Polisin Silah kullanma Yetkisi ve Sınırları – PVSK 16. Madde
Polisin silah kullanma yetkisi, kamu düzenini bozan bir kişinin kaçtığı esnada yakalanması için veya kamu düzenini bozan bir kişinin diğer vatandaşlara bir saldırı gerçekleştirmesi durumunda doğrudan müdahale etmek için kanunda kendisine verilen yetkiyi kullanmasıdır. Polisin silah kullanma yetkisi ve sınırları genel hatlarıyla 2559 sayılı Polis ve Salahiyet Kanunu 16. maddede zor ve silah kullanma başlığı altında düzenlenmiştir. Önemli olan kaçan ya da vatandaşlara zarar veren kişinin kamu düzenini ihlal ediyor olmasıdır. Polisin silah kullanma yetkisi şu ilkeler doğrultusunda olmalıdır;
- Yaşama hakkı tehlikeye girmedikçe (meşru müdafaa ve zorda kalma hali) başkasının yaşam hakkı tehlikeye sokulmamalıdır,
- Silah öldürmek kastıyla kullanılmamalıdır,
- Başka surette saldırıyı ya da direnişi defetme veya kaçan kişiyi yakalama imkânı yoksa sağlığa en az zarar verecek şekilde silah kullanılmalıdır,
- Kaçan kişiler bakımından, anılan kişiler açıkça ve ısrarla ikaz edilmedikçe silah kullanılmamalıdır,
- Mutlaka her olayda ölçülü (orantılılık) olunmalıdır.
Polisin silah kullanma yetkisi Anayasa ve ilgili kanunlarda hüküm altına alınan bir düzenlemedir. Bu düzenleme kişilerin yaşam hakkını ihlal ediyor gibi görünse de diğer bireylerin yaşama hakkını da koruma altına almaktadır. Ancak polisin silah kullanma yetkisi sınırsız değildir. Bu yetkinin kullanılması için belirli şartların gerçekleşmesi gerekir. Avukat Esra Polat Tekin Hukuk ve Danışmanlık olarak bu yazımızda polisin silah kullanma yetkisi ve sınırlarından bahsedeceğiz.
Polisin Silah Kullanma Yetkisi Nedir?
04.07.1934 tarihinde kabul edilen 2559 sayılı Polis ve Salahiyet Kanunu 16. maddede zor ve silah kullanma başlığı altında polisin silah kullanma yetkisi düzenlenmiştir. Bu yetki kapsamında, polisin görevini icra ederken bir direnişle karşılaşması halinde bu direnci kıracak ölçüde zor kullanma yetkisi olduğu düzenlenmiştir. Ancak bu zor kullanma yetkisinin bazı şartları bulunmalıdır polis zor kullanma yetkisini kullanırken keyfi hareket edemez.
Polisin silah kullanım yetkisi ise bazı hallerde kamu güvenliğinin sağlanması ve suçluların yakalanması için silah kullanımına yönelik önleyici yetkidir. Ancak polis bu yetkiyi kullanırken orantılı olmalı ve bu yetkiyi kullanması gerekli olmalıdır. Bu şekilde hukuki çerçevede silah kullanma yetkisinin kullanılması insan haklarını ihlal etmeyecektir.

Polisin Silah Kullanma Yetkisini Düzenleyen Kanunlar
- Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu (PVSK) 16. Madde:
Polis, suç işleyen ya da işlemek üzere olan kişilere karşı zor kullanma yetkisine sahiptir. Zor kullanmanın aşamaları:
- Sözlü uyarı,
- Fiziksel müdahale (bedeni kuvvet),
- Silah kullanma.
Silah kullanma yetkisi, orantılılık ve gereklilik ilkelerine uygun şekilde kullanılmalıdır.
- Türk Ceza Kanunu (TCK) 25. Madde:
Silah kullanma, meşru savunma ve zaruret hâli kapsamında değerlendirilebilir. Polis, kendisine veya üçüncü kişilere yönelik yakın ve ciddi bir tehdit karşısında silah kullanabilir.
- PVSK 16/A Maddesi:
- Polis, dur ihtarına uymayan kişiyi durdurmakamacıyla ve başka bir şekilde etkisiz hale getirilmesi mümkün değilse silah kullanabilir.
- Silah kullanımı, “durdurma” amacıyla gerçekleşmelidir ve ölümcül sonuçlara yol açacak şekilde olmamalıdır, aksi takdirde “orantısız güç” teşkil eder.
- Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS) 2. Madde:
Polis, yalnızca “hayatı tehdit eden” durumlarda ve mutlak gereklilik hâlinde ölümcül güç kullanabilir.
Polisin silah kullanma yetkisi ve sınırları 2559 sayılı Polis Vazife ve Selahiyet Kanunu’nunda düzenlenmiştir. 2559 sayılı Polis Vazife ve Selahiyet Kanunu’nun “Zor ve silah kullanma” başlıklı 16. maddesi;
(1) Polis, görevini yaparken direnişle karşılaşması halinde, bu direnişi kırmak amacıyla ve kıracak ölçüde zor kullanmaya yetkilidir.
(2) Zor kullanma yetkisi kapsamında, direnmenin mahiyetine ve derecesine göre ve direnenleri etkisiz hale getirecek şekilde kademeli olarak artan nispette bedenî kuvvet, maddî güç ve kanunî şartları gerçekleştiğinde silah kullanılabilir.
(3) İkinci fıkrada yer alan;
a) Bedenî kuvvet; polisin direnen kişilere karşı veya eşya üzerinde doğrudan doğruya kullandığı bedenî gücü,
b) Maddî güç; polisin direnen kişilere karşı veya eşya üzerinde bedenî kuvvetin dışında kullandığı kelepçe, cop, basınçlı ve/veya boyalı su, göz yaşartıcı gazlar veya tozlar, fizikî engeller, polis köpekleri ve atları ile sair hizmet araçlarını, ifade eder.
(4) Zor kullanmadan önce, ilgililere direnmeye devam etmeleri halinde doğrudan doğruya zor kullanılacağı ihtarı yapılır. Ancak, direnmenin mahiyeti ve derecesi göz önünde bulundurularak, ihtar yapılmadan da zor kullanılabilir.
(5) Polis, zor kullanma yetkisi kapsamında direnmeyi etkisiz kılmak amacıyla kullanacağı araç ve gereç ile kullanacağı zorun derecesini kendisi takdir ve tayin eder. Ancak, toplu kuvvet olarak müdahale edilen durumlarda, zor kullanmanın derecesi ile kullanılacak araç ve gereçler müdahale eden kuvvetin amiri tarafından tayin ve tespit edilir.
(6) Polis, kendisine veya başkasına yönelik bir saldırı karşısında, zor kullanmaya ilişkin koşullara bağlı kalmaksızın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun meşru savunmaya ilişkin hükümleri çerçevesinde savunmada bulunur.
(7) Polis;
a) Meşru savunma hakkının kullanılması kapsamında,
b) Bedenî kuvvet ve maddî güç kullanarak etkisiz hale getiremediği direniş karşısında, bu direnişi kırmak amacıyla ve kıracak ölçüde,
c) Hakkında tutuklama, gözaltına alma, zorla getirme kararı veya yakalama emri verilmiş olan kişilerin ya da suçüstü halinde şüphelinin yakalanmasını sağlamak amacıyla ve sağlayacak ölçüde,
d) Kendisine veya başkalarına, işyerlerine, konutlara, kamu binalarına, okullara, yurtlara, ibadethanelere, araçlara ve kişilerin tek tek veya toplu halde bulunduğu açık veya kapalı alanlara molotof, patlayıcı, yanıcı, yakıcı, boğucu, yarlayıcı ve benzeri silahlarla saldıran veya saldırıya teşebbüs edenlere karşı, saldırıyı etkisiz kılmak amacıyla ve etkisiz kılacak ölçüde, (Bu bent 27.03.2015 tarihli ve 6638 sayılı Kanun’la, fıkra metnine eklenmiştir.) silah kullanmaya yetkilidir.
(8) Polis, yedinci fıkranın (c) bendi kapsamında silah kullanmadan önce kişiye duyabileceği şekilde ‘dur’ çağrısında bulunur. Kişinin bu çağrıya uymayarak kaçmaya devam etmesi halinde, önce uyarı amacıyla silahla ateş edilebilir. Buna rağmen kaçmakta ısrar etmesi dolayısıyla ele geçirilmesinin mümkün olmaması halinde ise kişinin yakalanmasını sağlamak amacıyla ve sağlayacak ölçüde silahla ateş edilebilir.
(9) Polis, direnişi kırmak ya da yakalamak amacıyla zor veya silah kullanma yetkisini kullanırken, kendisine karşı silahla saldırıya teşebbüs edilmesi halinde, silahla saldırıya teşebbüs eden kişiye karşı saldırı tehlikesini etkisiz kılacak ölçüde duraksamadan silahla ateş edebilir” şeklinde düzenlenmiştir.
Polisin Silah Kullanma Yetkisinin Şartları
Polisin silah kullanması zor kullanma yetkisinin bir şeklidir. Aynı zamanda polisin meşru savunma hakkını kullandığı esnada ya da suç işleyen kimseleri yakalamak amacıyla silahını kullanması da mümkündür. Polisin görevini yerine getirirken bir dirençle karşılaşması halinde silahını kullanması mümkündür. Bu nedenle polisin silah kullanması ölçülülük ilkesine uygun olmalıdır.
Başka herhangi bir kurtarma imkanı bulunmayan hallerde polisin kendisine ya da bir başkasına zarar vermeye teşebbüs eden kişiyi etkisiz kılmak için silah kullanması da mümkündür. Dolayısıyla polis ekiplerinin silah kullanma yetkisi bir çok şekilde mümkündür. Polisin silah kullanma yetkisinin şartları şu şekilde sıralanmıştır:
- Var olan bir saldırı olmalı ya da saldırının tekrarlanması mümkün olmalıdır.
- Saldırının hukuka aykırı olması gerekir.
- Saldırının polise ya da bir başkasına yönelik olması gerekir.
- Saldırının etkisiz hale getirilmesi için başka bir yöntem bulunmamalıdır.
- Saldırı meşru savunmaya uygun olmalıdır.
Polisin Silah Kullanma Yetkisinde İhtar ve İkaz
Polisin silah kullanma yetkisi, Anayasa’nın 17. maddesinde yer alan meşru savunma hakkının kullanılması, şüphelinin kaçmasının önlenmesi hükümleri altında düzenlenmiş ve yaşam hakkına aykırı bir durum olarak görülmemiştir. Bununla birlikte yukarıda da bahsedildiği üzere 2559 sayılı Polis ve Salahiyet Kanunu’nda 16. madde kapsamında polisin zor ve silah kullanma yetkisi ayrıntılı olarak hüküm altına alınmıştır.
Tüm bu mevzuatlar kapsamında polisin silah kullanmasından önce kişi ya da kişilere yönelik ihtarda bulunması gerekmektedir. Polisin direnişinin devam etmesi halinde ise zor kullanacağına dair ihtarda bulunması gerekir. Buna rağmen kişinin direnci devam ediyorsa polis zor kullanabilir. Bu yetki kullanılmadan önce önemli olan “DUR” ihtarının yapılmasıdır. Bu ihtar failin duyabileceği bir yerden yapılmalıdır. Buna rağmen kişi devam ediyorsa polis zor kullanma ve silah kullanma yetkilerini kullanabilir. Kolluğun zor kullanma halleri şu durumlarda olur:
- Kanunun Hükmünü Yerine Getirme: (CMK 90/1-2, PVSK 16,17 MD. 2911 SK.24, 25 MD.)
- Yetkili Merciin Emrini Yerine Getirme: (Örnek olarak hakkında yakalama veya tutuklama emri bulunan veya hakkında zorla getirme kararı bulunan bir suçluyu yakalayan kolluk kuvveti.)
- Meşru Müdafaa Hali: (TCK 25/1: Halen var olan bir saldırı olmalıdır, saldırı haksız olmalıdır, saldırı hakka yönelik olmalıdır, def etmek için başka yol kalmamalıdır.)
- Zorunluluk Hali: (TCK25/2)

Polisin Silah Kullanma Yetkisinde Sınırın Aşılması
Polisin silah kıllanma yetkisini kullanırken sınırın kimi durumlarda aşılması da mümkündür. Bu sınır kasten aşılabileceği gibi taksirle de aşılabilir. Eylemin orantısız ve ölçüsüz uygulanması halinde silah kullanma yetkisinin kasten aşılması veya taksirle aşılması gündeme gelecektir. Aşağıda sınırın taksir ve kast ile aşılması halinde memura uygulanacak hükümler yer almıştır.
- Silah kullanma yetkisinin kasten aşılması (TCK 256): 5237 sayılı TCK’nin 256. Maddesinde zor kullanma yetkisini kullanan kamu görevlisinin ölçünün dışında kullanması halinde kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanmaktadır. Dolayısıyla Türk Ceza Kanunu’nda yer alan kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler bu olay açısından uygulama alanı bulacaktır. Kasten yaralama suçunun bir başkasının vücuduna zarar vermek fiilleriyle gerçekleştirilmesi halinde faile 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası verilecektir.
- Silah kullanma yetkisinin taksirle aşılması (TCK 27): 5237 sayılı TCK’nin 27. Maddesinde ceza sorumluluğunu ortadan kaldıran nedenler yer almış olup, taksirle sınırın aşılması halinde kişilere verilecek cezalar da düzenleme altına alınmıştır. Buna göre suçta taksirle işlenmesi mümkün ise faile ceza verilecektir aksi takdirde failin cezalandırılması mümkün değildir.
TCK 256 Zor Kullanma Yetkisine İlişkin Sınırın Aşılması Suçu Nedir?
Polisin silah kullanma yetkisinin kasten aşılması halinde TCK’da açık hüküm yer alacak şekilde bir düzenleme yapılmıştır. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 256. Maddesi şu şekildedir: “Zor kullanma yetkisine sahip kamu görevlisinin, görevini yaptığı sırada, kişilere karşı görevinin gerektirdiği ölçünün dışında kuvvet kullanması halinde, kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır.”
Dolayısıyla zor kullanma yetkisini kullanırken kamu görevlisinin ölçülülük sınırını ihlal etmesi halinde kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanacaktır. Kasten yaralama suçu TCK 86. Maddeden itibaren düzenlenmiştir. Madde kapsamında suçun basit hali 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası olarak düzenlenmişken, suçun ağırlaştırıcı nedenlerinin bulunması halinde bir kat cezada arttırım uygulanmaktadır. Soruşturmada savcılığın yanıt araması gereken bazı sorular mevcuttur. Bu sorular şu şekilde sıralanabilir:
- PVSK ve diğer mevzuat çerçevesinde zor kullanma ve silah kullanma şartları oluşmuş mudur?
- Zor kullanma yetkisi orantılı bir şekilde kullanılmış mıdır?
- Tüm bunların usulüne uygun yapıldığı tüm aşamalarıyla belgelendirilmiş midir?