Çocuğun Kaçırılması ve Alıkonulması Suçu ve Cezası – TCK 234
Çocuğun kaçırılması ve alıkonulması suçu, 3 fıkra halinde düzenlenmiş velayet elinden alınmış olan anne veya baba ile üçüncü derece dahil kan hısımlarının 16 yaşını bitirmemiş çocuğu veli, vasi ya da gözetimi altında bulunan kimsenin yanından cebir veya tehdit kullanmaksızın alıkoyması ve kaçırması şeklinde gerçekleşir. Maddenin birinci fıkrası suçun tehdit ve cebir kullanılmadan işlenmesini düzenlerken, ikinci fıkrasında tehdit ve cebir kullanılarak işlenmesini ya da çocuğun 12 yaşını bitirmemiş olması halini düzenlemektedir. Çocuğun kaçırılması ve alıkonulması suçu TCK 234. Maddede düzenlenmiş olup şu şekillerde işlenebilir:
- Velayet yetkisi elinden alınan annenin on altı yaşını bitirmemiş çocuğu cebir veya tehdit kullanmadan velisi, vasisi, bakım ve gözetimi altında bulunan kişinin yanından kaçırması (TCK 234/1)
- Velayet yetkisi elinden alınan annenin on altı yaşını bitirmemiş çocuğu cebir veya tehdit kullanmadan velisi, vasisi, bakım ve gözetimi altında bulunan kişinin yanından alıkoyması (TCK 234/1)
- Velayet yetkisi elinden alınan babanın on altı yaşını bitirmemiş çocuğu cebir veya tehdit kullanmadan velisi, vasisi, bakım ve gözetimi altında bulunan kişinin yanından kaçırması (TCK 234/1)
- Velayet yetkisi elinden alınan babanın on altı yaşını bitirmemiş çocuğu cebir veya tehdit kullanmadan velisi, vasisi, bakım ve gözetimi altında bulunan kişinin yanından alıkoyması (TCK 234/1)
- Velayet yetkisi elinden alınan üçüncü derece dahil kan hısmının on altı yaşını bitirmemiş çocuğu cebir veya tehdit kullanmadan velisi, vasisi, bakım ve gözetimi altında bulunan kişinin yanından kaçırması (TCK 234/1)
- Velayet yetkisi elinden alınan üçüncü derece dahil kan hısmının on altı yaşını bitirmemiş çocuğu cebir veya tehdit kullanmadan velisi, vasisi, bakım ve gözetimi altında bulunan kişinin yanından alıkoyması (TCK 234/1)
- Velayet yetkisi elinden alınan anne, baba veya üçüncü derece dahil kan hısmının on altı yaşını bitirmiş çocuğu cebir veya tehdit kullanarak velisi, vasisi, bakım ve gözetimi altında bulunan kişinin yanından kaçırması ya da alıkoyması (TCK 234/2)
- Velayet yetkisi elinden alınan anne, baba veya üçüncü derece dahil kan hısmının on iki yaşını bitirmemiş çocuğu cebir veya tehdit kullanmadan velisi, vasisi, bakım ve gözetimi altında bulunan kişinin yanından kaçırması ya da alıkoyması (TCK 234/2)
- Kanunî temsilcisinin bilgisi veya rızası dışında evi terk eden çocuğu, rızasıyla da olsa, ailesini veya yetkili makamları durumdan haberdar etmeksizin kişinin yanında tutması (TCK 234/3)
Örneğin velayet yetkisi elinden alınan annenin çocuğunu göremediği için, 17 yaşındaki kızını babasının gözetimi altındayken alıp kendi evine götürmesi halinde ya da velayet yetkisi elinden alınan babanın 5 yaşındaki oğlunu parkta oyun oynarken silah zoruyla annesini korkutarak kaçırması halinde çocuğun kaçırılması ve alıkonulması suçu oluşacaktır. Çocuğun kaçırılması ve alıkonulması suçu 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 234. Maddesinde düzenlenmiştir. Suçun basit hali ilk fıkrada düzenlenmişken ağırlaştırıcı nedenler diğer fıkralarda düzenlenmiştir. Avukat Esra Polat Tekin Hukuk ve Danışmanlık olarak bu yazımızda çocuğun kaçırılması ve alıkonulması suçu ve cezasından (TCK m. 234) bahsedeceğiz.
Çocuğun Kaçırılması ve Alıkonulması Suçu Nedir?
Çocuğun Kaçırılması ve Alıkonulması Suçu; on beş yaşını bitirmemiş olan çocuğun kaçırılması veya alıkonulması sureti ile gerçekleşir. Ancak, bunun için cebir veya tehdit kullanılmasına gerek yoktur. Ayrıca, çocuğun velayet yetkisi elinden alınmış olan ana veya baba ya da üçüncü derece dahil kan hımsı tarafından kaçırılmış veya alıkonulmuş olması gerekir. Maddenin ikinci fıkrasında, söz konusu suçun nitelikli halleri belirlenmiştir. Buna göre, kaçırma veya alıkoyma fiillerinin cebir veya tehdit kullanılmak suretiyle işlenmesi halinde daha ağır bir ceza verilecektir. Kaçırılan çocuğun on iki yaşını bitirmemiş olması halinde de verilecek ceza arttırılacaktır.
Çocuğun kaçırılması ve alıkonulması suçu 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun İkinci Kitap “Özel Hükümler” Üçüncü Kısım “Topluma Karşı Suçlar” Sekizinci Bölüm “Aile Düzenine Karşı Suçlar” bölümünde Çocuğun Kaçırılması ve Alıkonulması başlığı altında 234. Maddede düzenlenmiştir. Çocuğun Kaçırılması ve Alıkonulması suçunu konu edinen 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 234. Madde metni şu şekildedir:
Madde 234
- Velayet yetkisi elinden alınmış olan ana veya babanın ya da üçüncü derece dahil kan hısmının, onaltı yaşını bitirmemiş bir çocuğu veli, vasi veya bakım ve gözetimi altında bulunan kimsenin yanından cebir veya tehdit kullanmaksızın kaçırması veya alıkoyması halinde, üç aydan bir yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
- Fiil cebir veya tehdit kullanılarak işlenmiş ya da çocuk henüz oniki yaşını bitirmemiş ise ceza bir katı oranında artırılır.
- (Ek: 6/12/2006 – 5560/10 md.) Kanunî temsilcisinin bilgisi veya rızası dışında evi terk eden çocuğu, rızasıyla da olsa, ailesini veya yetkili makamları durumdan haberdar etmeksizin yanında tutan kişi, şikâyet üzerine, üç aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
| Çocuğun Kaçırılması ve Alıkonulması Suçu – TCK 234 | |
|---|---|
| Kanun Maddesi | 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu madde 234 |
| Şikayet | Şikayete tabi değildir, resen soruşturulur. 3. fıkra şikayete tabidir. |
| Zamanaşımı | 8 yıldır. |
| Tutuklama ve Adli Kontrol | Tutuklama ve adli kontrol kararı verilebilir. |
| Uzlaşma | Suç uzlaşmaya tabi değildir. 3. Fıkra uzlaşmaya tabidir. |
| Etkin Pişmanlık | Etkin pişmanlık hükümleri uygulanabilir. |
| İndirim | Şartları varsa 62 indirimi uygulanabilir. |
| Memurluğa Etki | Memuriyete engel değildir. |
| Görevli Mahkeme | Asliye Ceza Mahkemesidir. |

Çocuğun Kaçırılması ve Alıkonulması Suçunun Şartları
Türk Ceza Kanununun 234. Maddesiyle çocuğun kaçırılması ve alıkonulması suç olarak düzenlenmiştir. İlgili maddenin ilk fıkrasında, velayet yetkisi elinden alınmış olan ana veya babanın ya da üçüncü derece dahil kan hısmının, on altı yaşını bitirmemiş bir çocuğu veli, vasi veya bakım ve gözetimi altında bulunan kimsenin yanından cebir veya tehdit kullanmaksızın kaçırması veya alıkoyması, suç olarak tanımlanmıştır. Böylece bu maddeyle çocuk üzerindeki velayet ve vesayet hakları korunmaktadır.
Söz konusu suç, Türk Medeni Kanununun 339. maddesinin 4. fıkrasına göre, ‘‘Çocuk, ana ve babasının rızası dışında evi terk edemez ve yasal sebep olmaksızın onlardan alınamaz.’’ Bu hükümle yaşı ne olursa olsun ana ve babasının bilgisi veya rızası dışında evi terk etmeme hususunda bir yükümlülük yüklenmiştir. Bu hükmü, ana ve babasının bilgisi ve rızası dışında evi terk eden çocuğu yanında bulunduran kişiye, çocuğun ana ve babasını veya yetkili makamları durumdan haberdar etmek yönünde bir yükümlülük yüklemek suretiyle tamamlamak gerekir. Özetle çocuğun kaçırılması ve alıkonulması suçunun şartları şu şekildedir:
- Fail velayet yetkisi elinden alınmış anne, baba ya da üçüncü derece dahil kan hısmı olmalıdır.
- 16 yaşını bitirmemiş bir çocuğun veli, vasi, bakım ve gözetimi altında bulunan kişinin yanından kaçırılması veya alıkonulması gerekir.
- Suçun basit hali işlenirken cebir veya tehdit kullanılmaması gerekir.
Çocuğun Kaçırılması ve Alıkonulması Suçunun Unsurları
- Fail: Fail Türk Ceza Kanunu’nda suç kabul edilen hukuka aykırı bir eylemi yapan kişidir. Yani failin bir hareket yeteneği bulunmakta olup suçun gerçekleşmesi için birtakım eylemler gerçekleştirir. Suçun faili, velayet yetkisi kendisinden alınmış olan ana veya baba ya da üçüncü dereceye kadar kan hısımları olabilir. Bu özelliği nedeniyle çocuğun kaçırılması ve alıkonulması suçu, faili bakımından özgü suçlardandır. Üçüncü dereceye kadar olan kan hısımları ise, ana ve baba dışında kalan, kaçırılan veya alıkonulan çocuğun kardeşleri, amcaları, halaları, dayıları, teyzeleri, büyükanne ve büyükbabaları, dede ve nineleridir. Yalnızca anılanlar bu suçun faili olabilir.
- Mağdur: Mağdur kendisine karşı işlenen bir suçtan dolayı vücut bütünlüğünde veya ekonomisinde zarara uğrayan kişidir. Birinci fıkrada düzenlenen suçun mağduru, çocuğun velayeti elinden alınmamış olan ana veya baba yani veli, çocuk vesayet altında ise vasi veya çocuğu bakım veya gözetimi altında bulunduran kimsedir. Suçun mağduru, suç sayısının belirlenmesinde önem arz etmektedir. Üçüncü fıkrada düzenlenen suçun mağduru ise, çocuğun kanuni temsilcisidir. Örneğin çocuk hakkında koruma kararı alınmış ise, bu suçun mağduru Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumudur. İstikrar kazanan uygulamada çocuğun kaçırılması ve alıkonulması suçunda korunan hukuki yararın, velinin aile hukukundan kaynaklanan velayet hakkı olup şikayet hakkının mağdurenin kanuni temsilcilerine ait olduğu kabul edilmektedir.
- Suçun Hukuki Konusu: Suç teşkil eden her hareketin bir konusu vardır ve suçun hukuki konusu denilince bundan tipik hareketin üzerinde icra edildiği kişi veya şey anlaşılmaktadır. TCK 234. Maddesinin 1. fıkrasında düzenlenen suçun konusu 16 yaşını bitirmemiş çocuktur. Çocuğun kız olması ile erkek olması arasında bir fark bulunmamaktadır. Suça konu çocuğun, 12 yaşını bitirmemiş olması hali, TCK 234. maddesinin 2. fıkrası ile nitelikli hal sayılmıştır. O halde birinci fıkrada düzenlenen suçun konusunu, 12 yaşını bitirmiş ve fakat 16 yaşını bitirmemiş olan çocuklar oluşturmaktadır. İlgili maddenin üçüncü fıkrasında düzenlenen suçun konusu da, çocuktur.
- Suçun Maddi Konusu: Suçun maddi konusu suçun üzerinde gerçekleştiği kişiler ya da şeylerdir. Kaçırma, çocuğun, kendi veya velinin, vasinin veya çocuğa bakmak ve gözetmekle yükümlü olan kimsenin egemenlik altından çıkarılarak, failin kendi egemenlik alanına nakledilmesi, çocuğun bulunduğu yerden başka bir yere götürülmesidir. Alıkoyma, çocuğun failin egemenlik alanına kendisinin veya veli, vasi veya bakmakla yükümlü olan kimsenin rızasıyla gelmesi ve orada rızaya aykırı olarak tutulmasıdır. Alıkoyma kavramı, hak sahibine vermekten kaçınmak anlamına gelmektedir.
- Manevi Unsur: Manevi unsur suçu işleyen fail ile eylemleri arasındaki manevi bağdır. Suçun manevi unsurunda suçun kast veya taksirle işlendiğiyle ilgilenmekteyiz. Maddenin hem birinci hem de üçüncü fıkrasında düzenlenen suç, kasten işlenebilen suçlardandır. Bu suçların taksirle işlenmesi olanağı bulunmamaktadır. Bu suçların işlenmesi için genel kast yeterlidir. Failin özel bir amaçla hareket etmesi gerekli ve zorunlu değildir.
Çocuğun Kaçırılması ve Alıkonulması Suçunun Cezası Nedir?
Çocuğun kaçırılması ve alıkonulması suçu; 3 fıkra halinde 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 234. Maddesinde düzenlenmiştir. Çocuğun kaçırılması ve alıkonulması suçunun temel halinin cezası, Türk Ceza Kanunu’nun 234. maddesinin 1. fıkrasında da belirtildiği üzere, 3 aydan 1 yıla kadar hapis cezasıdır. Devamındaki fıkralarda suçun arttırıcı hali düzenlenmiş olup, verilecek ceza 1 kat oranında arttırılacaktır. Dolayısıyla 6 aydan 2 yıla kadar hapis cezası verilecektir.
Son olarak üçüncü fıkra şikayet halinde cezalandırmayı düzenlemiş ve 3 aydan 1 yıla kadar hapis cezası verileceği düzenlenmiştir. Türk Ceza Kanunu’nun 234. maddesinin üçüncü fıkrasında düzenlenen suçu işleyen kimse de, 3 aydan 1 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır. Yargıtay bu suçla ilgili haksız tahrik hükümlerinin uygulanabileceğini kabul etmektedir.
| Çocuğun Kaçırılması ve Alıkonulması Suçu Cezası | Kanuni Dayanağı |
|---|---|
| Basit Hali Cezası | 3 aydan 1 yıla kadar hapis para cezası |
| Çocuğun Kaçırılması Ve Alıkonulması Suçunun Ağırlaştırıcı Halinin Cezası | 6 yıldan 2 yıla kadar hapis para cezası |
| Çocuğun Kaçırılması Ve Alıkonulması Suçunun 3. Fıkrası | 3 aydan 1 yıla kadar hapis para cezası |
- Çocuğun Kaçırılması ve Alıkonulması Suçunun Temel Halinin Cezası: Türk Ceza Kanunu’nun 234. Maddesinde yer alan çocuğun kaçırılması ve alıkonulması suçunun temel hali düzenlenmiştir. Yasa hükmüne göre, çocuğun kaçırılması ve alıkonulması suçu işleyen bir kişiye verilecek ceza 3 aydan 1 yıla kadar hapis cezasıdır. Çocuğun kaçırılması ve alıkonulması suçunun temel halinin cezası, Türk Ceza Kanunu’nun 234. maddesinin 1. fıkrasında düzenlenmiştir. Hakim somut olayın özelliklerine ve suçun işleniş şekline göre TCK’nin 61. maddesinde öngörülen hususları da göz önünde bulundurarak alt ve üst sınır arasında temel cezayı belirleyip uygulayacaktır.
- Çocuğun Kaçırılması ve Alıkonulması Suçunun Nitelikli Halinin Cezası: TCK’nın 234. Maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenmiştir. Maddenin ikinci fıkrasıyla, birinci fıkrada düzenlenen suçun cebir veya tehditle işlenmesi veya çocuğun henüz 12 yaşını bitirmemiş olması nitelikli hal olarak öngörülmüştür. Cebir, fiziken zor kullanmaktır. Maddede öngörülen ikinci şiddet sebebi çocuğun on iki yaşını tamamlamamış olmasıdır. Bu nitelikli halin öngörülmesinin sebebi, yaşı küçük çocuklara karşı suçun işlenmesindeki kolaylık ve bu çocukların kendilerini koruyamayacak olmalarıdır. Burada alt sınır yoktur, çocuk 0-12 yaş arasında ise, bu durumda birinci fıkraya göre verilen ceza artırılacaktır. Her iki durumda da faile verilecek ceza 1 kat arttırılacaktır.
- Çocuğun Kaçırılması ve Alıkonulması Suçunun Tüzel Kişiler Tarafından İşlenmesi: Bir suçun bir tüzel kişinin faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde TCK’nın açık hükmü gereğince, tüzel kişilere özgü güvenlik tedbiri uygulanır. Bu güvenlik tedbirleri, faaliyet izninin iptali ve müsaderedir. Aynı suç mağdurları ile ilgili yurtdışında yargılama yapılmış ise yurtdışında infaz edilen tutukluluk ya da hükümlülük varsa Türkiye’de verilen cezadan mahsup gerekir. Çocuğun kaçırılması ve alıkonulması suçunun ise tüzel kişiler tarafından işlenmesi mümkün değildir.

Çocuğun Kaçırılması ve Alıkonulması Suçu Örnekleri
- Anne Elif ve baba Kenan’ın müşterek çocuğu Gamze’nin 11 yaşını doldurmadığını düşünelim. Boşanma davası neticesinde velayeti anneye verilen Gamze parkta oyun oynarken babası tarafından annesinin haberi olmaksızın gizlice alınıp götürülmesi halinde söz konusu suç oluşacaktır. Babaya verilecek ceza da 6 aydan 2 yıla kadar hapis cezası olacaktır. Nitekim suçun nitelikli hali meydana gelmektedir.
- Velayeti anne ve babasından alınmış 9 yaşındaki çocuğun koruyucu aileye verildiğini düşünelim. Bu çocuğun anne veya babası tarafından koruyucu ailesinin yanındayken kaçırıldığı bir olayda, anne ve babaya çocuğun kaçırılması ve alıkonulması suçu açısından ceza verilecektir. Çocuğun 12 yaşından küçük olması ve kendini koruyamayacak durumda olması nedeniyle verilecek cezada arttırım da yapılacaktır.
- 16 yaşındaki Beyza isimli çocuğun annesinin sınav baskıyı yapması nedeniyle evden kaçmaya karar verdiğini ve gece yarısı evden kaçarak arkadaşı Cemil’in ailesinin olduğu evine gittiğini düşünelim. Bu durumda Cemil’in ailesinin her ne kadar Beyza’nın rızası olsa da yanlarında tutmaları ve ailesine haber vermemeleri ya da yetkili makamları haberdar etmemeleri kanunun 3. Fıkrasındaki suçu oluşturacaktır. Kişilere şikayet üzerine 3 aydan 1 yıla kadar hapis cezası dahi verilebilir.
Çocuğun Kaçırılması ve Alıkonulması Suçunun Özel Görünüşleri
- Teşebbüs: Kural olarak bir kişi hakkında cezaya hükmedilebilmesi için bu davranışların ceza kanununda yasaklanan suçlardan olması gerekir. Eğer fail suç işleme kastıyla hareket etmesine rağmen elinde olmayan sebeplerle suçu gerçekleştiremezse teşebbüsün varlığından bahsedilir. Çocuğun kaçırılması suçu, failin çocuğu velayet, vesayet veya çocuğu bakım veya gözetimi altında tutan kimsenin hakimiyet ve nüfuz alanından alıp kendi fiili egemenlik alanına geçtiğinde tamamlanır. Fail, çocuğu velayet, vesayet veya çocuğu bakım ve gözetim altında tutan kimselerin hakimiyet alanından çocuğu almış ancak sürekli takip sonucu yakalanmış ve çocuğu bir türlü hakimiyet alanına alamamış ise eylem yine teşebbüs aşamasında kalmış sayılır. Fail takip edilir iken, gözden kaybedilir, bu aşamada fail, çocuğu hakimiyet alanına geçirmiş olur ise, daha sonradan fail ile çocuk görülüp tekrar takibe düşülse bile, eylem tamamlanmış olur. Yargıtay, kendisinin hazırladığı mahkeme kararıyla çocuğu almaya çalışan kimsenin eyleminin hazırlık hareketi niteliğinde olmadığı, icra hareketlerine başlanmaması nedeniyle eylemin teşebbüs aşamasına gelmediği yönünde karar vermiştir. Çocuğun alıkonulması suçu ile üçüncü fıkrada düzenlenen ailesini ve yetkili makamları haberdar etmeden çocuğun tutulması suçu, ihmali hareketle işlenebileceğinden, bu suçlara teşebbüs mümkün değildir.
- İştirak: Çocuğun kaçırılması ve alıkonulması suçunda suçun faili herhangi bir kimse olabilir. Bu nedenle suç iştirak açısından bir özellik göstermez, iştirakin her şekli mümkündür. Bu konuda genel hükümler uygulanır. Çocuğun kaçırılması ve alıkonulması suçu, mütemadi suçlardandır. Suçun icra hareketlerinin başlamasından çocuğun bırakılma anına kadar suç işlenmeye devam eder. Bu aşamaya kadar bu suça iştirak mümkündür. İştirak yönünden bir özellik arz etmez. İlk iki fıkrada düzenlenen suç, faili bakımından özgü suçlardan olduğu için, velayet yetkisi elinden alınmış ana veya baba veya üçüncü dereceye kadar kan hısımları dışında kalan kişiler Türk Ceza Kanunu 40. madde gereğince bu suça ancak azmettiren veya yardım eden olarak katılabilirler. Çocuğun bu suça iştirakı mümkün değildir, çocuğun iştirak niteliğindeki hareketleri, zorunlu iştirak niteliğinde olduğu için cezalandırılmaz. Yargıtay, çocuğu getiren faile, çocukla birlikte kalması için kalacak yer temin eden kimsenin, yardım eden olarak sorumlu olacağını kabul etmektedir.
- İçtima: Fail, aynı anda birden fazla çocuğu tek fiille kaçırmış ise, örneğin arabadaki çocukları götürür ise zincirleme suç hükümleri uygulanmalıdır. Ancak fail bir çocuğu bir kolundan diğer çocuğu diğer kolundan tutup kaçırma eylemi iki ayrı suç oluşturur. Fail aynı çocuğu aynı suç işleme kararı kapsamında birden fazla defa kaçırır ise, bu durumda zincirleme suç söz konusu olur. Yargıtay son dönemdeki uygulamalarında Türk Ceza Kanununun 234. maddesinin ilk fıkrasında düzenlenen suçun mağduru velayet kendisine bırakılmış olan kimse olduğu için fiil birden çok çocuğa yönelik olarak gerçekleştirilirse dahi tek suç olduğunu kabul etmektedir. Fail, kaçırdığı çocuğu aynı zamanda alıkoyarsa, seçimlik hareketli bir suç olduğundan fail, yalnızca bir defa cezalandırılır, birden fazla defa cezalandırılamaz. Fail, çocuğu kaçırırken, konut dokunulmazlığını da ihlal etmiş ise, aynı zamanda bu suçtan da cezalandırılması gerekir. Çocuğun kaçırılması ve alıkonulması sırasında, çocuğa veya mağdura tehdit ve cebir uygulanır ise, bileşik suç hükümleri uyarınca fail, ayrıca bu suçlardan cezalandırılmaz. Failin uyguladığı cebir sonucu, çocuk veya mağdur Türk Ceza Kanununun 86. Maddesinin 2. fıkrasında belirtilen yaralamayı aşar nitelikte yaralanırsa, gerçek içtima hükümleri uygulanır ve fail ayrıca yaralama suçundan da cezalandırılması gerekir.
Uzlaşma, Adli Para Cezasına Çevirme, Erteleme ve Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması Kararı
- Uzlaşma: Uzlaşma Türk Ceza Hukukundaki belli başlı suçlarda kullanılır. Uzlaşma, suçtan mağdur olan kişinin suç şüphelisi ile anlaşması sonucunda ceza yargılamasının sona ermesidir. Uzlaşma şikayetten vazgeçme değildir. Çocuğun kaçırılması ve alıkonulması suçunun 1 ve 2. Fıkralarında uzlaşma mümkün değilken 3. Fıkrasında uzlaşma mümkündür. Bu nedenle taraflar arasında uzlaşma sağlansa dahi suç kapsamında soruşturma başlatılabilir, iddianame düzenlenebilir ve sonrasında da kovuşturma evresine geçilebilir.
- Adli Para Cezasına Çevirme: Adli para cezaları, mahkemenin, suçun failine verilen hapis cezasının süresine göre belirlenecek bir miktar parayı devlet hazinesine ödemesi konusunda karar vermesi ve failin hapis cezasından kurtulması durumudur. Burada bir hapis cezasının adli para cezasına çevrilebilmesi için verilen cezanın bir yılın altında olması gereklidir yani bu çevirme ancak kısa süreli hapis cezalarında mümkündür. Bazı durumlarda hapis cezasının bir kısmı para cezasına dönüştürülür ve fail hem hapis cezası hem de para cezasına çarptırılır. Türk Ceza Kanununda adli para cezası direkt verilebilmekle birlikte hapis cezasına ek olarak da verilebilir. Çocuğun kaçırılması ve alıkonulması suçu nedeniyle ceza mahkemesi tarafından verilen hapis cezası, somut olayın koşullarının değerlendirilmesi sonucu, basit halinde 3 ay-1 yıl arası ceza verilirse adli para cezasına çevrilebilir ancak diğer durumlarda bu mümkün değildir.
- Erteleme: Erteleme bir kişi hakkında hapis cezasına hükmedildikten sonra infazının ertelenmesi olarak adlandırılır. Kişi deneme süresi içerisinde iyi halli olarak hareket ederse cezaevine hiç girmeden cezası infaz edilmiş sayılır. Yani kişi hakkında hükmedilen cezanın infazı belirli bir süre geri bırakılır ve o süre içerisinde herhangi bir suç işlenmediği takdirde de infaz edilmiş sayılır. Erteleme kararı kapsamında mahkeme tarafından yargılaması yapılan kişinin suçlu olduğu tespit edilmiştir. Bununla birlikte kişiye belirli bir hapis cezası da verilmiştir. Ancak mahkeme kişiye vermiş olduğu bu hapis cezasını, kişi ceza infaz kurumuna girmeden, şartlı olarak vazgeçilmesi yoluna gidilebilir. Bu durumda hapis cezasının ertelenmesinden bahsedilecektir. Erteleme, TCK m. 51/1’de; “İşlediği suçtan dolayı iki yıl veya daha az süreyle hapis cezasına mahkûm edilen kişinin cezası ertelenebilir. Bu sürenin üst sınırı, fiili işlediği sırada onsekiz yaşını doldurmamış veya altmışbeş yaşını bitirmiş olan kişiler bakımından üç yıldır” şeklinde düzenlenmiştir. Çocuğun kaçırılması ve alıkonulması suçunda da erteleme hükümlerinin uygulanması mümkündür.
- Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması Kararı: Ceza Muhakemeleri Kanununa göre hükmün açıklanmasının geri bırakılabilmesi için sanığın suçun işleniş biçimi, suçun işlenişindeki amaç ve saikler, yanında sanığın kişiliği, yaşayışı, iş ve güç durumu vb. durumlar önem arz eder. Bu durumların değerlendirilmesi sonucu mahkeme kişinin gelecekte topluma zarar doğurmayacağına kanaat getirmesi halinde bu kararı verebilir. HAGB alan sanığın belli süreler içerisinde başka bir suça karışması durumunda cezası uygulanabilir hale gelecek ve hapis cezası ile karşı karşıya kalacaktır. Bununla birlikte yapılan son değişikliklere göre, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı artık sanığın rızasına bağlı olmaktan çıkarılmış olup bu karara karşı itiraz değil istinaf kanun yoluna başvurulabilecektir. Çocuğun kaçırılması ve alıkonulması suçunun basit halinin cezası 2 yıldan az olduğu kişi fail hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilebilir.
Soruşturma ve Kovuşturma Evresi
- Soruşturma Evresi: Mağdur ya da suçtan zarar gören kişinin şikayetçi olması Cumhuriyet Savcılığı’na yapacağı başvuru ya da kolluk kuvvetlerine yapacağı ihbar ile gerçekleşir. Bu aşamada savcı, kovuşturma aşamasına geçip geçmeye yer olup olmadığına karar vermek üzere araştırmak üzere soruşturma başlatır. Yani bu şikayet neticesinde savcılığa intikal eden dosyanın savcılıkta işlem görmesi soruşturma evresinin neticesidir. Çocuğun kaçırılması ve alıkonulması suçuna ilişkin olarak aşağıda daha detaylı izah edileceği üzere şikayete tabi bir suç olmadığı için hem şikayet üzerine hem de savcının re-sen araştırması üzerine soruşturma başlatılabilir. Ancak 3. Fıkradaki durum için şikayetçi olunması halinde soruşturma başlayacaktır.
Cumhuriyet savcısının şüpheli şahsın suçu işlediğine dair yeterli somut delilleri toplaması ve yeterli şüpheye ulaşması ile iddianame düzenlenir. Bunun aksi durumunda yeterli şüphe oluşmadığında Cumhuriyet Savcılığı kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verir. Bu karara karşı tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde itiraz edilebilir. İtiraz kabul edilirse dosya doğrudan kovuşturma evresine geçmez, tekrar soruşturma evresinde incelenir. İtiraz reddedilirse dosya kapanır. İtirazı inceleyecek olan merci Sulh Ceza Hakimliğidir. Her koşulda iddianame düzenlendiği takdirde dosya kovuşturma evresine geçecektir. Soruşturma evresinde şüpheli konumunda olan fail de kovuşturma evresinde sanık konumuna geçecektir.
- Kovuşturma Evresi: Kovuşturma evresi; görevli ve yetkili mahkemenin Cumhuriyet Savcılığı’nın sunduğu iddianameyi kabul etmesi ile başlar ve yargılama sürecini ifade eder. Kovuşturma evresi mahkeme tarafından yürütülmektedir. Yukarıda da açıklandığı üzere soruşturma evresinde şüpheli olan şahıs kovuşturma evresinde sanık olarak isimlendirilir. Kovuşturma evresinde sözlü yargılama yapılır ve yargılamalar duruşmalı olarak ilerler. Duruşmada sanık ve sanık vekili dinlenir bunun yanı sıra müşteki yani şikâyet eden kişi de dinlenir. Ayrıca müşteki sıfatına sahip olan taraf, katılma talebi sunduğu takdirde mahkemenin kabulü ile katılan sıfatına sahip olur.
Sanığa verilecek ceza kovuşturma evresinin sonunda belirlenir. Ancak sanık bu aşamadan önce kendisine isnat edilen suçu ve cezasını tam olarak öğrenmiş olmalıdır. Ayrıca cezalandırılması için de suçu işlediği sabit olmalıdır. Örneğin çocuğun kaçırılması ve alıkonulması suçunun faili olarak iki şüpheli varsa ancak hangisinin suçu işlediği sabit değilse her ikisi de beraat edecektir. Bununla birlikte, kovuşturma evresi neticesinde verilecek kararlar beraat, HAGB hatta zamanaşımına uğradığı takdirde davanın düşmesi şeklinde sıralanabilir. Çocuğun kaçırılması ve alıkonulması suçunun kovuşturma evresi tamamlandığında sanığın suçu işlediği sabit ise verilecek ceza 3 aydan 1 yıla kadar hapis cezası olarak belirlenecektir. Artırım ve indirim nedenlerinin uygulanması da mahkemenin takdirine kalacaktır.
Çocuğun Kaçırılması ve Alıkonulması Suçunda Gözaltı ve Tutukluluk
Bir kişi hakkında gözaltı kararı verilebilmesi için bu kişi hakkında somut delillerin var olması gerekir. Cumhuriyet Savcılığı gözaltı kararı verir vermez kişinin fotoğrafı çekilir ve parmak izi alınır. Aynı zamanda şüphelinin kendisine gerekli bilgiler verilmeli ve hekime götürülerek muayenesinin yapılması gerekir. Gözaltı süresi her ne kadar Olağanüstü Hal Durumlarında (OHAL) 30 güne kadar çıksa da uluslar arası bir sözleşme olan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nde en fazla 4 gün olarak belirlenmiştir. Bununla birlikte kişinin tek başına işlediği suçlarda belirlenen gözaltı süresi ile toplu olarak işlenen suçlarda gözaltı süreleri birbirinden farklı olarak düzenlenmiştir. Bunlarda 24 saati geçmemesi öne sürülmüştür. Toplu olarak işlenen suçlarda (birden fazla sanığı olan) bu süre 4 güne kadar uzatılmıştır. Ceza Muhakemesi Kanunu’nu madde 91’de geçen fıkrada mülki amirlerin talimatı ile belirlenen bazı kolluk amirlerine bir kişiyi 24 saate kadar gözaltına alma yetkisi verilmiştir. Bu yetki tabi ki suçlara göre belirlenmektedir. Çocuğun kaçırılması ve alıkonulması suçunda da, savcının gözaltı kararı ile failin gözaltına alınması mümkündür.
Tutuklama kararı ise Ceza Muhakemesi Kanunu madde 100 ve devamındaki maddelerinde düzenlenmiştir. Tutuklama suç işlendiğine ilişkin kuvvetli, yoğun kuşku bulunan bir kişinin özgürlüğünün kesin hüküm öncesi mahkeme kararı ile kısıtlanmasıdır. Tutuklamanın amacı ceza yargılamasının yapılmasını sağlamaktır. Ayrıca sanığın ileride olabilecek bir infazı da gerçekleşmiş sayılacaktır. Önemle belirtilmelidir ki tutuklama kararını verebilecek tek merci mahkemelerdir. Cumhuriyet savcılıkları tutuklama kararı veremez yalnızca tutuklanmayı talep edebilir. Tutuklama kararının verilemeyeceği birtakım durumlar kanun kapsamında düzenlenmiştir. Örneğin kişi hakkında yalnızca adli para cezasını gerektiren bir suçtan dolayı yargılama yapıldı ve buna ilişkin ceza verildiyse tutuklama kararı verilmez. Bununla birlikte vücut dokunulmazlığına karşı kasten işlenen suçlar dışında en fazla 2 yıl hapis cezası belirlenen suçlar hakkında da tutuklama kararı verilemez. Çocuğun kaçırılması ve alıkonulması suçunda da tutuklama kararı genel olarak verilmemektedir. CMK 102/1 gereğince tutukluluk süresi en çok bir yıldır. Ancak bu süre, zorunlu hallerde gerekçeleri gösterilerek altı ay daha uzatılabilir. Tutuklamanın somut koşulları bulunmaktadır. Bu koşullar şu şekilde sıralanabilir:
- Kuvvetli suç şüphesi bulunmalıdır.
- Bir tutuklama nedeni bulunmalıdır.
- Tutuklama, somut olayda orantılı bir tedbir olmalıdır.
İfade, Savunma ve Yargılama Süreci
İfade, kişi hakkında yapılan suç duyurusu ve şikayet nedeniyle olay hakkındaki bilgi ve savunmasının alınması için yapılan bir usuldür. Nitekim çocuğun kaçırılması ve alıkonulması suçu şikayete tabi bir suç olmadığından gelen ihbar ya da şikayet üzerine soruşturma başlamasının yanı sıra resen de soruşturma başlatılabilir. Bu nedenle, mağdur şikayette bulunduğu için suç hakkında beyanları alındıktan sonra failin ifadesi de alınır. Eğer şüpheli şahıs ifadeye gitmiyorsa bu durumda hakkında yakalama kararı çıkarılacaktır. İfade kolluk görevlileri tarafından alınabileceği gibi bizzat Cumhuriyet Savcısı tarafından da alınabilir. Buna benzer şekilde sorgu ise şüpheli ya da sanığın hakim ya da mahkeme huzurunda kovuşturma evresinde suç hakkında dinlenmesidir.
Savunma hakkı ise şüpheli ya da sanığın en önemli haklarından biri olup irade özgürlüklerini ifade etmektedir. Çünkü kişi üzerine isnat edilen suç hakkında kendisini savunabilmelidir. Bu nedenle kişiye ayrıntılı olarak üzerine isnat edilen suç anlatılır. Ayrıca kendisini savunabilmesi için belirli bir süre de kişiye verilmektedir. Şüpheli şahıs kendisini bizzat savunabileceği gibi bir avukatın yardımından da yararlanabilir. Avukat Esra Polat Tekin Hukuk ve Danışmanlık olarak bu noktada destek vermekteyiz. Çocuğun kaçırılması ve alıkonulması suçu işlendiği takdirde koruma tedbirlerinin uygulanması da mümkündür. Örneğin koruma tedbiri ve uzaklaştırma kararı konulabilir. En önemlisi de kişinin teknik araçlarla izlenmesi mümkün hale gelir. Suçun örgüt kapsamında işlenmesi halinde tanık koruma programından yararlanılması da mümkün olur. Tanık yalnızca suçun mağduru değil aynı zamanda bu kişinin yakınları da olabilir. Yargılama 5235 sayılı Kanunun 10, 11, 12. Maddeleri uyarınca asliye ceza mahkemelerinde yürütülecektir.

Şikâyet Süresi, Zamanaşımı, Etkin Pişmanlık ve Görevli Mahkeme
- Şikayet Süresi: Çocuğun kaçırılması ve alıkonulması suçu resen soruşturulan ve kovuşturulan bir suç tipidir. Çocuğun kaçırılması ve alıkonulması suçu ve nitelikli halleri takibi şikayete bağlı olmayan, resen takibi gereken suçlardır. Bu nedenle 6 aylık şikayet süresi bu suç açısından geçerli değildir. Ancak suçun 3. Fıkrasında düzenlenen hali şikayete tabi olduğundan 6 aylık şikayet etme süresi suç açısından söz konusu olacaktır.
- Zamanaşımı: Zamanaşımı, suçun varlığı devam etmesine rağmen devletin faile yargılama yapamaması ve cezalandıramamasına denir. Zamanaşımı ceza hakimi tarafından resen gözetilir ve talebe bağlı olmadan uygulanır. Zamanaşımı TCK’nın 66. maddesinde dava zamanaşımı ve 68. maddesinde ceza zamanaşımı olarak düzenlenmiştir. Dava zamanaşımı kanunda belirtilen sürelerin geçmesini nedeniyle kamu davasının açılamaması, açılması halinde ise davaya devam olunamayarak kamu davasının düşmesi sonucunu doğurur. Çocuğun kaçırılması ve alıkonulması suçunun ve nitelikli hallerinin dava zamanaşımı süresi, suçun işlendiği tarihten itibaren 8 yıldır. (m. 66/1-d) Suçun işlendiği tarihten itibaren 8 yıl içinde soruşturma başlatılmaz veya dava açılmış ise dava sonuçlanmaz ise zamanaşımının dolması ile dava sona erecektir.
- Etkin Pişmanlık: Etkin pişmanlık, suç işleyen kimsenin işlediği suçtan pişman olması neticesinde ortaya çıkan bir durumdur. Kişi işlediği fiil nedeniyle pişmanlık duymakta ve ortaya çıkan haksızlık durumunu telafi etmek için çabalamaktadır. Her suç tipi için etkin pişmanlık söz konusu olmamaktadır. Yalnızca TCK’da belirtilen suçlarda etkin pişmanlık hükümleri uygulanmaktadır. Çocuğun kaçırılması veya alıkonulması suçunda etkin pişmanlık hükümleri uygulanmamaktadır. Suçu işleyen fail, mağdura vermiş olduğu zararın kısmen veya tamamen giderilmesi ya da suçu birlikte işlediği kişilerin kimliklerini belirtmesi halinde etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanarak cezasında indirim alabilecektir.
- Görevli Mahkeme: ‘Kanunların ayrıca görevli kıldığı hâller saklı kalmak üzere, ağırlaştırılmış müebbet hapis, müebbet hapis ve on yıldan fazla hapis cezalarını gerektiren suçlarla ilgili dava ve işlere bakmakla ağır ceza mahkemeleri görevlidir.’’ (5235 sayılı kanun m. 12) bunun dışında kalan dosyalar ise asliye ceza mahkemelerinde görülür. Çocuğun kaçırılması ve alıkonulması suçunun davasına bakmaya madde itibariyle görevli mahkeme, asliye ceza mahkemesidir. Bu suç çocuklar tarafından işlenmişse, görevli mahkeme çocuk ceza mahkemelerinde yapılmaktadır. Çocukların bu suçu yetişkinlerle birlikte işlemesi durumunda, davaların birlikte yürütülmesi zorunlu ise, genel mahkemeler birleştirme kararı verebilir ve birleştirilen davalar genel mahkemelerde görülmektedir. Birleştirme zorunlu değilse, çocuklarla yetişkinlerin soruşturma ve kovuşturması ayrı ayrı yürütülür.
Çocuğun Kaçırılması ve Alıkonulması Suçu Hakkında Mahkeme Kararları
Yargıtay 14. Ceza Dairesi 2018/6557 Esas 2018/6473 Karar 06.11.2018 Tarih
- Çocuğun Kaçırılması ve Alıkonulması Suçu
- Türk Ceza Kanunu 234. Madde
“5237 sayılı TCK’nın 234/1. maddesinde düzenlenen çocuğun kaçınılması ve alıkonulması suçunda on sekiz yaşını bitirmeyen çocuğun annesi ile babasının çocuk üzerinde sahip oldukları velayet haklarının koruma altına alınması nedeniyle atılı suçun mağdurunun anne ile baba olması karşısında, somut olayda boşanma davası sırasında velayet yetkisi elinden alınmış sanığın, iki çocuğunu katılanın rızası dışında kaçırıp alıkoyması eyleminde, mağdurun katılan anne olduğu gözetildiğinde, sanığın müsnet suçtan bir kez mahkumiyetine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde çocuk sayısınca iki kez mahkumiyetine hükmedilmesi suretiyle fazla ceza tayini,”
Yargıtay 14. Ceza Dairesi 2018/6936 Esas 2018/5719 Karar 03.10.2018 Tarih
- Çocuğun Kaçırılması ve Alıkonulması Suçu
- Türk Ceza Kanunu 234. Madde
“Sanığın aşamalardaki savunmaları, olayın intikal şekli ve tüm dosya kapsamı ile mahkemenin kabulüne göre, olay günü on sekiz yaşını tamamlamayan mağdurenin cebir, tehdit veya hile olmaksızın sanık tarafından evlenme amacıyla akrabasının evine götürüldüğü anlaşılmakla, mevcut haliyle sanığın eyleminin 5237 sayılı TCK’nın 234/3. maddesinde düzenlenen çocuğun kaçırılması ve alıkonulması suçunu oluşturduğu gözetilerek hüküm kurulması yerine suç vasfının tayininde yanılgıya düşülerek kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan mahkumiyetine karar verilmesi”
Yargıtay 14. Ceza Dairesi 2015/4719 Esas 2018/5106 Karar 11.09.2018 Tarih
- Çocuğun Kaçırılması ve Alıkonulması Suçu
- Türk Ceza Kanunu 234. Madde
“Mağdurun aşamalardaki beyanları, sanık savunması ve tüm dosya kapsamından sanığın reşit olmayan mağdure ile cinsel ilişkide bulunduğuna dair cezalandırılmasına yeter her türlü şüpheden uzak somut ve kesin delil bulunmadığından üzerine atılı reşit olmayanla cinsel ilişki suçundan beraati yerine, yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi,
Sanığın, kanuni temsilcisinin bilgisi ve rızası dışında ikamet ettiği Manisa ilinden sanığın bulunduğu Kayseri iline gelen mağdureyi bir gün boyunca yanında tutması şeklinde gerçekleşen eylemde, üzerine atılı TCK 234/3 mad. belirtilen çocuğun kaçırılması ve alıkonulması suçunu işlediği tüm dosya içeriğinden anlaşıldığından, müsnet suçtan mahkumiyeti yerine oluşa uygun düşmeyen yazılı gerekçeyle beraatine karar verilmesi,”
Yargıtay 14. Ceza Dairesi 2019/7048 Esas 2019/48 Karar 08.01.2019 Tarih
- Çocuğun Kaçırılması ve Alıkonulması Suçu
- Türk Ceza Kanunu 234. Madde
“Katılanın aşamalardaki beyanları, savunma ile mevcut nüfus aile kayıt tablosu nazara alındığında, suç tarihinden önce sanığın, resmi nikah olmaksızın, birlikte yaşandığı katılandan doğan çocuğu üzerinde, Medeni Kanun hükümlerine göre velayet hakkına sahip olmadığı gibi velayet yetkisi elinden alınmış kişi de sayılamayacağı nazara alındığında, sanığın olay günü katılanın yanında bulunan çocuğunu görmek amacıyla katılanın evinin önüne gittiği, çocuğu aşağı indiren katılanın babası ile aralarında çıkan tartışma neticesinde, temyiz dışı sanık Haydar ile birlikte hareket ederek çocuğu ara- baya götürüp uzaklaştırmaları şeklinde gerçekleşen eylemde, müsnet suçun kanuni unsurları itibarıyla oluşmadığı eylemin $237 sayısı TCK’nın 109/1,3-b-f maddesinde düzenlenen kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu oluşturduğu gözetilerek bu suç tan mahkumiyeti gerekirken suç vasfının tayininde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm tesisi”
Çocuğun Kaçırılması ve Alıkonulması Suç Duyurusu Dilekçesi
(Suçun İşlendiği Yer) CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI’NA
MÜŞTEKİ: İsim Soyisim (TC Kimlik No) (Adres Bilgileri)
VEKİLİ: Av. Umur YILDIRIM
Söğütözü Mah. Söğütözü Cad. No:2 Koç İkiz Kuleleri B Blok Kat:4 Daire:7, 06530 Çankaya
ŞÜPHELİ: İsim Soyisim (TC Kimlik No) (Adres Bilgileri)
SUÇ: Çocuğun Kaçırılması ve Alıkonulması Suçu (TCK Madde 234)
SUÇ TARİHİ: …/…/…
SUÇ YERİ: (…)
KONU: Şüpheli şahıs hakkında işlemiş olduğu Çocuğun Kaçırılması ve Alıkonulması suçu nedeniyle soruşturma başlatılması ve soruşturma neticesinde şahıs hakkında kamu davası açılması taleplerimizi havidir.
AÇIKLAMALAR
- Giriş kısmında müvekkilin kim olduğu, şüpheli şahsın kim olduğu, tarafların nasıl tanıştığı ve iletişime geçtiği gibi hususlar ayrıntılı olarak anlatılır. Bununla birlikte suç nedeniyle müvekkilin uğradığı maddi-manevi zarar da giriş kısmında özetlenebilir.
- Şüpheli şahsın, suça yönelik eylemlerinin ne şekilde işlediği ayrıntılı olarak anlatılır. Yaşanılan olaydan bahsedildikten sonra ayrıntılı olarak deliller sunulur. Aynı zamanda ek olarak bu delillerin sunulması gerekmektedir. Şüphelinin mağdura neler dediği, nasıl Çocuğun Kaçırılması ve Alıkonulması suçunu işlediği ayrıntılı olarak anlatılır.
- Sonuç kısmında ise dilekçenin ekinde yer alacak deliller toparlanır. Gerekli görüldüğü takdirde suça ilişkin açıklamalara ve mahkeme kararlarına yer verilir.
HUKUKİ SEBEPLER: TCK ve ilgili her türlü yasal mevzuat.
HUKUKİ DELİLLER: Tanık, yemin, sözleşmeler, fotoğraf görüntüleri, mesajlar ve ilgili her türlü yasal delil.
SONUÇ ve İSTEM: Yukarıda açıklanan nedenlerle şüpheli şahıs hakkında soruşturma başlatılmasını, soruşturma sonucunda kamu davası açılması yönünde karar verilmesini saygılarımızla vekâleten arz ve talep ederiz. (Tarih)
Müşteki Vekili
Av. Umur YILDIRIM
(e-İmza)
Çocuğun Kaçırılması ve Alıkonulması Suçu Hakkında Sıkça Sorulan Sorular
- Çocuğun kaçırılması ve alıkonulması şikayete bağlı mı?
Çocuğun kaçırılması ve alıkonulması suçu resen soruşturulan ve kovuşturulan bir suç tipidir. Çocuğun kaçırılması ve alıkonulması suçu ve nitelikli halleri takibi şikayete bağlı olmayan, resen takibi gereken suçlardır. Bu nedenle 6 aylık şikayet süresi bu suç açısından geçerli değildir. Ancak suçun 3. Fıkrasında düzenlenen hali şikayete tabi olduğundan 6 aylık şikayet etme süresi suç açısından söz konusu olacaktır.
- Çocuk kaçırmanın cezası nedir?
Çocuğun kaçırılması ve alıkonulması suçu; 3 fıkra halinde 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 234. Maddesinde düzenlenmiştir. Çocuğun kaçırılması ve alıkonulması suçunun temel halinin cezası, Türk Ceza Kanunu’nun 234. maddesinin 1. fıkrasında da belirtildiği üzere, 3 aydan 1 yıla kadar hapis cezasıdır. Devamındaki fıkralarda suçun arttırıcı hali düzenlenmiş olup, verilecek ceza 1 kat oranında arttırılacaktır. Dolayısıyla 6 aydan 2 yıla kadar hapis cezası verilecektir. Son olarak üçüncü fıkra şikayet halinde cezalandırmayı düzenlemiş ve 3 aydan 1 yıla kadar hapis cezası verileceği düzenlenmiştir. Türk Ceza Kanunu’nun 234. maddesinin üçüncü fıkrasında düzenlenen suçu işleyen kimse de, 3 aydan 1 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır. Yargıtay bu suçla ilgili haksız tahrik hükümlerinin uygulanabileceğini kabul etmektedir.
- TCK 234 uzlaşma kapsamında mı?
Uzlaşma Türk Ceza Hukukundaki belli başlı suçlarda kullanılır. Uzlaşma, suçtan mağdur olan kişinin suç şüphelisi ile anlaşması sonucunda ceza yargılamasının sona ermesidir. Uzlaşma şikayetten vazgeçme değildir. Çocuğun kaçırılması ve alıkonulması suçunun 1 ve 2. fıkralarında uzlaşma mümkün değilken 3. Fıkrasında uzlaşma mümkündür. Bu nedenle taraflar arasında uzlaşma sağlansa dahi suç kapsamında soruşturma başlatılabilir, iddianame düzenlenebilir ve sonrasında da kovuşturma evresine geçilebilir.
- TCK’nın 234. Maddesi nedir?
Çocuğun Kaçırılması ve Alıkonulması suçunu konu edinen 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 234. Madde metni şu şekildedir:
Madde 234
- Velayet yetkisi elinden alınmış olan ana veya babanın ya da üçüncü derece dahil kan hısmının, onaltı yaşını bitirmemiş bir çocuğu veli, vasi veya bakım ve gözetimi altında bulunan kimsenin yanından cebir veya tehdit kullanmaksızın kaçırması veya alıkoyması halinde, üç aydan bir yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
- Fiil cebir veya tehdit kullanılarak işlenmiş ya da çocuk henüz oniki yaşını bitirmemiş ise ceza bir katı oranında artırılır.
- (Ek: 6/12/2006 – 5560/10 md.) Kanunî temsilcisinin bilgisi veya rızası dışında evi terk eden çocuğu, rızasıyla da olsa, ailesini veya yetkili makamları durumdan haberdar etmeksizin yanında tutan kişi, şikâyet üzerine, üç aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.