Yazı

Çocukların Ceza Sorumluluğu ve Yargılanması

Mart 2, 2026

Ceza hukuku kapsamında çocukların cezai sorumluluğu ve yargılanmalarına ilişkin düzenlemeler, cezaların bireyselliği ilkesi kapsamında yetişkinlerden farklı ve özel düzenlemelere tabi tutulmuştur. Bu yaklaşımda sadece cezaların bireyselliği ilkesi değil çocuğun üstün yararı göz önünde bulundurulmaktadır. Bu kapsamda çocuklar bakımından yürütülen ceza muhakemesi cezalandırma maksadı değil koruma, önleme ve eğitme amacı taşımaktadır. Türk hukukunda çocukların ceza sorumluluğu 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, 5271 sayılı Ceza Muhakemeleri Kanunu ve 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu hükümleri kapsamında düzenlenmiştir. Ayrıca Türkiye’nin taraf olduğu Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve Pekin Kuralları gibi uluslararası metinler iç hukukumuz kapsamında yol gösterici olmaktadır.

Çocukların cezai sorumluluğunda esas alınan yaş sınırlamaları biyolojik yaştan ziyade çocuğun eyleminin hukuki ve anlam sonuçlarını algılama kapasitesi ile davranışlarını yönlendirme yeteneğini esas almaktadır. Bu doğrultuda belirli yaş gruplarındaki çocuklar için ceza sorumluluğu tamamen kaldırılmış, bazı yaş grubundaki çocuklar için ise cezada indirim yapılması öngörülmüştür. Çocuklara verilecek cezaların yanı sıra yargılama süreci de yetişkinlerden farklı usullere tabi tutulmuştur. Yürütülecek soruşturma ve kovuşturma süreçlerinde çocuğun üstün yararı gözetilmek suretiyle farklı usul ve esaslar öngörülmektedir. Bu doğrultuda çocuklar için çocuk mahkemeleri, çocuk ağır ceza mahkemeleri gibi çocuk ceza hukuku bakımından uzmanlaşmış yargı mercileri görev yapmaktadır.

Çocuk Yargılamalarında Sosyal İnceleme Raporu Nedir?

Sosyal inceleme raporu, çocukların cezai sorumluluğunun belirlenmesinde oldukça önemlidir. Çocuğa uygulanacak ceza ve güvenlik tedbirlerinin evvelinde suça sürüklenen çocuk hakkında sosyal inceleme yapılması gerekmektedir. Sosyal inceleme raporu, çocuğun işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama ve bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin olup olmadığını değerlendirmektedir. Sosyal inceleme raporu bir tür bilirkişi incelemesidir. Yapılan inceleme neticesinde hazırlanan rapor, gerekçeli olmalı ve bilirkişinin kanaatini içermelidir.

Yargılamayı yapan mahkeme sosyal inceleme raporu ile bağlı tutulmamıştır. En nihayetinde çocuk hakkında kararı verecek olan mahkemedir. Ancak hakim çocuk hakkında hüküm kurarken bu raporu da göz önünde bulundurur. Sosyal inceleme raporu alınmadan karar verildiği takdirde, sosyal inceleme raporunun alınmamasının gerekçesi kararda ayrıntılı bir şekilde belirtilmelidir. Ayrıca çocuk hakkında alınan adli rapor ile sosyal inceleme raporunun birbirine uyumlu olması, uyumlu değilse de üçüncü bir rapor ile çelişkinin giderilmesi gerekmektedir.

İlgili Makale: İnfaz Hesaplama
cocuklarin ceza sorumlulugu yargilanmasi avukat
cocuklarin ceza sorumlulugu yargilanmasi avukat

Çocuğun Ceza Sorumluluğu ve Yaş Küçüklüğü

Çocuk Koruma Kanunu’na göre başka suretle ergin olsa bile “18 yaşını doldurmamış kişi” çocuk olarak kabul edilmektedir. Hukukumuzda suç işlediği iddia edilen çocuk yargılama sürecinde “Suça Sürüklenen Çocuk” sıfatını almaktadır. Çocukların cezai sorumluluğu kusur yetenekleri kapsamında değerlendirilmektedir. Çocuğun ceza ehliyetinin tam olması için “çocuğun algılama yeteneği” ve “çocuğun davranışlarını yönlendirme yeteneği” unsurlarının bir arada olması gerekmektedir. Çocuğun ceza sorumluluğu TCK 31. maddede düzenlenmiştir. Yaş küçüklüğü dikkate alındığında çocukların cezai ehliyeti üç grup halinde tasnif edilmektedir.

  • 12 Yaşından Küçüklerin Ceza Ehliyeti: Türk hukukunda 12 yaşından küçük çocukların ceza ehliyeti mutlak surette yok sayılmaktadır. Bu nedenle 12 yaşından küçük olan çocuklar suç işledikleri takdirde, haklarında ceza davası açılamayacaktır. Ancak çocuklar hakkında “çocuklara özgü güvenlik tedbirlerinin” uygulanmasında bir engel yoktur. Soruşturma evresinde çocuğun yaşının 12 yaşından küçük olduğunun tespiti halinde hakkında “Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karar” verilmesi gerekmektedir. Çocuğun yaşının 12’den küçük olduğu kovuşturma aşamasında tespit edildiği takdirde ise “Ceza Verilmesine Yer Olmadığına Dair Karar” verilmesi gerekmektedir.
  • 12-15 Yaş Grubundaki Çocukların Ceza Ehliyeti: Bu yaş grubu aralığındaki çocukların işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayamayanların cezai ehliyeti bulunmaz. Bu çocuklar hakkında ancak “çocuklara özgü güvenlik tedbirlerinin” uygulanması gerekmektedir. Bu yaş grubunda olup işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayabilenler için ise cezasında indirim yapılabilmektedir. Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren suçlar bakımından 12 yıldan 15 yıla kadar hapis cezasına hükmedilir. Suç müebbet hapis cezasını gerektiren 9 yıldan 11 yıla kadar hapis cezasına hükmedilir. Diğer süreli hapis cezalarının yarısı indirilir ve her halükârda 7 yıldan fazla olamaz.
  • 15-18 Yaş Grubundaki Çocukların Ceza Ehliyeti: Bu yaş grubundaki çocukların ceza ehliyeti tam olmakla birlikte yaş küçüklüğü nedeniyle hükmedilecek cezada indirim yapılmaktadır. Buna göre bu yaş grubundaki çocuklar hakkında suç ağırlaştırılmış müebbet cezasını gerektiriyorsa 18 yıldan 24 yıla kadar hapis cezasına hükmedilir. Müebbet hapis cezasını gerektirdiği takdirde 12 yıldan 15 yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. Diğer süreli hapis cezaları bakımından ise üçte bir indirim yapılır ve bu halde verilecek hapis cezası 12 yıldan fazla olamaz.

Sağır ve Dilsiz Çocukların Ceza Sorumluluğu

Ceza hukuku kapsamında kusur yeteneği failin işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama ve davranışlarını bu yönde yönlendirme yeteneğine sahip olmasını ifade etmektedir. Sağır ve dilsizler açısından algılama imkanlarının daha sınırlı olması nedeniyle farklı bir ceza sorumluluğu öngörülmüştür. Söz konusu düzenleme kanun koyucu tarafından Türk Ceza Kanunu’nun 33. maddesinde öngörülmüştür. Sağır ve dilsiz çocukların cezai sorumluluğu ise yaş gruplarına göre farklı esaslara tabi tutulmaktadır.

  • 15 yaşını doldurmamış sağır ve dilsizler: Normalde 12 yaşından küçük çocuklar bakımından ceza sorumluluklarının bulunmadığı öngörülmemiştir. Ancak 15 yaşından küçük sağır ve dilsiz çocuklarında ceza sorumluluğu yoktur. Bu çocuklar hakkında ceza soruşturması ve kovuşturması yapılamamaktadır. Ancak çocuğun rehabilitasyonu maksadıyla çocuk hakkında çocuklara özgü güvenlik tedbirlerinin uygulanması mümkündür.
  • 15 yaşını doldurmuş olup 18 yaşını doldurmamış olan sağır ve dilsizler: Bu gruptaki çocukların ceza sorumluluğu bakımından mutlak bir sorumluluk öngörülmemektedir. Çocuğun fiilinin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği ile davranışlarını yönlendirme yeteneğinin bulunup bulunmadığına göre cezai sorumluluğu değişmektedir. Bu nedenle çocuk hakkında hem adli hem de sosyal inceleme raporu alınması zorunludur. Çocuğun cezai sorumluluğunun olduğuna kanaat getirilmesi halinde ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren suçlar bakımından 12 yıldan 15 yıla kadar hapis cezasına, müebbet hapis cezasını gerektiren suçlar bakımından ise 9 yıldan 11 yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. Bunların dışında kalan süreli hapis cezaları bakımından ise yarı oranın da indirim yapılır ve verilecek ceza 7 yıldan fazla olamaz.
  • 18 yaşını doldurmuş 21 yaşını doldurmamış sağır ve dilsizler: bu grup bakımından kanun koyucu cezai sorumluluğun varlığını kabul etmektedir. Ancak hükmedilecek ceza kapsamında indirim öngörülmüştür. Bu yaş grubu için adli rapor alınması zorunlu değildir. Ancak sosyal inceleme raporu alınması zorunludur. Buna göre ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren suçlar bakımından 18 yıldan 24 yıla, müebbet hapis cezası bakımından 12 yıldan 15 yıla kadar hapis cezası öngörülmektedir. Diğer süreli hapis cezaları bakımından ise verilecek cezada bir bölü üç oranında indirim yapılmaktadır.
İlgili Yazı: Yargıtay Kararları

Çocuklara Özgü Güvenlik Tedbirleri Nelerdir?

Cezai ehliyeti bulunmayan çocuklar bakımından “çocuklara özgü güvenlik tedbirleri” uygulanmaktadır. Ancak ceza ehliyeti bulunan çocuklar için bu tedbirler uygulanmamaktadır. Çocuklara özgü güvenlik tedbirleri Çocuk Koruma Kanunu 11. Maddesinde düzenlenmektedir. Ayrıca çocuğun korunma ihtiyacı mevcutsa koruyucu ve destekleyici tedbirlerinde uygulanması mümkündür. Bu tedbirler Çocuk Koruma Kanunu madde 5 uyarınca düzenlenmektedir.

Çocuklara özgü güvenlik tedbirleri şunlardır:

  • Danışmanlık Tedbiri: Çocuğun bakım ve gözetiminden sorumlu kişi ya da kişilere rehberlik edilmesidir.
  • Eğitim Tedbiri: Çocuğun bir eğitim kurumuna devamı maksadıyla yerleştirilmesidir.
  • Bakım Tedbiri: Gerekli görüldüğü takdirde çocuğun resmi veya özel bakım yurdu ya da koruyucu aile hizmetinden yararlandırılmasıdır.
  • Sağlık Tedbiri: Çocuğun fiziksel veya ruhsal sağlığının korunması adına gereken tedavinin yapılmasıdır.
  • Barınma Tedbiri: İhtiyacı olan çocuk sahibi kimselere uygun barınak sağlamaktır.

Çocuk Avukatı ve Zorunlu Müdafilik

Müdafi, şüpheli veya sanığın ceza muhakemesinde savunmasını yapan avukata denir. Müdafi, savunma makamını temsil eder. Kural olarak hukuk sistemimizde avukatla savunma yapmak zorunlu değildir. Şüpheli veya sanık kendi savunmasını yapabilir. Fakat kanun bazı kişiler ve bazı suçlar bakımından zorunlu müdafilik sistemini benimsemiştir. Çocuklar bakımından ceza miktarı ve herhangi bir ayrım yapılmaksızın avukat görevlendirileceği kanunda düzenlenmiştir. Yani çocuklar için hem soruşturma hem de kovuşturma sürecinde baro tarafından bir avukat atanmaktadır.

Ceza Muhakemesi Kanunumuzda şüpheli veya sanık olan çocukların yakalanmalarına ve gözaltına alınmalarına ilişkin ayrı bir belirleme yer almamaktadır. Ancak ÇKK’da bazı düzenlemeler söz konusudur (m. 15, 16, 18). Yaş sınırı belirlenerek yakalama ve gözaltına alma işlemlerinin yapılıp yapılamayacağı esas itibariyle Yakalama, Gözaltına Alma ve İfade Alma Yönetmeliği’nin 19. maddesinde düzenlenmiştir. Bu düzenlemede çocuklara yönelik yakalama ve gözaltı işlemleriyle ilgili özel belirlemeler ifade edilmiştir. Çocukların soruşturma ve kovuşturma süreçleri yetişkinlerden bu yönleriyle ayrılmaktadır.

Ara WhatsApp