Tebligat Kanunu 21. Madde (TK 21)
Tebligat Kanunu 21. maddede muhatabın bilinen son adresine tebligat yapılmadığında muhtara tebligat yapılacağı ve haber kağıdının muhatabın kapısına yapıştırılacağı usul ve esaslar düzenlenmiştir. Tebligat Kanunu, gerçek kişilere yapılacak tebligatla ilgili olarak iki aşamalı bir yol benimsemiştir. Öncelikle; muhatabın davacı veya takip alacaklısı tarafından bildirilen (bilinen) son adresine normal tebligat çıkartılır. Tebliğ sırasında muhatabın geçici olarak adreste bulunmaması veya adreste olmasına karşın tebellüğden kaçınması halinde TK madde 21’e göre tebliğ işlemleri yapılır.
TK 21 uyarınca tebligat yapılması lazım gelen kişi eğer ki o esnada evde bulunamazsa tebliğ memuru şu hususları araştırmak zorundadır:
- Evden neden bulunmadığı,
- Tevziat saatinden sonra adrese dönüp dönmeyeceğinin tespiti ve sorulması,
- Haber verilen en yakın komşunun imzasının alınması.
Bu şartlar sağlanmışsa 21. maddeye göre yapılan tebligat geçerli olacaktır. 21. maddeye göre tebligat muhtar veya ihtiyat heyeti tarafından alınmak zorundadır. Tebligat sürecinde disiplinli ve kararlı bir avukatla çalışmak sürünceme ihtimalini minimuma indirir. Avukat Esra Polat Tekin Hukuk ve Danışmanlık olarak bu yazımızda Tebligat Kanunu 21. madde ele alınmıştır.
Tebligat Nedir?
Tebligat; “bilgilendirme” ve “belgelendirme” özelliği bulunan bir usul işlemidir. Tebligat ile ilgili mevzuat hükümleri tamamen şeklidir. Zira tebligat mevzuatının amacı tebligatın muhatabına en kısa zamanda ulaşması, konusu ile ilgili olan kişilerin bilgilendirilmesi ve bu hususların belgeye bağlanmasıdır.
Tebligat, bir işlem veya eylemden hukuksal yönden etkilenecek olan kimselere, o işlem ya da eylem hakkında bilgi vermek ve bunu belgelendirmek amacıyla yapılan resmi işlemdir. Tebligatın usul ve esasları 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nda düzenlenmiştir. 7201 sayılı Tebligat Kanunu m. 21 kapsamında tebliğ imkansızlığı ve tebellüğden imtina halleri düzenlenmiştir. Bu kapsamda tebliğ imkansızlığı halleri, tebellüğden imtina halleri, bu durumlarda izlenmesi gereken tebligat yöntemi incelenecektir.

Tebligat Nereye Yapılır?
Tebligat, kural olarak tebliğ yapılacak kişiye bilinen en son adresinde yapılır. (Teb. Y. m. 10/1) Bu bakımdan Tebligat Yasası’nda “adreste tebligat ilkesi” benimsenmiştir. Bu ilke gerçek kişiler için geçerli olduğu gibi, tüzel kişiler için de geçerlidir. Asıl olan tebligatın muhataba bilinen en son adresinde yapılmasıdır. Ancak kendisine tebliğ yapılacak kişinin başvurusu veya kabulü koşuluyla her yerde tebligat yapılması da mümkündür (Teb. Y. m. 10). Örneğin posta memuru köye dağıtıma çıkacağı sırada, köyde oturan muhatabı ilçedeki kahvehanede görür ve muhatap da orada kendisine tebliğ yapılmasını kabul ederse son adres dışında yapılan bu tebligat geçerli kabul edilir.
Bilinen en son adres, davacı (veya takip alacaklısı) tarafından bildirilen muhatabın oturduğu veya çalıştığı yerdir. Adres niteliğinde bulunmayan yerlerde, örneğin inşaat hâlindeki binalarda tebligat yapılamaz. Tebligat evrakına adresin doğru ve okunaklı olarak yazılması gerekir. Ev adresine çıkarılan tebligatın herhangi bir nedenle yapılamaması nedeniyle iş adresinde tebligat yapılması durumunda, bu geçerli kabul edilir
Tebligat Kanunu 21. Madde Nedir?
Muhatap veya onun adına tebligatı kabule yetkili kişilerden biri, gösterilen adreste bulunmazsa buna “tebliğ olanaksızlığı” denir. Muhatap veya onun adına tebligatı kabule yetkili kişi adreste bulunmasına karşın tebligatı almayı kabul etmiyorsa buna da “tebellüğden kaçınma” denir.
Muhatabın adreste bulunmaması durumunda, bu durumun geçici veya sürekli olmasına göre Tebligat Yasası’nın 20. veya 21. maddesine göre işlem yapılır. Muhatap veya tebliği alacak kimseler dağıtım saatinden sonra dönecek ise tebliğin Tebligat Yasası’nın 21. maddesine göre, birkaç gün adreste yoklar ise aynı Yasa’nın 20. maddesine göre yapılması gerekir. 21. maddeye göre yapılan tebliğde, ihbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih tebliğ tarihi sayılırken, 20. maddeye göre yapılan tebliğde ise ihbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarihten itibaren onbeş gün sonra tebliğ yapılmış sayılır. Tebligat Yasası’nın 20. maddesine göre tebliğ yapılabilmesi için adreste birinin bulunması, kendisine tebliğ yapılacak kişinin geçici olarak başka yere gittiğini belirtmesi gerekir. Adres kapalı ise 20. maddenin uygulanması da mümkün değildir.
TK- Madde 21
Kendisine tebligat yapılacak kimse veya yukarıdaki maddeler mucibince tebligat yapılabilecek kimselerden hiçbiri gösterilen adreste bulunmaz veya tebellüğden imtina ederse, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına imza mukabilinde teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırmakla beraber, adreste bulunmama halinde tebliğ olunacak şahsa keyfiyetin haber verilmesini de mümkün oldukça en yakın komşularından birine, varsa yönetici veya kapıcıya da bildirilir. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır.
Gösterilen adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olup, muhatap o adreste hiç oturmamış veya o adresten sürekli olarak ayrılmış olsa dahi, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına imza karşılığında teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırır. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır.
Muhtar, ihtiyar heyeti azaları, zabıta amir ve memurları yukarıdaki fıkralar uyarınca kendilerine teslim edilen evrakı kabule mecburdurlar.
Tebligat Kanunu 21. Madde Aşamaları Nedir?
Tebliğ olanaksızlığı ya da tebellüğden kaçınma durumunda, tebliğ memuru, sırasıyla aşağıdaki beş işlemi yapmak zorundadır;
- Birinci İşlem: Muhatap veya muhatap adına tebliğ yapılabilecek olanlardan biri gösterilen adreste bulunmaz ise Tebligat Yasası ve Yönetmelik, tebliğ memuruna muhatabın adreste bulunmama nedenini “araştırma (tahkik etme)” görevini yüklemiştir (Yön m. 30). Buna göre, tebliğ memuru, adreste bulunmama nedenini bilmesi muhtemel komşu, yönetici, kapıcı, muhtar, ihtiyar kurulu, zabıta amir ve memurlarından araştırmak zorundadır. Bu araştırmayı yaparken muhatabın adresten geçici mi yoksa temelli mi ayrıldığını, dağıtım (tevziat) saatlerinden sonra dönüp dönmeyeceğini mutlaka sormalıdır. Tebliğ mazbatasında muhatabın tebliğ anında “işte olduğu” belirtilmiş ise muhatabın kısa süreli adresten ayrıldığı kabul edilmektedir. Yargıtay’a göre, muhatap işte olduğu belirlenmişse dağıtım (tevziat) saatinden sonra dönüp dönmeyeceği hususunun araştırılmasına gerek yoktur. Bu durumda borçluya yapılan tebliğ işlemi, Tebligat Yasası’nın 21/1. maddesine göre usule uygundur.
- İkinci İşlem: Tebliğ memuru araştırma sonucunu belgelendirmek zorundadır. Yani tebliğ memuru tahkik etmekle kalmayıp yaptığı araştırmanın sonucunu tebliğ evrakına yazmalı ve araştırmayı yaptığı kişilerin imzasını almalı, imzadan kaçınmaları durumunda ise bu durumu yazarak evrakı imzalamalıdır. Tebligat mazbatasına, beyanına başvurulan kişinin mutlaka adı ve soyadının, sıfatının (komşu, kapıcı, yönetici) yazılması gerekir. Komşunun adı veya soyadı yazılmadan yalnızca hangi dairede oturduğu (daire numarası verilerek) yazılmışsa tebliğ işlemi usulsüzdür. Muhatabın adreste geçici olarak bulunmama nedeni ve dağıtım (tevziat) saatlerinden sonra dönüp dönmeyeceği belgelendirilmeden, Tebligat Yasası’nın 21/1. maddesine göre yapılan tebligat işlemi usulsüzdür. Zira ancak bu şekilde, yapılan işlemin, usulüne uygun olup olmadığı, yargıç tarafından denetlenebilir. Açıklanan şekil geçerlilik koşuludur.
- Üçüncü İşlem: Tebliğ memuru, tebliğ olanaksızlığı veya tebellüğden kaçınma durumunda, tebliğ olunacak belgeyi, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti üyelerinden birine ya da kolluk amir veya memurlarına imza karşılığında teslim eder. Muhtar, ihtiyar heyeti üyeleri, kolluk amir ve memurları kendilerine teslim edilen belgeyi kabul etmek zorundadır.
- Dördüncü İşlem: Tebliğ memuru ayrıca, teslim alanın (tesellüm edenin) adresini içeren ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırır. 2 numaralı ihbarnamenin muhatabın kapısına yapıştırılması geçerlilik koşulu olup 2 numaralı ihbarname kapıya yapıştırılmaksızın yapılan tebligat usulsüzdür. Kendisine tebliğ evrakı teslim edilen muhtarın adresini içeren ve muhatabın tebligatı muhtardan alabileceğini bildiren ihbarnamenin borçlunun kapısına yapıştırıldığının tebliğ mazbatasındaki açıklamadan anlaşılması gerekir. Aksi durumda tebligat usulsüz olur.
- Beşinci İşlem: Tebliğ memuru, tebliğ olanaksızlığı durumunda, tebliğ olunacak kişiye keyfiyetin haber verilmesini sağlamak için eğer mümkünse en yakın komşularından birine, varsa yöneticisine veya kapıcısına da haber verir. (Teb. Y. m. 21/1) Ancak ilgili tebligatı kabulden kaçınıyorsa zaten tebligattan haberdar olduğu için adı geçen kişilere bildirmeye gerek yoktur.
Muhatabın Bilinen En Son Adresine Çıkarılan Tebligatın İade Edilmesinden Sonra Mernis Şerhiyle TK 21/2 Hükmüne Göre Tebliğ Yapılabilir
Tebligat, kural olarak tebliğ yapılacak kişiye bilinen en son adresinde yapılır (Teb. Y. m. 10/1). Bu bakımdan Tebligat Yasası’nda “adreste tebligat ilkesi” benimsenmiştir. Bu ilke gerçek kişiler için geçerli olduğu gibi, tüzel kişiler için de geçerlidir. Asıl olan tebligatın muhataba bilinen en son adresinde yapılmasıdır. Ancak kendisine tebliğ yapılacak kişinin başvurusu veya kabulü koşuluyla her yerde tebligat yapılması da mümkündür (Teb. Y. m. 10). Örneğin posta memuru köye dağıtıma çıkacağı sırada, köyde oturan muhatabı ilçedeki kahvehanede görür ve muhatap da orada kendisine tebliğ yapılmasını kabul ederse son adres dışında yapılan bu tebligat geçerli kabul edilir.
Muhatabın adreste bulunamaması halinde, bu durumun geçici veya sürekli olmasına göre TK 20. ve 21. Maddesine göre işlem yapılır. Tebliğ memuru araştırma sonucunu belgelendirmek zorundadır. Yani tebliğ memuru tahkik etmekle kalmayıp yaptığı araştırmanın sonucunu tebliğ evrakına yazmalı ve araştırmayı yaptığı kişilerin imzasını almalı, imzadan kaçınmaları durumunda ise bu durumu yazarak evrakı imzalamalıdır (Teb. Y. m. 21/1, 23/7; Yön. m. 30/1, 35/f). Tebligat mazbatasına, beyanına başvurulan kişinin mutlaka adı ve soyadının, sıfatının (komşu, kapıcı, yönetici) yazılması gerekir.171 Komşunun adı veya soyadı yazılmadan yalnızca hangi dairede oturduğu (daire numarası verilerek) yazılmışsa tebliğ işlemi usulsüzdür (Teb. Y. m. 21/1, Yön. 30/1). 172 Muhatabın adreste geçici olarak bulunmama nedeni ve dağıtım (tevziat) saatlerinden sonra dönüp dönmeyeceği belgelendirilmeden, Tebligat Yasası’nın 21/1. maddesine göre yapılan tebligat işlemi usulsüzdür.
- Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Esas No: 2022/6-976 Karar No: 2023/3 sayılı kararı “ Şu hâle göre borçlunun takip talebinde gösterilen bilinen adresine çıkarılan ödeme emri tebligatı iade edilmiş olduğundan, adres kayıt sisteminde kayıtlı yerleşim yeri adresine 7201 sayılı Kanun’un 21 inci maddesinin ikinci fıkrasına göre tebligat yapabilmek için yasal şartlar oluşmuştur. Ancak ödeme emri tebligat evrakı üzerinde tebliği çıkaran merci tarafından, muhatabın adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresi olduğu belirtilerek bu adrese 7201 sayılı Kanun’un 21 inci maddesinin ikinci fıkrasına göre tebligat yapılacağına dair meşruhata yer verilmediği hâlde tebliğ memuru tarafından kendiliğinden 7201 sayılı Kanun’un 21/2 nci maddesi uygulanarak 23.01.2013 tarihinde tebliğ edildiğinden tebligat bu hâli ile 7201 sayılı Kanun’un 21/2 ve 23/8 inci maddesi ile yönetmeliğin 16/2 maddelerine göre usulsüzdür. Nitekim aynı ilkelere Hukuk Genel Kurulunun 02.03.2021 tarihli ve 2018/12-671 Esas, 2021/186 Karar ile 25.05.2021 tarihli ve 2017/12-722 Esas, 2021/612 Karar sayılı kararlarında da değinilmiştir. Özel Dairenin bozma kararında, kendisine ödeme emri tebliğ edilen borçlunun usulsüz tebligat iddiasında bulunmadığı yönünde bozma gerekçesine de yer verilmiş olup, her ne kadar icra hukukunda şikâyet hakkı icra takibinin taraflarına ait ise de, İİK’nın 142 nci maddesi ile bu duruma bir istisna getirilerek, sıra cetveline karşı alacaklının, diğer alacaklıların icra dosyalarındaki takip hukukuna aykırı işlemlerinin kendi sırasına etkili olduğunu ileri sürerek sıra cetveline itiraz edebileceği düzenlenmiştir. Bu durumda şikâyetçi, sıra cetvelinde kendisinden önce yer verilen başka bir alacaklının icra dosyasında borçluya yapılan tebligatın usulüne uygun olmadığını belirterek sıra cetveline itiraz etmesi mümkündür.”
- Yargıtay 12. Hukuk Dairesi 18.02.2014, Ε. 2014/1318, Κ. 2014/4274 sayılı kararında “ Somut olayda, alacaklı tarafından takip talebinde bildirilen ve bilinen son adres olarak kabulü gereken adres açık şekilde yazılmaksızın, sadece “Kadıköy/İSTANBUL” şeklinde belirtilmek suretiyle ödeme emrinin tebliğe çıkarıldığı ve “Kadıköy dağıtım sahasında bu isimde mahalle cadde ve sokak yoktur. Muhatap ismen tanınmıyor” şerhi ile iade edildiği, alacaklı vekilinin talebi ile borçlunun adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresine Tebligat Kanununun 21/2. maddesi gereğince ödeme emri tebliğ edildiği görülmektedir. Yukarıda açıklandığı üzere, borçlunun bilinen son adresine tebligat çıkarılmaması usulsüzdür. Alacaklının takip talebinde bildirdiği ve bilinen son adres olarak kabulü gereken adres açıkça yazılmaksızın tebligat çıkarılması ve adres yetersizliği nedeniyle tebliğ edilememesi durumunda, Tebligat Kanununun 10. maddesi gereğince bilinen son adrese tebligat çıkarılması kuralının yerine getirildiğinden söz edilemez.”
- Yargıtay 12. Hukuk Dairesi 05.12.2011, Ε. 2011/9908, Κ. 2011/26273 sayılı kararında “Somut olayda satış ilanı tebliğ işleminin, “Muhatap geçici İstanbul’a gittiğinden 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 21. maddesine göre kapısına 2 no.lu haber kağıdı yapıştırılıp, evrak mahalle muhtarlığına teslim edildi. Komşusu Özlem… haber verildi. İmzadan kaçındı.” şerhi ile yapıldığı görülmüştür. Komşunun beyanına göre muhatabın şehir dışında İstanbul’da olduğu anlaşıldığından şehir dışındaki muhataba 21’e göre tebligat yapılamayacağından sözü edilen tebliğ işleminin usulsüz olduğu anlaşılmaktadır. Öte yandan Tebligat Kanunu’nun 20. maddesine göre tebliğ yapılabilmesi için adreste birinin bulunması, kendisine tebliğ yapılacak şahsın muvakkaten başka yere gittiğinin belirtilmesi gerekir. Oysa somut olayda satış ilanının tebliğ edildiği adreste hiç kimse bulunmayıp, komşu beyanına göre adresin kapalı olduğu anlaşıldığından olayda 20. maddenin uygulanması da mümkün değildir.”
Tebligat Kanunu 21. Madde Hakkında Yargıtay Kararları
- Yargıtay 12. HD, 18.02.2014, Ε. 2014/1318, Κ. 2014/4274
“Somut olayda, alacaklı tarafından takip talebinde bildirilen ve bilinen son adres olarak kabulü gereken adres açık şekilde yazılmaksızın, sadece “Kadıköy/İSTANBUL” şeklinde belirtilmek suretiyle ödeme emrinin tebliğe çıkarıldığı ve “Kadıköy dağıtım sahasında bu isimde mahalle cadde ve sokak yoktur. Muhatap ismen tanınmıyor” şerhi ile iade edildiği, alacaklı vekilinin talebi ile borçlunun adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresine Tebligat Kanununun 21/2. maddesi gereğince ödeme emri tebliğ edildiği görülmektedir. Yukarıda açıklandığı üzere, borçlunun bilinen son adresine tebligat çıkarılmaması usulsüzdür. Alacaklının takip talebinde bildirdiği ve bilinen son adres olarak kabulü gereken adres açıkça yazılmaksızın tebligat çıkarılması ve adres yetersizliği nedeniyle tebliğ edilememesi durumunda, Tebligat Kanununun 10. maddesi gereğince bilinen son adrese tebligat çıkarılması kuralının yerine getirildiğinden söz edilemez.”
- Yargıtay 12. HD, 5.12.2011, Ε. 2011/9908, Κ. 2011/26273
“Somut olayda satış ilanı tebliğ işleminin, “Muhatap geçici İstanbul’a gittiğinden 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 21. maddesine göre kapısına 2 no.lu haber kağıdı yapıştırılıp, evrak mahalle muhtarlığına teslim edildi. Komşusu Özlem… haber verildi. İmzadan kaçındı.” şerhi ile yapıldığı görülmüştür. Komşunun beyanına göre muhatabın şehir dışında İstanbul’da olduğu anlaşıldığından şehir dışındaki muhataba 21’e göre tebligat yapılamayacağından sözü edilen tebliğ işleminin usulsüz olduğu anlaşılmaktadır. Öte yandan Tebligat Kanunu’nun 20. maddesine göre tebliğ yapılabilmesi için adreste birinin bulunması, kendisine tebliğ yapılacak şahsın muvakkaten başka yere gittiğinin belirtilmesi gerekir. Oysa somut olayda satış ilanının tebliğ edildiği adreste hiç kimse bulunmayıp, komşu beyanına göre adresin kapalı olduğu anlaşıldığından olayda 20. maddenin uygulanması da mümkün değildir. “