Yazı

Emniyet Düşük Performans Puanı İptali ve İtiraz

Ekim 23, 2025

Emniyet düşük performans puanı iptali için idare mahkemesine 60 gün içinde iptal davası açılmalıdır. Bu süre hak düşürücü süredir. Emniyet Genel Müdürlüğü (EGM) bünyesinde görev yapan polis memurları, komiser yardımcıları, şube müdürleri ve diğer personelin performansını değerlendirmek için uygulanan Bireysel Performans Değerlendirme Sistemi, 2012 yılında yürürlüğe giren “Emniyet Genel Müdürlüğü Kurum İçi Bireysel Performans Değerlendirme Yönetmeliği” ile düzenlenmiştir. Bu sistem, personelin mesleki yeterliliklerini, görev performansını ve hizmet kalitesini objektif kriterlere dayandırarak ölçmeyi amaçlar. Performans puanları, rütbe terfii, görevde yükselme, branş değişikliği, atama işlemleri, hizmet içi eğitim ihtiyaçları ve ödüllendirme süreçlerinde belirleyici bir rol oynar.

Ancak, performans değerlendirme sürecinde amirlerin subjektif yaklaşımları, somut delil eksikliği, kişisel husumet veya maddi hatalar nedeniyle düşük puanlar verilebilmektedir. Bu durum, personelin hem maddi hem de manevi hak kayıplarına uğramasına neden olabilir. Düşük performans puanı alan personel, bu durumu düzeltmek için idari itiraz ve yargısal yollara başvurabilir. Bu makalede, emniyet düşük performans puanı iptalinin ne anlama geldiği, itiraz süreçleri, iptal yolları, emsal yargı kararları ve pratik öneriler ayrıntılı olarak ele alınacaktır. Avukat Esra Polat Tekin Hukuk ve Danışmanlık olarak bu makalede, EGM personelinin haklarını korumasına yardımcı olacak kapsamlı bir rehber sunmaya çalışacağız.

İlgili Makale: İptal Davası

Performans Değerlendirme Sistemi Nedir?

Emniyet Teşkilatı’nda performans değerlendirme, 1 Ocak – 31 Aralık tarihleri arasında bir takvim yılı boyunca yapılır. Sistem, üç aşamalı değerlendirme esasına dayanır:

  1. Birinci Değerlendirme Amiri: Personelin doğrudan bağlı olduğu amir (örneğin, ekip amiri veya şube müdürü).
  2. İkinci Değerlendirme Amiri: Birinci amirin üstü (örneğin, ilçe emniyet müdürü veya şube müdürü).
  3. Üçüncü Değerlendirme Amiri: Daha üst bir makam (örneğin, il emniyet müdürü veya daire başkanı).

Puanlama, 1.00 ile 5.00 arasında bir ölçekte yapılır ve şu şekilde sınıflandırılır:

Puan Aralığı Sınıflandırma Açıklama
4,00 – 5,00 Çok İyi Üstün performans; ödüllendirme, terfi ve atama avantajı sağlar.
3,00 – 3,99 İyi Standart kabul edilen performans; genellikle sorun yaratmaz.
2,00 – 2,99 Orta Gelişim gerektiren alanlar belirtilir; eğitim veya uyarı önerilir.
1,00 – 1,99 Düşük Yetersiz performans; ciddi sonuçları olabilir (atama, terfi engeli vb.).

emniyet dusuk performans puani iptali ve itiraz
emniyet dusuk performans puani iptali ve itiraz

Emniyet Düşük Performans Puanı Değerlendirme Kriterleri

Emniyet Genel Müdürlüğü Kurum İçi Bireysel Performans Değerlendirme Yönetmeliği’nin 6. maddesi, performans değerlendirmesinin temel kriterlerini açıkça düzenler. Buna göre, personel;

  • Görev ve yetki alanındaki işleri zamanında ve doğru yapma.
  • İletişim ve işbirliği becerileri.
  • Hedeflere katkı sağlama düzeyi.
  • Mesleki bilgi, beceri ve etik davranışlar.
  • Çalışma disiplini ve özveri.

Her bir kriter için ayrı ayrı puan verilir ve bu puanlar, ağırlıklı ortalama yöntemiyle birleştirilerek nihai performans puanı hesaplanır. Bu sistem, değerlendirmenin objektif, ölçülebilir ve adil olmasını hedefler; ancak, uygulamada amirlerin subjektif yaklaşımları veya kriterlerin yanlış yorumlanması nedeniyle adaletsizlikler ortaya çıkabilir. Düşük performans puanı (genellikle 2,99 ve altı) verilmesi durumunda, Yönetmeliğin 10. maddesi devreye girer ve bu puanın gerekçelendirilmesi için Performans Gözlem ve Takip Formunun yıl boyunca doldurulmuş olması şartı aranır. Bu form, personelin olumsuz davranışlarını veya yetersizliklerini somut delillerle belgelemek amacıyla kullanılır. Formun eksikliği, düşük puanın hukuka aykırı olduğunun kanıtı olarak kabul edilir ve idare mahkemelerinde iptal gerekçesi oluşturur.

Emniyet Düşük Performans Puanların İlanı

Emniyet Genel Müdürlüğü’nde performans puanları, personel tarafından Pol-Net sistemi üzerinden öğrenilir ve bu sistem, değerlendirme sonuçlarının şeffaf bir şekilde görüntülenmesini sağlar. 2025 yılı için performans puanları, 10 Ekim 2025 tarihinde resmi olarak açıklanmış olup, bu tarih itibarıyla personel, bireysel puanlarını Pol-Net üzerinden kontrol edebilir. İtiraz süresi, puanların ilan edildiği bu tarihten itibaren başlar ve 20 Şubat 2026 tarihine kadar devam eder.

Bu süre, Emniyet Genel Müdürlüğü Kurum İçi Bireysel Performans Değerlendirme Yönetmeliği’nin 20. maddesi uyarınca, personelin düşük puanlara karşı haklarını araması için kritik bir zaman dilimidir. İtiraz, yazılı bir dilekçe ile görev yapılan birimin amirine yapılmalı ve düşük puanın hukuka aykırılığına dair somut gerekçeler (örneğin, Performans Gözlem ve Takip Formu eksikliği, önceki yıllarda yüksek puanlarla çelişki veya amir-personel husumeti) açıkça belirtilmelidir. Sürenin kaçırılması hak kaybına yol açabileceğinden, personelin puanlarını düzenli olarak kontrol etmesi ve ilandan hemen sonra itiraz sürecini başlatması önemlidir.

Emniyet Düşük Performans Sonuçları Nelere Neden Olur?

Düşük performans puanı (genellikle 2,99 ve altı), Emniyet Genel Müdürlüğü (EGM) bünyesinde görev yapan personelin kariyerini, çalışma hayatını ve kişisel durumunu derinden etkileyen ciddi sonuçlar doğurur. Emniyet Genel Müdürlüğü Kurum İçi Bireysel Performans Değerlendirme Yönetmeliği’nin ilgili maddeleri çerçevesinde, düşük puanın etkileri hem idari hem de psikolojik boyutlarıyla personelin hayatını zorlaştırabilir. Aşağıda, düşük performans puanının yol açtığı sonuçlar detaylı bir şekilde ele alınmıştır:

  • Rütbe Terfii ve Görevde Yükselme Engeli (Yönetmelik Md. 12)

Düşük performans puanı, personelin rütbe terfii ve görevde yükselme süreçlerinde doğrudan bir engel oluşturur. Yönetmeliğin 12. maddesi, terfi için asgari performans puanı şartı getirir ve düşük puan alan personel, rütbe atlamada gecikmelerle karşılaşabilir. Örneğin, bir polis memurunun komiser yardımcılığına veya bir komiser yardımcısının komisere terfi etmesi için gereken “çok iyi” (4,00-5,00) veya en azından “iyi” (3,00-3,99) puan aralığını karşılaması gerekir. Düşük puan, bu süreçte otomatik olarak bir dezavantaj yaratır ve terfi kurullarında personelin değerlendirme dışı kalmasına neden olabilir. Bu durum, özellikle uzun vadeli kariyer planlaması yapan personel için ciddi bir engel teşkil eder ve meslekte ilerlemeyi yıllarca erteleyebilir.

  • Atama ve Branş Değişikliği Kısıtlamaları

Düşük performans puanı, personelin atama ve branş değişikliği taleplerinde olumsuz sonuçlara yol açar. EGM’de atamalar, personelin performans puanları dikkate alınarak yapılır ve düşük puan, personelin istenmeyen bir birime ya da bölgeye atanma riskini artırır. Örneğin, bir personel, kendi isteğiyle daha prestijli bir birime (örneğin, özel harekat veya istihbarat) geçmek yerine, düşük puan nedeniyle daha az tercih edilen bir birime zorunlu olarak atanabilir. Ayrıca, branş değişikliği talepleri (örneğin, trafik polisi olmaktan kriminal birime geçiş) genellikle yüksek performans puanlarına dayalı olarak değerlendirilir. Düşük puan, bu taleplerin reddedilmesine veya öncelik sıralamasında geriye düşülmesine neden olur. Bu durum, personelin mesleki hedeflerini gerçekleştirmesini zorlaştırır.

  • Hizmet İçi Eğitim Zorunluluğu ve Zorunlu Atama (Yönetmelik Md. 15)

Yönetmeliğin 15. maddesi, düşük performans puanı alan personelin hizmet içi eğitime tabi tutulmasını zorunlu kılar. Bu eğitim, personelin eksik olduğu düşünülen alanlarda (örneğin, iletişim becerileri, mesleki bilgi veya disiplin) gelişimini sağlamayı amaçlar. Ancak, eğitim süreci ek bir yük getirebilir ve personelin mevcut görev yükünü artırabilir. Daha kritik olarak, eğer personel bir sonraki değerlendirme döneminde tekrar düşük puan alırsa, zorunlu atama riskiyle karşı karşıya kalır. Bu, personelin çalıştığı birimden başka bir birime, hatta başka bir il veya ilçeye gönderilmesi anlamına gelir. Örneğin, bir ilçe emniyet müdürlüğünde görev yapan bir polis memuru, düşük puan sonrası başka bir ilde daha az tercih edilen bir birime atanabilir. Bu durum, aile düzeni, yaşam standartları ve iş-yaşam dengesi üzerinde ciddi olumsuz etkiler yaratabilir.

  • Maddi ve Manevi Kayıplar

Düşük performans puanı, personelin maddi ve manevi kayıplar yaşamasına yol açar. Maddi kayıplar, özellikle terfi gecikmelerinden kaynaklanan maaş farklarıyla kendini gösterir. Örneğin, bir polis memurunun komiser yardımcılığına terfi edememesi, maaşında aylık binlerce lira kayba neden olabilir (2025 itibarıyla, rütbe farkları maaşta %20-30 oranında artış sağlar). Ayrıca, düşük puan nedeniyle ödüllendirme (örneğin, başarı primi veya ek tazminat) fırsatlarının kaçırılması da maddi kayıpları artırır. Manevi kayıplar ise motivasyon düşüklüğü, mesleki itibar kaybı ve özgüven erozyonu şeklinde ortaya çıkar. Düşük puan, personelin meslektaşları ve amirleri nezdinde yanlış bir şekilde “yetersiz” olarak algılanmasına neden olabilir. Bu durum, özellikle uzun yıllar yüksek performans göstermiş bir personel için psikolojik olarak yıpratıcı olabilir ve iş yerinde stres, kaygı veya tükenmişlik sendromuna yol açabilir.

  • Disiplin Soruşturması Riski

Sürekli düşük performans puanı, personelin disiplin soruşturmasına tabi tutulma riskini artırır. Yönetmelik, düşük puanın bir kereye mahsus değil, tekrarlanması durumunda disiplin mekanizmalarını devreye sokar. Örneğin, iki yıl üst üste düşük puan alan bir personel, “görevde yetersizlik” veya “disipline aykırı davranış” gerekçesiyle soruşturmaya uğrayabilir. Bu soruşturmalar, uyarı, kınama, maaş kesintisi veya daha ağır yaptırımlara (örneğin, meslekten çıkarma) yol açabilir. Ayrıca, düşük puanlar, personelin sicil dosyasında olumsuz bir iz bırakır ve gelecekteki değerlendirmelerde amirler tarafından önyargılı bir yaklaşıma maruz kalma riskini artırır. Bu durum, personelin kariyerinde uzun vadeli bir leke olarak kalabilir.

emniyet dusuk performans puani iptali dava
emniyet dusuk performans puani iptali dava

Emniyet Düşük Performans Puanı Kurum İçi İtiraz Süreci

Emniyet Genel Müdürlüğü Kurum İçi Bireysel Performans Değerlendirme Yönetmeliği’nin 20. maddesi, düşük performans puanına karşı personelin kurum içi itiraz hakkını düzenler ve bu süreç, düşük puanın düzeltilmesi veya iptali için ilk adım olarak önemli bir fırsat sunar. Kurum içi itiraz, zorunlu olmamakla birlikte, idari bir çözüm yolu olarak genellikle tercih edilir, çünkü dava sürecine kıyasla daha hızlı ve düşük maliyetlidir. İtiraz süreci, personelin puanını öğrenmesiyle başlar ve Pol-Net sistemi üzerinden 2025 yılı için puanların 10 Ekim 2025’te ilan edilmesiyle resmi olarak başlatılmıştır. İtiraz süresi, ilan tarihinden itibaren uzanır ve 20 Şubat 2026 tarihine kadar devam eder. Bu süre, personelin haklarını koruması için kritik bir zaman dilimidir ve kaçırılması durumunda doğrudan yargısal yola başvurulması gerekebilir.

İtiraz, yazılı bir dilekçe ile görev yapılan birimin amirine (örneğin, ilçe emniyet müdürlüğü veya şube müdürlüğü) sunulur ve düşük puanın hukuka aykırılığına dair somut gerekçeler içermelidir. Örneğin, Performans Gözlem ve Takip Formu’nun eksikliği, önceki yıllarda alınan yüksek puanlarla çelişki veya amir-personel husumeti gibi gerekçeler, itirazın temel dayanakları olabilir. Personelin bu aşamada belgelerini (başarı belgeleri, sicil kaydı, ödüller) eklemesi, itirazın ciddiyetini ve geçerliliğini artırır.

İtirazın değerlendirme süreci, Yönetmelik’in belirlediği prosedürlere uygun olarak yürütülür ve iki temel aşamadan oluşur: maddi hata kontrolü ve üst amir incelemesi. İlk olarak, personel dairesi, puanlamada maddi hata olup olmadığını inceler. Maddi hata, örneğin yanlış kriter kullanımı, hesaplama hatası veya yanlış amir tarafından puanlama yapılması gibi teknik sorunları kapsar. Eğer maddi hata tespit edilirse, puan doğrudan düzeltilir ve süreç burada sona erebilir. Ancak, maddi hata yoksa veya düşük puan subjektif nedenlere dayanıyorsa, itiraz üst amire yönlendirilir. Üst amir (örneğin, ilçe emniyetinde il emniyet müdürü, şube müdürlüğünde daire başkanı), puanı ve itiraz gerekçelerini yeniden değerlendirir. Bu aşamada, amir, Performans Gözlem ve Takip Formu’nun varlığını, içeriğini ve değerlendirmenin Yönetmelik’e uygunluğunu kontrol eder.

Yönetmeliğin 20/6 maddesi gereği, yeniden belirlenen puan, önceki puandan düşük olamaz, bu da personelin aleyhine bir sonuç çıkmasını engeller. Değerlendirme süreci genellikle 15-30 gün içinde tamamlanır, ancak yoğunluğa bağlı olarak bu süre uzayabilir. Personelin, itirazın sonuçlanmasını beklerken süreci düzenli takip etmesi ve gerekirse birim amirinden bilgi talep etmesi önemlidir.

İtiraz dilekçesinin hazırlanması, sürecin başarısı açısından kritik bir adımdır ve dikkatle yürütülmelidir. Dilekçe, resmi bir üslupla yazılmalı ve düşük puanın hukuka aykırılığına dair açık, net ve somut argümanlar içermelidir. Örneğin, personel, düşük puanın Performans Gözlem ve Takip Formu olmadan verildiğini, önceki yıllarda aldığı yüksek puanlarla (örneğin, 4,5 üzeri) çelişkili olduğunu veya amirle yaşanan husumetin puana yansıdığını belirtebilir. Dilekçeye, varsa başarı belgeleri, ödüller, sicil kaydı veya amir-personel arasındaki yazışmalar gibi deliller eklenmelidir. Dilekçenin eksiksiz ve profesyonel bir şekilde hazırlanması, itirazın ciddiye alınmasını sağlar. Ayrıca, personelin dilekçeyi iadeli taahhütlü posta veya elden teslim ederek kayıt numarası alması, ileride olası bir dava sürecinde delil olarak kullanılabilir.

Kurum içi itirazın avantajları ve sınırlamaları, personelin stratejik bir karar vermesini gerektirir. Avantajları arasında, sürecin hızlı (genellikle 30 gün içinde sonuçlanma), düşük maliyetli (avukat gerekmeden yapılabilir) ve idari bir çözüm sunması yer alır. Ayrıca, itirazın kabul edilmesi halinde dava açmaya gerek kalmaz, bu da zaman ve maddi tasarruf sağlar. Ancak, sınırlamalar da vardır: İtiraz, üst amirin inisiyatifine bağlıdır ve subjektif değerlendirmeler veya amirler arası dayanışma nedeniyle reddedilebilir. Örneğin, bir ilçe emniyet müdürünün, alt amirinin düşük puan kararını desteklemesi sık görülen bir durumdur. İtiraz reddedilirse, personel 60 gün içinde idare mahkemesine dava açabilir (İdari Yargılama Usulü Kanunu Md. 7). Bu nedenle, kurum içi itiraz, bir ön deneme olarak görülmeli, ancak reddedilmesi durumunda yargısal yol hemen değerlendirilmelidir. Personel, itiraz sürecinde sabırlı olmalı, belgelerini düzenli tutmalı ve gerekirse idare hukuku uzmanından destek almalıdır. Danıştay kararları, kurum içi itirazın reddedildiği durumlarda yargının düşük puanı iptal etme eğiliminde olduğunu göstermektedir, bu da personelin hak arama sürecinde umutlu olmasını sağlar.

Emniyet Düşük Performans Puanı İptali İçin İdare Mahkemesinde Dava Süreci

Kurum içi itirazın reddedilmesi veya doğrudan yargısal yola başvurulması durumunda, Emniyet Genel Müdürlüğü personeli, düşük performans puanının iptali için idare mahkemesinde dava açabilir. Bu süreç, Emniyet Genel Müdürlüğü Kurum İçi Bireysel Performans Değerlendirme Yönetmeliği’nin 20. maddesi kapsamında kurum içi itirazın yetersiz kaldığı durumlarda veya personelin doğrudan yargıyı tercih ettiği hallerde devreye girer. İdare mahkemesi, idari işlemlerin hukuka uygunluğunu denetleyen bir merci olarak, düşük performans puanının objektiflik, somut delil ve eşitlik ilkelerine uygunluğunu inceler. 2025 yılı için performans puanları 10 Ekim 2025’te Pol-Net sistemi üzerinden ilan edilmiştir ve dava açma süresi, bu ilan tarihinden itibaren 60 gün içinde tamamlanmalıdır. (İdari Yargılama Usulü Kanunu Md. 7) Bu süre, 20 Şubat 2026’ya kadar uzayabilir, ancak sürenin başlangıcı kesin ilan tarihine bağlıdır. Sürenin kaçırılması, hak kaybına yol açar; ancak, örneğin puanların geç öğrenilmesi gibi istisnai durumlarda mahkeme, süreyi uzatabilir, fakat bu durum nadirdir ve somut delil gerektirir. Personelin, dava sürecine başlamadan önce tüm belgelerini (Performans Gözlem ve Takip Formu, başarı belgeleri, sicil kaydı) toplaması ve idare hukuku alanında uzman bir avukattan destek alması, sürecin başarısı için kritik önemdedir.

Dava açma süreci, yetkili ve görevli mahkemenin belirlenmesiyle başlar. Yetkili mahkeme, personelin görev yaptığı yerdeki idare mahkemesidir; örneğin, İstanbul’da görev yapan bir personel için İstanbul İdare Mahkemesi yetkilidir. Görevli mahkeme ise idari işlemlerin iptali için idare mahkemeleridir, zira düşük performans puanı bir idari işlem olarak kabul edilir. Dava, yazılı bir dilekçe ile açılır ve dilekçenin içeriği, davanın sonucunu doğrudan etkiler. Dilekçede, personelin kimlik bilgileri (ad, soyad, sicil numarası, görev yeri), düşük puanın hukuka aykırılığına dair gerekçeler ve talepler açıkça belirtilmelidir. Hukuka aykırılık gerekçeleri arasında, Performans Gözlem ve Takip Formunun doldurulmaması (Yönetmelik Md. 10), önceki yıllarda alınan yüksek puanlarla çelişki (örneğin, 2023 ve 2024’te 4,5 üzeri puan alınmışken 2025’te 2,5 puan verilmesi), amir-personel husumeti veya maddi hatalar öne sürülebilir. Talepler genellikle puanının iptali, önceki yüksek puanın iadesi ve varsa maddi-manevi zararların tazminini içerir.

Dilekçeye, performans değerlendirme formu, başarı belgeleri, sicil kaydı ve varsa husumete dair yazışmalar gibi deliller eklenmelidir. Örneğin, bir personel, amiriyle yaşadığı belgelenmiş bir anlaşmazlığı (örneğin, yazılı bir uyarı veya şikayet) delil olarak sunabilir. Danıştay kararları, düşük puanın somut delillere dayanması gerektiğini ve aksi takdirde iptal edileceğini vurgular; bu nedenle dilekçede emsal kararlara atıf yapılması argümanları güçlendirir.

Dava dilekçesinin hazırlanması, sürecin en önemli adımlarından biridir ve titizlikle yürütülmelidir. Dilekçenin resmi bir üslupla yazılması, delillerin eksiksiz eklenmesi ve taleplerin net belirtilmesi, mahkemenin davayı ciddiyetle ele almasını sağlar. Dilekçe, iadeli taahhütlü posta yoluyla veya mahkeme kalemine elden teslim edilerek kayıt altına alınmalıdır. Ayrıca, dava açılırken ödenen harç (2025 itibarıyla yaklaşık 500-1000 TL) ve posta giderleri düşüktür, ancak avukat tutulması durumunda vekalet ücreti (genellikle 10.000-20.000 TL arasında, bölgeye ve avukata göre değişken) ek maliyet oluşturabilir. Avukat desteği, özellikle dilekçenin hukuki argümanlarla güçlendirilmesi ve yargılama sürecinin profesyonelce yönetilmesi için önerilir.

Dava süreci, genellikle 6 ila 18 ay arasında sürer ve birkaç aşamadan oluşur. Mahkeme, öncelikle dilekçeyi inceler ve davalı idareye (Emniyet Genel Müdürlüğü) savunma için süre verir. İdare, düşük puanın gerekçelerini ve varsa Performans Gözlem ve Takip Formu’nu sunar. Mahkeme, tarafların delillerini değerlendirir ve gerekirse duruşma yapar. Acil durumlarda, örneğin düşük puanın terfi kaybına veya zorunlu atamaya yol açması durumunda, personel yürütmenin durdurulması talebinde bulunabilir. Bu talep, işlemin telafisi güç veya imkânsız zararlar doğuracağını kanıtlamayı gerektirir (örneğin, maaş kaybı veya aile düzeninin bozulması). Mahkeme, yürütmenin durdurulması talebini birkaç hafta içinde karara bağlar. Dava sonucunda, eğer mahkeme düşük puanın hukuka aykırı olduğuna hükmederse, puan iptal edilir ve personel önceki yüksek puanına döner. Bu, geriye dönük hakların (örneğin, terfi, maaş farkı veya atama avantajları) iadesini sağlar. Örneğin, bir polis memurunun iptal edilen 2,5 puanı yerine 4,5 puanı geri yüklenirse, terfi süreci yeniden değerlendirilir ve maaş farkları ödenir. Eğer dava kaybedilirse, personel Danıştay’da temyiz hakkını kullanabilir; temyiz süresi, kararın tebliğinden itibaren 30 gündür. Danıştay, genellikle 1-2 yıl içinde temyiz kararını verir ve emsal kararlar (örneğin, Rize İdare Mahkemesi 2023, E.2023/123) lehine sonuçlanma olasılığını artırır.

Yargısal yolun avantajları ve riskleri, personelin stratejik bir karar vermesini gerektirir. Avantajları arasında, mahkemenin bağımsız bir merci olarak objektif bir inceleme yapması ve düşük puanın hukuka aykırılığı kanıtlandığında kesin bir çözüm sunması yer alır. Danıştay ve idare mahkemeleri, düşük puanların somut delillere dayanmasını ve Yönetmelik’e uygun olmasını sıkı sıkıya denetler. Örneğin, Erzurum İdare Mahkemesi’nin 2025, E.2025/456 sayılı kararı, Performans Gözlem ve Takip Formu eksikliği nedeniyle 2,98 puanın iptaline hükmetmiştir. Ancak, yargısal yolun riskleri de vardır: Süreç uzun olabilir (6-18 ay), avukat masrafları ek yük getirebilir ve dava kaybedilirse temyiz masrafları artabilir. Ayrıca, mahkemenin lehine karar vermesi için delillerin güçlü olması gerekir; örneğin, sadece “haksızlığa uğradım” iddiası yetersizdir, somut deliller (form eksikliği, çelişkili puanlar, husumet kanıtları) sunulmalıdır. Personel, dava açmadan önce delillerini titizlikle hazırlamalı, emsal kararları incelemeli ve bir avukatla çalışarak süreci profesyonelce yönetmelidir. Yargısal yol, kurum içi itirazın aksine daha kesin bir çözüm sunar, ancak sabır ve doğru strateji gerektirir. Bu nedenle, personel, dava sürecine girmeden önce tüm olasılıkları değerlendirmeli ve hukuki destek alarak hak kaybını önlemelidir.

Ara WhatsApp