Ceza Muhakemesinin Evreleri
Ceza Muhakemesi Kanunu madde 2 kapsamında yetkili makamlarca suç şüphesini öğrenilmesinden iddianamenin kabulüne kadar geçen evreye “soruşturma”; iddianamenin kabulüyle başlayıp hükmün kesinleşmesine kadar geçen evreye ise “kovuşturma” denmektedir. İddianamenin değerlendirilmesi süreci, soruşturma evresinin içerisinde yer almaktadır. Bu iki evre ceza muhakemesinin evreleridir.
Ceza muhakemesi, suç işlendiği iddiasıyla başlayan ve devlet tarafından yürütülen adli sürecin tüm aşamalarını kapsamaktadır. Bu süreç, belirli aşamalardan oluşmaktadır. Sürecin aşamalara ayrılmasının temel nedeni toplum düzenin korumak ve adaleti sağlamaktır. Söz konusu aşamalardan ilki soruşturma evresidir. Bu aşamada suç şüphesiyle delil toplanır, şüphelinin kimliği belirlenir ve yeterli delile ulaşılırsa iddianame hazırlanır. Ceza muhakemesinin evreleri;
- Soruşturma evresi
- Kovuşturma evresi olarak ikiye ayrılır.
Soruşturma, kolluk kuvvetleri ve savcılık tarafından yürütülür. Soruşturma evresi esasen gizli niteliktedir. İddianamenin kabulüyle birlikte kovuşturma evresi başlar. Bu evreye kovuşturma adı verilir. Kovuşturma evresi yargılamanın merkezi niteliğindedir.
Ceza Muhakemesinin Evreleri Nedir?
Muhakeme karşılıklı iddia ve savunma sahiplerini dinleyerek onlar arasındaki uyuşmazlığı çözümleme işi olarak adlandırılır. Ceza muhakemesi ise suç işlendiği şüphesiyle başlayan ve bu şüphenin kesin bir hükümle sonuçlanmasına kadar süren bir yargılama sürecidir. Bu süreçte iddia, savunma ve yargılama olmak üzere üç ana faaliyet mevcuttur. Ceza muhakemesinin amacını şüpheli ya da sanığın suç işleyip işlemediğine ilişkin maddi gerçeği ortaya çıkarmak olarak tanımlamak doğru olacaktır. Ceza muhakemesi sürecinde vicdani delil sistemi mevcut olup hakim hiçbir delille bağlı değildir.
Ceza muhakemesinin evreleri temel olarak ikiye ayrılmaktadır. Bunlar;
- Soruşturma evresi,
- Kovuşturma evresidir.
Kanuna göre yetkili mercilerce suç şüphesinin öğrenilmesinden itibaren iddianamenin kabulüne kadar geçen süreç soruşturma evresi olarak adlandırılmaktadır. İddianamenin kabulü ile başlayan süreç ise kovuşturma evresidir. Ceza muhakemesi evrelerinde soruşturma ve kovuşturma evreleri kendi içerisinde; iddianamenin değerlendirilmesi, iddianamenin kabulü/iadesi, duruşmaya hazırlık, duruşma, hüküm, olağan kanun yolu aşamalarını da barındırır.

Suç Şüphesi
Ceza Muhakemesinin başlamasının en temel şartı suç şüphesidir. Suç şüphesi olmadan ceza muhakemesi başlamamaktadır. Suç şüphesinin doğması; ihbar, şikayet gibi farklı şekillerde olabilmektedir. Soruşturma evresi suç şüphesinin ciddi nitelikte olmasıyla başlayacaktır. İhbar; bir kimsenin suçun şüphelisini veya su olan olayı yetkili makama bildirmesi şeklinde tanımlanabilmektedir.
Herkesin ihbarda bulunma hakkı saklıdır. Ancak şikayet mağdur ya da suçtan zarar gören kimselere tanınmış bir haktır. Yani herkesin şikayette bulunma hakkı bulunmamaktadır. Şikayet kişinin maruz kaldığı eylemi Cumhuriyet başsavcılığına ya da kolluk makamlarına (polis ya da jandarma vb.) bildirilmesi ve olayın araştırılarak faillerin cezalandırılmasının talep edilmesi şeklinde tanımlanabilir. CMK madde 160/1 hükmü “bir suçun işlendiği izlenimini veren hal” ifadelerini haizdir.
Bu husustan anlaşılmaktadır ki soruşturma evresine başlanabilmesinin temel şartı o suça ilişkin başlangıç şüphesinin mevcut olmasıdır. Başlangıç şüphesi soyut bir izlenim değildir. Başlangıç şüphesinin doğabilmesi için suçun mevcut olduğuna dair somut delil ya da vakıaların mevcudiyeti gerekmektedir. Başlangıç şüphesinin değerlendirilmesi konusunda cumhuriyet savcısı görevlendirilmiştir. Cumhuriyet savcısı soruşturma evresine ancak başlangıç şüphesi söz konusu ise başlayabilecektir. Eğer savcı suç şüphesi bulamazsa soruşturmaya başlayamaz ve “Soruşturmaya Yer Olmadığına Dair Karar” verir.
Soruşturma Evresi
5271 sayılı Ceza Muhakemeleri Kanunu’nda soruşturma ve kovuşturma kavramları, şüpheli ve sanık kavramları ile paralel niteliktedir. Buna göre; suç şüphesinin yetkili makamlarca öğrenilmesi ile başlayan ve iddianamenin kabulü ile son bulan evreye soruşturma evresi adı verilmektedir. Soruşturma evresinin başladığı zamanın net şekilde belirlenmesi ceza yargılamasında kritik önem taşımaktadır. Örneğin TCK madde 93’e göre; organ ve dokularını saten kimse resmi makamlar tarafından haber alınmadan evvel (soruşturma başlamadan önce) durumu resmi mercilere haber vererek suçlu kimselerin yakalanmalarına yardımcı olursa hakkında cezaya hükmolunmaz. Ceza Muhakemesi Kanunu ilgili madde hükmünce soruşturma evresinin başlangıcı olarak “yetkili mercilerin suç şüphesini öğrendiği zaman” olarak belirlenmiştir.
Peki söz konusu “yetkili merciler” kimdir? Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 158/1. Maddesine göre yetkili merci Cumhuriyet savcısı ve kolluk olarak belirtilmiştir. Bu doğrultuda soruşturma evresi suç şüphesinin kolluk ya da cumhuriyet savcısı tarafından öğrenilmesiyle başlar. Soruşturma evresi boyunca suç şüphesiyle deliller toparlanır, şüphelinin kimlik tespiti yapılır. Yeterli delilin toparlanmasıyla savcı tarafından iddianame hazırlanır.
Soruşturma evresinde delillerin toparlanmasında kolluk görevlidir. Kolluk delilleri toparlarken cumhuriyet savcısının emir ve talimatlarıyla bağlıdır. Bu doğrultuda deliller toparlanırken en önemli husus delillerin hukuka uygun şekilde toplanması gerektiğidir. Ayrıca soruşturma evresinde hakim kararına ihtiyaç duyulan işlemler söz konusu ise yetkili makam sulh ceza hakimliğidir. Soruşturma evresinde toplanan delillerle suç şüphesi yeterli yoğunluğa ulaşmadığı takdirde cumhuriyet savcısı diğer aşamalara geçmeye gerek görmeyerek “Kovuşturmaya Yer Olmadığı Kararı” verebilmektedir.
Cumhuriyet savcısının suç şüphesinin yeterli yoğunluğa ulaşmış olmasına rağmen soruşturmayı sonlandırma yetkisi bulunmaktadır. Bu husus kamu davasının açılmasının ertelenmesi, uzlaşma, önödeme gibi kavramlarla somutlaştırılabilir. Bu kurumlar, ceza muhakemesinde hem yargı sistemi üzerindeki yükü hafifletmek hem de taraflar arasında daha hızlı çözümler üretmek amacıyla düzenlenmiştir. Özellikle uzlaşma ve önödeme yoluyla, tarafların rızasıyla soruşturma süreci kısa sürede sona erdirilebilir. Böylece bazı suçlarda mahkeme sürecine gidilmeden sonucun daha pratik ve etkin bir şekilde çözüme bağlanması sağlanmış olur.
İddianamenin Kabulü
Ceza muhakemesi, suç şüphesinin doğmasıyla başlayan ve soruşturma ile kovuşturma evrelerinden oluşan bir adli süreçtir. Soruşturma evresi kolluk ve cumhuriyet savcısı tarafından yürütülür, deliller toplanır ve yeterli şüphe varsa iddianame düzenlenir. Başlangıç şüphesinin somut delillere dayanması gerekir; aksi hâlde savcı “soruşturmaya yer olmadığına” karar verir. Eğer somut deliller ve başlangıç şüphesi varsa savcı iddianame hazırlar. Kovuşturma evresinin başlayabilmesinin temel şartı iddianamenin kabulüdür.
Savcı soruşturma evresin topladığı delillerle birlikte hazırladığı iddianameyi görevli ve yetkili mahkemeye sunar. Yargılama makamı cumhuriyet savcısının sunmuş olduğu iddianameyi değerlendirmekle görevlidir. İddianame soruşturma sonunda elde edilen delillerle suçun mevcut olduğu kanaatinde olan cumhuriyet savcısının şüpheli hakkında ceza davası açılması amacıyla hazırladığı belgedir. Yargılama makamı iddianamenin eksiksiz hazırlandığı kanaatine varılırsa iddianame kabul edilir. Bu sayede soruşturma aşaması sona ermiş olur ve kovuşturma evresine geçilir.
Cumhuriyet savcısı suçun işlendiğine dair yeterli delile sahipse iddianame hazırlayarak kamu davasının açılması konusunda takdir yetkisine sahip değildir. Yeterli şüphe varsa kural olarak savcılık iddianame hazırlamalı ve kamu davası açmalıdır. Bu mecburiyete hukuk düzeninde “kamu davası açma mecburiyeti ilkesi” adı verilmektedir. Savcılık iddianame hazırlayarak kamu davası açılmasına vesile olmadıkça ceza mahkemesinin resen yargılama yapma yetkisi bulunmamaktadır. Savcılığın düzenlediği iddianamenin kabulü ile ceza mahkemesinde açılan tüm davalara “kamu davası” adı verilmektedir.
Cumhuriyet savcısı hazırladığı iddianamede bazı hususları detaylıca açıklamalıdır. Örneğin hazırlanan iddianamede şüphelinin suçlandığı olayın açıklaması, şüphelinin eylemi ne şekilde, nasıl işlediğinin belirtilmesi, eylemin hangi suçu oluşturduğunun açıklanması zaruridir. Aksi takdirde yargılama makamı iddianamenin iade edilmesine karar verecektir. İddianamenin iadesi kurumu 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nda düzenleme alanı bulmuştur. Buna göre iddianame kanunda belirtilen zorunlu unsurları taşımadığı takdirde yargılama makamınca “iddianamenin iadesine” karar verilecektir.
Kovuşturma Evresi
İddianamenin kabulü ile kovuşturma evresi başlayacaktır. Kovuşturma evresinde mahkeme önünde duruşmalar yapılmaktadır. Bu duruşmalarda ya da kovuşturma sürecinde sanık savunmasını yapmaktadır. Yine süreç boyunca yargılama makamı delilleri değerlendirmektedir. Mahkeme delillerin değerlendirilmesi ve sanık savunması doğrultusunda sanığın suçlu olup olmadığının tespitini yapmakla görevlidir.
Mahkeme yapmış olduğu tespit doğrultusunda da sanık hakkında ceza tayin edecektir. Yargılama sonucunda mahkemenin vermiş olduğu karara hüküm adı verilir. İlk derece mahkemesinin vermiş olduğu hükme karşı istinaf ve temyiz yollarına başvurulabilir. Bu aşamalarda kovuşturma evresi kapsamında değerlendirilmektedir. Ceza muhakemesinin aşamaları sanığın haklarını korumak ve adil yargılanmayı sağlamak amacıyla belirli kurallara bağlanmıştır.
Yargılama makamının asıl yetkili olduğu evre kovuşturma evresidir. Kovuşturma evresinin en başında duruşmaya hazırlık mahiyetinde işlemler yapılmaktadır. Bu evreye de duruşmaya hazırlık evresi denilmektedir. Duruşmaya hazırlık evresinin devamında kovuşturma evresinin ana aşaması duruşma evresi başlamaktadır. Bu evrede zorunlu olmadıkça delil toplanmamaktadır.
Kovuşturma evresi:
- İddianamenin Hazırlanması: Savcı, soruşturma sonunda yeterli delil bulursa, iddianame hazırlar ve mahkemeye sunar. İddianame, suçlamanın ne olduğunu ve hangi delillere dayandığını açıklayan belgedir. Örnek; dolandırıcılık olayında, savcı şüphelinin başkalarının banka bilgilerini izinsiz kullandığını kanıtlayan delilleri içeren bir iddianame hazırlayabilir.
- Davanın Açılması: İddianamenin mahkeme tarafından kabul edilmesiyle kovuşturma evresi başlar. Artık şüpheli, sanık sıfatını kazanır ve yargılamaya tabi tutulur. İddianamenin kabul edilip edilmemesi, mahkemenin ilk değerlendirmesiyle kararlaştırılır. Eğer iddianamede eksiklikler ya da yasal sorunlar varsa, mahkeme iddianameyi iade edebilir.
- Mahkemenin Kararı: Duruşmalar sonunda hakim, deliller ve beyanlar doğrultusunda bir karara varır. Bu kararla birlikte sanık ya beraat eder ya da mahkumiyet kararı alır. Mahkumiyet kararıyla birlikte cezanın ne olduğu belirtilir. Örnek; hırsızlık davasında sanık, suçu işlediği sabit görülürse hapis cezasına çarptırılabilir. Ancak cezasının infazı, bazı durumlarda ertelenebilir.
- Temyiz ve İstinaf Hakkı: Mahkum olan kişi, kararı kabul etmiyorsa istinaf veya temyiz yoluna başvurabilir. Bu başvuru, kararın bir üst mahkemede incelenmesini sağlar. Temyiz sürecinde, bir önceki mahkemenin delilleri doğru değerlendirip değerlendirmediği incelenir. Bu aşamada, güçlü bir hukuki gerekçe sunmak oldukça önemlidir.
- Cezanın İnfazı: Mahkeme kararının kesinleşmesiyle birlikte ceza infaz edilir. Eğer sanık hapis cezası almışsa, cezasını çekmeye başlar. Bunun yanı sıra adli para cezaları veya diğer yaptırımlar da uygulanabilir. Örnek; sahtecilik davasında mahkum olan bir kişi, hapis cezasını çekmeye başlar ya da para cezasını öder.
Soruşturma evresinde toplanan deliller yeterliyse bu delillerin değerlendirilmesi yargılama makamınca yapılır. Yargılama makamının vermiş olduğu hüküm adlı son karar; beraat, mahkûmiyet, ceza verilmesine yer olmadığı kararı, düşme, durma, davanın reddi biçimlerinde ortaya çıkmaktadır. Bu kararlardan herhangi birinin verilmesiyle beraber ilk derece aşaması sona ermektedir. İlk derece aşamasının sona ermesiyle biten kısma “dar anlamda kovuşturma evresi” adı verilmektedir. Geriye kalan olağan kanun yolu olarak adlandırılan istinaf, temyiz kanun yolları ise geniş anlamla kovuşturma evresi olarak adlandırılmaktadır.