Ön İnceleme Duruşması
Yargılamanın gereksiz yere uzamasının engellenmesi ve mahkemenin ve tarafların yargılamada gereken hazırlığı davanın başında yapmasının sağlanması bakımından Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile dilekçelerin verilmesinden sonra ve tahkikat aşamasından önce gelmek üzere “ön inceleme” adıyla yeni bir yargılama aşaması kabul edilmiştir. Ön inceleme aşamasının kabulüyle, dilekçelerin karşılıklı verilmesi aşamasının tamamlanmasından sonra ve tarafların ellerinde bulunan delilleri mahkemeye sunmalarından, elde olmayan delillerin ise nereden getirtileceklerinin bildirilmesi ve masrafların ödenmesinden sonra, tüm bu dava malzemesinin inceleneceği tahkikat aşamasına geçilmesi amaçlanmıştır. Böylece tahkikat, delillerin toplandığı değil, incelendiği ve tartışıldığı bir aşama niteliğine kavuşabilecektir. Ön inceleme aşamasında tarafların üzerinde anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususların da tespiti mümkün olacak ve tahkikat sadece, uyuşmazlığın çözümünde etkili olan ve taraflar arasında çekişmeli olduğu tespit edilen vakıa iddialarına hasredilebilecektir.
Ön inceleme aşamasına kadar mahkemelerce kesinlikle duruşma günü tayin edilmemesi gerekir; aksi takdirde eskisinden farklı bir uygulama geliştirilmesi imkânsız hâle gelir. Yeni sistemde eğer gerekiyorsa ve duruşmasız bir karar vermek mümkün değilse, ilk duruşma, ön inceleme duruşması olmalıdır. Ön incelemede hâkim, davanın esasına girilmesine engel bir sebebin varlığını tespit ederse, usule ilişkin bir kararla davayı sona erdirebilecektir. Davanın esasına girilmesi gerekiyorsa, bu durum da hâkim öncelikle zamanaşımı ve hak düşürücü süre konularını mutlaka inceleyerek bir karar vermelidir (m. 142). İddia ve savunmanın değiştirilmesi yasağı da kural olarak ön inceleme aşamasıyla birlikte işlemeye başlayacaktır. Bu makalemizde ön inceleme duruşmasının usul ve esasları detaylı olarak ele alınmıştır.
Ön İnceleme Duruşması Nedir?
Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile usul hukukumuzda ilk derece yargılamasının beş temel aşamadan oluşması öngörülmüştür. Bunlar, sırası ile dilekçelerin karşılıklı verilmesi, ön inceleme, tahkikat, sözlü yargılama ve hükümdür. Bu aşamalar içinde yeni olan ise ön inceleme aşamasıdır Bu çerçevede yargılamanın aşamaları zaman olarak şu şekilde sıralanmaktadır:
- Davanın Açılması
- Ön İnceleme
- Tahkikat
- Tahkikatın Sona Ermesi ve Sözlü Yargılama
- Hüküm
Daha önceki uygulamada, Kanun’da düzenlenmiş olan dört aşamanın hepsinin iç içe geçtiği, biri tamamlanmadan diğerine geçildiği, bunun ise gereksiz ve Kanun’a da uygun olmayan işlemler yapılması sonucunu doğurduğu, yargılamanın aslında geciktiği görülmekteydi. Örneğin, dava dilekçesi ile birlikte, henüz daha dilekçeler aşaması tamamlanmadan tahkikat için duruşma günü tebliğ edildiği, bu sebeple tahkikat duruşmalarının başında dilekçelerin verilmeye devam ettiği ve gereksiz duruşmalar yapıldığı; tahkikata tüm deliller toplanmadan başlandığı için, duruşmaların birçoğunun delil toplamak için gün vermekle geçtiği, tahkikatın tamamlanması ile sözlü yargılama için gerekli son diyeceklerin sorulmadan hükmün verildiği bugün uygulamamızın rutin işleyişi hâline gelmişti. Oysa yapılması gereken şey, dilekçeler aşamasının tamamlanması, bu arada ibrazı mümkün olan delillerin ibrazı ile başka yerden getirilecek deliller hakkında bilgi ve masrafın alınarak gerekli delillerin toplanması, bu işlemler yapıldıktan sonra, delillerin tartışılması için duruşmalar açılması, keşif veya bilirkişi incelemesi için oturum yapılması, en sonunda da taraflara tüm yargılamayı değerlendirmeleri için sözlü yargılamada fırsat tanınarak hükmün verilmesiydi.

Ön İncelemede Doğrudan Yapılacak İşlemler Nelerdir?
Davada taraflarca dilekçelerin karşılıklı olarak verilmesinden sonra, mahkeme tarafından ön inceleme yapılır. Mahkeme ön incelemede; dava şartlarını ve ilk itirazları inceler, uyuşmazlık konularını tam olarak belirler, hazırlık işlemleri ile tarafların delillerini sunmaları ve delillerin toplanması için gereken işlemleri yapar, tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebileceği davalarda onları sulhe veya arabuluculuğa teşvik eder ve bu hususları tutanağa geçirir (m. 137/1). Bunlar, usule ilişkin hususlarla, tahkikata hazırlık işlemleri, tarafların delillerini sunmaları ve toplanması için gerekli işlemlerdir.
Bu aşamanın önemli bir amacı da tarafları sulhe ve özünde sulhu hedefleyen bir kurum olan arabuluculuğa gitmeye teşvik etmek; böylelikle onlar arasında bir anlaşma sağlanmasına uygun ortamı yaratmak suretiyle, uyuşmazlığın daha ileriki aşamalara gitmeden çözüme kavuşturulmasını gerçekleştirmektir. Taraflar sulh olamadıklarında ise, tahkikat için tüm hazırlık işlemleri tamamlanmış olduğundan tahkikatta sadece tanık dinlenmesi, bilirkişi incelemesi yaptırılması ve keşif gibi usul işlemleri gerçekleştirilecek ve bu sayede tahkikatın arka arkaya yapılacak birkaç oturumda tamamlanması mümkün hâle gelecektir.
Ön incelemede yapılacak işlemler tek tek sıralanacak olursa şu işlemlerin yapılması gerekir:
- Dava şartlarının incelenmesi.
- İlk itirazların incelenmesi.
- Uyuşmazlık noktalarının tam olarak tespiti.
- Hazırlık işlemleri.
- Delillerin sunulması ve toplanması için gerekli işlemlerin yapılması.
- Sulhe veya arabuluculuğa teşvik.
- Tüm bu hususların tutanağa geçirilmesi.
Ön inceleme tamamlanmadan ve gerekli kararlar alınmadan tahkikata geçilemez ve tahkikat için duruşma günü verilemez. Kanun koyucu, ön inceleme aşaması tamamlanmadan ve bu aşamada alınması gereken kararlar alınmadan tahkikat aşamasına geçilmesini ve tahkikat için duruşma günü belirlenmesini kesin bir ifade ile (emredici nitelikteki bir düzenlemeyle) yasaklamıştır. Bu açık Kanun hükmüne aykırı davranış, hâkimin sorumluluğunu gerektirir. Keza, hâkimin performans değerlendirme sistemi bakımından da önemli bir değerlendirme noktası, ön incelemeye gereği gibi uyulup uyulmadığı olacaktır. Ön incelemeyi yapmayan veya gereği gibi yapmayan hâkim, usûl kuralının açıkça dışına çıkmış ve gereksiz yere yargılamayı uzatan işlem yapmış demektir.
Ön İncelemeyle Bağlantılı İşlemler Nedir?
Kanunda doğrudan ön incelemenin içinde sayılamamış olan ancak ön incelemeyle bağlantılı iki husus önemlidir. Bunlar, iddia ve savunmanın genişletilmesi ve değiştirilmesi (m. 141) ile maddî hukuka ilişkin süreler hakkında kararlardır (m. 142). Bu iki husus ön incelemenin doğrudan kapsamında değildir. Ancak yukarıda açıklanan iddia ve savunmanın genişletilmesi yasağı ön incelemeyle doğrudan bağlantılıdır. Çünkü, bu yasak dilekçelerin verilme- sinden sonra ön incelemeyle birlikte başlamakta, fakat ön incelemede de bazı özellikler göstermektedir.
Maddî hukuka ilişkin hak düşürücü ve zamanaşımı süreleri de yine usul hukukunun değil, maddî hukukun konusu olmaları sebebiyle esasen tahkikatın konusudur. Fakat süreler, maddî hukuk içerisinde şeklî ve yargılamanın başında da karar verilmesi mümkün olan hâllerdir. Yargılamanın gereksiz uzamaması için, ön inceleme tamamlandıktan hemen sonra ve tahkikatın başında bu konudaki itiraz ve def’ilerin incelenip karara bağlanması öngörülmüştür (m. 142). Hakim ön inceleme işlemlerini yapıp ön inceleme tutanağını tamamladıktan sonra, aynı duruşmada veya ilk tahkikat duruşmasının başında bu konudaki kararını vermelidir. Eğer davada hak düşürücü süre geçmiş ya da dava zamanaşımına uğramış ve bu konudaki def’i de ileri sürülmüşse, hâkim diğer hususları incelemeden bu konuda kararını vermelidir. Özellikle vurgulamak gerekir ki, 142. maddede düzenlenen ne hak düşürücü süre ne de zamanaşımı süresi usuli sürelerdendir; bunlar maddî hukuk meselesi olup esasa ilişkin hususlardır.
Usule ilişkin konuları ön incelemede karara bağlamak kural olarak tahkikata bırakılmamakla birlikte, esasa ilişkin hususların, ön incelemede karara bağlanması söz konusu olmayıp işin esasına, yani tahkikata başlandıktan sonra karara bağlanması gerekir. Ancak, bazen esasa ilişkin konular olan hak düşürücü sürenin veya zamanaşımı süresinin geçmiş olduğu, çok açıktır ve fazladan bir tahkikat, sözlü yargılama ve hüküm duruşması yapılması gerekmeyebilir. Bu durumda, hâkim ön inceleme için açtığı duruşmada, ön inceleme işlemlerini tamamlayıp bu konudaki tutanağı tutmalı, sonra ön incelemenin tamamlandığını belirterek, aynı duruşmada tahkikata geçildiğini tutanağa yazıp tahkikat işlemi olarak tarafların delilleri çerçevesinde sürelere ilişkin değerlendirmesini alarak, son sözlerini sorduktan sonra hak düşürücü süre- den veya zamanaşımından dolayı davayı reddetmelidir. Bu durumda ön inceleme yapılmış, aynı duruşmada tahkikata geçilerek maddî hukuka ilişkin sürelerden dolayı dava reddedilmiş olacaktır. Bu şekilde davranılmasına engel olacak hiçbir hüküm yoktur; hatta bu hem kanun n hem de bir usûl kesiti ihlâl edilmeden gereksiz zaman kayıplarının önüne geçen bir yoldur.
Eğer hâkimin bu süreleri ayrıca incelemesi ve değerlendirmesi gerekiyorsa, o zaman da hâkim tahkikat için duruşma gününü belirlemeli, bu arada süreler bakımından incelemesini yapmalı, ancak tahkikat için belirlediği duruşma gününde maddî hukuka ilişkin süreler konusunda karar vermesi gerekiyorsa, bu kararı daha sonraya bırakmamalıdır. Yani, tahkikatın başında süreler hakkında bir karar vermek mümkünken bunu gereksiz işlemler yaparak sonraki zamana bırakmak, kanuna aykırıdır. Ancak, maddî hukuka ilişkin sürelerle ilgili kararın verilmesi ayrı tahkikat işlemlerinin yapılmasını zorunlu kılıyorsa (örneğin, ancak tanıklar dinlenip keşif yapıldıktan sonra sürenin geçip geçmediği anlaşılabilecekse), bu durumda o incelemelerden sonra, bir karar verilebilir.

Ön İnceleme Duruşması Nasıl Yapılır?
Ön inceleme duruşmalı ya da duruşmasız şekilde yürütülebilir. Eğer duruşma yapmadan karar verilebilecek bir durum söz konusu ise, ön inceleme duruşması dahi açılmadan hâkim dosya üzerinden kararını vermeli, bu mümkün değilse ön inceleme için duruşma açılmalıdır.
-
Duruşmasız Ön İnceleme (m. 138)
Hâkim, dilekçeler tamamlandıktan sonra öncelikle dosyayı bu hâliyle incelemeli ve mümkünse gerekli kararları vermelidir. Dosya üzerinden karar verilmesi de mümkün olan ön inceleme işlemleri dava şartları ile ilk itirazlardır (m. 138). Hâkim, dilekçelerin verilmesinden sonra, dosyayı inceleyerek tek tek dava şartları ve ilk itirazların (bu yönde savunma ileri sürülmüşse) tamam olup olmadığına bakmalıdır. Eğer dava şartları ve ilk itirazlar eksikse, o zaman duruşma açmadan gerekli kararı vermelidir.
Dava şartları ve ilk itirazlarda eksiklik yoksa veya bu konularda eksikliği de tespit etmek için gerekiyorsa, ayrıca diğer ön inceleme işlemleri için duruşma açılmalıdır. Görüldüğü üzere, usuli konularda ön inceleme duruşma açılmasını gerekli kılmıyorsa, dosya üzerinden de yapılabilir; fakat mahkeme gerekli görüyorsa duruşmalı da inceleyebilir. Ancak usulî bir eksiklik bulunmuyorsa, yargılamanın esasına girilecekse, o zaman esas bakımından incelenecek noktaları (iddia ve Savunmaları, uyuşmazlık noktalarını) tespit etmek, bunlar için hazırlıkları yapmak, eksikleri tamamlamak için duruşma açılması zorunludur.
-
Duruşmalı Ön İnceleme (m. 139-140)
- Tarafların Ön İnceleme Duruşmasına Davet Edilmesi (m. 139)
Mahkeme, ön inceleme aşamasının başında dava şartları ve ilk itirazlar ile davaya ilişkin süreler hakkında 138. maddede belirtilen, dosya üzerinden yapacağı incelemeyi tamamladıktan sonra, ön inceleme için bir duruşma günü tespit ederek taraflara bildirir. Taraflara gönderilecek davetiyede, duruşma davetiyesinde yer alması gereken diğer unsurlar (m. 147) yanında, taraflara sulh için gerekli hazırlığı yapmaları, duruşmaya sadece taraflardan birinin gelmesi ve yargıla- maya devam etmek istemesi durumunda, gelmeyen tarafın, yokluğun- da yapılan işlemlere itiraz edemeyeceği ve diğer tarafın, onun muvafakati olmadan iddia ve savunmasını genişletebileceği yahut değiştire- bileceği ayrıca ihtar edilir (m. 139). Yani ön inceleme duruşmasına davet meşruhatlı davetiyeyle olacaktır. Bu davetiyede hem normal duruşma davetiyesindeki hususlar hem de ön incelemeyle ilgili hususlara yer verilecektir.
Ön inceleme oturumu için gün tespiti, dilekçelerin karşılıklı verilmesi aşaması tamamlandıktan sonra yapılacaktır. Özellikle, tarafların sulh olmalarını veya arabulucuya başvurmalarını sağlamak; sulh olmayacaklar ise uyuşmazlık noktalarını tam olarak tespit edebilmek için, böyle bir oturuma ihtiyaç vardır. Ayrıca, usule ilişkin kararlar dosya üzerinden verilemiyorsa, bu oturumda incelenerek karara bağlanacaktır. Ancak, ön inceleme oturumunun etkin bir şekilde yürütülmesi, tarafları bu oturuma gelmeye zorlayıcı tedbirlerin alınmasına, tarafların bu oturuma hazırlıklı gelmelerine, bu oturumun kötüye kullanılmasının önüne geçilmesine bağlıdır. Bu sebeple davette, oturuma sadece taraflardan biri gelirse, gelmeyen tarafın, yokluğunda yapılan işlemlere itiraz edemeyeceği ve kendisinin muvafakati olmasa da diğer tarafın, iddia ve savunmasını genişletip değiştirebileceği belirtilir. Bu davete rağmen, gelmeyen taraf, davetiyede belirtilen sonuçlarla karşılaşacaktır.
- Ön İnceleme Duruşması (m. 140)
Usûlî yönden dosya üzerinden bir ret kararı yoksa, duruşma açılacaktır. Ancak, ön inceleme duruşması tahkikat duruşması değildir. Ön inceleme duruşması özel ve ayrı, bağımsız bir ön duruşmadır. Sadece basit yargılamada birleşik duruşma yapılacağı kanunda açıkça düzenlenmiştir (m. 320). Bunun sebebi, bu usûle tâbi işlerin daha basit işler olması ve mümkün olduğunca çabuk sonuçlandırılmasının sağlanmasıdır. Yazılı yargılama usûlünde ise, bu şekilde açık bir düzenleme bulunmamaktadır. Ancak, gerektiğinde ve ön inceleme için tüm işlemler ve yapılacaklar da tamamlanmışsa, yazılı yargılama usûlünde de ön incelemenin ardından hemen tahkikata geçilmesine engel bir durum bulunmamaktadır. Örneğin, ön incelemeden sonra davanın hemen esasına girilerek işlem yapılması, hatta karar verilmesi mümkün hâle gelmiş olabilir. Bu durumda ayrı bir duruşma günü vermeye gerek olmadan, ön incelemenin ardından tahkikata geçilerek gerekli işlemler yapılabilir. Ancak bu durumda da, önce ön incelemenin ve ön incele- me işlemlerinin tamamlanması, bu konuda tutanağın tutulması, sonrasında tahkikata geçilmesi gereklidir. Bu imkân veya yorum, ön incelemenin kaldırılması, uygulanmaması ya da arkasına dolanılması sonucunu doğurmamalıdır. Tekrar vurgulamak gerekir ki, ön inceleme tamamlanmadan yargılama yürütülemez, karar verilemez.
Ön inceleme duruşması tahkikattan önceki ayrı bir yargılama kesiti olduğundan tahkikat işlemleri yapılmaz, sadece tahkikata hazırlık işlemleri yapılır, bu sebeple ön incelemede kural olarak tanık dinleme, belge inceleme, bilirkişi görüşü alma, keşif yapma ve yemin teklif etme gibi tahkikat işlemleri yapılamaz. Ön inceleme duruşması kural olarak tek duruşmadır; sadece bir de- faya mahsus ikinci bir duruşma günü verilebilir. Ön inceleme duruşması sonunda özel bir tutanak düzenlenir. Ön inceleme tamamlanmadan tahkikata geçilemez ve tahkikat duruşması için duruşma günü verilemez. Ön inceleme aşamasının başında duruşma yapılmaksızın karar verilmesi mümkün görülmüyor ve mutlaka tarafların dinlenmesi gerekiyorsa, hâkim bu dinlemeyi ve karar vermeyi tahkikat aşamasına erteleyemez. Hâkim dava şartları ve ilk itirazlar hakkında gerekiyorsa tarafları dinleyerek, mutlaka ön inceleme aşamasının sonunda bir karar vermek zorundadır. Usûle ilişkin hususlarda taraflar dinlendikten sonra, uyuşmazlığın esasıyla ilgili iddia ve savunmaları dikkate alınarak, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususlar tespit edilecektir. Bu belirleme genel bir belirleme olmayacak, tarafların ortaya koydukları somut vakıalar üzerinden, tek tek hangi vakıada anlaştıkları ya da anlaşamadıkları belirlenecektir.
Ön inceleme oturumu, ön inceleme aşamasında özel bir öneme sahiptir. Bu aşamanın başarısı, esasen bu oturuma doğru bir şekilde hazırlanılması ve yapılması gereken işlemlerin mahkemece ve taraflarca doğru bir şekilde yapılmasına bağlıdır. Hâkim, ön inceleme duruşmasında, dava şartları ve ilk itirazlar hakkında karar verebilmek için gerekli görürse yukarıda belirtilen usûle göre davet ettiği tarafları dinler; daha sonra, tarafların iddia ve savunmaları çerçevesinde, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları tek tek tespit eder (m. 140/1). Uyuşmazlık konularının tespitinden sonra hâkim, tarafları sulhe veya arabuluculuğa teşvik eder; bu konuda sonuç alınacağı kanaatine varırsa, bir defaya mahsus olmak üzere yeni bir duruşma günü tayin edebilir (m. 140/2). Tarafların anlaşmazlık noktaları tespit edildikten sonra, deyim yerindeyse uyuşmazlığa ilişkin resim daha net olarak ortaya çıkacaktır. Ön inceleme safhasında, anlaşmazlık noktalarının az veya çok olmasına bakılmadan, hâkimin, tarafları sulhe veya duruma göre arabuluculuğa teşvik etmesi zorunludur.
Ön inceleme duruşmasının sonunda, tarafların sulh veya arabuluculuk faaliyetinden bir sonuç alıp almadıkları, sonuç alamadıkları takdirde anlaşamadıkları hususların nelerden ibaret olduğu tutanakla tespit edilir. Bu tutanağın altı, duruşmada hazır bulunan taraflarca imzalanır. Tahkikat bu tutanak esas alınmak suretiyle yürütülür (m. 140/3). Şayet tutanak taraflarca imzalanmazsa, tutanak yine geçerli olacak ve bu tutanak esas alınacaktır; ancak bu gibi durumlarda hâkim, tarafların tutanağı imzalamadığını ve varsa sebebini de tutanağa yazmalıdır.
Ön inceleme oturumunda veya sulh için süre verilmişse ikinci oturumda tarafların sulh olup olmadıkları açıklığa kavuşacaktır. Eğer taraflar uyuşmazlığı sürdürerek yargılamaya devam etmek istiyorlarsa, o zaman da anlaşmazlık noktalarının nelerden ibaret olduğu tek tek tutanağa geçirilmelidir. Şüphesiz tarafların bu konudaki iradeleri önemlidir. Yani, taraflar hangi hususlarda anlaşamadıkları konusunda anlaşabiliyorlarsa, bu hususlar tutanağa geçirilecektir. Ancak, taraflar bu konuda da anlaşamıyorlarsa ya da mazeretsiz olarak taraflardan biri oturuma gelmemişse, hâkim birinci fıkradaki tespitleri dikkate alarak anlaşmazlık noktalarını kendiliğinden veya gelen tarafın görüşünü alarak tespit edecektir. Bu durum ve anlaşmazlık noktaları da tutanağa geçirilmelidir. Ön inceleme oturumunda, tutulan tutanak özel bir öneme sahiptir. Zira, uyuşmazlık çözümlenmişse, bu tutanak bir sulh belgesidir. Uyuşmazlık devam edecekse, bu belge âdeta yargılamanın yolunu gösteren bir yol haritasıdır. Tutanakta yer almayan hususlar, tahkikatın konusu olmayacaktır. Tahkikat aşamasında tereddüt edilen hâllerde bu tutanak, neyin incelenip neyin incelenmeyeceğini gösterecektir. Ön inceleme tutanağının bu önemi ve tarafları bağlaması sebebiyle, altının oturumda hazır bulunanlarca imzalanması kabul edilmiştir.
Ön inceleme tutanağı, davanın başında tutulan tensip tutanağı (Yön. m. 40) olarak adlandırılan tutanaktan farklıdır. Davanın başında tutulan tensipte, öncelikle davanın açıldığı ve dilekçenin kabul edildiği belirtilerek, hangi yargılama usûlüne göre yargılamanın yürütüleceği, bundan sonra yargılamada sırasıyla hangi işlemlerin yapılacağı ve özellikle ön incelemeye kadar yürütülecek işlemler yer almalıdır. Ön inceleme tutanağında ise, ön incelemenin kapsamında olan ve tutanağa geçirilecek hususlara yer verilmelidir. Tutanağın nasıl tutulması gerektiği ve içeriği daha ayrıntılı olarak Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yönetmeliği’nin 41. maddesinde belirtilmiştir.
Ön inceleme tek duruşmada tamamlanır. Zorunlu olan hâllerde bir defaya mahsus olmak üzere yeni bir duruşma günü tayin edilir (m. 140/4). Eğer ön inceleme iki duruşma şeklinde gerçekleştiriliyorsa, ön inceleme tutanağının ikinci duruşmada tutulması yerinde olacaktır.
Ön inceleme duruşmasında, taraflara dilekçelerinde gösterdikleri, ancak henüz sunmadıkları belgeleri mahkemeye sunmaları veya başka yerden getirtilecek belgelerin getirtilebilmesi amacıyla gereken açıklamayı yapmaları için iki haftalık kesin süre verilir. Bu hususların verilen kesin süre içinde tam olarak yerine getirilmemesi hâlinde, o delile dayanmaktan vazgeçilmiş sayılmasına karar verilir (m. 140/5). Taraflar, delil olarak dayandıkları belgeleri dilekçelerine ekleyerek vermek ya da başka yerden getirilecekse, bunu belirtmek zorundadırlar. Taraflar bu şanslarını da doğru kullanamazlarsa, artık tahkikat mevcut delillerle yürütülecek ve ve tarafların o delile dayanmaktan vazgeçtikleri kabul edilecektir. Yargılamanın uzaması sebeplerinin başında, tarafların ellerinde bulunan delilleri sunmamaları ya da başka yerden getirilecekse gerekli açıklamaları yaparak masrafını gelmektedir. Zaman zaman tarafların bu konuda kötüniyetli olarak yargılamayı uzatıcı işlemler yaptıkları da görülmektedir. Yeni sistemde, ön inceleme duruşmasında tayin edilen kesin süreye uyulmaması, vazgeçme yaptırımına bağlanarak, davayı uzatıcı bu kötüniyetli davranışlar engellenmeye çalışılmıştır. Zira, dilekçelere eklenip sunulmamış, daha sonra ön incelemede ek olarak bildirilen süre içinde de verilmemiş delillere, tahkikat içinde kural olarak dayanılamaz.
Ön incelemeye iki taraf gelirse ona göre işlem yapılacaktır, sadece taraflardan biri gelir ve davaya devam etmek ister, diğer taraf da bir mazeret bildirmezse, özellikle uyuşmazlık noktalarının tespitinde gelen taraf dinleneceği için avantajlı bir durumda olacaktır. Ayrıca, bir taraf gelmiş diğer taraf mazeretsiz gelmemişse, gelen taraf iddia savunmasını serbestçe genişletebilecektir. Şayet ön inceleme duruşmasına iki taraf da mazeretsiz gelmezse ya da taraflardan biri gelip diğeri mazeretsiz gelmez ve gelen de yargılamaya devam etmek istemezse dosyanın işlemden kaldırılması gerekir (m. 150). Ön incelemenin tamamlanmasından sonra hâkim tahkikata geçecektir. Eğer ön incelemenin ardından birleşik bir tahkikat duruşması yapılmıyorsa, tahkikat için ayrı bir duruşma günü verilmesi gerekecektir. Hâkim, ön inceleme tutanağında açık bir şekilde tahkikat için duruşma günü belirleyebileceği gibi, tahkikat için duruşma gününün belirlenmesini sonraya da bırakabilir.
Ön İncelemede Cevaplanacak Sorular ve Buna Göre Yapılacak İşlemler Nelerdir?
Ön incelemede hâkim aşağıda belirtilen şu soruları tek tek sormalı ve sonucuna göre hareket etmelidir. Konunun daha iyi anlaşılabilmesi için, hâkimin adeta kontrol listesi şeklinde soracağı sorular ve verecei cevaplar genel olarak aşağıda listelenmiştir.
- Dava şartları tamam mı?
Tamam değilse, dava usûlden ret veya gönderme kararı verilmesi, tamamsa ön incelemeye devam edilmesi gerekir.
- İlk itirazlar tamam mı?
Tamam değilse, dava usûlden ret veya gönderme kararı verilmesi, tamamsa ön incelemeye devam edilmesi gerekir.
- Tarafların temel iddia ve savunmaları neler?
Tarafların iddia ve savunmalarının tespiti ve ön incelemeye devam edilmesi gerekir.
- Tarafların uyuşmazlık noktaları neler, tespit edildi mi?
Tarafların iddia ve savunmalarının içinden uyuşmazlık noktalarının tespit edilmesi ve ön incelemeye devam edilmesi gerekir.
- Tarafların ibraz etmeleri gereken belgeler ve bilgiler verilmiş mi, başka yerden getirtilecek belge ve bilgilere ilişkin açıklamalar yapılmış mı?
Tarafların ibraz etmeleri gereken belgeler ya da bu konuda verilmesi gereken bilgilerde eksiklik varsa, kesin süre verilmesi; eğer kesin sürede de tamamlanmazsa, o delillerden vazgeçmiş sayılmasına karar verilmesi ve yargılamaya devam edilmesi gerekir.
- Taraflar sulh oluyor mu veya arabulucuya başvuruyor mu?
Taraflar sulh oluyor veya arabulucuya başvuruyorsa, ona göre karar verilmesi; değilse yargılamaya devam edilmesi gerekir.
- Ön inceleme için gerekli hususlar tutanağa geçirildi mi?
Yukarıdaki hususlardan özellikle anlaşmazlık noktaları ile tarafların sulh olup olamadıklarının tutanağa geçirilip imzalatılmalı ve yargı- lamaya buna göre devam edilmelidir (m. 140/3; Yön. 41). Taraflar veya vekilleri tutanağı imzalamasa dahi, hâkimin bu durumu da tutanağa geçirerek imzalaması yeterlidir.