta olup denetime 3 yıldan fazla zamanı kalanlar.
  • Önceki COVID hakkını kullanıp yeni ceza alanlar.
  • Firar sonrası kapalı/açık sürelerini tamamlamış olanlar.
  • 2. tekerrür hükümleri.
  • Teslim olmayan hükümlüler.
  • Cezası kesinleşmemiş olanlar yararlanacak.

11. Yargı Paketi Teklifi ile getirilen en önemli yeniliklerden biri de 31/07/2023 ve öncesinde işlenen suçlarda açık ceza infaz kurumuna 3 yıl erken ayrılmave bunun üzerine 3 yıl ilave denetimli serbestlik uygulanmasıdır. Bu düzenleme sayesinde toplam 6 yıllık bir infaz avantajı doğmakta olup; üstelik hükmü kesinleşmemiş dosyalar ile yakalaması bulunan hükümlülerin dahi bu rejimden yararlanabilmesi mümkün hâle gelmektedir. Böylece  Covid döneminin infaz üzerindeki kırılgan etkileri yalnızca denetimli serbestlik yoluyla değil, aynı zamanda açık kuruma geçiş süresinin öne çekilmesiyle de giderilmiştir.


  • Denetimli Serbestlik İhlalinde Bulunanlar Yeni Covid Yasasından Yararlanabilir Mi?

Burada farklı durumlar söz konusudur. Bir kısım hükümlü yararlanır bir kısmı yararlanamaz şöyle ki;

  • Denetimli serbestlik sırasında hiçbir yükümlülük yüklenmemiş ve ihlal nedeniyle dosyası kapatılmamışsa yani sadece yeni cezası geldiği için teslim olmamış ve hakkında yakalama kararı çıkmışsa bu grup denetimli serbestlikten yararlanır.
  • Denetimli serbestliğe ayrıldıktan sonra ihlal nedeniyle dosyası kapatılmış ve halihazırda başka bir dosya da eklenmemiş eski dosyanın ihlali nedeniyle cezaevinde bulunanlar yararlanamaz.
  • Denetimli serbestlik ihlali nedeniyle açığa iade kararı verilmiş, ancak sonradan yeni bir dosya daha eklenmiş ise eski dosyanın koşullu salıverme süresine kadar açık cezaevinde kaldıktan sonra içtimaya giren yeni dosya için denetimli serbestliğe ayrılabilir.
  • Birinci ihlalde koşullu salıverme süresine kadar cezaevinde kalıp sonradan içtimaya giren dosya için denetimli serbestliğe çıktıktan sonra yeniden ihlalde bulunmuş ve yine açığa iade kararı verilmişse artık denetimli serbestlikten yararlanamaz. ( Yargıtay 1. Ceza Dairesi’nin; 26.03.2021 tarihli, 2019/2398 E., 2021/5289 K.)

  • Kimler Yeni Covid Yasasından Yararlanamaz?
  • Şartla tahliyesi geri alınmış olanlar.
  • Deprem suçlarından yararlanan veya ceza alanlar.
  • Kadına, boşandığı eşe, nikahlı eşe, üstsoya veya altsoya,  beden veya ruh bakımından kendini savunamayacak durumda olanlara, çocuklara yönelik işlenen kasten öldürme suçları.
  • Cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçlar (Cinsel saldırı, Çocukların cinsel istismarı, Reşit olmayanla cinsel ilişki).
  • Suç tarihine bakılmaksızın Örgütlü ve Terör  suçlarından ceza alanlar.
  • Denetim ihlali nedeniyle açığa iade edilenler.
  • Denetim ihlaliyle teslim olmayanlar.
  • Suç tarihi 31.07.2023 sonrası olanlar.
  • İçtima dosyasında terör/örgütlü suç bulunanlar.
  • Çift firar nedeniyle hakkı kapanmış olanlar.

Not: Düzenleme taslaktır; komisyondan geçti ve Genel Kurul aşamalarındadır.


  • Yeni Covid Yasasında Kim Ne Kadar Yatacak?

Çıkacak yeni covid yasası ile; 31 07.2023 tarihinden önce işlenen suçlarda suç tarihi; 30 Mart 2020 öncesi ve  istisna olmayan suçlarda denetimli serbestlik 6 yıl, istisna suçlar ile 2020 sonrası suçlarda 4 yıldır. Örnek olarak 188’den 8 yıl 4 ay, 86’dan 5 ay 18 gün ceza alıp içtima olan hükümlünün, 2020 öncesi uyuşturucu ticareti suçunda denetimli serbestlik 4 yıldır. İçtima edilmiş olan kasten yaralama suçu da 2020 sonrası olduğu için yine denetimli serbestlik hakkı 4 yıldır. Bu suçlardan birinin denetimli serbestlik hakkı 6  yıla çıkmış olsaydı dahi içtima yapıldığı için denetimli serbestlik süresi az olan dikkate alınacak ve yine denetimli serbestlik hakkı 4 yıl olacaktı.

Mahkumun toplam cezası, 10 yılın altında olup normalde 1 ay kapalısı var. Ancak suçlardan biri uyuşturucu ticareti olduğu için koşullu salıvermesi 5 yılın altına inmeden açığa ayrılamaz.  Koşullu salıverme süresi 6 yıl 6 ay 22 gün olup, daha önce gözaltı ve tutukluluk süresi olan 223 gün mahsup edilip, bugün itibatı ile 2 ay 26 gündür de kapalıda bulunması nazara alındığında 8 ay 13 gün sonra açığa ayrılması gerekir.

  • İşte şimdi bu yasa ile kişiye + 3 yıl erken açık imkanı tanındığı için yasa meclisten geçtiğinde mahkum geri kalan süreyi beklemeden hemen açığa ayrılır.
  • Mahkum açığa geçtikten sonra 4 yıl denetim hakkı bulunduğu için: 1 yıl 8 ay 13 gün açıkta yatarak denetimli serbestliğe ayrılır.
  • Hesaplamalarda dikkat edilecek husus: Suçun kendisinden kaynaklanan açık ve denetimli serbestlik hakkı yetmiyorsa yani yeni yasadan yararlanacak ise bunun şartı; ceza 10 yıldan az ise 1 ay, fazla ise 3 ay kapalı yatıp, açığa çıkıldığında da en az 3 ay açıkta yapmak gerekir.
  • Bir diğer önemli husus müddetnamede mutlaka mahsup bölümüne bakılmalıdır. Bu bölümde daha önce en az 1 ay cezaevinde kalındığı yazıyorsa erken açığa ayrılmak için artık tekrar 1 ay beklemeye gerek yoktur.
  • Öte yandan mahsup bölümünde denetimli serbestlikte geçen süre şimdi kullanılacak süreden düşülmelidir. Yani, otomatik olarak 4 yıl ya da 6 yıl denetimli serbestlik olarak hesaplanamaz. Daha önce kullanılan denetimli serbestlik düşülüp, geriye kalan net süre bulunmalıdır.
  • içtimalı suçlar içerisinde TCK 220 varsa içtimadaki diğer suçların denetimli serbestlikleri 4 ya da 6 yıla çıkmış olsa bile, kişi bu ilave denetim haklarından yararlanamaz. Suç tarihi 2020 öncesi ise 3 yıl, sonrası ise 1 yıl denetim kullanabilir. İçtimadaki diğer suçluların denetimini kullanamaz.
  • Bu yasada da terör, örgütlü suçlar ve ŞTGA istisna tutulmuş olup,  kişinin ŞTGA’sı varsa önce bunun tamamını kapalı dayatıp, sonra başka cezaları varsa bu hesaplamalar yapılır.
  • Yakalamalı olan mahkumlar geçmişe yönelik dosyalarında ŞTGA olup olmadığı ile suç türü ve tarihlerine göre açık ve kapalı yatma sürelerini önceden hesaplatarak, yani açık ve kapalıda yatacağı süreyi bilerek infaza başlamalarında fayda vardır.

  • Covid Dönemi İzinlerinin Sona Ermesi ve Kuruma Dönüş Yükümlülüğü

Salgın döneminde geçici 9. maddeye dayalı olarak uzun süre cezaevleri dışında tutulan hükümlüler, olağanüstü durumun sona ermesiyle birlikte infaz kurumlarına dönüş yükümlülüğü altına alınmıştır. Geçici Madde 10’un ilk düzenleme alanı, izin statüsünün belirlenen tarihte nihayete ermesi ve dönüş için tanınan kısa sürenin hukuki mahiyetidir. Bu hükümle birlikte, Covid izninin infazı tamamen durduran bir mekanizma olmadığı; aksine cezanın olağanüstü bir dönemde dışarıdan infazı anlamına geldiği kabul edilmiştir. Dolayısıyla hükümlülerin belirlenen sürede kurumlarına dönmesi, infaz-izin dengesinin yeniden kurulmasını ifade eder.


  • Covid İzninden Denetimli Serbestliğe Yumuşak Geçiş Mekanizması

Covid-19 sürecinde infaz sistemi, olağanüstü koşullar nedeniyle üçlü bir yapı üzerinden yürütülmüştür. Geçici m. 9, hükümlülerin salgın boyunca uzun süreli izinle cezaevi dışında bulunmasını sağlayan temel düzenleme iken; izinlerin sona ermesiyle devreye giren Geçici 10, hükümlülerin infaz kurumlarına hangi statüde döneceğini belirleyerek, koşulları sağlayanların talep aranmaksızın denetimli serbestliğe yönlendirilmesine imkân tanımıştır. Böylece infazın kuruma dönüş şeklindeki sert çizgisi yumuşatılmış; belirli süre eşiğini sağlayan hükümlüler için kontrollü bir topluma yeniden kazandırma modeli oluşturulmuştur. Bu yaklaşım, Covid döneminin infaz üzerindeki kırılgan etkisini denetimli serbestlik aracılığıyla dengelemeyi amaçlamış; olağan infaz rejiminin aşamalı, öngörülebilir ve adil bir şekilde yeniden kurulmasını sağlamıştır. Bu yapının üçüncü ayağı olan 105/A, denetimli serbestliğin genel çerçevesini koruyarak, salgın nedeniyle fiilen yerine getirilemeyen yükümlülüklerin hükümlü aleyhine sonuç doğurmamasını güvence altına almış ve böylece üç düzenleme arasında bütünlüklü bir normatif uyum tesis edilmiştir.

Bu çerçevede, 30/03/2020 tarihinden önce işlenen ve Geçici m.6 kapsamında kalan suçlarda denetimli serbestlik süresi 3 yıl olduğundan, yapılacak değişiklik sonrasında 3 yıl erken açık + 3 yıl denetimli serbestlik olmak üzere toplam 6 yıl infaz indirimi mümkün olacaktır. Buna karşılık 30/03/2020 sonrası işlenen suçlarda veya suç tarihine bakılmaksızın Geçici m.6/1’deki istisna suçlarda denetimli serbestlik süresi 1 yıl olduğundan, bu durumda 1+3 yıl (toplam 4 yıl) olarak uygulanacaktır.


  • Kuruma Dönüş ve Karar Süreçlerinin Bakanlık Tarafından Duyurulması

Covid izinlilerinin durumu ve dönüş sonrası hangi statüye alınacakları, uygulamada önemli belirsizliklere yol açmıştır. Geçici Madde 10, bu süreçte uygulanacak infaz rejimi, denetimli serbestlik kararı veya yükümlülüklerin Adalet Bakanlığı tarafından duyurulmasını öngörerek, ceza infaz idaresi ile hükümlü/aile arasındaki bilgi akışını düzenleyen bir şeffaflık mekanizması getirmiştir. Bu düzenleme, özellikle yüz binlerce kişinin Covid izninde olması nedeniyle ortaya çıkan uygulama karmaşasını gidermeyi hedeflemiştir.


  • 105/A Maddesi ile İlişkilendirilen Özel Düzenleme

105/A maddesi denetimli serbestliğin genel çerçevesini oluştururken, Covid izinleri nedeniyle fiilen yerine getirilemeyen bazı yükümlülüklerin hükümlü aleyhine sonuç doğurmaması için özel bir istisna öngörülmüştür. Bu kapsamda, Covid nedeniyle izinli olunan dönemin 105/A maddesindeki davranış ve yükümlülüklerin yerine getirilip getirilmediğinin değerlendirilmesinde dikkate alınmayacağı kabul edilmiştir. Bu teknik düzenleme, infaz yükümlülüklerinin salgın koşullarından zarar görmesini engelleyerek infazda eşitsizlik oluşmasını önleme amacı taşır.


  • Açık Cezaevine Geçiş ve Statü Kazanımı

Covid izni sürecinde bazı hükümlüler idari işlemle açık cezaevine ayrılmış kabul edilmiştir. Geçici m. 10, bu kişilerin söz konusu statüsünü devam ettirerek, 31/07/2023 tarihi itibarıyla açık cezaevi niteliğini korumalarını sağlamıştır. İlk düzenlemede yer alan 31/07/2023 tarihinde cezaevinde bulunma şartı ise, teklifle birlikte tamamen kaldırılmaktadır. Böylece yargılamaları uzun sürdüğü için hükmü geç kesinleşen hükümlülerin, sadece bu nedenle infaz avantajından mahrum kalması engellenmiş olmaktadır. Yeni sistemde belirleyici unsur, hükümlünün cezaevinde bulunup bulunmadığı değil, suçun işlendiği tarihtir.

Açık cezaevi statüsünün korunması, yalnızca barınma rejimi bakımından değil, denetimli serbestliğe ayrılma süresine doğrudan etki eden son derece önemli bir infaz avantajıdır. Geçici m. 10’un en önemli ve en geniş etkili hükümlerinden biri, açık ve kapalı cezaevindeki hükümlüler için farklı şekillerde uygulanmak üzere getirilen üç yıllık erken denetimli serbestlik imkânıdır.

Kapalı cezaevindekiler için ;

  • Suç tarihi 31/07/2023 veya öncesine ait olmak şartıyla,
  • Cezanın yarısını (veya uzun süreli cezalarda en az 10 yılını) kapalı kurumda geçirmiş hükümlüler,
  • Açık cezaevine ayrılmasına üç yıl veya daha az süre kaldığında doğrudan açık kuruma geçebilir.

Açık cezaevindekiler için ;

  • Yine suç tarihinin 31/07/2023 veya önce olması şartıyla,
  • En az üç ay açık kurumda kalmış hükümlüler,
  • Mevzuat koşulları uygun ise üç yıl daha erken denetimli serbestliğe ayrılabilir.

Bu hüküm, cezanın fiilen infaz edilen süresini önemli ölçüde kısaltmakta; özellikle kısa süreli cezalar bakımından infazın büyük kısmını ortadan kaldırabilmektedir.


  • Düzenlemenin 31/07/2023 Tarihinden Önce İşlenen Suçlara Sağladığı Avantaj

Hazırlanan değişiklikte temel kriter, suçun işlendiği tarih olarak öne çıkmaktadır. Öngörülen sistemde, 31/07/2023 tarihine kadar işlenmiş suçlar bakımından – bazı katalog suçlar hariç – düzenlemeden yararlanma imkânı tanınmaktadır.

Bu kapsamda;

  • TCK’nın İkinci Kitap Dördüncü Kısım altında bulunan kasten öldürme, vücut dokunulmazlığına karşı suçlar, cinsel nitelikli suçlar, hürriyete karşı suçlar gibi ağır suçlar,
  • Terör suçları,
  • Örgüt faaliyeti kapsamında işlenen suçlar açıkça kapsam dışı tutulmaktadır.
  • Örgütlü Suçlar ve Terör Suçları Bakımından Uygulama

Teklifte terör suçları her hâlükârda kapsam dışında tutulmuş olup; bu suçlarda denetimli serbestlik için yalnızca koşullu salıverilmeye bir yıldan az süre kalması şartı geçerliliğini korumaktadır. Örgütlü suçlar bakımından ise, yalnızca 30/03/2020 tarihinden önce işlenmiş olan ve Geçici m. 6 kapsamına giren suçlarda en fazla  3 yıl denetimli serbestlik uygulanabilecek; ancak 3 yıl erken açık ve +3 yıl ek denetimli serbestlik imkânı hiçbir şekilde uygulanmayacaktır.

Geçici m.6/1’deki istisna suçlar bakımından ise, kasten insan öldürme, bazı nitelikli yaralama suçları, cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar, uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti, özel hayata ve hayatın gizli alanına karşı suçlar açıkça kapsam dışında bırakılmıştır. Bununla birlikte, örgüt faaliyeti kapsamında işlenen suçların, kapsama alınan diğer suçlarla kıyaslandığında daha ağır sonuçlara yol açacak biçimde tamamen dışarıda tutulması orantısızlık eleştirilerini gündeme getirmektedir. Bu nedenle Geçici m.10/6’nın ilk kısmında kapsam yönünden yeniden düzenleme yapılması doktrinde önerilmektedir. Dolayısıyla, bu suç grupları dışında kalan ve 31/07/2023 veya daha önce işlenmiş bir eylem nedeniyle hükümlü olanlar, değişiklik yürürlüğe girdiğinde infaz açısından önemli bir avantaj elde etmektedir. Bu yönüyle düzenleme, suçun niteliğine göre değil, esasen suçun kronolojisine dayalı bir sistem kurmaktadır.


  • Düzenlemenin İçtima Kapsamındaki Cezalarda Suç Tarihinin Belirleyici Rolü

Düzenlemenin beklenen yeni şeklinin en kritik yönü, birden fazla cezası bulunan hükümlüler için getirilen tarih bütünlüğü şartıdır. Eğer hükümlünün cezaları içtima edilmişse, yani infaz hesabında tek bir toplam ceza olarak değerlendiriliyorsa, bu toplamın içindeki her bir suçun tarihi ayrı ayrı incelenecektir. Beklenen düzenlemeye göre içtima edilen cezalar arasında ;

  • 31/07/2023 sonrasında işlenmiş tek bir suç dahi bulunuyorsa, hükümlünün hiçbir surette Geçici m.10’dan yararlanması mümkün olmayacaktır.

Bu durum, cezanın ağırlığının veya süresinin önem taşımadığını; belirleyici unsurun yalnızca suçun işlenme zamanına bağlandığını göstermektedir. Teklifin en çarpıcı sonuçlarından biri, içtima edilmiş cezaların değerlendirilmesinde tarih bütünlüğü şartının mutlak hâle gelmesidir. Buna göre, içtima hesabına konu olan cezalar arasında 01/08/2023 tarihinden sonra işlenmiş tek bir suç dahi bulunsa, hükümlü +3 yıl erken denetimli serbestlik imkânından tamamen yararlanamaz. Bu durum, cezanın ağırlığından bağımsız olarak yalnızca tarihin kesici bir ölçüt olarak uygulanacağını göstermektedir.

Somutlaştırmak gerekirse:

  • Kişinin infazında toplam 10 yıl kesinleşmiş hapis cezası bulunuyor olsun.
  • Buna ek olarak01/08/2023 tarihli bir suçtan 1 aylık hapis cezası bile kesinleşmişse,
  • Bu küçük ceza bile, tüm içtima hesabını31/07/2023 sonrası suç içeren bir bütün hâline getirdiğinden, yararlanma imkânını ortadan kaldırır.

Bu düzenleme, infaz birimlerinin cezanın uygulanmasında takdir kullanamayacağı, tarihin mutlak kesici sınır olarak kabul edileceği anlamına gelir.

Özetle yapılması beklenen değişiklik, infaz hukukunda belirsizliğe neden olan noktaları büyük oranda ortadan kaldırmakta; özellikle içtima uygulamasında bütünlük sağlamayı hedeflemektedir. Sistemin temel mantığı şöyle özetlenebilir:

  • Suç tarihi 31/07/2023 ve öncesi ise, uygunluk yönünden ilk koşul sağlanır.
  • Suç tarihi 01/08/2023 ve sonrası ise, cezanın süresi veya niteliği ne olursa olsun kapsam tamamen kapanır.
  • Birden fazla ceza varsa, aralarında tek bir gün bile sınırı aşan tarih bulunması, tüm infazı düzenleme dışı bırakır.
  • Katalog suçlar, örgütlü suçlar ve terör suçları, tarih şartına bakılmaksızın kapsam dışıdır.
  • Suç tarihi kriteri daha da belirginleşecek,
  • İçtima edilen cezaların değerlendirilmesi sertleşecek,
  • Üç yıllık erken denetimli serbestlik imkanının kapsamı korunacak,
  • Açık–kapalı ayrımı yeniden önem kazanacak,
  • Covid izinlerinin infaz üzerindeki etkisi nihai olarak sona erecektir.

Bu nedenle beklenen düzenleme, hem amaç yönünden hem teknik sistematiği bakımından, tarih ve suç türüne göre iki aşamalı bir filtre niteliğindedir.


11 yargi paketi maddeleri kabul edildi
11 yargi paketi maddeleri kabul edildi

11. Yargı Paketi Maddelerinde Türk Ceza Kanunu’nda Yapılan Değişiklikler

11. yargı paketinde şu maddeler vardır:

  • Örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarda çocukların araç olarak kullanılması halinde örgüt yöneticilerine verilecek ceza, yarısından bir katına kadar artırılacak.
  • Kurusıkı silahlar, “genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması” suçu kapsamına alınacak ve suçun bunlarla işlenmesi halinde 6 aydan 3 yıla kadar hapis cezası verilecek.
  • “Güveni kötüye kullanma” suçunun konusunun motorlu kara, deniz veya hava taşıtı olması halinde verilecek ceza bir kat artırılacak.
  • Taksirle yaralamada hapis cezasının alt sınırı 3 aydan 4 aya, üst sınırı ise bir yıldan 2 yıla çıkarılacak.
  • Terör ve örgütlü suçlar, alt soy ve üst soya, kardeşe, eşe, boşanılan eşe, kadına, çocuklara, beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak kişiye yönelik kasten öldürme, cinsel saldırı ile çocuğun cinsel istismarı suçları hariç olmak üzere 31 Temmuz 2023 ve öncesinde işlenen suçlardan hükümlüler, kapalı cezaevinden açık cezaevine, açık cezaevinden denetimli serbestliğe 3 yıl daha erken ayrılacak.
  • Ulaşım araçlarının kaçırılması veya alıkonulmasının yanı sıra artık ulaşım araçlarının hareketinin engellenmesi de cezaya tabi olacak, bu suçlara ilişkin cezalar da artırılacak.
  • Bölge adliye mahkemesi ceza daireleri, ilk derece mahkemelerinin kararlarında hukuka aykırılıkların bulunması halinde de bozma kararı verebilecek.
  • Esnaf ve sanatkarlarca üretilen mal ve hizmetlerin fiyat tarifelerinde Ticaret Bakanlığı’nın olumsuz görüş verdiği tarifeler, 15 gün içerisinde uzlaşma komisyonunca değerlendirilerek nihai karar verilecek.
  • Yayın içeriği nedeniyle kişilik haklarının ihlal edildiğini iddia eden kişiler, içeriğin çıkarılması ve/veya erişimin engellenmesi amacıyla sulh ceza hakimliğine başvurabilecek.
  • Verilen kararların gereğini yerine getirmeyen erişim sağlayıcılar ile ilgili içerik ve yer sağlayıcının sorumluları, bin günden 5 bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılacak.
  • 1 Ocak 2016 tarihinden önceye ait olup ödenmemiş genel sağlık sigortası primleri ile gecikme cezası ve gecikme zammı gibi feri alacaklarının tamamının tahsilinden vazgeçilecek.

  • Yaş Küçüklüğü (TCK m. 31)

11. Yargı Paketi ile birlikte, çocukların cezai sorumluluk sistemine yönelik önemli bir yeniden yapılanma gerçekleştirilmiştir. Mevcut düzenlemede 15-18 yaş grubundaki çocuklar işledikleri suçun ağırlığına bakılmaksızın indirimli ceza rejiminden yararlanabiliyordu. Yeni maddeyle birlikte bu indirim artık otomatik bir hak olmaktan çıkarılmış, hâkimin takdirine bağlı hale getirilmiştir. Bu değişiklik, özellikle toplumda yankı uyandıran ağır suçlarda failin yaşının tek başına cezayı hafifletici unsur olarak görülmesini engellemektedir.

Yeni hükme göre, 15–18 yaş grubundaki bir çocuk suç işlediğinde, mahkeme önce failin akli olgunluğunu, fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını kavrama yeteneğini, irade gücünü ve suçu işlerken ki saikini inceleyecektir. Eğer çocuk, suçu planlayarak ve sonuçlarını bilerek işlemişse; yani davranışlarında yetişkin düzeyinde farkındalık ve irade ortaya koymuşsa, hâkim cezada indirim uygulamama kararı verebilecektir.

Bu yönüyle düzenleme, her durumda indirim mantığını terk ederek cezanın bireyselleştirilmesi ilkesini güçlendirmektedir. Yasa koyucu bu değişiklikle, ceza hukukunun klasik koruyucu mantığı ile kamu güvenliği arasındaki dengeyi yeniden kurmayı hedeflemiştir. Son yıllarda çocuk faillerin karıştığı kasten öldürme, cinsel saldırı, yağma gibi suçlarda verilen cezaların toplumda adalet duygusunu zedelediği, mağdur yakınlarında cezasızlık algısı yarattığı yönünde yoğun eleştiriler gündeme gelmiştir.

Bu nedenle gerekçede, ‘’çocuğun gelişim düzeyine uygun düşmeyen kasıtlı ve ağır suçlar bakımından indirimin zorunlu tutulmaması, toplumsal adaletin tesisi açısından zorunludur” ifadesine yer verilmiştir. Böylece ceza indirimine ilişkin hüküm, koruyucu işlevini kaybetmeden ama kötüye kullanımı önleyecek biçimde yeniden yapılandırılmıştır. Yeni sistemde hâkim, cezai indirim uygulayıp uygulamama konusunda geniş bir takdir yetkisine sahiptir; ancak bu yetki tamamen sınırsız değildir.

Hâkim karar verirken şu ölçütleri dikkate almak zorundadır:

  • Çocuğun suçu işlerken ki ruhsal olgunluğu,
  • Suçun planlanma derecesi ve kasıt yoğunluğu,
  • Failin daha önce kasıtlı suçtan mahkûm olup olmadığı,
  • Suçun toplum üzerindeki etkisi ve mağdurun durumu.

Bu kriterler, TCK m. 61’deki “cezanın belirlenmesinde dikkate alınacak ölçütler” ile birlikte uygulanacaktır. Böylece hâkimin takdir yetkisi objektif sınırlar içinde kalacak, keyfi kararların önüne geçilecektir. Ayrıca gerekçede açıkça belirtildiği üzere, bu hüküm cezai sorumluluk yaşını değiştirmemekte; yalnızca indirimin uygulanma biçimini düzenlemektedir. Böylece sistem, her çocuk failin aynı kefeye konulmadığı, fiile göre farklılaştırılmış bir adalet anlayışına geçiş sağlamaktadır.

  • Akıl Hastalığı ( TCK m. 32 )

Türk Ceza Kanunu’nun 32. maddesi, suç işleyen kişinin akıl hastalığı sebebiyle cezai sorumluluğunun bulunmadığı veya sınırlı olduğu durumları düzenler. 11. Yargı Paketi’yle birlikte bu maddeye eklenen yeni hüküm, davranışlarını yönlendirme yeteneği azalmış kişiler hakkında ayrıca akıl hastalarına özgü güvenlik tedbirine hükmedilmesini zorunlu kılmıştır.

Bu düzenleme, tam ve kısmi akıl hastalığı ayrımının uygulamada yarattığı belirsizlikleri gidermeyi amaçlamaktadır. Artık kısmi akıl hastalığı bulunan fail hem indirimli cezaya mahkûm edilecek hem de toplum açısından tehlikelilik durumu göz önüne alınarak tedavi altına alınacaktır. Bu yolla sistemin amacı, ceza ve tedbir arasında ikili bir denge kurmak ve rehabilitasyonu güçlendirmektir.

Gerekçeye göre, mahkemeler tarafından cezai sorumluluğu azalmış kişiler için artık ceza yerine tedbir uygulamasına tek başına gidilemeyecek, hem ceza hem de güvenlik tedbiri birlikte tatbik edilecektir. Böylece toplum güvenliği ve failin sağlık giderimi eş zamanlı sağlanacaktır.

  • Akıl Hastalarına Özgü Güvenlik Tedbirleri ( TCK m. 57 )

57. madde, akıl hastalarına uygulanacak tedbirlerin niteliğini ve süresini düzenlemektedir. Yeni değişiklik ile, hakkında güvenlik tedbiri kararı verilen akıl hastalarının sağlık kurumlarında geçireceği süre için asgari sınırlar belirlenmiştir. Buna göre, ağırlaştırılmış müebbet ve müebbet hapis cezası gerektiren suçlar için bu süre en az bir yıl, on yıldan fazla hapis gerektiren suçlar için ise en az altı ay olarak belirlenmiştir. Bu sınırlama, hem hastanın iyileşme süreci hem de toplum güvenliği bakımından zorunlu görülmüştür.

Yeni madde, eski uygulamada mevcut olan belirsiz süreli tedavi uygulamasını somutlaştırmış, aynı zamanda önceden mevcut ‘’(6) İşlediği fiille ilgili olarak hastalığı yüzünden davranışlarını yönlendirme yeteneği azalmış olan kişi hakkında birinci ve ikinci fıkra hükümlerine göre yerleştirildiği yüksek güvenlikli sağlık kuruluşunda düzenlenen kurul raporu üzerine, mahkûm olduğu hapis cezası, süresi aynı kalmak koşuluyla, kısmen veya tamamen, infaz hâkimi kararıyla akıl hastalarına özgü güvenlik tedbiri olarak da uygulanabilir.’’ şeklindeki 6. fıkrayı yürürlükten kaldırarak maddeler arasında uyum sağlamıştır. Böylelikle mahkemeler, akıl hastalarına yönelik güvenlik tedbirlerini uygularken artık asgari tedavi süresine bağlı hareket edecektir.

  • Taksirle Yaralama (TCK m. 89)

“(1) Taksirle başkasının vücuduna acı veren veya sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulmasına neden olan kişi, üç aydan bir yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır.

 (4) Fiilin birden fazla kişinin yaralanmasına neden olması halinde, altı aydan üç yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.”

Trafik güvenliği ve kamu düzeni açısından önem taşıyan taksirle yaralama suçunun ceza sınırları yükseltilmiştir. Yeni maddeyle, birinci fıkrada yer alan ceza “3 aydan 1 yıla” yerine “4 aydan 2 yıla”, dördüncü fıkrada ise “6 aydan 3 yıla” yerine “9 aydan 5 yıla” olarak düzenlenmiştir.

Düzenleme, özellikle trafik kazaları ve iş kazalarındaki sorumluluğun artmasıyla birlikte, kişilerin dikkat ve özen yükümlülüğüne uygun davranmasını teşvik etmeyi amaçlamaktadır. Yaralanma fiilinin birden fazla kişiyi etkilemesi halinde ceza arttırılmış, bilinçli taksir durumunda şikâyet şartı aranmamıştır. Bu yolla, trafikte ve çalışma alanlarında ihlallerin önlenmesi, caydırıcılığın sağlanması ve taksir kavramının basit ihmal olmaktan çıkarılarak cezai değeri olan bir eylem olarak benimsenmesi hedeflenmiştir.

  • Güveni Kötüye Kullanma ( TCK m. 155 )

“(1) Başkasına ait olup da, muhafaza etmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere zilyedliği kendisine devredilmiş olan mal üzerinde, kendisinin veya başkasının yararına olarak, zilyedliğin devri amacı dışında tasarrufta bulunan veya bu devir olgusunu inkar eden kişi, şikayet üzerine, altı aydan iki yıla kadar hapis ve adlî para cezası ile cezalandırılır.

(2) Suçun, meslek ve sanat, ticaret veya hizmet ilişkisinin ya da hangi nedenden doğmuş olursa olsun, başkasının mallarını idare etmek yetkisinin gereği olarak tevdi ve teslim edilmiş eşya hakkında işlenmesi halinde, bir yıldan yedi yıla kadar hapis ve üçbin güne kadar adlî para cezasına hükmolunur.”

11.Yargı Paketi ile 155. maddeye üçüncü bir fıkra eklenmiştir. Buna göre, suçun konusunun motorlu kara, deniz veya hava taşıtı olması durumunda ceza bir kat artırılacaktır. Son yıllarda özellikle kiralık araçların iade edilmemesi, parçalarının değiştirilmesi ya da suçta kullanılması gibi vakalar göz önünde bulundurularak, taşıtların kötüye kullanılması halinde failin cezasının ağırlaştırılması öngörülmüştür.

Bu değişiklik ile, güveni kötüye kullanma suçunun ekonomik ve toplumsal etkileri dikkate alınmış, özellikle taşıt kiralama sektöründe yaşanan mağduriyetlerin önlenmesi amaçlanmıştır. Düzenleme, malvarlığı suçlarının modern ekonomik faaliyetlerle bağlantısını kurarak ceza politikasında yeni bir alan oluşturmuştur.

  • Genel Güvenliğin Kasten Tehlikeye Sokulması ( TCK m. 170 )

“(1) Kişilerin hayatı, sağlığı veya malvarlığı bakımından tehlikeli olacak biçimde ya da kişilerde korku, kaygı veya panik yaratabilecek tarzda;

a) Yangın çıkaran,

b) Bina çökmesine, toprak kaymasına, çığ düşmesine, sel veya taşkına neden olan,

c) Silahla ateş eden veya patlayıcı madde kullanan, Kişi, altı aydan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(2) Yangın, bina çökmesi, toprak kayması, çığ düşmesi, sel veya taşkın tehlikesine neden olan kişi, üç aydan bir yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır.”

Bu madde, kamu güvenliğini tehdit eden tehlikeli fiilleri düzenler. Yeni metinle ceza sınırları yükseltilmiş, ayrıca iki önemli yenilik getirilmiştir:

  • Suçun ses ve gaz fişeği atan silahlarla işlenmesi halinde ayrı bir ceza düzenlemesi getirilmiştir.
  • Fiilin kişilerin toplu bulunduğu yerlerde işlenmesi nitelikli hal olarak belirlenmiştir.

Yeni düzenleme ile alt ve üst sınırlar “1 yıldan 5 yıla” çıkarılmış, toplu alanlarda işlenmesi halinde ceza yarı oranında artırılmıştır. Amaç, düğün, nişan, asker uğurlaması gibi etkinliklerde yaşanan tehlikelerin önüne geçmek, kamu düzenini korumaktır. Bu değişiklik, kurusıkı silah olarak bilinen ses ve gaz fişeği atan silahların kullanımını da cezai kapsama almakta ve silah benzeri araçlarla toplumsal tehlike yaratılmasının önüne geçmektedir.

  • Suç İşlemek Amacıyla Örgüt Kurma (TCK m. 220)

11. Yargı Paketi ile Türk Ceza Kanunu’nun 220. maddesinde önemli değişiklikler yapılmıştır. Bu madde “suç işlemek amacıyla örgüt kurma” başlığını taşımakta olup, hem ceza miktarlarında artışa gidilmiş hem de çocukların suç örgütleri tarafından kullanılmasını önlemeye yönelik yeni bir hüküm getirilmiştir. Öncelikle, örgüt kuran veya yöneten kişiler için öngörülen hapis cezası önceki düzenlemede dört yıldan sekiz yıla kadarken, yeni düzenleme ile beş yıldan on yıla kadar çıkarılmıştır. Örgüte üye olan kişiler bakımından ise ceza aralığı iki yıldan dört yıl yerine iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası olarak değiştirilmiştir. Ayrıca, örgütün silahlı olması hâlinde uygulanacak artırım oranı da dörtte birden yarısına kadar yerine sabit yarı oranında artırılacak şekilde yeniden düzenlenmiştir. Böylece, örgütlü suçlara karşı daha caydırıcı bir yaptırım sistemi hedeflenmiştir.

Bu maddeye en dikkat çekici şekilde eklenen yeni hüküm ise, örgütlerin faaliyetleri sırasında çocukları suçta araç olarak kullanmaları hâlinde cezanın artırılmasına ilişkindir. Yeni fıkraya göre, “örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarda çocukların araç olarak kullanılması hâlinde, örgüt yöneticilerine yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarısından bir katına kadar artırılır.” ifadesi kanuna eklenmiştir. Bu hükümle, çocukların örgütler tarafından taşıyıcı, gözcü, haberci veya benzeri rollerle suça dâhil edilmesi ağırlaştırıcı neden olarak tanımlanmıştır. Artık bu tür durumlarda, örgüt yöneticisi veya yönlendiren kişiler mevcut cezalarının yarısı oranında veya bir katına kadar artırılmış şekilde cezalandırılacaktır.

Değişikliğin gerekçesi, hem örgütlü suçlara karşı caydırıcılığı güçlendirmek hem de çocukları suçun konusu olmaktan çıkararak korumaktır. Çocukların suç örgütleri tarafından kolay yönlendirilebilir bireyler olarak kullanılmasının önüne geçilmesi amaçlanmış; çocuklar bu tür eylemlerden dolayı fail değil, korunması gereken bireyler olarak kabul edilmiştir. Ayrıca bu hüküm, Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin 33. ve 34. maddelerinde yer alan çocukların yasa dışı etkinliklerde kullanılmasının önlenmesine ilişkin yükümlülüklerle uyumludur.

  • Ulaşım Araçlarının Hareketinin Engellenmesi, Kaçırılması veya Alıkonulması (TCK m. 223 )

“(1) Cebir veya tehdit kullanarak ya da hukuka aykırı başka bir davranışla kara ulaşım aracının hareket etmesini engelleyen, bu aracı hareket halinde iken durduran veya gitmekte olduğu yerden başka yere götüren kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(2) Suçun konusunun deniz veya demiryolu ulaşım aracı olması halinde, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

(3) Cebir veya tehdit kullanarak ya da hukuka aykırı başka bir davranışla hava ulaşım aracının hareket etmesini engelleyen veya bu aracı gitmekte olduğu yerden başka yere götüren kişi, beş yıldan on yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(4) Bu suçların işlenmesi sırasında kişilerin hürriyetinin tahdit edilmesi dolayısıyla ayrıca cezaya hükmolunur.

(5) Bu suçların işlenmesi sırasında kasten yaralama suçunun neticesi sebebiyle ağırlaşmış hallerinin gerçekleşmesi durumunda, ayrıca kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır.”

223. madde tamamen yeniden düzenlenmiştir. Artık cebir veya tehdit unsuru suçun tanımından çıkarılmış, yerine genel bir ifade olan hukuka aykırı bir davranış ibaresi getirilmiştir. Bu değişiklik ile suçun oluşumu için fiilin şiddet içermesi şartı aranmayacaktır.

Yeni metin, kara, deniz, demir ve hava ulaşım araçlarını ayrıca düzenlemekte, araç hareket halindeyken durdurulması veya başka yere götürülmesi fiillerini ayrı cezalandırmaktadır. Örneğin kara ulaşım aracını durdurmak 1–3 yıl, başka yere götürmek 2–5 yıl hapis ile karşılanmaktadır. Deniz ve demiryolu araçları için 3 – 7 yıl, hava araçları için 5 – 12 yıl arasında cezalar öngörülmüştür.

Ayrıca, bu suçların işlenmesi sırasında başka bir suçun da işlenmesi durumunda, fail her iki suçtan ayrı ayrı cezalandırılacaktır. Madde, ulaşım güvenliğini etkileyen her türlü fiile karşı etkin cezai koruma amaçlamaktadır.

  • Hayasızca Hareketler (TCK m. 225)

“(1) Alenen cinsel ilişkide bulunan veya teşhircilik yapan kişi, altı aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.”

11. Yargı Paketi ile 225. maddeye iki yeni fıkra eklenmiştir. İlk olarak, “doğuştan gelen biyolojik cinsiyete ve genel ahlaka aykırı tutum ve davranışta bulunan ya da bunu teşvik eden, öven veya özendiren kişilerin” bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılması öngörülmüştür. İkinci olarak, “aynı cinsiyetteki kişilerin nişan veya evlenme töreni yapmaları” da bir yıl altı aydan dört yıla kadar hapis cezası gerektiren fiil olarak tanımlanmıştır.

Bu düzenlemeler ile kanun koyucu, toplumsal ahlak, aile kurumu ve nesil sağlığı ilkeleri çerçevesinde yeni bir cezai çerçeve oluşturmuştur. Madde, Genel Ahlaka Karşı Suçlar bölümünde yer almaya devam etmekte ve cezanın üst sınırı 2 yıldan fazla olduğu için tutuklama yasağı kapsamı dışında kalmaktadır. Bu kapsamda, düzenlemenin temel amacı, toplumun genel ahlak değerlerinin korunması, aile yapısının güçlendirilmesi ve doğuştan gelen cinsiyet özelliklerinin hukuki güvence altına alınmasıdır.

  • Ödeme Araçları ve Hesap Bilgilerini Başkasına Verme (TCK m. 245/B – Yeni Madde)

Teklifle Türk Ceza Kanunu’na eklenen 245/B maddesi, bilişim suçları alanında önemli bir yenilik getirmiştir. Düzenlemeye göre, kendisinin veya başkasının menfaati için başkasına ait banka veya kredi kartı bilgilerini, ödeme araçlarını ya da kripto varlık hesaplarını başkalarına veren kişiye bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası verilecektir.

Bu madde, bilişim sistemleri aracılığıyla işlenen suçların yaygınlaşması ve özellikle dolandırıcılık fiillerinde hesap bilgilerinin üçüncü kişilere aktarılması gibi durumların önlenmesi amacıyla hazırlanmıştır. Eğer fiil dolandırıcılık suçu oluşturuyorsa, fail yalnızca daha ağır suçtan cezalandırılacaktır. Ayrıca madde, kripto varlık hizmet sağlayıcılarını ve ödeme sistemlerini de kapsamına alarak modern teknolojik suç alanlarına hukuki karşılık getirmektedir. Amaç, ekonomik sistemde şeffaflığı artırmak ve finansal suçlara karşı önleyici bir ceza politikasını yerleştirmektir.

  • 11. Yargı Paketinde Bilişim ve İletişim Alanında Getirilen Yenilikler

Teknolojik suçlardaki artış, bilişim sistemlerinin kötüye kullanımını önlemeye yönelik yeni düzenlemeleri zorunlu kılmıştır. Bu çerçevede:

  • Bilişim sistemleri aracılığıyla işlenen suçlardan elde edilen kazançların bulunduğu hesapların geçici olarak dondurulmasına imkân tanınmıştır.
  • Savcılık tarafından talep edilen bilgi ve belgelerin on gün içinde gönderilmemesi veya eksik gönderilmesi hâlinde ilgili işletmelere idari para cezası uygulanacaktır.
  • Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu’na, telefon hat aboneliği sayısını sınırlandırma, sahte hatların bağlantısını kesme ve yabancı hat kayıtlarının doğrulanmasını sağlama yetkisi verilmiştir.

Bu önlemlerle, bilişim teknolojilerinin araç olarak kullanıldığı dolandırıcılık ve veri hırsızlığı gibi suçların önlenmesi hedeflenmiştir. Ayrıca, iletişim sektöründe kişisel verilerin izinsiz paylaşılmasının önüne geçmek için hat kayıtlarının doğrulanması zorunlu hale getirilmiştir.

  • Nitelikli Dolandırıcılık Suçları Asliye Ceza Mahkemelerinin Görevine Alınmaktadır.

Ağır ceza mahkemelerinin görevini düzenleyen 5235 sayılı kanun m. 12 hükmü yeniden düzenlenerek, mevcut durumda nitelikli dolandırıcılık suçlarında ağır ceza mahkemesi görevli kılınmışken, düzenleme ile bu görev asliye ceza mahkemelerine verilmektedir. Zira 6/9/2004 tarihli ve 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun 12 nci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “nitelikli dolandırıcılık (m. 158),” ibaresi madde metninden çıkarılmaktadır.

İlgili Makale: İnfaz Hesaplama

11 yargi paketi af infaz
11 yargi paketi af infaz

11. Yargı Paketinde Ceza Muhakemesi Kanununda Yapılan Düzenlemeler

11. Yargı Paketi yalnızca suç ve cezaları değil, ceza yargılamasının usul boyutunu da yeniden şekillendirmektedir. Bu kapsamda, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nda önemli revizyonlar yapılmıştır.

  • CMK m. 250 – Seri Muhakeme Usulünün Kapsamı

Genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması suçuna (TCK m. 170/2) ilişkin olarak yapılan değişiklik, bu fiilin artık seri muhakeme kapsamı dışında bırakılmasını öngörmektedir. Bu düzenleme ile toplumsal tehlike potansiyeli yüksek olan fiillerin hızlandırılmış yargılama usulüyle sonuçlandırılması engellenmiş, bu tür suçlarda tam yargılama yapılmasının önü açılmıştır. Böylelikle seri muhakeme, yalnızca toplum açısından önemsiz veya daha az zararlı suçlar için uygulanmaya devam edecek; genel güvenliği doğrudan tehlikeye sokan eylemler, geniş delil değerlendirmesine tabi olacaktır.

  • CMK m. 253 – Uzlaştırma Usulü

Uzlaştırma kurumu, ceza yargılamasında taraflar arasındaki uyuşmazlığın barışçıl yollarla çözülmesini sağlar. 11. Yargı Paketi ile birlikte, uzlaştırma kapsamına ilişkin yeni bir denge getirilmiştir. Hakaret suçu, belirli koşullar altında uzlaştırma kapsamına alınırken, kamu görevlisine karşı görevinden dolayı işlenmesi halinde bu kapsamdan çıkarılmıştır. Böylelikle, toplumda kamu hizmetine karşı saygının korunması amaçlanmış; diğer yandan kişisel düzeyde yaşanan hakaret fiillerinin mahkemeye taşınmadan çözülmesi teşvik edilmiştir. Ayrıca, aynı olayda hem uzlaştırmaya hem önödeme kapsamına giren birden fazla suç işlendiğinde, uzlaştırmaya elverişli olan suç yönünden uzlaşma hükümleri uygulanacaktır.

  • CMK Geçici m. 8 – Devam Eden Dosyalar

Yeni uzlaştırma hükmü yürürlüğe girmeden önce başlayan soruşturma veya kovuşturmalarda, eğer uzlaşma sağlanmışsa yeni hükümler uygulanmayacaktır. Bu geçiş kuralı, geçmişe etkili yargısal sonuçlar doğmasını engellemeyi amaçlamaktadır.

  • Önödeme Kurumunda Değişiklikler (TCK m. 75)

Önödeme kurumu, failin mahkeme önüne çıkmadan belirli bir bedeli ödeyerek cezadan kurtulmasına imkân tanır. 11. Yargı Paketi ile hakaret suçu, kamu görevlisine karşı görevinden dolayı işlenmesi halinde artık önödeme kapsamı dışına çıkarılmıştır. Bunun dışında kalan hakaret fiilleri, ister yüz yüze ister iletişim araçlarıyla işlenmiş olsun, önödeme kapsamında değerlendirilecektir. Bu düzenleme, Anayasa Mahkemesi’nin önceki iptal kararlarının gereği olarak getirilmiş ve sistemin anayasaya uygunluğunu sağlamayı hedeflemiştir.

  • 11. Yargı Paketinde Adli Yargı Teşkilatında Görev Dağılımı Düzenlemesi

5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun’un 12. maddesinde yapılan değişiklikle, neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçunun ağır ceza mahkemelerinin görev alanına dahil edilmesi öngörülmüştür. Ayrıca, nitelikli dolandırıcılık suçunun yalnızca TCK m. 158’in (d), (e) ve (f) bentleri kapsamındaki hâlleri ağır ceza mahkemelerinin görev alanına alınmıştır. Böylece mahkemeler arasındaki iş yükü dengelenmiş ve görev dağılımı netleştirilmiştir.

11. Yargı Paketinde İnfaz Kanunda Yapılan Düzenlemeler

  • 5275 Sayılı Kanun m. 11 ve 15: Çocuk Kapalı Kurumdan Eğitimevine Geçiş Sistemi

11. Yargı Paketi, çocuk hükümlülerin infaz rejiminde köklü bir dönüşüm başlatmıştır. Artık çocuklar, cezalarının infazına doğrudan çocuk kapalı infaz kurumlarında başlayacak, belirli bir süre boyunca gözlemlendikten sonra iyi hâl ve rehabilitasyon düzeyine göre eğitimevlerine geçiş yapabileceklerdir. Bu düzenleme, cezayı salt bir yaptırım olmaktan çıkararak, yeniden topluma kazandırma sürecinin ilk adımı hâline getirmektedir.

Yeni sistemin temel ilkesi, her çocuk hükümlünün bireysel gelişim sürecine uygun bir infaz planı hazırlamaktır. Çocuğun davranışları, eğitim faaliyetlerine katılımı, disiplin geçmişi ve psikolojik durumu sürekli olarak uzmanlar tarafından değerlendirilecektir. İdare ve gözlem kurulu bu veriler ışığında, çocuğun açık kurumlara geçmeye uygun olup olmadığına karar verecektir.

Eğer çocuk kurum içinde olumsuz davranışlar sergiler, disiplin cezası alır veya kurum düzenini bozacak eylemlerde bulunursa, bu geçiş hakkını kaybedecektir. Ancak sistem, çocuklara ikinci bir şans da tanır: Altı ay sonra yeniden değerlendirme yapılabilecek ve olumlu gelişme gösteren çocuklar tekrar eğitimevine geçme fırsatı elde edebilecektir.

Bu yenilik, cezalandırmanın amacını değiştiren pedagojik bir anlayışı yansıtır. Çocuğun suça yönelmesine neden olan faktörlerin ortadan kaldırılması, sosyal becerilerinin güçlendirilmesi, eğitim ve meslek edinme olanaklarının artırılması hedeflenmiştir. Kapalı kurumlar artık yalnızca güvenlikli alanlar değil, çocukların davranışsal, duygusal ve bilişsel açıdan desteklendiği birer rehabilitasyon merkezi niteliği taşımaktadır.

Ayrıca düzenleme, çocukların aileleriyle bağlarını korumalarına özel önem verir. Aileyle düzenli görüşme ve iletişim hakkı genişletilmiş; ailelerin de çocukların rehabilitasyon sürecine aktif katılımı amaçlanmıştır. Böylece çocuk, ceza sürecinde yalnızlaşmadan, hem psikolojik hem sosyal açıdan desteklenmiş olur.

11 yargi paketi maddeleri
11 yargi paketi maddeleri

İİK’da Yapılan Değişiklikler

  • İcra ve İflas Kanunu m.134’te Yapılan Değişiklik

İcra ve İflas Kanunu’nun 134. maddesinde yapılan değişiklik, ihalenin feshi kurumunu hızlandırmayı, kötü niyetli başvuruların önüne geçmeyi ve satış işlemlerinin öngörülebilir biçimde sonuçlanmasını amaçlayan kapsamlı bir düzenlemedir. Özellikle uygulamada sıklıkla karşılaşılan, ihale sonrası yapılan şikâyetlerle satış sürecinin uzun yıllar boyunca sürüncemede bırakılması; alacaklının tahsil kabiliyetini ciddi şekilde zayıflatmakta, borçlu açısından ise belirsizlik yaratmaktadır. Yapılan değişiklikle birlikte maddenin hem şekli hem maddi şartlarında önemli revizyonlara gidilmiştir.

Bu kapsamda ihalenin feshi sebepleri daha net ve sınırlayıcı şekilde tanımlanmış, böylece keyfî başvuruların önüne geçilmesi hedeflenmiştir. Ayrıca şikâyet süreleri kısaltılmış, mahkemelerin inceleme yetkisi ise daha sınırlı bir çerçeveye oturtulmuştur. Amaç, ihale kesinleşmesini hızlandırmak ve yargılamanın tahdidi hâle getirilmesidir. Böylelikle, ihalenin feshi taleplerinin borç tahsilatını engellemek için kötüye kullanılmasının önüne geçilmesi hedeflenmiştir.

Düzenleme ile satış bedelinin yatırılması, ihale alıcısının yükümlülükleri, tebligat usulleri ve hâkimin inceleme sınırı yeniden belirlenmiş; icra satışının hem ekonomik hem hukuki güvenilirliği güçlendirilmiştir. Nihayetinde madde değişikliği, icra satışlarının sistematik akışını hızlandırarak, alacaklının tahsil hakkı ile borçlunun korunması arasındaki dengeyi güçlendirmeyi amaçlamaktadır.

  • İcra ve İflas Kanunu m.111 ve Yeni Eklenen m.111/a (Taksitlendirme – Ödeme Taahhüdü) Değişiklikleri

İİK m.111 ve yeni eklenen m.111/a’da yapılan düzenleme, borçlunun ödeme taahhüdü kurumunun hem kötüye kullanımını engellemeyi hem de daha öngörülebilir bir taksitlendirme rejimi oluşturmayı hedeflemektedir. Uygulamada borçlular tarafından verilen taahhütlerin çoğu, gereği yerine getirilmediği hâlde uzun süre işlemleri durdurmak için araç olarak kullanılmakta; bu durum hem alacaklı hem de icra dairesinin iş yükü açısından ciddi sorunlar doğurmaktaydı.

Yeni düzenlemeye göre ödeme taahhüdünün geçerliliği daha sıkı şekil şartlarına bağlanmış, borçluya yüklenen yükümlülükler açık biçimde tanımlanmıştır. Borçlunun taahhüdü ihlâl etmesi hâlinde hangi hukuki sonuçların doğacağı netleştirilmiş ve sürecin daha hızlı işler hâle gelmesi amaçlanmıştır. Böylece, borçlunun kötü niyetli biçimde ödeme taahhüdü vererek haciz veya satış işlemlerini geciktirmesi engellenmiştir.

Eklenen 111/a maddesi ise tekrar eden ihlaller, taksit sayısı, ödemelerin zamanında yapılması, icra dairesinin gözetim yetkisi, ve yeniden yapılandırma benzeri uygulamaların sınırları konusunda ayrıntılı hükümler içermektedir. Bu madde ile birlikte borçlunun davranışına göre icra müdürünün takdir alanı daraltılmış; süreç daha objektif kriterlere bağlanmıştır. Sonuç olarak, taksitlendirme kurumunun hem alacaklı hem borçlu açısından daha şeffaf ve uygulanabilir bir yapıya kavuşması sağlanmıştır.

Avukatlık Kanunnda Yapılan Değişiklikler

  • Avukatlık Kanunu m. 59’da Yapılan Değişiklikler

Kanun teklifi madde 3 ile 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 59. maddesinde yapılan değişiklik, avukatlık mesleğinin disiplin rejiminde uzun süredir devam eden tartışmaları gidermeyi ve Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararları sonrası oluşan norm boşluklarını doldurmayı amaçlamaktadır. Özellikle disiplin soruşturmaları ve cezaların uygulanmasına ilişkin belirsizliklerin hem savunma hakkı hem de yargı mercileri nezdinde sorun yarattığı bilinmektedir. Bu nedenle değişiklik, madde metninin hem kapsamını hem işleyişini yeniden yapılandırmaktadır.

Yeni düzenleme ile birlikte disiplin cezası verilmesi gereken hâller daha açık hâle getirilmiş, hangi eylemlerin disiplin yaptırımı doğuracağı kanun seviyesinde tanımlanmıştır. Bu, keyfî disiplin uygulamalarının önüne geçilmesi ve barolar arasında uygulama birliğinin sağlanması için önemlidir. Ayrıca AYM’nin önceki kararlarında vurgulanan belirlilik ve öngörülebilirlik  kriterleri karşılanmıştır.

Değişiklik aynı zamanda önceki fıkraların bir kısmını yürürlükten kaldırarak, yerine daha açık ve sistematik hükümler getirmektedir. Madde metninin yeniden kurgulanması; disiplin kovuşturmalarında savunma hakkının daha etkin kullanılmasına, soruşturma süreçlerinin sadeleşmesine ve disiplin organlarının takdir yetkisinin sınırlarının belirginleşmesine katkı sağlamaktadır.

Madde 4 ile m.59’da yapılan değişikliğin devamı niteliğinde olan ek fıkralar, disiplin süreçlerinin usulî boyutunu düzenlemektedir. Yapılan değişiklikler özellikle şu alanlara yöneliktir:

  1. Disiplin soruşturmasının başlatılma şartları yeniden tanımlanmıştır.
  2. Soruşturmanın kapsam ve sınırları açıkça belirlenmiştir.
  3. Baro disiplin kurullarının yetki ve sorumlulukları netleştirilmiştir.
  4. Disiplin cezası verilirken uygulanacak ölçütler ve değerlendirme kriterleri kanun düzeyine çıkarılmıştır.

Bu düzenleme ile soruşturmaların kişiden kişiye değişen uygulamalarla yürütülmesinin önüne geçilmesi hedeflenmiştir. Ayrıca avukatların mesleki güvenliği açısından kritik olan hukuk devleti güvenceleri disiplin yargısına da taşınmıştır..

Sonuç olarak m.59’da yapılan düzenleme, hem AYM’nin iptal kararlarının gereğini yerine getirmekte hem de meslek disiplininin öngörülebilir, eşitlikçi ve hukuka uygun biçimde yürütülmesini sağlamaktadır.

  • Avukatlık Kanunu m.134 ve m.135 (Disiplin Suçları ve Cezalarında Yapılan Değişiklik)

Bu madde, Avukatlık Kanunu’nun 134 ve 135. maddelerini önemli ölçüde değiştirmektedir. Bu yönüyle, avukatlık disiplin hukukunda son yılların en kapsamlı düzenlemelerinden biridir.

Madde 134 – Disiplin Suçları Tanımı Yeniden Yapılandırıldı

Bu düzenleme, m.134’ün sistematiğini tamamen değiştirerek:

  • Hangi fiillerin disiplin suçu oluşturduğu,
  • Bu fiillerin hangi dereceye göre sınıflandırıldığı,
  • Disiplin sorumluluğunun hukuki çerçevesi gibi unsurları daha öngörülebilir hâle getirmektedir.

Böylece hem baroların değerlendirme alanı daraltılmış hem de disiplin cezalarının hukuki dayanaktan yoksun biçimde verilmesinin önüne geçilmiştir.

Madde 135 – Disiplin Cezaları, Süreler ve Usul

Madde 135’teki değişiklik, disiplin cezalarının:

  • Türlerini,
  • Uygulanma koşullarını,
  • Zamanaşımı sürelerini,
  • Baro disiplin kurullarının yetki sınırlarını,
  • Hangi eylemin hangi cezaya karşılık geldiğini, yeniden tanımlamaktadır.

AYM’nin, avukatlık disiplin cezalarının “belirlilik ve kanunilik ilkesine aykırı olduğu” yönündeki tespitlerinin ardından bu madde zorunlu bir revizyon hâline gelmişti.

Yeni düzenleme ile disiplin cezalarının dayanağı güçlendirilmiş, ölçülülük ilkesi gözetilerek avukatın mesleki faaliyetinin korunması ile kamu güveninin sağlanması arasında denge kurulmuştur.

  • Disiplin Yargılamasında Zamanaşımı ve Usul Kuralları

Teklifin 6. maddesindeki düzenleme :

  • Mesleki disiplin yargılamasının keyfî uygulamalara açık olmasını engeller,
  • Barolar arasında uygulama birliği sağlar,
  • Avukatların hukuki güvenliğini artırır.
  • Baro Organlarının Yetkileri ve Disiplin Süreçleri

Teklifin 7. maddesindeki düzenleme ile :

  • Baro yönetim kurulu,
  • Disiplin kurulu,
  • Türkiye Barolar Birliği arasındaki yetki dağılımı ve disiplin süreçlerindeki roller yeniden tanımlanmıştır.

Amaç, disiplin kovuşturmalarının daha hızlı işlemesi ve kararların öngörülebilir olmasını sağlamaktır.

  • Avukatlık Kanunu m.155 (Zamanaşımı – Disiplin Kovuşturması)

8. madde özellikle:

  • Disiplin cezalarında zamanaşımı sürelerini,
  • Başlangıç ve bitiş anlarını,
  • Kovuşturmanın hangi şartlarda ilerleyebileceğini, düzenlemektedir.

Disiplin suçlarının “zamanaşımı nedeniyle düşmesi” uygulamada büyük sorunlara yol açtığından, bu madde mesleki disiplin rejimi açısından kritik önemdedir.

Sonuç Olarak Avukatlık Kanununda

Yani Anayasa Mahkemesi Avukatlık Kanunu m. 134 ve 135 hükümlerini içerikleri belirsiz olduğundan iptal etmişti. Taslak ile bu hükümler yeniden düzenlenmekte ve özellikle 135. maddede her bir disiplin cezası türüne göre hangi eylemlerin hangi disiplin cezasını gerektirdiği bentler hâlinde sayılmaktadır. Bu bağlamda, örneğin reklam yasağını ihlâl etmek kınama cezasını gerektirmektedir. Bu suretle, önceki sistemdeki yoruma dayalı belirsizlikler büyük ölçüde giderilmektedir. Bunların haricinde, cezaların uygulanma şekline dair 136. maddesi daha detaylı düzenlenmektedir.

Disiplin cezası verme yetkisinde ek bir zamanaşımı süresi getirilmektedir: Avukatlık Kanunu m. 159/3 ’e eklenmesi öngörülen hükme göre “Disiplin Kurulu tarafından kovuşturma sonucunun beklenmesine karar verilmesi halinde, kesinleşen mahkeme kararının ilgili baroya bildirilmesinden itibaren bir yıl geçmekle ceza verme yetkisi zamanaşımına uğrar.” Aynı maddeye eklenmesi öngörülen 4. fıkraya göre, “Disiplin soruşturması veya kovuşturması sonucu tesis edilen idari işleme karşı dava açılması halinde zamanaşımı süresi kesilir. Mahkemenin idari işlemin iptaline ilişkin kararının ilgili baro veya Türkiye Barolar Birliğine bildirilmesinden itibaren mahkeme kararı uyarınca en geç iki yıl içinde yeniden yapılacak soruşturma veya kovuşturma sonucuna göre karar verilir. Mahkeme kararının ilgili baro veya Türkiye Barolar Birliğine ulaşmasından itibaren iki yıl geçtikten sonra disiplin cezası verilemez.”

İşten çıkarma cezasının da 5 yıl sonra sicilden silinmesine imkân verilmektedir: Avukatlık Kanunu m. 160 hükmü değiştirilmekte ve birinci fıkrası, “Meslekten çıkarma cezasından başka bir disiplin cezası verilen avukatlar, uyarma, kınama, para ve işten çıkarma cezalarının
uygulanmasından itibaren beş yıl geçtikten sonra disiplin kuruluna başvurarak bu disiplin cezalarının sicillerinden silinmesini isteyebilirler. Tekerrür uygulanarak verilen işten çıkarma cezaları bu hükmün dışındadır.” şeklinde düzenlenmektedir.

4734 Sayılı Kamu İhale Kanununda Yapılan Değişiklikler

4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’nda yapılan değişiklikler, kamu alımlarının yürütülmesinde karşılaşılan yapısal sorunları gidermeyi, ihale süreçlerini daha şeffaf hâle getirmeyi ve özellikle uygulamada sıklıkla gündeme gelen uygulama birliği eksikliğini ortadan kaldırmayı amaçlamaktadır. Değişiklikler, hem mal ve hizmet alımlarını hem de yapım işlerine ilişkin ihale prosedürlerini etkileyen geniş bir düzenleme alanına sahiptir.

Kamu alımlarının ekonomik etkisi ve kamusal kaynakların verimli kullanılması gerekliliği dikkate alındığında, ihale hukukunda ortaya çıkan belirsizliklerin ve yeknesak olmayan uygulamaların giderilmesi zorunluluk hâline gelmiştir. Bu nedenle yapılan değişiklikler, Kanun’un temel ilkeleri olan saydamlık, rekabet, eşit muamele, güvenirlik, kamuoyu denetimi ve kaynakların verimli kullanılması bakımından önemli bir yenilenme niteliği taşımaktadır.

  • İhale Süreçlerinde Belirlilik ve Öngörülebilirlik Artırıldı

Yapılan düzenlemeye göre, ihale sürecinin çeşitli aşamalarında kullanılan kavramlar yeniden tanımlanmış ve uygulamada sorun yaratan boşluklar giderilmiştir. Özellikle tekliflerin değerlendirilmesi, yeterlik kriterlerinin belirlenmesi ve sözleşme öncesi yükümlülüklerin tam olarak hangi aşamada doğacağına ilişkin netlik sağlanmıştır. Bu yönüyle düzenleme, isteklilerin hukuki konumunu güçlendirmekte ve idarenin takdir yetkisini sınırlandırmaktadır.

  • Ekonomik Açıdan En Avantajlı Teklifin Belirlenmesinde Objektif Kriterler

Uygulamada ekonomik açıdan en avantajlı teklifin belirlenmesinde yaşanan keyfî uygulamaların önüne geçmek amacıyla; fiyat dışı unsurların hangi hâllerde dikkate alınacağı, idarelerin bu unsurları nasıl puanlandıracağı ve değerlendirmeyi ne şekilde yapacağı daha açık biçimde düzenlenmiştir. Bu değişiklikle amaçlanan, fiyat dışı kriterlerin idareler tarafından belirsiz veya denetime kapalı şekilde kullanılmasını engellemek ve ihale sonuçlarının öngörülebilirliğini artırmaktır.

  • Yasaklılık ve Sözleşmenin Feshi Şartlarına İlişkin Netlik

Yapılan düzenleme, ihale sürecinde ortaya çıkan yasaklılık hâllerini netleştirmekte; sözleşmenin feshi ve idarenin tek taraflı işlemleri bakımından uygulama birliği sağlamaktadır. Özellikle isteklinin yanıltıcı bilgi sunması, sahte belge kullanması veya taahhüt ettiği işi ifa edemeyeceğine ilişkin durumların ortaya çıkması hâllerinde uygulanacak yaptırımlar daha somut hâle getirilmiştir. Bu düzenleme, hem idarenin kaynaklarını korumakta hem de kamu zararının doğmasını engellemeyi amaçlamaktadır.

  • Kamu İhale Kurumu’nun Düzenleyici Rolünün Güçlendirilmesi

Değişiklik, KİK’in ihale süreçlerindeki düzenleyici konumunu pekiştirmektedir. Kanun, Kurum’a:

  • Usul ve esasları belirleyen ikincil düzenlemeleri güncelleme,
  • Uygulamadaki sorunları tespit ederek idareler arası uygulama birliğini sağlama,
  • İhalenin iptali ve düzeltici işlem önerileri konusunda daha net yetkiler verme konularında genişletilmiş bir çerçeve sunmaktadır.

Bu yönüyle ihale hukukunun dinamizmine uygun bir normatif çerçeve oluşturulmuştur.

  • Sözleşme Süreçlerinde Sorumluluk ve Gözetim Yükümlülüğü

Yeni düzenleme, sözleşme imzalandıktan sonraki aşamada idarenin sözleşmeyi gözetim ve denetim yükümlülüğünü daha açık şekilde ifade etmektedir. Bu çerçevede:

  • İşin süresinde ve teknik şartnamelere uygun yürütülmesi,
  • Yüklenicinin sorumluluklarının takip edilmesi,
  • Teminatların akıbeti,
  • Gecikme hâllerinde uygulanacak hükümler gibi alanlarda belirsizlik giderilmiştir.

Bu düzenleme, uygulamada hem yüklenici lehine hem idare lehine doğan keyfî yorumların ortadan kaldırılmasına yardımcı olmaktadır.

  • Kamu Kaynaklarının Etkin Kullanımı ve Denetim

Düzenlemenin genel gerekçesinde vurgulandığı üzere, kamu ihale süreçlerinin hızlandırılması ve kamu kaynaklarının etkin şekilde kullanılması Kanun değişikliğinin ana hedefidir. Bu çerçevede yapılan teknik revizyonlar, kamu zararının önlenmesi, ihale süreçlerinin hızlanması ve denetlenebilirliğin artması bakımından bütüncül bir fonksiyon görmektedir.

11. Yargı Paketinde Medeni Kanunda Yapılan Düzenlemeler

  • TMK m. 40 – Cinsiyet Değişikliği Şartları

Cinsiyet değişikliği taleplerine ilişkin koşullar yeniden düzenlenmiştir. Artık başvuru yapacak kişinin en az 25 yaşında olması, üreme yeteneğinden sürekli biçimde yoksun bulunması ve cinsiyet değişikliğinin ruh sağlığı açısından zorunlu olduğuna dair rapor bulunması gerekmektedir.

Bu raporun, Sağlık Bakanlığı tarafından belirlenen tam teşekküllü eğitim ve araştırma hastanesinde, en az üçer ay arayla yapılan dört ayrı değerlendirme sonucunda verilmesi şart koşulmuştur. Ek olarak, genetik veya hormonal hastalık nedeniyle genital organ gelişim bozukluğu bulunan kişiler, bu şartlar aranmaksızın tedaviye yönelik tıbbi müdahalelere tabi tutulabilecektir. Bu maddeyle amaç, hem bireyin sağlık hakkını korumak hem de tıbbi süreçlerde denetimi artırmaktır.

  • 11. Yargı Paketinde Abonelik Sözleşmelerinde Yapılan Değişiklik

Yargı Paketi ile elektronik haberleşme hizmetlerinde yapılan düzenleme, abonelik süreçlerini sahtecilik ve kimlik hırsızlığına karşı güçlendirmiştir. Yeni maddeye göre, işletmeciler artık elektronik kimlik doğrulama kabiliyeti bulunmayan belgelerle abonelik kaydı yapamayacaktır. Abonelik işlemlerinde kişinin kimliği, yüz veya parmak izi özetine ilişkin biyometrik veriler ya da kimlik kartı üzerindeki şifre vasıtasıyla teyit edilecektir. Kişinin elektronik kimlik doğrulama özelliğine sahip belgeye sahip olmadığı tespit edilirse, kayıt işlemi yalnızca belirlenen usullerle yapılabilecektir.

Bu kapsamda, yabancı uyrukluların kimlikleri yüz veya parmak izi biyometrik verileri üzerinden resmî makamlar aracılığıyla doğrulanacaktır. Eğer bu doğrulama uzaktan yapılırsa, işletmeci, abonelik kaydı yapılan kişinin konum verisini ilgili resmî makama iletmek zorundadır. Aynı şekilde, geçici kimlik, mavi kart veya uluslararası sözleşmeler kapsamında verilen kimliklerle işlem yapılması halinde, kişinin yüzüne ait biyometrik veriler alınacaktır.

İşletmeciler ayrıca, her üç ayda bir abonelerin ölüm, tüzel kişiliğin sona ermesi veya sınır dışı edilme gibi nedenlerle aktifliğinin devam edip etmediğini resmî makamlardan teyit edecektir. Teyidi sağlanamayan abonelerin hatları, elektronik haberleşme şebekesinden çıkarılacaktır. Bunun yanında, bir gerçek veya tüzel kişi adına açılabilecek hat sayısına BTK tarafından sınır getirilecek, işletmeciler bu sınırın üstünde abonelik kaydı yapamayacaktır. Kurumun belirlediği sayının üzerinde abone numarası kullanan cihazlara da elektronik haberleşme hizmeti verilemeyecektir.

Bu düzenlemelerin gerekçesinde, sahte ve açık hatların dolandırıcılık, terör ve bilişim suçlarında yoğun şekilde kullanılmasının önüne geçilmek istendiği belirtilmiştir. Abonelik işlemlerinin elektronik kimlik doğrulama esasına bağlanmasıyla, hem kişilerin bilgisi dışında yapılan hat açma işlemleri engellenecek hem de iletişim altyapısı üzerinden işlenen suçların izlenebilirliği artırılacaktır.

11. Yargı Paketini Ne Zaman Çıkacak?

11. Yargı Paketi 25.12.2025 tarihinde çıktı. TBMM‘de kabul edildi ve resmi gazetede yayınlandı. 11. Yargı Paketi, ceza hukukunu günümüz sosyal, teknolojik ve ahlaki dinamiklerine uyarlayarak, toplumun huzurunu, bireylerin güvenliğini ve devletin adalet misyonunu güçlendirmeyi amaçlayan kapsamlı bir reform niteliğindedir. Bu çerçevede paket, hem cezaların caydırıcılığını artırmakta hem de toplumun genel güvenlik algısını koruyarak bireylerin yaşam, mülkiyet ve özgürlük haklarını teminat altına almaktadır. Böylelikle yasa, yalnızca teknik bir kanun değişikliği değil; Türkiye’nin ceza adaleti anlayışında yeni bir dönüm noktası olarak değerlendirilmektedir.

Kanun teklifinde yer alan düzenlemelerin hazırlanmasında temel referans noktası, hukuki güvenlik ve kanunilik ilkeleridir. Yasa koyucu, toplumsal ihtiyaçlara uygun düzenlemeler oluştururken bireylerin öngörülebilirlik hakkını zedelememeye özen göstermiştir. Bu kapsamda ceza hukukunun evrensel ilkeleri, Anayasa’nın 2. maddesinde güvence altına alınan hukuk devleti prensibi, 13. ve 38. maddelerde yer alan ölçülülük ve suçta-cezada kanunilik esasları çerçevesinde gözetilmiştir.

11 yargi paketi ne zaman cikacak
11 yargi paketi ne zaman cikacak

11. Yargı Paketinin Dayanakları

11. Yargı Paketi, 23 Ocak 2025 tarihinde açıklanan 4. Yargı Reformu Strateji Belgesi esas alınarak hazırlanmıştır. 2025-2029 dönemini kapsayan bu belge, hukuk sisteminin “güven veren, makul sürede tamamlanan ve öngörülebilir” bir yapıya kavuşturulmasını hedefler. Reform süreci, yalnızca mevzuat değişikliklerini değil; hâkim, savcı, baro temsilcisi, akademisyen ve sivil toplum kuruluşlarının görüşlerini içeren katılımcı bir adalet politikası anlayışını esas alır.

Bu çerçevede reformun ana eksenini şu ilkeler oluşturmaktadır:

  • Ceza adalet sisteminin etkinliğinin artırılması,
  • Yargılama usullerinin sadeleştirilmesi,
  • Onarıcı ve telafi edici adalet uygulamalarının yaygınlaştırılması,
  • Caydırıcılığın artırılması ve toplumsal barışın güçlendirilmesi,
  • Yargılamalarda makul sürede sonuç alınması,
  • Yargıya duyulan güvenin yeniden tesisi.

Bu kapsamlı hedefler doğrultusunda hazırlanan 11. Yargı Paketi, doğrudan insan hayatına dokunan alanlarda yeni düzenlemeleri hayata geçirmeyi, mevcut mevzuatta uygulamada ortaya çıkan boşlukları gidermeyi ve hukuk devletinin temel ilkeleriyle uyumlu bir ceza politikası geliştirmeyi öngörmektedir.

11. Yargı Paketi Sonuç

11. Yargı Paketi’nin tüm düzenlemeleri birlikte değerlendirildiğinde, paket yalnızca ceza artırımlarına değil, adalet sisteminin genel işleyişine, infazın insancıl hâle getirilmesine, bilişim ve haberleşme güvenliğinin güçlendirilmesine, çocuk adaletinin yeniden yapılandırılmasına ve toplumsal değerlerin korunmasına yönelik kapsamlı bir reform niteliğindedir.

Pakette, bir yandan TCK, CMK ve infaz kanunlarında yapılan değişikliklerle suç ve ceza dengesinin yeniden kurulması, diğer yandan bilişim, telekomünikasyon ve kişisel veri güvenliği alanlarında vatandaşların korunması hedeflenmiştir. Çocukların suça sürüklenmesini önlemeye yönelik hükümler, kadınlar, yaşlılar ve hastalar için konutta veya hafta sonu infaz imkânlarının genişletilmesi, örgütlü suçlarda cezaların artırılması, biyolojik cinsiyet ve genel ahlak ilkelerini korumaya yönelik düzenlemeler, yasa koyucunun ceza adaletini yalnızca cezalandırma değil, önleme ve ıslah işleviyle birlikte ele aldığını göstermektedir.

Bunun yanında, elektronik haberleşme ve abonelik sistemleri için getirilen kimlik doğrulama, hat sayısı sınırlaması ve üç ayda bir aktiflik kontrolü gibi önlemler, dijital çağın güvenlik ihtiyaçlarına cevap verir niteliktedir. Böylece hem bireylerin kimlik güvenliği hem de kamu düzeni korunmuştur. Sonuç olarak 11. Yargı Paketi, cezai yaptırımların güçlendirilmesiyle birlikte infazda insani yaklaşımı, teknolojik güvenlik önlemleriyle dijital çağın risk yönetimini, çocuk koruma politikalarıyla sosyal adaleti birleştiren çok boyutlu bir yargı reformu niteliği taşımaktadır.


Hazırlayanlar:

  • Avukat Esra Polat Tekin
  • Stj. Avukat Ayşegül Çetin
Ara WhatsApp