Hatalı Estetik Ameliyat Nedeniyle Tazminat Davası
Hatalı estetik ameliyat nedeniyle tazminat davası, doktor, diş hekimi, tıp merkezi, poliklinik, hastane sağlık kuruluşlarının bilgisizliği, deneyimsizliği veya ilgisizliği nedeniyle yanlış teşhis, hatalı tedavi veya eksik bakım hizmeti neticesinde hastanın zarar görmesinden dolayı açılan tazminat davasıdır. Malpraktis olarak adlandırılan bu durumda teşhis, aydınlatma ve onam ile tedavi sürecinde tıbbi uygulama hataları olmakla; doktor, sağlık çalışanı ve hastanelerin kasten veya ihmal ile hastayı zarara uğratması söz konusudur.
Doktor hatası tazminat davası özel hastane veya devlet hastanesinde tedavi görmeye göre usulü farklılık göstermektedir. Devlet hastanesinde doktor hatası olduysa idare mahkemesinde idari dava açılmalıdır. Fakat özel hastanede olmuşsa tüketici mahkemesinde hukuk davası açılmalıdır.
Hekim ile hasta arasındaki ilişkiye bazı durumlarda TBK md. 470 vd. maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesi hükümlerinin uygulanması da söz konusu olmaktadır. Özellikle konusu estetik tedavi olan hukuki ilişkilere eser sözleşmesi hükümleri uygulanır. Bu sözleşmede asıl olan hekimin bir iş görmesi değil, bir eserin meydana getirilmesidir. Bu durum dişçilik ve ortopedide de ortaya çıkmaktadır. Örneğin, hastaya takma kol takmak, takma diş yapmayı üstlenmek gibi edimler söz konusu olduğunda hasta-hekim arasındaki ilişki eser(istisna) sözleşmesine dayanmaktadır ve hekimin sorumluluğuna TBK m.470 vd. hükümleri uygulanır. Esra Polat Tekin olarak “Hatalı estetik ameliyat nedeniyle tazminat davası” hakkında bilgi vereceğiz.
Hatalı Estetik Ameliyat Nedeniyle Tazminat Davası Kime Karşı Açılır?
Hatalı estetik müdahaleyi gerçekleştiren doktor kamu hastanesinde çalışıyorsa dava doğrudan doktora açılamaz. Hatalı estetik ameliyat tazminat davası ilgili kamu kurumuna veya Sağlık Bakanlığına karşı açılabilir. Hatalı estetik ameliyatı gerçekleştiren doktora ve doktorun mesleki sorumluluk sigortasına dava ihbar edilir. Doktor hatasını gerçekleştiren hekimin özel hastanede çalışması halinde ise estetik ameliyat tazminat davası ilgili doktora, hastane işleticisine ve doktorun mesleki sorumluluk sigortasına karşı açılabilir.
İnsan sağlığının önemi düşünüldüğünde tıbbi müdahalelerden kaynaklanan tam yargı davalarında yetkin bir idare hukuku avukatının yardımından faydalanmak hak kaybı yaşamamak adına yerinde bir hareket olacaktır. Tam yargı davası açmadan önce idareye başvuru dilekçesi verilmesi gereklidir. Bu dilekçe verilmeden direkt idari dava açılırsa idari merci tecavüzü gerekçesiyle dosyanız ilgili idareye gönderilecektir.

Hatalı Estetik Ameliyat Nedeniyle Maddi Zararlar ve Tazminat Miktarı
Doktor hatası sonucu meydana gelen zarar nedeniyle açılan tazminat davalarında maddi tazminat miktarı yargılama sırasında alınacak bilirkişi raporuna göre saptanmaktadır. Hem idare mahkemesinde açılan tam yargı davalarında hem de diğer mahkemelerde açılan davalarda maddi tazminata ilişkin TBK’nın ilgili maddeleri ile 51-56. Maddelerinin uygulanması gerekir. Tıp alanında uzman olan bilirkişilerce, hekim tarafından uygulanan tıbbi müdahalede meydana gelen zararın malpraktis mi komplikasyon mu kapsamında kaldığı ve hekimin kusurunun ağırlığı ile meydana zarar hesaplanarak maddi tazminat tutarı belirlenmektedir.
TBK’nın 55/1. maddesinde, destekten yoksun kalma zararları ile bedensel zararlar, bu Kanun hükümlerine ve sorumluluk hukuku ilkelerine göre hesaplanacağı, kısmen veya tamamen rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemeleri ile ifa amacını taşımayan ödemelerin bu tür zararların belirlenmesinde gözetilemeyeceği ve zarar veya tazminattan indirilemeyeceği belirtilmektedir. Yine bu hükme göre hesaplanan tazminat, miktar esas alınarak hakkaniyet düşüncesi ile artırılamaz veya azaltılamaz.
Danıştay ise maddi zararı, “mal varlığının aktifinde meydana gelen azalma ile mahrum kalınan gelirden yoksunluk” olarak ifade etmektedir. İdare hukuku ilkelerine göre maddi zarar; idari işlem veya eylem nedeniyle kişinin mal varlığının aktifinde meydana gelen azalma nedeniyle uğranılan zarar ile elde edilmesi kesin olan gelirden yoksun kalma sonucu uğranılan toplam zarardan oluşur. Ölüm durumunda talep edilebilen maddi zararlar, TBK’nın 53. maddesine göre şunlardır:
- Cenaze giderleri; cenaze gideri talep edildiğinde bunlarla ilgili harcama bilgi ve belgelerinin dosyaya eklenmesi gerekir. Fakat cenaze giderlerinin belgelenemeyen kısmı yönünden de örfe dayalı olarak kabul edilen harcamaların bilirkişi tarafından belirlenmesi mümkün olabilir.
- Ölüm hemen gerçekleşmemişse tedavi giderleri ile çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar; tedavi giderleri ve çalışma gücünün azalmasından doğan harcamalar ve gelir kayıplarıyla ilgili bilgi ve belgeler dosyaya sunulmalıdır.
- Ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradıkları kayıplar; destekten yoksun kalma zararı maddi zarar türlerindendir. Bu zararın varlığı için ölenle davacı arasında ölümden önce mevcut destek ilişkisinin bulunması veya böyle bir ilişkinin kurulacağının varsayılabilmesi gerekir. Örneğin babası ölen çocuklar mevcut destekten, küçük çocuğu ölen ana-baba ise farazi destekten yoksun kalmış olur. Ölüm nedeniyle desteğini yitiren kişinin gelecekte mal varlığındaki artıştan yoksun kalması nedeniyle maddi zararının giderilmesi bu tazminat talebiyle sağlanabilmektedir.
TBK’nın 54. maddesi uyarınca “Bedensel zararlar” ise şunlardır:
- Tedavi giderleri; fiil nedeniyle sağlığı bozulan veya yaralanan kişinin tedavi olması için yapılan giderlerdir. Bu amaçla yapılan hastane, doktor, ilaç, bakıcı, yol gibi giderlerin tamamı tedavi gideri olarak talep edilebilir. Bu tür giderlere ilişkin belgelerin dosyaya eklenmesi gerekir.
- Kazanç kaybı; zarara neden olan eylem dolayısıyla kişinin gelir artışından mahrum kalması nedeniyle uğranılan maddi zararı ifade eder. Bu maddi zarar temelde kişinin hukuki veya fiili nedenle çalışamadığı sürede uğradığı gelir kayıplarını kapsamaktadır. Fiili nedene örnek olarak idarenin hizmet aracı olan iş makinasının çarpıp yaraladığı davacının tedavi süresince çalışamamasından doğan gelir kayıpları gösterilebilir. Kişinin tıbben ne kadar süre çalışamadığının/çalışamayacağının bir raporla tespit edilmesi gerekir. İkinci olarak geliri tespit edilerek çalışamadığı süre içindeki kaybı belirlenmeye çalışılır.
- Çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar; kişinin sağlığının bozulması veya yaralanması dolayısıyla çalışma gücünü kaybetmesi bir gelir kaybına neden olur. Bu kaybın ekonomik olarak giderilmesi için güç kaybına bağlı gelir kaybının belirlenmesi gerekir. Bu amaçla davacının olay öncesindeki geliri ile tıbben çalışma gücü kayıp oranı tespit edilip, gelecekte uğrayacağı kazanç kaybı belirlenmelidir.
- Ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar,
- Efor kaybından doğan zarar; bu zarar kalemi tazminat hukuku doktrininde geliştirilen ve içtihatlarla kabul edilen bir maddi zarar türüdür. Davacının idari eyleme bağlı olarak kalıcı sakat kalması durumunda kazancında bir eksilme olmasa dahi beden gücü kaybına bağlı olarak bundan sonra işinde emsallerine göre daha fazla efor sarf etmesi gerektiğinden hareketle bu durumun parasal olarak telafisi amaçlanmaktadır. Çalışma gücü kaybından doğan zarardan farklı bir zarar kalemidir. Çalışma gücü kaybı zararı, güç kaybına bağlı olarak kişinin gelirinde ölçülebilir bir azalmanın giderimi işlevi görmektedir. Efor kaybı ise maddi bir gelir azalmasına bağlı olmayan fakat iş ve günlük yaşamı etkileyen genel bir kaybın telafisini sağlamaktadır.
Bu maddede vücut bütünlüğünün ihlali halinde meydana gelen bedensel zararların en belirgin olanları ifade edilmiştir. Konumuz bakımından hastanın kamu hastanesindeki odasında bulunan eşyalarının kaybından veya personelin kusuruyla eşyanın zarara uğratılmasından doğan zararların da bu kapsamda dava edilebileceği ifade edilmelidir.
Zarar hesabının olay tarihi itibariyle yapılması gerekir. Mahkeme de olay tarihindeki zarara hükmetmelidir. Maddi ve manevi tazminata hükmedildiğinde, talep varsa kanuni faize de hükmedilmesi gerekir. Bu nedenle dava dilekçesinde başlangıç tarihi de belirtilerek faiz istenilmesi gerekir. Başlangıç tarihi konusunda olaya göre farklılıklar bulunduğundan, dilekçede faiz başlangıcı olarak olay tarihinin gösterilmesi, davacının yararına olacaktır. Özel hukukta faiz için olay tarihi esas alınmakta iken aksi yöndeki Danıştay uygulaması doktrinde eleştirilmekte ve faizin zararın meydana geldiği tarihten itibaren işletilmesi gerektiği belirtilmektedir.
Hatalı Estetik Ameliyat Nedeniyle Manevi Tazminat Miktarı
Manevi zarar kişilik haklarının ihlalinden doğan zarardır. Anayasanın 17. maddesi uyarınca kişinin maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkı güvence altına alınmıştır. Anayasada özel olarak diğer çok sayıdaki temel hakkın bu genel güvenceyle bağlantısı bulunmaktadır. Başka deyişle özel olarak güvence altına alının diğer temel hakların ihlali de kişilik hakkına zarar vermektedir. Özel hukukta kişilik haklarını koruyan hükümler başlıca TMK’nın 23-27. maddeleri ile TBK’nın haksız fiillere ilişkin 49 vd. maddelerinde düzenlenmiştir. Öte yandan TBK’nın 55/2. maddesindeki atıf dolayısıyla aynı Kanunun 56. maddesinde yer alan vücut bütünlüğünün ihlali veya ölüm nedeniyle manevi tazminatın verilebileceğine ilişkin düzenlemenin tam yargı davaları yönünden de uygulanmaktadır. Manevi zararı, fiile bağlı olarak kişinin manevi varlığında meydana gelen eksilme olarak ifade edilir.
Manevi tazminatın miktarını mahkeme kararlaştırmaktır. Mahkeme manevi tazminat miktarını doktor hatası sonucunda zarara uğrayan kişinin durumuna göre ve maddi tazminat miktarının tutarına göre belirlemektedir. Uygulamada genelde hükmedilen tazminat miktarları hatalı tıbbi müdahalenin niteliğine ve kişide meydana getirdiği zarara göre değişmekte olup söz konusu doktor hatası sonucunda kişinin yaşam hakkı ile bağlantılı vahim sonuçlar doğabildiği için yüksek tutarlar olmaktadır. Ancak manevi tazminatın, zenginleşmeye yol açmayacak şekilde belirlenmesi gerekir.
Manevi zarar talepleri bakımından manevi zararın bölünmezliği ilkesinin geçerli olduğu kabul edilir. Kural olarak manevi zarara ilişkin tazminat talebi bir defada ifade edilmelidir. Manevi zararın niteliği gereği sonradan artırılması mümkün değildir. Fakat istisnai durumlarda manevi zararın ortaya çıkmasının veya büyümesinin ileride gerçekleşmesi de mümkündür. Bu durumda manevi tazminat miktarı arttırılabilecektir. Ölüm nedeniyle yakınların açtığı davalarda her bir davacının durumu yönünden ayrıca değerlendirme yapılmalıdır. Danıştay kararlarında manevi tazminatın bir zenginleşme vesilesi olarak değerlendirilmemesi gerektiği, fakat hukuka aykırılığı da özendirmeyecek, hizmet kusurunun ağırlığını yansıtan ve kişinin olaydan duyduğu elem ve üzüntünün boyutunu dikkate alan bir yaklaşımla belirlenmesi gerektiği belirtilir.
Manevi tazminata hakketmek bakımından mağdurun temyiz gücünün bulunması zorunlu değildir. Bebekler ileride yoksunluğu hissedebilir ve akıl hastaları da duyguya sahip olup üzüntü duyabilirler. Örneğin idarenin fiili nedeniyle babasını yitiren bir yaşındaki küçüğün veya akıl hastası olan yetişkin oğlunun da manevi zararının bulunduğu kabul edilmelidir. Manevi zarar fiilin meydana geldiği tarihte meydana gelmekte ise de Danıştay kararlarında tazminatın idareden talep edildiği tarihte muaccel hale geldiği ve faizin de bu tarihten itibaren başlatılması gerektiği kabul edilir. İdareye başvuru yapılmadan dava açılmışsa dava tarihinden itibaren başlatılır.

Hatalı Estetik Ameliyat Nedeniyle Tazminat Davası Öncesi Uzman Görüşü
Hekim tarafından gerçekleştirilen tıbbi müdahale sonucu zarar gören hastanın, tazminat davası açmadan önce tıp alanında uzman bir kişiden görüş alması tavsiye edilmektedir. Tıp bilimi doğası gereği belirli riskler taşıyan bir alandır. Bu nedenle her tıbbi müdahale sonucunda bazı zararların meydana gelmesi öngörülebilmektedir. Öngörülen risk olarak da adlandırılan komplikasyonlar tıbbi müdahale sonucunda meydana gelmesi engellenemeyen ve tıbbi müdahalenin niteliğine göre ortaya çıkması muhtemel olan kötü sonuçlardır.
Hekimler tıbbi müdahale sonucu ortaya çıkan ve engellenemeyen bu gibi kötü sonuçlardan sorumlu tutulmamaktadır. Bu nedenle hekim tarafından uygulanan tıbbi müdahale sonucu zarar gören hastanın, meydana gelen zararın komplikasyon mu malpraktis mi kapsamında kaldığını tespit edebilmesi için dava açmadan önce tıbbi müdahale nedeniyle oluşan kötü sonucun niteliğini tespit ettirmesi önem taşımaktadır.
Hatalı Estetik Ameliyat Nedeniyle Tazminat Davası Görevli ve Yetkili Mahkeme
Hastanın, doğrudan doğruya bağımsız çalışan herhangi bir sağlık kuruluşunda çalışmayan hekime başvurması halinde, hekim ile hasta arasındaki ilişki Yargıtay kararına göre vekâlet sözleşmesi veya tıbbi müdahalenin niteliğine göre eser sözleşmesi olarak değerlendirilmektedir. 6502 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunu’na göre de vekâlet ve eser sözleşmelerinden doğan davalarda görevli mahkemeler Tüketici Mahkemeleridir.
Malpraktis tazminat davasının hekimle hasta arasındaki sözleşme ilişkisinden kaynakladığı hallerde yani davanın tüketici mahkemelerinde açılması halinde HMK md.10 sözleşmeden doğan davalarda yetki başlıklı düzenleme gereği yetkili mahkeme sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesi de olabilir. Malpraktis tazminat davasının tüketici mahkemelerinde açılması halinde TKHK md. 73/5 gereği tüketicinin yerleşim yerinin bulunduğu yerdeki tüketici mahkemesi de yetkilidir.
Hatalı Estetik Ameliyat Nedeniyle Tazminat Davası Zamanaşımı Süresi
Tıbbi müdahalenin niteliğinin estetik, protez gibi uygulamalar olması halinde eser sözleşmesine dayalı olarak özel hastanelere veya doktorlara tüketici mahkemelerinde açılacak tazminat davalarında zamanaşımı süresi 5 yıldır. Ancak tıbbi müdahalede doktor ağır kusurlu ise zamanaşımı süresi 20 yıldır. Hatalı estetik ameliyat nedeniyle tazminat davasında zamanaşımı normalde 5 yıldır.
Hatalı Estetik Ameliyatlarda Tüketici Hakem Heyetine Başvuru
Hatalı estetik ameliyatlarda tüketici hakem heyetine başvuru, 2025 yılı için 149.000 TL altında kalan taleplere ilişkin tüketici uyuşmazlıklarında geçerli olan çözüm yoludur. Tüketici Kanunu hükümlerine göre, 149.000 TL altındaki uyuşmazlıklar için il ve ilçe tüketici hakem heyetlerine başvuru zorunludur.
Başvurular, tüketici sıfatında sayılan, hatalı estetik mağduru hastanın yerleşim yeri tüketici hakem heyetidir. Hatalı estetik süreci ve taleplere ilişkin olarak hazırlanan dilekçe ile başvuru yapılmaktadır. Hazırlanan dilekçe bizzat yahut avukat aracılığıyla elden, posta yoluyla yahut online olarak yapılabilmektedir. Online başvurular, Tüketici Bilgi Sistemi üzerinden yapılmaktadır.
Tüketici hakem heyetlerine yapılan başvurular kural olarak 6 ay içinde sonuçlandırılır. Heyet kararlarına karşı itiraz yoluna başvurulabilir. İtirazlar, tüketici hakem heyeti kararının tebliğinden itibaren 15 gün içinde yetkili tüketici mahkemesine sunulmaktadır. Hekimin zorunlu sorumluluk sigortası bulunması halinde açılacak davalarda ise ticaret mahkemeleri görevli olup bu uyuşmazlıklar yönünden tüketici hakem heyeti görevli kabul edilmemektedir.
Hatalı Estetik Ameliyatlarda Zorunlu Arabuluculuk
Hatalı estetik ameliyat nedeniyle tazminat davasında, dava açmadan önce arabuluculuk zorunludur. Dava şartı olarak arabuluculuk yoluna başvurulmadan açılan hatalı estetik ameliyat tazminat davaları usulden reddedilmektedir. Tüketici hakem heyetinin görev alanına giren uyuşmazlıklarda arabuluculuk yoluna başvuru zorunlu değildir.
Dava şartı arabuluculuk en fazla 4 hafta içinde sonuçlanmaktadır. Tarafların 4 haftalık süreç içinde uzlaşmaya varamadığı konular hakkında tüketici yahut ticaret mahkemelerinde dava açılabilir.