İdarenin Hizmet Kusuru
İdare, yerine getirmekle yükümlü olduğu kamu hizmetlerini görürken kişilere çeşitli zararlar verebilir. Hukuk devleti ilkesinin bir gereği olarak idare, eylem ve işlemleri ile kişilere vermiş olduğu zararları tazmin etmek zorundadır. İdarenin hizmet kusuru; kamu hizmetinin ifasında, hizmetin gereği gibi yerine getirilmemesi, kamu hizmetinin zamanında yahut hiç yerine getirilmemesi denir. Yani hizmet kusuru; kamu hizmetinin kuruluş ve işleyişindeki aksaklık, eksiklik ve bozuklukları ifade eder.
Anayasa madde 125/7’ye göre; idare kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı karşılamakla mükelleftir. Bu nedenle idarenin hukuka aykırı eylem ve işlemlerinden dolayı zarara uğrayan kişiler bunların tazmini için dava açabilir. Bu zarar maddi bir zarar olabileceği gibi manevi bir zarar da olabilir. Kişilerin idarenin hizmet kusuru nedeniyle açacağı davalar idare mahkemelerinde görülen tam yargı davalarıdır.
İdarenin yürüttüğü hizmetlerdeki tüm eylem, görev ve işlemlerine ilişkin olarak, kamu görevlilerinin kusurlu davranışlarından idarenin sorumlu tutulmasına hizmet kusuru denir. Hizmet kusuru, idare hukukuna ait bir sorumluluktur. İstihdam edenin sorumluluğu gibi dolaylı değil, doğrudan bir sorumluluktur. Hizmet kusuru, hizmetin kötü işlemesi, hizmetin geç işlemesi, hizmetin hiç işlememesi ana başlıklarında toplanabilir. Danıştay’ın yerleşmiş kararlarına da bu husus yansımaktadır. İdarenin hizmet kusuru:
- Hizmetin Kötü İşlemesi: En yaygın olarak ortaya çıkan hizmet kusurudur. Tam bir tanımı olmasa da, idarenin eylem ya da işlemini yaparken sunulan hizmet gereği gibi yapılmamış, gerekli özen, dikkat gösterilmemiş, gerekli kalitede sunulmamış ise hizmetin kötü işlemesinden söz edilebilir.
- Hizmetin Geç İşlemesi: Hizmetin geç ya da yavaş işlemesi bir hizmet kusurudur. Aynı şekilde tam bir tanımı mevcut değilse de, idarenin yapması gereken işlemi geciktirmesi, yavaşlatması, makul süreyi bariz şekilde aşması gibi eylem ve işlemleri örnek olarak sayabiliriz. Somut olaydan yola çıkılarak olayın özelliklerine göre hizmetin geç işlemesinden söz edebiliriz.
- Hizmetin Hiç İşlememesi: Hizmetin hiç işlememesi hususu da hizmet kusuru sayılmakta ve idare tazminata mahkûm edilmektedir. Bu husus içtihatlarda özellikle trafik, bayındırlık çalışmaları, kolluk güçlerinin işe karışmaması gibi durumlarda kendini göstermektedir. Doktrinde, idare bir hizmetin görülmesi konusunda yükümlü tutulmuşsa (bağlı yetki) hizmet kusuru sayılmasını; idareye hizmeti görüp görmemekte takdir hakkı verilmişse (takdir yetkisi) hizmet kusuru sayılmamasına ilişkin görüşler vardır.
İdare; kural olarak neden olduğu zararların tamamından kusurlu olmayabilir. Bu nedenle, idare kusuru olmayan durumlarda da meydana gelen zararlarda illiyet bağı olduğu takdirde zararı tazmin edecektir. Ancak genellikle idarenin neden olduğu zararlar hizmet kusurundan kaynaklanan zararlardır. Örneğin, idarenin hizmetinin geç ya da kötü işlemesi idarenin hizmet kusurunun olduğunu göstermektedir. Avukat Esra Polat Tekin Hukuk ve Danışmanlık olarak bu yazımızda idarenin hizmet kusurundan bahsedeceğiz.
İdarenin Hizmet Kusuru Nedir?
İdarenin hizmet kusuru, idarenin kamu hizmetlerini yürütürken hizmetin gereği gibi yerine getirilmediğinde ya da hiç yerine getirilmediğinde söz konusu olan hizmet kusurlarıdır. İdari işlemler kamu memurları sıfatıyla yürütülse de bu işlemlerin sorumluluğu idari işlemi yürüten idareye ait olacaktır. Kişiler idarenin eylemlerinden dolayı -bu eylemler memurlar aracılığı ile gerçekleşse dahi- maddi ve manevi zarara uğrayabilirler. Bu durumda uğradıkları bu maddi ve manevi zararın tazmin edilmesi amacıyla idareye karşı bir tam yargı davası açabilirler.
İdarenin hizmet kusurundan zarar gören kişiler tam yargı davası açabilir ancak zarar konusu işlemin iptali için de idare mahkemelerinde iptal davası açılması mümkündür. İptal davası ve tam yargı davasının birlikte açılması mümkün olduğu gibi ikisinin ayrı ayrı açılması da mümkün olacaktır. Bu durumda önce iptal davası açılarak alınan iptal kararı ile tam yargı davası açılabilir.

İdarenin Hizmet Kusurunun Sebepleri
İdarenin görev ve yetkileri çok çeşitli olmakla birlikte esasında amaç topluma kamu hizmeti sunmak ve bu çerçevede araçları temin edip organizasyonu sağlamaktır. Ancak idare kimi durumlarda gerekli tedbirleri yeteri kadar alamamaktadır. İdarenin yaptığı hizmeti geç yapması ya da kötü yapması kusurlu sorumluluğunu doğuracaktır. İdarenin hizmet kusurlarının sebepleri ise şu şekillerde sıralanabilir:
-
İdarenin Hizmetinin Kötü İşlemesi
Hizmet kusurunun en eski ve en geniş uygulama alanı bulan şekli, hizmetin kötü işlemesi halidir. Hizmetin kötü işlemesi, hizmetin beklenen özen, dikkat ve kalitede yapılmaması şeklinde tanımlanmaktadır. Bir başka ifade ile hizmetin kötü işlemesi, onun gereği gibi yürütülmemesi anlamına gelmektedir.
Ancak kamu hizmetlerinin çeşitliliği ve değişkenliği göz önüne alındığında, hizmetin kötü işlemesi halinin soyut olarak sınırlarını belirleyebilmenin, bu hali bir formüle bağlamanın imkânsızlığı kolayca anlaşılır. Bu nedenle hizmetin kötü işleyip işlemediğini tespit; hizmetin niteliği, zaman ve yer şartları, idarenin elindeki imkân ve araçlar, somut olayın niteliği ve bunun gibi durumları inceden inceye tahlil ederek, her olay için somut olarak bir yargıya varmakla mümkündür.
Bununla birlikte, öğretide ve içtihatlarda bu konuya ilişkin çeşitli ölçütler ileri sürülmekte ve uygulanmaktadır. İdarenin “konuyla ilgili hukuk kurallarına, oturmuş makul uygulamalara uymaması veya hizmet gereklerini nesnel ölçüler içinde gözetmemesi”, “hizmetin beklenen özen, dikkat ve kalitede yapılmaması” “idarenin ajanını seçme ve denetleme bakımından yetersiz kalması”, “ehil personel istihdam etmemesi”, “ajanlarını yeterli bir şekilde eğitmemesi”, “hizmet personeli üzerinde nezaret ve denetlemenin gereğince yapılmamış olması”, “hizmetin işleyişi ve yerine getirilişi sırasında gerekli önlemlerin alınmaması”, “hizmetin iyi işlememesi” gibi durumlarda hizmetin kötü işlediği ve hizmet kusuru esasına göre idarenin sorumlu olduğu kabul edilmektedir.
-
İdarenin Hizmetinin Geç İşlemesi
İdarenin kamuya sunduğu hizmetin düzenli ve mevzuata uygun yapılması gerekli ise de, yeterli değildir. Bunun yanı sıra, hizmetin belli bir çabukluk içinde ve zamanında yerine getirilmesi de idare için bir yükümlülüktür. Zira hizmetin geç işlemesi veya yavaş işlemesi sorumluluğu gerektiren bir idari kusurdur. Zira, hizmetin düzenli ve hukuka uygun şekilde yürütülmesi yeterli olmayıp, görevini gerçekten yerine getirmiş sayılması için idare, faaliyet ve hizmetlerini zamanında ve gerekli süratle yapma durumundadır.
Hizmetin geç ya da yavaş işlemesi konusunda bir kural koyma olanağı yoktur. Burada hizmetin niteliği, idarenin sahip olduğu imkan ve araçları, somut olayın özellikleri göz önünde bulundurularak idarenin gereken çabukluğu gösterip göstermediği ortaya konmalıdır. Şu kadar ki, işin niteliğine ve durumun icabına göre idarenin davranabilmesi için makul ve normal bir müddetin geçmiş olması lazımdır.
Aradan geçen kısa veya zorunlu bir süre içinde ortaya çıkan zararlardan idare sorumlu tutulamaz.
Eğer mevzuatta bir hizmetin görülmesi için belirli bir süre öngörülmüş ise bu takdirde hizmetin geç işlemiş olduğu sonucuna varmak pek güç değildir. Bir hizmetin ifası için mevzuatta öngörülen süreler, genellikle azami sınırlardır ve idare bu sınırı aşmayacak bir süre içerisinde hareket etme yetki ve görevine sahiptir. Yoksa idarenin öngörülen bu süre sonuna kadar bekleme hakkı olduğu düşünülemez. Ancak mevzuatta hizmetin belirli bir sürede yerine getirilmesine ilişkin hükümlere pek sık rastlanılmaz. Böyle durumlarda hizmetin geç işleyip işlemediğini tespit işi doğal olarak idare mahkemesinin takdirine bırakılmıştır. Yargı yeri hizmetin niteliğini, idarenin sahip olduğu imkân ve araçları, somut olayın özelliklerini göz önünde bulundurarak idarenin gereken çabukluğu gösterip göstermediğini ortaya koyacaktır .Ancak hizmetin her geç işleyişinin mutlaka idareyi sorumlu tutmak anlamına gelmeyeceği de kuşkusuzdur. Bir başka ifadeyle her geç işleme mutlaka kötü işleme değildir. Bazı gecikmeler, idarenin dikkatli ve titiz olmasının bir sonucu ise kusur teşkil etmeyebilir.
-
İdarenin Hizmetinin Hiş İşlememesi
Hizmetin hiç işlememesi hizmet kusuru sayılmakta ve bu halin varlığı halinde de idare aleyhine tazminata hükmedilmektedir. İdari faaliyetin yapılmadığından, dolayısıyla hizmetin hiç işlemediğinden söz edilebilmesi için öncelikle idarenin bu hizmetin yürütülmesiyle ödevli ve yükümlü kılınmış olması gerekmektedir. İdareye, hukuk kurallarınca birtakım hizmetlerin yerine getirilmesi konusunda bir zorunluluk getirilmişse, idarenin o hizmeti yerine getirmeme serbestisi yoktur. İdarenin aksine davranışı hem hukuka aykırılığı hem de hizmet kusurunu doğurur.
Ancak burada her şeyden önce idarenin hizmeti yürütmedeki yetkisinin bağlı yetki mi, yoksa takdir yetkisi mi olduğuna bakmak gerekir.
Eğer idarenin yetkisi bağlı yetki ise, yani belli koşulların varlığı halinde hizmetin yürütülmesi zorunlu ise, bu takdirde idarenin hareketsiz kalmasının hizmet kusuru teşkil edeceğinde kuşku yoktur. Buna karşılık, belli bir hizmetin yürütülüp yürütülmemesi konusunda idareye takdir yetkisi tanınmış olabilir. İdarenin bu durumda hareketsiz kalmasının onun sorumsuzluğuna yol açacağı düşünülebilir ise de bu takdir yetkisinin keyfi hareket serbestisi olarak ele alınması her zaman mümkün değildir. Aksine takdir yetkisi, hizmetin daha iyi bir şekilde sunulmasını temin amacına yöneliktir. Bu itibarla takdir yetkisinin yargı denetimi dışında bırakılması düşünülemez. Takdir yetkisinin hukuka aykırı kullanıldığının mahkemelerce tespiti halinde, idare meydana gelen zararları tazminle yükümlüdür.
İdarenin hizmet kusurunun var olması için hizmetin kusurlu olmasının yanı sıra hizmet kusuru ile zararın arasında da illiyet bağı var olmalıdır. Kusurun ağır ya da hafif olması da sorumlulukla ilgili değildir. Yani idarenin tehlikeli olmayan kamu hizmetlerinden yaralananların hizmet kusurundan kaynaklanan zararlardan sorumlu olması için ağır ya da hafif dereceli hizmet kusurunun bir önemi yoktur kusurun olması yeterlidir.
İdarenin Hizmet Kusuru Örnekleri
İdarenin vatandaşlarına karşı çeşitli sorumlulukları bulunmaktadır. Bu sorumlulukların varlığı nedeniyle, idarenin bir kusuru olmasa dahi zarara konu eylemde bir sorumluluğu doğabilir. Ancak idarenin hizmet kusuru kusur sorumluluğu niteliğindedir yani idareden tazminat talep edilmesi için idarenin kusurlu olması şarttır. Uygulamada idarenin kusurlu sorumluluğuna ilişkin örneklerden en önemlisi belediyelerin yol çalışmasıdır. Nitekim belediyeler gerekli önlemleri alsa dahi vatandaşların bir zarara uğraması mümkündür. Aynı zamanda idarenin yolda ıslak bir zemin bırakması ve arabaların kaygan yolda kaza yapmasında idarenin gerekli önlemleri almaması halinde de yine başvuruda bulunulabilecektir.
- Tıbbi müdahale işlemlerinden kaynaklı tam yargı davaları
- Manevi tazminat hakkında verilen yargı kararları.
- Emniyet hizmetleriyle ilgili kusurlardan doğan zararlar.
- Karayollarındaki kusurlardan doğan zararların tazmini istemi
- Emniyet hizmetleri nedeniyle doğan zararlarda tam yargı davaları.
- Terörle mücadele işlerinden kaynaklı zararlar
- Belediye hizmetlerinden doğan tam yargı davaları.
- Adalet ve cezaevi hizmetlerinden kaynaklı tam yargı davaları.
İdarenin Hizmet Kusuruna Karşı İdari Başvuru
Kişiler idareye karşı bir tazminat davası açacağı zaman öncelikle idareye yazılı bir başvuru yapmalıdır. Bu kural idareye karşı açılacak çoğu davada vardır. Nitekim idare dava açmadan önce de zararı tazmin edebilir. Ancak genellikle idarenin bu zararı tazmin etmesi mümkün değildir. İdare söz konusu başvuruyu kısmen ya da tamamen reddedebilir.
İdare kişinin idari başvurusuna cevap vermediği takdirde 30 günlük bir süre dolduğu takdirde zımmi olarak reddetmiş sayılacaktır. İdarenin 30 günlük süre içerisinde cevap verip reddetmesi de mümkündür. Eğer zımmi ret söz konusu ise kişi 30 günlük süre dolduktan sonra davasını açmalıdır ancak idare 30 günlük süre içerisinde yazılı bir şekilde ret cevabı verdiyse bu cevabın tebliğinden itibaren 60 gün içerisinde dava açılması gerekmektedir. Bu nedenle kişilerin alanında uzman bir idare hukuku avukatının yardımını alarak süreleri kaçırmadan dava açması gerekir.
İdarenin Hizmet Kusurundan Doğan Tazminat Davası
İdarenin hizmet kusuru nedeniyle mali bir yaptırıma tabi tutulması tazminat davası ile açıklanmaktadır. Ancak kişilerin tazminat davası açabilmesi için bazı şartların somut olayda gerçekleşmesi gerekmektedir. İdare mahkemeleri dava açıldığı takdirde bu şartları resen inceleme altına alacaktır. İdarenin hizmet kusurundan doğan tazminat davalarında şu şartların gerçekleşmesi gerekmektedir:
- İdarenin bir kamu hizmeti bulunmalıdır.
- İdarenin kamu hizmetinde zaman, mekan, somut olayın şartlarına göre bir hizmet kusuru olmalıdır.
- İdarenin hizmeti nedeniyle bir zarar doğmuş olmalıdır.
- Zarar gören kişi idarenin kamu hizmetine aykırı bir şekilde davrandığını (Geç hizmet yada kötü hizmet gibi) ispat etmelidir.
- Dava 60 günlük yasal süresi içerisinde açılmalıdır.
İdarenin hizmet kusurundan kaynaklanan tazminat davalarında dava açma süresi 60 gün olarak belirlenmiştir. Bu süreler hak düşürücü süre olup sürenin dolması halinde kişinin bir daha dava açma imkanı bulunmamaktadır. İdarenin zararından kaynaklanan bir tazminat davası ise kişi bu zararı öğrendiği tarihten itibaren 60 gün içerisinde dava açmalıdır. Ancak zararı öğrendiği tarihi de ispat etmesi gerekir.

İdarenin Hizmet Kusurundan Doğan Tazminat Davasında Yargılama Usulü
İdarenin hizmet kusuru nedeniyle açılacak tazminat davasında kişi kendisine tebliğ edilen yazıdan itibaren 60 gün içerisinde dava açması gerekir. İdarenin yürüttüğü faaliyette hizmetin gereği gibi işlemediği ya da hiç yerine getirilmediği davacı tarafından ispatlanmalıdır.
İdari davalarda görevli mahkeme idare mahkemeleridir. Yetkili mahkemeler ise İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 36. Maddesine göre belirlenir. Yasa maddesine göre söz konusu hizmeti gerçekleştiren idarenin bulunduğu yerdeki idare mahkemeleri yetkilidir. Ancak zarar bayındırlık ve ulaştırma gibi bir hizmetten kaynaklanıyorsa hizmetin görüldüğü ya da eylemin yapıldığı yer mahkemesi yetkili olacaktır. Son olarak diğer durumlarda davacının ikametgahının bulunduğu yerdeki mahkemeler yetkili olacaktır.
İdarenin Hizmet Kusuru Danıştay Kararları
Danıştay 8. Daire, E. 2004/596, K. 2004/3110, Karar Tarihi: 29.06.2004
Hizmetin kötü işlemesine ilişkin bir örnek olarak, belediyenin yol yapım ve onarımını yaptığı alt yapı çalışmaları esnasında Karayolları Genel Müdürlüğü denetiminde bulunan yolun parke ve tretuvarlarına zarar verdiği gerekçesiyle doğan uyuşmazlıkta, davalının kamu hizmetini yerine getirirken hizmetin kötü işlemesi nedeniyle hizmet kusurunun mevcut olduğu kabul edilerek davanın idari yargıda görülmesi gerektiği kabul edilmiştir.
Danıştay 15. Daire, E.2013/3258, K. 2014/1371, Karar Tarihi: 04.03.2014
Hizmetin geç işlemesine örnek bir Danıştay kararında, davacıların yakınının tedavi gördüğü devlet hastanesinde ölümü olayında, bilirkişi raporunda davacıların yakınına uygulanan tedavide gecikme olduğu, bazı tetkiklerin hiç yapılmadığı, bu tetkiklerin yapılmamasının tedavinin gecikmesine neden olduğunu tespit edilmiştir. Her ne kadar Adli Tıp Kurumu’nun raporunda, sağlık hizmetinin geç işletilmesinin davacıların yakınının ölümüne neden olduğu net bir şekilde ortaya konulamadığı için, davacıların maddi ve ölüme bağlı manevi zararının tazminine karar verilmese de Danıştay, sağlık hizmetinin geç işletilmesi, tıbbi müdahalenin gecikmesi nedeniyle davacıların duydukları acı ve üzüntü nedeniyle manevi zararların tazmininin gerektiğine hükmetmiştir.
Danıştay 15. Dairesi, E. 2016/8532, K. 2017/3145, Karar Tarihi: 30.5.2017
Danıştay içtihatlarında kişisel kusura ilişkin, “hizmeti yürüten personelin görevi sırasında yaptığı eylem ve işlemlere dair kişisel kusurunun hizmet kusuru oluşturacağı ve idarenin de bu zararın tazminiyle sorumlu tutulacağı, idare hukukunun bilinen ilkelerindendir.” tespitini kararlarında sıklıkla ifade etmektedir. Dolayısıyla Danıştay’a göre kamu görevlisinin görevini yerine getirirken oluşan kişisel kusurlarından da idare sorumludur.
İdarenin Hizmet Kusuru Hakkında Sık Sorulan Sorular
İdarenin Hizmet Kusuru Nedir?
İdarenin hizmet kusuru; kamu hizmetinin ifasında, hizmetin gereği gibi yerine getirilmemesi, kamu hizmetinin zamanında yahut hiç yerine getirilmemesi denir.
İdarenin Hizmet Kusuru Hangi Durumlarda Olur?
İdarenin hizmet kusuru, hizmetin geç işlemesi, kötü işlemesi veya hiç işlememesi durumlarından söz konusudur.
Hizmet Kusurunda İdareye Başvuru Zorunlu mu?
Eylemden kaynaklı tam yargı davalarında idareye başvuru zorunludur.