Yazı

Ceza Hukukunda Mahsup – TCK 63. Madde

Ekim 9, 2025

Ceza hukukunda “mahsup“, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu madde 63’de düzenlenmiştir. Bu maddeye göre; “hüküm kesinleşmeden önce gerçekleşen ve şahsi hürriyeti sınırlama sonucunu doğuran bütün haller nedeniyle geçirilmiş süreler, hükmolunan hapis cezasından indirilir. Adli para cezasına hükmedilmesi durumunda, bir gün beşyüz Türk Lirası sayılmak üzere, bu cezadan indirim yapılır.” Madde metninde de belirtildiği üzere bir hüküm kesinleşmeden önce gerçekleşen ve şahsi hürriyeti sınırlama sonucu doğuran bütün haller sebebiyle geçirilmiş süreler, hapis cezasından indirilecektir.

Madde; “mahsup” müessesesinin sadece yargılaması yapılan ve hükme bağlanacak olan dava ile sınırlı olmadığını, bu davanın dışında başka soruşturma ve kovuşturmalarda meydana gelen şahsi hürriyeti sınırlama sonucu doğuran tüm hallerde uygulanabileceğini ortaya koymuştur. Böylece, sadece davası görülen olaydan dolayı meydana gelen tutukluluklar değil, varsa başka davalar nedeniyle tutuklulukta veya gözaltında geçen süreler ve fazla çekilen mahkûmiyet süreleri gibi şahsi hürriyeti sınırlayan tüm haller mahsuba konu edilebilecektir. İnfaz hukukunda kişinin almış olduğu hürriyeti bağlayıcı cezadan birtakım sürelerin mahsup edilebilmesi için şartlar mevcut bulunmaktadır. Mahsup şartları;

  • Tutuklu kaldığı bir suçtan beraat etmiş olmak gerekir.
  • Tutuklu kalıp beraat ettiği kararın kesinleşmesi gerekir.
  • İkinci suçun, tutuklu kalıp beraat ettiği suçun kararının kesinleşme tarihinden önce işlenmesi gerekir.
  • İkinci suçtan dolayı verilen cezanın infazının mümkün olası gerekir. Eğer ikinci ceza mahkemece ertelendiyse mahsup mümkün değildir. Ancak bu cezanın TCK 95.madde gereğince aynen infazına karar verilmesi durumunda mahsup mümkün olacaktır.

Bu şartlar gerçekleştikten sonra infazı gereken cezadan mahsup yapılır. Sorulması gereken soru hükümlü olarak cezasını infaz eden şahsın yargı-laması devam eden başka bir suçtan tutuklu kaldığı sürenin infaz edilen bu cezadan mahsup edilip edilmeyeceğidir. Yargıtay 6. CD. 20.12.2000 tarihinde verdiği kararında mahsup talebini ret etmiştir. Ancak Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına (8 CD. 8.12.1988 tarih ve 1988/9217e-9906 sayılı kararı) göre mahsup mümkündür. Kanaatimizce de mahsup yapılabilir aksi takdirde yargı-laması devam eden suçtan beraat ettiğinde mağduriyeti söz konusu olur. Yalnızca yargılaması süren tutuklu dosyaya infazdan sonra bilgi verilmelidir.

Tutuklulukta geçen süre öncelikle ilgili dosyada verilen mahkûmiyet süresinden indirilecek, varsa aşan süre başka mahkûmiyet süresinden de indirilebilecektir. Örneğin; fail ilk mahkûmiyetine konu suçtan dolayı 48 ayını tutuklulukta geçirmiş ve toplam 40 ay ceza almışsa, şartlarının bulunması halinde artan 8 aylık sürenin ikinci mahkûmiyetinden indirilmesi mümkün olabilecektir. Bununla birlikte uygulamaya göre; beraat kararı verilen dosyalarda tutuklu kalınan sürenin başka bir cezadan mahsup edilebilmesi için, beraat kararının ikinci suç işlendikten sonra kesinleşmesi gerekmektedir. Tutuklu kalınan ve mahsup edilmesi istenen sürenin ait olduğu dosyada verilen kararın kesinleşmesinden sonra işlenmiş bir suç varsa, mahsup koşullarının oluşmadığı kabul edilmektedir.

İlgili Makale: İnfaz Hesaplama

Mahsup Nedir?

Mahsup; tutuklulukta ve gözaltında geçirilen sürenin kesinleşen cezanın infaz süresinden indirilmesi anlamına gelmektedir. Ancak bazı hallerde başka suçtan tutukluluğun da mahsubu mümkündür. Bu uygulama için, ilk suç nedeniyle tutuklama olması , mahsup işlemi yapılacak ikinci suçun ilk suça ilişkin karar kesinleşmeden işlenmiş olması ve ikinci suça yani mahsup işlemi yapılacak suça ilişkin mahkumiyet kararının kesinleşmiş olması gereklidir.

63. maddeye göre “Hüküm kesinleşmeden önce gerçekleşen ve şahsi hürriyeti sınırlama sonucunu doğuran bütün haller nedeniyle geçirilmiş süreler, hükmolunan hapis cezasından indirilir. Adli para cezasına hükmedilmesi durumunda, bir gün Yüz Türk Lirası sayılmak üzere bu cezada indirim yapılır.”

Kanunumuz mahsubun yapılmasını takdire bırakmamış, bu konuda zorunluluk sistemini benimsemiştir. Bu sistemin temel özelliği, failin hürriyetinin sınırlanmasına kendi kusuruyla neden olmuş olsa dahi, mahsup işleminin yapılmasının zorunlu olmasıdır. Mahsup kurumunun hukuki esası hakkında, bu kurumun cezanın hafifletici nedenlerinden biri olduğu, evvelce çekilmiş bir ceza olduğu, hususi af olduğu konusunda çeşitli görüşler bulunmakta ise de, mahsup, suçlu olduğu henüz kesin olarak bilinmeyen kişilerin özgürlüklerinden yoksun bırakılması dolayısıyla ortaya çıkan haksızlıkları gidermek için başvurulan ve kişisel özgürlükleri anayasal düzeyde güvence altına alan, önleyici amaçlarla yoksun bırakılan özgürlüğün iadesi için kabul edilen hukuki bir kurumdur.

ceza hukukunda mahsup nedir
ceza hukukunda mahsup nedir

Mahsup Hükümlerinin Uygulanması

TCK 63.madde hükmünde yer alan “Şahsi Hürriyeti Sınırlama Sonucu Doğuran Tüm Haller” kavramı yalnızca tutuklamayı değil, gözaltına almayı, yakalamayı, gözetim altında bulundurmayı, adli tıp müşahedesinde bulunmayı, güvenlik kuvvetlerince götürülürken yolda geçen süreyi, güvenlik kuvvetleri kontrolünde hastanede yatmayı, suçluların geri verilmesinde geri vermenin gerçekleşmesine kadar söz konusu olan tutuklamayı ve bunlar gibi hürriyetin sınırlandığı tüm halleri kapsar. Sanık ne zaman serbest hareket etme yeteneğinden yetkili mercii kararıyla yoksun bırakılmışsa, bu yeteneği sınırlamış ise, o durum sona erinceye kadar mahsup edilecek bir husustur.

Sanığın hürriyeti, kendi kusurlu hareketi sonucu kısıtlanmış olsa bile, hürriyetin kısıtlandığı bu süre, sanığa verilen cezadan mahsup edilecektir. CMK’nın 109.maddesinde adli kontrol müessesesi düzenlenmiştir. Maddenin 2.7.2012 tarih ve 6352 sayılı Yasanın 98.maddesiyle değişik anılan maddesine göre “Bir suç nedeniyle yürütülen soruşturma kapsamında 100.maddede belirtilen tutuklama sebeplerinin varlığı halinde, şüphelinin tutuklanması yerine adli kontrol altına alınmasına karar verilebilir. Kanunda tutuklama yasağı öngörülen hallerde de, adli kontrole ilişkin hükümler uygulanabilir.” Adli kontrol, şüphelinin CMK’nın 109/3 maddesinde gösterilen bir veya birden fazla tabi tutmayı içerir.

Adli kontrol altında geçen süre, şahsi hürriyeti sınırlama sebebi sayılarak cezadan mahsup edilemez. Bu hüküm uyuşturucu, uyarıcı veya uçucu maddeler ile alkol bağımlılığından arınmak amacıyla, hastaneye yatmak dahil tedavi veya muayene tedbirlerine tabi olma durumunda uygulanmaz. Sanığın cezasından mahsup edilecek olan, sanığın şahsi hürriyetinin kısıtlanması veya sınırlanması sonucunu doğuran hallerdir. Bu sonucu doğurmayan, örneğin önödemenin fazla yatırılması gibi hususlar teknik anlamda mahsuba konu olmazlar. Ancak böyle durumlarda, sanık ödemede bulunup da beraat etmiş veya dava düşmüş yada hapis cezası ertelenmiş ise ödediği paranın iadesine karar verilir, eğer ceza almış ise ödenen miktarın o cezadan düşülmesine karar verilir, ödenen miktar, hükmolunan cezadan fazla ise kalan kısmın iadesine karar verilir.

Mahsup Hükümlerinin Uygulanacağı Cezalar Nelerdir?

Mahsup, hapis cezalarından yapılabilir. Çünkü zaten fail aldığı cezanın bir kısmını peşinen yerine getirmiş olmaktadır. Bununla birlikte TCK’nın 63. Maddesine göre adli para cezasından da mahsup yapılır. Ancak, burada failin hürriyetinin kısıtlandığı her gün 100 TL olarak hesaplanır. Hapis cezasından çevrilme adli para cezasından da mahsup yapılabilir. Ağırlaştırılmış müebbet hapis veya müebbet hapis cezalarında da koşullu salıverilme söz konusu olabileceğinden mahsup mümkündür. Sanığın beraat ettiği hallerde veya sanık hakkında açılan kamu davasının düşmesine karar verilen hallerde, mahsup mümkün olmayacaktır. Ancak kanaatimizce, sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verildiğinde de, önceden gözaltında veya tutuklulukta geçen süreleri, cezasından mahsup edilebilecektir.

İcra ve İflas Kanunu’nda bazı suçlar için tazyik hapsi öngörülmüştür. Eğer bir kimse, tazyik hapsi ile cezalandırılıp da, cezaevine girip belli bir süre kaldıktan sonra, kanun yararına bozma veya başka bir nedenle tazyik hapsi ortadan kalkar ise, daha önceki eylemi nedeniyle bile olsa tekrar tazyik hapsi alsa bile, birinci yattığı süre, aldığı tazyik hapsinden mahsup edilemeyecektir. Burada tazyik hapsinin amacı, borcun ödenmesini sağlamaktır ve hangi borç için verildi ise ancak o borçla ilgili sonuç doğurur, daha önce doğan bir borç nedeniyle infaz edilen tazyik hapsinin, sonraki kararla verilen cezadan mahsup edilmesi, hapsen tazyiğin bu niteliği ile bağdaşmamaktadır.

Mahsup Yapılabilecek Mahkumiyetler

Hürriyetten yoksun kalmanın, ceza mahkumiyetinden mahsubu konusunda değişik ihtimaller ortaya çıkabilir;

  • Fail hangi suçtan hürriyetinden mahrum edilmişse o suçtan mahkum olursa, bu suç nedeni ile verilen cezadan mahsup uygulanır.
  • Fail birden fazla suçtan aynı dosyadan yargılanıyor da, hürriyetinden mahrum edildiği suçtan beraat edip, diğer bir suçtan mahkum olursa suç tarihi aynı olduğu için bu cezadan 6136 sayılı yasaya muhalefet nedeni ile tutuklulukta geçen süre mahsup edilebilir.
  • Fail, aynı anda iki ayrı suç için tutuklandığı ve toplam tutuklulukta 30 gün kaldığı ve her iki suçtan da hapis cezasına mahkum olduğu zaman, mahkeme sadece tutukluluğun cezadan mahsubuna karar verecek ancak infaz aşamasında Cumhuriyet savcısı iki suçtan ayrı ayrı 30 gün indirim yapmayacak, sadece bir defa mahsup hükümlerini uygulayacaktır.

Burada mahsubun yapılmasında kural, failin mahkumiyetle sonuçlanan suçunun, şahsi hürriyetinin kısıtlandığı suçundan dolayı verilen kararın kesinleşmesinden önce işlenmiş olması gerekir. Başka bir deyişle, failin, beraat ettiği, ceza verilmesine yer olmadığına veya düşme veya kovuşturmaya yer olmadığına karar verilen suçtan dolayı tutuklu kaldığı süre, beraat kararının kesinleşmesinden önce işlemiş olduğu diğer bir suç için verilen ceza süresinden mahsup edilmesi gerekir. Bu kararların kesinleşmesinden sonra işlenen suç nedeni ile alınan mahkumiyetten, bu suçlardan dolayı hürriyetinin kısıtlandığı süreler mahsup edilmez.

Burada önemli olan husus, hürriyetin kısıtlandığı suç için verilen kararın kesinleşme tarihidir, kararın verildiği tarih değildir, kararın verildiği tarih ile kesinleştiği tarih arlığında, kararın bir üst mahkemeye götürülmesi nedeniyle 3 yıl bile geçmiş olsa bile kararın kesinleştiği tarihe bakmak gerekir. Mahsubun yapıldığı suçun da bu kararın kesinleşmesinden önce işlenmesi gerekir. Beraat, ceza verilmesine yer olmadığına, düşme veya kovuşturmaya yer olmadığına karar verilip bu karar kesinleşmeden önce işlenen suçla ilgili mahsup işlemi yapılabilir.

ceza hukukunda mahsup
ceza hukukunda mahsup

Mahsup Hükümlerinin Uygulanmasında Usul

Mahsup işlemini yapacak asıl merci, mahkûmiyet kararı veren mahkemedir. Mahkeme, kararında, sanığın gözaltında ve tutuklu kaldığı süreleri, tarihler itibariyle göstererek, sanığın cezasından mahsubuna karar vermelidir. Yoksa sanığın özgürlüğünün kısıtlandığı toplam sürenin cezadan mahsubu işlemi yapmamalıdır. Örneğin sanık 4 gün gözaltında 5 ay 26 gün de tutuklulukta kalmış ise mahkeme sanığa 1 yıl ceza verirse, özgürlüğü kısıtlanan süreyi düşüp, sanığın 6 ay süreyle mahkûmiyetine diyemez, yine sanığı 1 yıl hapis cezasına mahkûm etmeli, ancak gözaltı ve tutuklulukta geçirdiği sürelerin cezasından mahsubuna karar vermelidir. Ancak mahkeme hükmünde yer almasa bile, Cumhuriyet savcısı infazda bu hususu kendiliğinden gözetecektir. Mahkeme kararı olmadan C.Savcısı kararıyla mahsup yapılması mümkün değildir. Bu nedenle infazda mahsup konusunda tereddüt oluştuğunda, C.savcısı 5275 sayılı Yasanın 98. maddesi uyarınca mahkemeden karar almalıdır.

  • Mahsup işlemi, mahkeme cezayı hapiste bırakacaksa sonuç ceza belirlendikten sonra, eğer adli para cezasına çevirecekse paraya çevirme işleminden sonra yapılır, yoksa önce mahsup yapılıp sonra paraya çevirme işlemi yapılmaz. Hapis cezası TCK’nın 50. maddesindeki diğer seçenek yaptırımlara çevrilmiş ise, artık mahsup işleminin yapılmasına gerek yoktur.
  • Mahsup işlemi, ertelemeden de sonra yapılır.
  • Tutuklu kalınan süre, asıl cezadan indirilerek sonuç ceza belirlenemez. Sonuç ceza belirlendikten sonra mahsup yapılır.
  • Sanık yabancı ülkede yakalanmışsa, yakalama tarihi belirlenip ona göre mahsup işlemi yapılır (YTCK’nın 16’ncı maddesi).
  • Faile hem hapis cezası hem de adli para cezası verilmişse, infazda mahsup öncelikle hapis cezasından yapılacaktır. Her iki cezadan birden yapılamaz.
  • Ertelenmiş cezada da, mahsup hükümleri uygulanacaktır.
  • Şartla tahliye tarihine göre cezaevinde fazla geçirilen sürenin, hükmün kesinleşmesinden önce işlenen ve mahkûmiyetle sonuçlanan diğer suçtan TCK’nın 63. maddesi uyarınca mahsup edilmesi gerektiği ileri sürülmüştür. Ancak Yargıtay’a göre koşullu salıverilme ile in- faz işlemi sona ermeyip, devam etmektedir. Bu nedenle mahsup edilecek süre, koşullu salıverme süresinden sonraki süre değil, mahkûmiyet süresini aşan süredir.
  • Erteli ceza veya davalarda geçirilen tutukluluk ve nezaret süreleri, ikinci suç bu kararların kesinleşmesinden önce işlenmişse ikinci suçun cezasından mahsup edilmelidir
  • Hürriyetin sınırlandığı süre, bir günden az olsa, hatta bir saat olsa bile, bu süre, 1 gün olarak mahsup edilir.
  • Sanık hakkında yakalama çıkarılmasına karşın, bu karar infaz edilmemiş, hürriyeti hiç kısıtlanmadan karar verilmiş ise, mahsup işlemi yapılamaz.
  • Sanığın tutuklu kaldığı süre fazla hesaplanmış veya hiç hürriyeti kısıtlanmadığı halde mahkeme kararında mahsup işlemi yapılmış olsa bile, bu husus kazanılmış hak teşkil etmez.
  • Mahsup işlemi, mahkemenin kararında yapılmamış olsa bile, infazda gözetilebileceğinden, bu husus Yargıtay tarafından tek başına bozma nedeni yapılmamaktadır.

Yabancı Ülkelerde Verilen Cezalarda Mahsup Hükümlerinin Uygulanması

TCK’nın 16. maddesinde mahsup işlemi düzenlenmiştir. TCK’da, 765 sayılı TCK’dan farklı olarak, mahsup konusu iki maddede düzenlenmiştir. Bunlardan birisi inceleme konumuzu da oluşturan, yurt dışında gerçekleşen şahsi hürriyeti sınırlama sonucunu doğuran hallerin mahsubu, diğeri ise yurt içinde gerçekleşen şahsi hürriyeti sınırlama sonucunu doğuran hallerin mahsubudur. TCK’nın 16. maddesine göre, nerede olursa olsun bir suçtan dolayı yabancı ülkede gözaltında, gözlem altında, tutuklulukta veya hükümlülükte geçen süre aynı suçtan dolayı Türkiye’de verilen cezadan mahsup edilir.

TCK’nın 16. Maddesine göre “Nerede işlenmiş olursa olsun bir suçtan dolayı, yabancı ülkede gözaltında, gözlem altında, tutuklulukta veya hükümlülükte geçen süre, aynı suçtan dolayı Türkiye’de verilecek cezadan mahsup edilir.” Bu hükmün uygulanması ile ilgili şunlar söylenebilir;

  • Suçun işlendiği yerin önemi yoktur. Suç Türkiye’de işlenmiş olabileceği gibi, Türkiye dışında bir yerde de işlenmiş olabilir, burada belirleyici olan suçun işlendiği yer değildir.
  • Şahsi hürriyeti kısıtlama sonucunu doğuran haller, yabancı ülkede gerçekleşmelidir. Bu maddeye özelliğini veren husus, özgürlüğün kısıtlanması sonucunu doğuran hallerin, Türkiye dışında yabancı bir ülkede gerçekleşmesidir. Şahsı özgürlüğün kısıtlanması sonucunu doğuran haller Türkiye’de gerçekleşmiş ise, artık mahsup bu maddeye göre değil, TCK’nın 63. maddesine göre yapılacaktır.
  • Maddede, TCK’nın 63. maddesinden farklı olarak özgürlüğün kısıtlanması sonucunu bütün hallerden değil de, yabancı ülkede gözaltında, gözlem altında, tutuklulukta veya hükümlülükte geçen süreden söz edilmektedir. Bu uyumsuzluk kanaatimizce, yasa koyucunun farklı bir amaç taşıdığından değil, kelime birliğini sağlayamamasından kaynaklanmaktadır. Yoksa 16. madde uyarınca da, sayılanlar dışındaki şahsi özgürlüğün kısıtlanması sonucunu doğuran tüm hallerin, mahsup edilmesine bir engel bulunmamaktadır.
  • Maddede dikkati çeken noktalardan birisi de, hükümlülükte geçen sürenin de mahsup işlemine tabi tutulmasıdır. TCK’nın 13/3, maddesindeki gibi bazı hallerde yurt dışında, daha önceden yargılama yapılıp karar verilse bile, Türkiye’de yeniden yargılama yapılabileceğine değinilmişti, işte bu durumda aynı suçtan dolayı yabancı ülkede almış olduğu ceza, kısmen veya tamamen infaz edilmiş ise, Türkiye’de aldığı cezadan, infaz edilen ceza mahsup edilecektir.
  • TCK’nın 16. maddesi uygulamasında, mahsup işlemi ancak aynı suçtan dolayı, yabancı ülkede gözaltında, gözlem altında, tutuklulukta veya hükümlülükte geçen süreden yapılabilecektir. Başka suçtan dolayı, yine yabancı ülkede şahsi özgürlüğün sınırlaması yapılmış ise, bu durumda kanaatimizce TCK’nın 63. maddesindeki koşullar aranarak, anılan maddeye göre mahsup işlemi yapılacaktır Daha açık bir deyişle bu durumda, mahsup işlemi TCK’nın 63. maddesi uyarınca yapılacaktır.

Mahsup Kararına İlişkin Yetkili ve Görevli Mahkeme

Mahsup kararı vermede yetkili ve görevli olan mahkeme, mahkumiyet hükmüne karar veren ceza mahkemesidir. Mahsup işlemi, ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazına ilişkin hakkında yapılan bir işlemdir. Bu nedenle, mahsup kararı vermeye yetkili olan infaz hakimliğidir.

Örneğin, Ankara 26. Asliye Ceza Mahkemesi ile Ankara 9. Asliye Ceza Mahkemelerinde yargılanarak hakkında kesinleşen bir mahkumiyet hükmü verilen kişi, cezasını Ankara Sincan Kapalı Cezaevinde infaz etmekte ise Sincan Kapalı Cezaevi, Ankara Adliyesi’ne bağlı olduğu için mahsup işleminde yetkili mahkeme, Ankara İnfaz Hakimliği’dir.

mahsup dilekce ornegi
mahsup dilekce ornegi

Mahsup Kararında Dikkat Edilmesi Gerekilen Hususlar

TCK md. 63 uyarınca mahsup talebinde bulunurken dikkat edilmesi gereken önemli bir husus; TCK md. 63 uyarınca mahsup talebinde bulunulan ceza açısından koşullu salıverilmeye yetecek kadar süreye tekabül edecek kadar sürenin mahsup edileceğine dikkat edilmelidir. Örneğin 3 yıllık bir cezanın infazı açısından koşullu salıverilmenin 1/2 oranında uygulandığı durumda ceza infaz kurumunda geçirilecek süre 1 yıllık denetim süresi çıkarıldığında 6 aydır. Ancak 3 yıllık bir cezanın infazı açısından söz gelimi 1 yıl 6 ay tutuklu kalınan sürenin mahsubu talep edildiğinde, mahsup 6 ayla sınırlı olarak yapılmaz. 1 yıl 6 aylık süre koşullu salıverilme süresine dek olan süreye denk geldiğinden bütünüyle mahsuba konu olur. Bu durumda kişi denetimli serbestlik yerine doğrudan koşullu salıverilmeye ayrılır. Var olan denetim süresini kullanmamış/kullanamamış olur. Bu durumda değerlendirilmesi gereken iki mesele var.

Mahsup talep edilen cezanın koşullu salıverilme tarihi sonrasında infaza verilebilecek ceza açısından Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 01.10.2021 tarihli 2021/8334 E. , 2021/1293 K. sayılı kararında belirtildiği üzere hükümlüye yeniden denetimli serbestlik hakkı verilir. İlk cezanın koşullu salıverilme tarihi öncesinde kesinleşen ikinci ceza açısından ise cezalar içtima edilir ve denetimli serbestlik süresi yeniden belirlenmez. Dolayısıyla mahsup talebi iki cezanın içtima edildiği senaryoda infazı pek etkilemez. Zira kişinin cezası koşullu salıverilme tarihine yetecek kadar mahsup edildiğinden denetimli serbestlik süresini kullanmaz ve içtima edilen cezayla birlikte kullanmadığı denetimli serbestlik süresini kullanmaya başlar. Ancak iki cezanın içtima edilmediği durumda kişi ikinci ceza açısından ilk ceza açısından öngörülen denetimli serbestlik süresinden bağımsız bir şekilde denetimli serbestlik süresinden faydalanacağından infaz açısından daha olumsuz bir senaryo söz konusu olur.


İnfaz Mahsup Dilekçesi Örneği

………..Ağır Ceza Mahkemesi’ne

Dosya No:

Mahsup İsteminde

Bulunan Hükümlü :……

Vekili : Av. Esra Polat Tekin

Konu: ….Ağır Ceza Mahkemesi’nin … E. sayılı dosyasında müvekkilin tutuklu kaldığı sürelerin, mahkemeniz hükmünden mahsup edilmesi talebinden ibarettir.

Açıklamalar

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 63. maddesi ve ilgili Yargıtay içtihatları nedeniyle hükmün kesinleşmesinden önce gerçekleşen ve hürriyeti sınırlama sonucu doğuran tutukluluk sürelerinin, hükmolunan hapis cezasından indirilmesi gerekliliği dolayısıyla talepte bulunma zaruretimiz doğmuştur.

…. (Dosyaya ilişkin mahsup bilgileri ve açıklamalar)

Sonuç ve İstem: Yukarıda arz ve izah etmeye çalıştığımız nedenlerle, müvekkil hakkında kesinleşmiş olan mahkumiyet hükmünüzden, Ağı Ceza Mahkemesi’nin ….. E. numaralı dosyasında tutuklu kalınan sürelerin mahsup edilmesini saygılarımla arz ve talep ederim…..(Tarih)

                          Hükümlü

                          Müdafii

                 Av. Esra Polat Tekin

ceza mahsup dilekce ornegi word
ceza mahsup dilekce ornegi word

Ceza Hukukunda Mahsup Yargıtay Kararları

Yargıtay 7. Ceza Dairesi 5.10.2021 Ε. 2021/9809 – Κ.2021/11893 Sayılı Kararı

Dairemizce de kabul gören Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 08.04.2014 tarihli ve 2013/7-591 Esas, 2014/171 Karar ve 16.05.2017 tarih ve 2015/398 Esas, 2017/272 Karar sayılı ilamlarında ayrıntıları belirtildiği gibi; suçun işleniş biçimi, suçun İşlenmesindeki özellikler, fiillerin işleniş yer ve zamanı, filler arasında geçen süre, korunan değer ve yarar, hareketin yöneldiği maddi konunun niteliği, olayların oluş ve gelişimi ile dış dünyaya yansıyan diğer tüm özellikler birlikte değerlendirilip:

Sanık…’in eylemlerini bir suç işleme kararının icrası kapsamın da gerçekleştirip gerçekleştirmediği ve hakkında TCK’nın 43. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağı hususlarının tartışılarak belirlenmesi bakımından;

İncelemeye konu bu dosyaya ilişkin suç tarihinin 18.12.2013, İddianame tarihinin 14/03/2014 olduğu, UYAP kayıtlarında yapılan incelemeye göre; sanık hakkında, Ergani 1. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2014/79 Esas, 2014/426 Karar sayılı dosyasında suç tarihinin 06.12.2013 İddianame tarihinin 07.02.2014 olduğu ve sanık hakkında 5607 sayılı Yasa nin 3/18 maddesine muhalefet suçundan mahkumiyet kararı verildiği gözetilerek, Sanığın üzerine atılı eylemlerin benzer mahiyette olduğu dikkate alınarak, suç tarihine ve işlenen suçun niteliğine göre sanığın eylemlerinin TCK 43. madde kapsamında zincirleme biçimde kaçakçılık suçunu oluşturup oluşturmadığının takdir ve değerlendirilmesi bakımından sanık hakkında dosyaların incelenip, gerektiğinde derdest dosyanın birleştirilerek, kesinleşen dosya nin ilgili belgelerin örneklerinin dosya arasına konulman ve eylemlerinin TCK’nın 43. maddesi kapsamında değerlendirilmesi halinde kesinleşen cezanın mahsubuna karar verilmesinin düşünülmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi,

Bozmayı gerektirmiş, ….sanıklar ve…. temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321 maddesi uyarınca BOZULMASINA, 05.10.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.


Yargıtay 1. Ceza Dairesi 22.09.2021 Ε.2021/9964 – Κ.2021/12662 Sayılı Kararı

Tehlikeli maddeleri izinsiz olarak bulundurma veya el değiştirme, mala zarar verme ve silahlı terör örgütü üyesi olma suçlarından…. 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 09/03/2017 tarihli ve 2017/41 değişik iş sayılı içtima karan ile 15 yıl 6 ay hapis cezasına hükümlü in bu cezasının infazı sırasında, 2. Çocuk Mahkemesinin 2012/482 esas, 2013/307 karar sayılı dosyasında gözaltında ve tutuklulukta geçen sürelerinin halen infaz edilmekte olan cezasından mahsup edilmesi talebinin reddine ilişkin Kayseri 1. İnfaz Hakimliğinin 04/09/2020 tarihli ve 2020/2702 esas, 2020/2745 karar sayıl kararına karşı yapılan itirazın reddine dair Kayseri 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 13/11/2020 tarihli ve 2020/2301 değişik iş sayılı karan ile ilgili olarak;

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 63. maddesinin 1. cümlesi uyarınca, hapis cezasına mahkumiyet hükmünün kesinleşmesinden önce vuku bulan ve şahsi hürriyeti sınırlama neticesini doğuran bütün hallerin, bu hallerin doğumuna neden olan sup tara ilişkin olarak yapılan yargılama neticesinde verilen hükmün mahiyetine bakılmaksızın hapis cezasından mahsubu gerekeceği ve mahsup işleminin yapılabilmesi için tutuklu kalınan suçtan verilen kararın kesinleşme tarihinden önce bir başka suç ya da suçların İşlenmesinin yeterli olacağı, somut olayda, hükümlü nün gözaltında, tutuklulukta kaldığı ve mahsup edilmesini istediği 2. Çocuk Mahkemesinin 2012/482 esas, 2013/307 karar sayılı kovuşturmanın ertelenmesi kararının 22/05/2013 tarihinde kesinleştiği, infaz edilen 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 24/04/2012 tarihli ve 2011/126 esas, 2012/132 karar sayılı kararına konu mahkeme ilamının suç tarihinin ise mahsup talep edilen kovuşturmanın ertelenmesi kararının kesinleşme tarihinden önceki bir tarih olan 17/02/2011 olduğu ve bu haliyle tutuklu kalınan ve mahsup edilmesi istenen kararın kesinleşme sinden önce işlenmiş bir suçun bulunduğu ve mahsup koşulları nin oluştuğu gözetilmeden, itirazın kabulü yerine reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle,

5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309, maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 01/04/2021 gün ve 94660652-105-38-3750-2021-Kyb sayılı yazılı istemlerine müsteniden Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının tebliğnamesi ile Dairemize ihbar ve dava evrakı gönderilmekle, İncelenerek gereği düşünüldü, 5271 sayılı CMK’nin 309. maddesi uyarınca KANUN YARARINA BOZULMASINA


Y.9.CD., 16/01/2017; 2015/16780-2017/15

Hükmolunan cezadan TCK’nın 16. maddesi uyarınca yabancı ülkede gözaltında, gözlem altında, tutuklulukta veya hükümlülükte geçen sürelerin mahsuba karar verilmesi ile yetinilmesi yerine yazılı şekilde hüküm kurulması.


Y.18.CD., 16/11/2016: 2015/33473-2016/17625

Sanık hakkında, yabancı mahkeme tarafından hükmolunan cezanın ertelenmiş olması nedeniyle TCK’nın 16 maddesi uyarınca bu cezanın mahsubuna karar verilemeyeceği gözetilmemiş, TCK’nın 53/1-b maddesinde yer alan hak yoksunluğunun uygulanmasına ilişkin hükmün, Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarih ve 2014/140 esas, 2015/85 sayılı kararı ile iptal edilmesi nedeniyle uygulanma olanağı ortadan kalkmış ise de, bu hususların infaz sırasında resen gözetilebileceği.


Y.11.CD., 23/02/2016; 2014/14071-2016/1441

Sanığın savunmasında Japonya’da dava konusu suç nedeniyle tutuklu kaldığını beyan ettiği görülmekle savunmanın doğru olup olmadığı araştırılıp, 5237 sayılı TCK’nın 16. maddesi gereğince cezadan mahsup işlemlerinin ve 5237 sayılı TCK’nın 53.maddesinin uygulanmasında, Anayasa Mahkemesi’nin 08.10.2015 gün 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı iptal kararının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.


12. CD. 15/06/2020, 2019/1714-2020/3532

Davacının adli sicil kaydının incelenmesinde sabıka kayıtlarının bulunduğu dikkate alındığında, gözaltında ve tutuklu kaldığı sürelerin diğer bir hükümlülüğünden mahsup edilip edilmediği araştırılarak, mahsup edilmiş olması halinde ne kadarının mahsup edildiği hususu kuşkuya yer vermeyecek şekilde açıklığa kavuşturulup CMK’nın 144/1-a maddesinin yürürlükten kaldırılması nedeniyle mahsup durumu tazminata engel oluşturmayacak ise de, haklarında mahsup işlemi yapılmayan kişilerle tutukluluğu başka mahkumiyetinden mahsup edilenler arasındaki dengenin, hak ve nesafetin sağlanması gerektiği göz önünde bulundurularak, gözaltında ve tutuklu kalınan sürenin tamamının mahsup edildiğinin tespit edilmesi halinde davacı lehine makul bir miktar maddi ve manevi tazminata hükmolunması, bir kısmının mahsup edildiğinin tespiti halinde ise mahsup edilmeyen kısmına ilişkin olarak maddi ve manevi zarar dikkate alınıp, mahsup edilen kısım için ise makul bir miktar maddi ve manevi tazminata hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi.


20.CD. 18.06.2020, 2020/808 2020/3070

Sanık hakkında 27/02/2015 tarihli başka bir eylemi nedeniyle zincirleme suç kapsamında değerlendirilen İstanbul 7. Ağır Ceza Mahkemesinin 06/05/2015 tarihli 2015/50 esas ve 2015/238 karar sayılı dosyasındaki hükmün bu dosyadan belirlemen sonuç ceza miktarından mahsubuna karar verilmesi ile yetinilip mahsup sonrası sona ceza miktarının belirtilmeden hüküm kurulması.


19.CD. 09/03/2020, 2019/35034- 2020/2591

Kesinleşmiş cezanın mahsup edilip edilmeyeceği bakımından anılan dosya getirtilip incelenerek suç ve iddianame tarihleri dikkate alınıp hukuki kesintinin iddianamenin düzenlenmesiyle gerçekleşeceği gözetilmek sureti ile sanığın bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda aynı mağdura karşı aynı suçu birden fazla işleyip işlemediğinin ve hakkımda TCK’nın 43/1. maddesinin uygulanması gere kip gerekmediğimin tartışılması zorunluluğu.


12.CD. 24/02/2020, 2019/13330-2020/1882

Dosya içeriğine göre, davacının gözaltında ve tutuklu kaldığı sürelerin tamamının diğer bir hükümlülüğünden mahsup edildiği dikkate alınarak, CMK’un 144/1-a maddesinin yürürlükten kaldırılması nedeniyle mahsup tazminata engel oluşturmayacak ise de, haklarında mahsup işlemi yapılmayan kişilerle tutukluluğu başka mahkumiyetinden mahsup edilenler arasındaki dengenin, hak ve nesafetin sağlanması gerektiği göz önünde bulundurularak davacı lehine makul bir miktar manevi tazminata hükmolunması gerekirken, yazılı şekilde fazla manevi tazminata hükmolunması.


11.CD. 18/02/2020, 2019/8576-2020/1414

Sanık müdafinin temyiz dilekçesinde, sanık hakkında, katılan bankaya teminat olarak verdiği başka bir bonodan dolayı hakkında Fethiye 4. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2014/193 esas ve 2014/493 karar sayılı ilamı ile hükmün açıklanmasının geri bırakılması karan verildiği, dosyaların birleştirilerek tek hüküm kurulması gerektiğini belirtmesi karşısında, Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 22.04.2014 tarihli 2013/11-397 Esas ve 2014/202 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere, 5237 sayılı TCK’nım “Kamu güvenine karşı suçlar bölümünde düzenlenen ve belgenin gerçeğe aykırı olarak düzenlenmesi ile kamı güveninin sarsıldığı kabul edilerek suç sayılıp yaptırıma bağlanan “resmi belgede sahtecilik” suçlarının hukuki konusunun kamu güveni olduğu, suçun işlenmesi ile kamu güveninin sarsılması dışında, bir veya birden fazla kışının de haksızlığa uğrayıp, suçtan zarar görmesi halinde dahi, suçun mağdurunun toplumu oluşturan bireylerin tamamının, diğer bir ifadeyle kamunun olduğuna dair kabulü de dikkate almayarak, eylemlerin zincirleme suç kapsamında kalıp kalmadığının değerlendirilmesi açısından, söz konusu dosyamın duruşmaya getirtilip incelenmesi, davayı ilgilendiren delillerin onaylı örneklerinin dosya arasına alınması, dosyalar arasında sanık müdafinin belirttiği şekilde bağlantı bulunduğunun anlaşılması halinde, ilk kararın hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin olması sebebiyle, mevcut durumda açıklanması geri bırakılan hükmün verilen cezadan mahsup edilme olanağının bulunmadığı, ancak açıklanması geri bırakı- lan hükmün açıklanması söz konusu olduğunda zincirleme suç ve mahsup hükümlerinin dikkate alınabileceği gözetilmeden eksik araştırma ve inceleme ile mahkûmiyete hükmolunması yasaya aykırı.


CGK. 04.06.2020, 2017/8-1115-2020/266

Yargıtay bozma kararında TCK’nın 63 maddesi uyarınca sanığın gözaltında ve tutuklulukta geçirdiği sürelerin hükmedilen adli para cezasından indirilmesi gerektiğinin gözetilmediği belirtilmişse de sanık hakkında mahkûmiyet kararı verilen 6136 sayılı Yasa’ya muhalefet suçuyla ilgili olarak sanığın tutuklu kalmadığı, gözaltına alınmadığı, İzmir 5 Sulh Ceza Mahkemesinin 2009/36 sorgu sayılı tutuklama müzekkeresinde sanığın silahla yaralama suçundan tutuklandığının belirtildiği, tutuklama müzekkeresinde fiilin kanunda hükmün kanunda bağlandığı maddeler olarak TCK’nın 86/1 maddesinin yazılmış olduğu, silahla yaralama suçu ile ilgili olarak kapatılan İzmir 23. ASCM’nın 2009/180 esas 2009/1135 karar sayılı kararıyla mahkûmiyet kararı verilirken yaralama suçu ile ilgili kurulan hükmün ‘h’ bendinde tutuklu kaldığı sürenin TCK’nın 63 maddesi gereğince cezasından mahsubuna karar verildiği, sanığın yargılandığı suç dışında başka bir suçtan dolayı tutuklulukta ya da gözaltında geçirdiği sürelerin mahsubunun cezanın infazı aşamasında karar verilebileceği, tutuklu kaldığı suçla ilgili olarak mahsup kararı verilmiş olduğundan bu sürelerin başka bir cezadan mahsup edilip edilmediğinin araştırılması yapılmadan başka suçtan tutuklu kaldığı süreyle ilgili mahsup kararı verilmesinin bu aşamada doğru olmayacağı kabul edilerek mahkememizce mahsup kararı verilmemiştir.


Yargıtay 11. CD., E. 2014/16580 K. 2014/15401 T. 22.9.2014

Resmi belgede sahtecilik suçundan sanık H.. O..’ın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 204/1 ve 62. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, cezasının aynı Kanun’un 58/6. maddesi uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine dair Konya 9. Asliye Ceza Mahkemesinin 03/04/2012 tarihli ve 2011/369 esas, 2012/251 sayılı kararının infazı sırasında, hükümlünün 25/10/2013 tarihli dilekçesiyle Adana 7. Ağır Ceza Mahkemesinin 2011/27 esas sayılı dosyasında tutuklulukta geçirdiği ve başka cezasından mahsup edilmeyen 400 günlük sürenin hâlen infaz edilmekte olan cezasından mahsup edilmesi talebinde bulunması üzerine, 06/07/2012 tarihli karar ile bahse konu tutuklu kalınan sürenin mahsubuna dair karar verildiğinden bahisle yeniden karar tesisine yer olmadığına dair Konya 9. Asliye Ceza Mahkemesinin 21/11/2013 tarihli 2011/369 esas, 2012/251 sayılı ek kararına vaki itirazın reddine dair, Konya 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 04/12/2013 tarihli ve 2013/992 değişik iş sayılı kararını kapsayan infaz dosyasının incelenmesinde;

Hükümlünün, infazına konu ilamın kesinleştiği tarihte halen yargılaması devam eden Adana 7. Ağır Ceza Mahkemesinin 2011/27 sayılı dosyasında 21/03/2008- 23/07/2009, 26/10/2009- 19/11/2009 ve 20/01/2010- 10/03/2010 tarihleri arasında tutuklu kaldığı, Konya 3. Sulh Ceza Mahkemesinin 05/10/2011 tarihli ve 2007/1003 esas, 2010/1324 sayılı ek kararı ile hükümlünün 21/03/2008- 23/07/2009 tarihleri arasındaki tutuklu kaldığı sürenin aynı Mahkemenin infaz edilmekte olan cezasından mahsubuna karar verildiği, 05/10/2011 tarihli müddetnamede ise bahse konu mahsup kararı doğrultusunda hükümlünün tutuklu kaldığı 89 günlük sürenin mahsup edildiğinin belirtildiği, hükümlünün 21/03/2008- 23/07/2009 tarihleri arasında 489 gün tutuklu kaldığı ve bahse konu karar dışında başka bir cezadan mahsup edilmediği cihetle, bakiye 400 gün sürenin infaz edilmekte olan cezasından mahsubuna dair karar verilmesi gerektiği gözetilmeden itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine dair karar tesisinde isabet görülmediğinden bahisle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca, anılan kararın bozulması istenilmiş olmakla, Dairemize gönderilen dosya incelenerek gereği görüşüldü:

İncelenen dosya içeriğine göre; Konya 3. Sulh Ceza Mahkemesinin 05.10.2011 tarih ve 2007/1003 Esas, 2010/1324 sayılı kararı ile, hükümlünün Adana 7. Ağır Ceza Mahkemesinin 2011/27 Esas sayılı dosyasında 21.03.2008- 23.07.2009 tarihleri arasında tutuklu kaldığı süreden 105 günün, hükümlüye mahkemelerince 09.12.2010 gün ve 2007/1003 Esas, 2010/1324 sayılı karar ile verilen mahkumiyetlerinden mahsubuna karar verildiği, 05.10.2011 tarihli müddetnamede ise; hükümlünün 21.02.2008- 23.07.2009 tarihleri arasında tutuklu olarak geçirdiği 489 günlük süreden bihakkın tahliyesini karşılayan 89 günlük sürenin cezasından mahsup edildiğinin belirtildiği, bu durumda hükümlünün belirtilen tarihler arasında tutuklu kaldığı bakiye 400 günlük sürenin mahsuba konu edilmediği ve şartları oluştuğu takdirde bu sürenin başka bir cezasından mahsubunun mümkün olduğu, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 63. maddesinde belirtildiği üzere, mahsup işleminin yapılabilmesi için şahsi hürriyeti sınırlama sonucunu doğuran suçtan verilen kararın kesinleşme tarihinden önce bir başka suç ya da suçların işlenmesinin yeterli olacağı, Konya 9. Asliye Ceza Mahkemesinin 2011/369 Esas, 2012/251 sayılı kararına konu resmi belgede sahtecilik suçunun suç tarihinin 25.04.2006 olup, hükümlünün, 21.03.2008-23.07.2009 tarihleri arasında tutuklu kaldığı sürenin, kesinleşen bu cezasından mahsup edilebileceği, 05.10.2011 tarihli müddetnamede; hükümlünün 21.03.2008- 23.07.2009 tarihleri arasında tutuklu olarak geçirdiği 489 günlük süreden bihakkın tahliyesini karşılayan 89 günlük sürenin mahsup edildiği belirtildiğine göre, bakiye 400 günlük sürenin infaz edilmekte olan cezasından mahsubuna karar verilmesi gerektiği anlaşılmakla, kanun yararına bozma istemine atfen düzenlenen ihbarname içeriği yerinde görüldüğünden, Konya 9. Asliye Ceza Mahkemesinin 21.11.2013 gün ve 2011/369 Esas, 2012/251 sayılı ek kararına yönelik itirazın reddine ilişkin Konya 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 04.12.2013 gün ve 2013/992 D. İş sayılı kararının CMK’nun 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA

Ara WhatsApp