Yazı

Ceza Davası Nedir? Ceza Davası Nasıl Açılır?

Ocak 20, 2026

Ceza davası, bir fiilin suç oluşturduğu noktasında yeterli şüphenin bulunması halinde cumhuriyet savcısının usulüne uygun bir şekilde düzenlediği iddianame ile şüpheli hakkında açılan kamu davasına denir. Ceza davasının temel amacı; meydana gelen bir fiilin ceza kanunları kapsamında suç niteliği taşıyıp taşımadığının ve bu fiilin meydana getirdiği mağduriyetin tespiti yapılarak cezai sorumluluğun belirlenmesidir. Ceza davası aşamaları şunlardır:

  • Soruşturma Aşaması: Bir suç işlendiğine dair şüphe oluştuğunda, Cumhuriyet savcılığı tarafından re’sen veya şikâyet üzerine soruşturma başlatılır. Bu aşamada deliller toplanır, tanık ve mağdur ifadeleri alınır, şüphelinin savunması değerlendirilir.
  • Dava Açılması: Savcılık, toplanan deliller ışığında suç işlendiğine dair yeterli şüphe bulunduğuna kanaat getirirse, iddianame hazırlayarak mahkemeye sunar. Mahkeme iddianameyi kabul ettiğinde ceza davası resmen açılmış olur.
  • Yargılama Süreci: Ceza mahkemesi tarafından yürütülen bu süreçte, tarafların beyanları dinlenir, deliller tartışılır, tanıklar ve uzmanlar dinlenir. Tüm veriler değerlendirilerek bir kanaat oluşması sağlanır.
  • Karar Aşaması: Yargılama sonunda mahkeme, sanığın suçlu olup olmadığına karar verir. Suçun sabit görülmesi halinde ceza verilir; aksi durumda beraat kararı çıkar.
  • Temyiz Süreci (Varsa): Taraflardan biri karara itiraz ederse, dosya istinaf ya da temyiz mahkemelerine taşınabilir. Bu süreçte, bir önceki mahkemenin kararı hukuki yönden denetlenir.
  • Hükmün Kesinleşmesi: İtiraz yolları tamamlandığında ve verilen karar değişmeden onaylandığında hüküm kesinleşir. Bu andan itibaren ceza dava dosyası kapanır ve karara göre infaz süreci başlatılır ya da beraat eden kişi hakkında işlem sonlandırılır.

Ceza davaları; kapsamı ve niteliği ne olursa olsun kamu davası niteliği taşımaktadır. Bunun nedeni ceza davalarının sadece mağduru değil de kamu düzenini ilgilendiriyor olmasıdır. Cumhuriyet savcısı kanunda öngörülen şartların gerçekleşmesi halinde şüpheli hakkında usulüne uygun bir iddianame düzenlemek suretiyle kamu davası açmakla mükelleftir. Bunun temel nedeni cumhuriyet savcısının devlet adına ve kamuyu temsilen görev yapan bir makam olmasıdır. Ceza davası neticesi itibarıyla kişilerin temel hak ve özgürlüklerini doğrudan etkileyen bir dava türüdür.

İlgili Makale: İnfaz Hesaplama

Ceza Davası Nedir?

Cumhuriyet savcısı, bazı suçlar kapsamında re’sen bazen suçlar kapsamında ise şikâyet ya da ihbar üzerine soruşturma başlatır. Savcı, yürütülen soruşturma neticesinde suçun işlendiğine ilişkin yeterli şüpheye ulaştığında kamu davası açmaktadır. Savcının açmış olduğu kamu davasına; ceza davası denilmektedir.

Savcılık tarafından hazırlanan iddianame yetkili ve görevli ceza mahkemesine gönderilir. Ceza mahkemesi iddianameyi değerlendirir. İddianamenin mahkemeye gönderilmesinden itibaren 15 gün içerisinde iddianamede eksiklikler mevcutsa; mahkeme iddianamenin savcılığa iadesine karar verilir. Mahkeme eksikliğin olmadığı noktasında kanaat getirdiği takdir de ise iddianamenin kabulüne karar verilir ve şüpheli hakkında ceza davası açılmış olur. İddianamenin iadesi kararına savcılık makamının itiraz etmesi mümkündür. İddianamenin iadesi kararına itiraz edilmediği takdirde ise kararda belirtilen eksiklikler giderilmek suretiyle yeniden bir iddianame düzenlenerek ceza davası açılabilir.

Ceza Davası Nasıl ve Kim Tarafından Açılır?

Ceza davasının açılması işlenen suçun niteliğine bağlı şekilde belirlenmektedir. Şikâyete bağlı suçlar bakımından şikâyet hakkı kullanılmadıkça savcılık makamı suç hakkında soruşturma başlatma ve ceza davası açma mükellefiyetinde değildir. Şikâyet hakkı mağdur ya da suçtan zarar gören kişi tarafından kullanılmalıdır. Şikâyete bağlı olmayan suçlar hakkında savcılık re’sen soruşturma başlatmaz ve ceza davası açmaz. Buna karşılık takibi şikâyete bağlı olmayan suçlar bakımından ise savcılık makamı suçu şikâyet, ihbar ya da başka bir şekilde öğrendiği anda re’sen soruşturma başlatarak ceza davası açmalıdır.

Savcılık makamı suç niteliği taşıdığı düşünülen fiil hakkında soruşturma yürütür. Yürütülen soruşturmanın neticesinde elde edilen delillerle şüpheli şahsın suçu işlediğine ilişkin yeterli şüphenin oluşmasıyla iddianame düzenlenerek ceza davası açılır. Ceza davasının açılmasında şahıslar değil savcılık makamı görevlidir. Cumhuriyet savcısının yürüttüğü soruşturma neticesinde yeterli şüpheye ulaşması halinde kamu davası açma yükümlülüğü meydana gelecektir. Ceza davasının açılmasının cumhuriyet savcısının görevinde olduğu 5271 sayılı Ceza Muhakemeleri Kanunu’nun 170. Maddesi kapsamında da düzenlenmiştir.

İddianamenin cumhuriyet savcısı tarafından düzenlenmesi, şüpheli şahsın fiilinin suç niteliği taşıdığı noktasında yeterli şüphenin meydana geldiği ve şüpheli şahıs hakkında kamu adına yargılama yapılmasının talep edildiği anlamına gelmektedir. Ceza hukuku kapsamında yeterli şüphe; bir kişinin işlediği fiilin suç niteliği taşıdığına ilişkin makul ve objektif nitelikte delillerin mevcut olduğudur. Şüpheli hakkında iddianame düzenlenmesi; suçun kesin bir şekilde oluştuğu ve şüphelinin cezalandırılması anlamını taşımaz. İddianamenin kabulü ile açılan ceza davası neticesinde kişinin ceza alıp almayacağı ortaya çıkacaktır. Dolayısıyla yeterli şüphe ile hazırlanan ve görevli ve yetkili mahkemeye gönderilen iddianame; yargılamanın başlatılması için gerekli asgari delil standardını ifade etmektedir.

İlgili Makale: Haksız Tahrik İndirimi

Ceza Davası Hangi Mahkemede Açılır?

Ceza davası, savcılığın bir iddianameyle suç işlediği konusunda “yeterli şüphe” olan şahıslar hakkında yargılama yapılması için açtığı kamu davasıdır. Mahiyeti ne olursa olsun, tüm ceza davaları kamu davası niteliğindedir.

Ceza davaları kamu düzeninin korunmasını amaçlar. Bu nedenle ceza davalarının açılmasında; devleti ve kamuyu temsil eden Cumhuriyet savcısı görevlidir. Cumhuriyet savcısı, soruşturma neticesinde tanzim ettiği iddianameyi görevli ve yetkili mahkemeye gönderir; mahkemenin iddianameyi kabul etmesiyle birlikte ceza davası açılır. Ceza davalarının açıldığı mahkemelere; ceza mahkemeleri denilmektedir. Ceza mahkemeleri; ceza hukuku kapsamında meydana gelen suçlar ya da haksız fillerle ilgili uyuşmazlıklarda görevli mahkeme türleridir.

Ceza mahkemeleri kapsamı ve görevlerine göre aşağıdaki şekilde sınıflandırılmaktadır:

  • Asliye Ceza Mahkemeleri: Ceza yargılamasında görev yapan ilk derece mahkemelerinden bir tanesidir. Görevi 5235 sayılı kanunun 12. Madde hükmünde düzenlenmiştir. Buna göre; kanunlarda aksine bir düzenleme olmadıkça 10 yıl ve daha az süreli hapis cezasını ya da adli para cezasını gerektiren suçlara ilişkin davalara bakmakla görevlendirilmiştir. Asliye ceza mahkemeleri; tek hakim ile yargılama yapar. Ayrıca bünyesinde cumhuriyet savcısı da hazır bulunmaktadır.
  • Ağır Ceza Mahkemeleri: Ceza yargılamasında görev yapan ilk derece mahkemelerinden bir tanesidir. 5235 sayılı kanunun 12. Maddesine göre; kanunların ayrıca görevli kıldığı haller saklı kalmak kaydıyla ağırlaştırılmış müebbet hapis, müebbet hapis ve on yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlarla ilgili dava ve işlere bakmakla görevlidir. Ağır ceza mahkemeleri bir başkan ve iki üye ile toplanarak karar vermektedir. Duruşmalara üç kişilik heyetin ve cumhuriyet savcısının katılımı zorunludur. Verilecek kararlar müzakere yolu ile verilmektedir.
  • Çocuk Mahkemeleri/Çocuk Ağır Ceza Mahkemeleri: Çocuk mahkemeleri; 18 yaşından küçük kimselerin asliye ceza mahkemelerinin görevi kapsamına giren bir suçu işlemeleri halinde yargılanacakları mahkemedir. Çocuk ağır ceza mahkemeleri ise; 18 yaşından küçükler tarafından ağır ceza mahkemelerinin görevi kapsamına giren bir suçun işlenmesi halinde yargılama sürecinin yürütüleceği mahkemedir. Çocuk mahkemeleri tek hakimlidir. Asliye ceza mahkemelerinden farklı olarak çocuk mahkemelerinde cumhuriyet savcısı bulunmamaktadır. Çocuk ağır ceza mahkemeleri ise; bir savcı, iki üye ve mahkeme başkanı hakimden oluşmaktadır.
  • Sulh Ceza Hakimlikleri: Sulh ceza hakimliği ceza yargılamasında kovuşturma evresinden ziyade soruşturma evresinde etkin bir şekilde görev almaktadır. Ceza yargılamasının temeli niteliğindeki işlemler soruşturma evresinde gerçekleşmektedir. Sulh ceza hakimliği, kanunların belirlediği özel durumlar dışında hakim tarafından alınması gereken kararları verme ve belirlenen bazı itirazları değerlendirme görevine sahiptir. Sulh ceza hakimliği tek hakimden oluşmaktadır. Ayrıca bünyesinde bir yazı işleri müdürü ve yeterince personel de bulunur.

Ceza Davasının Tarafları

Ceza davaları, kamu düzenin korunmasını amaçlayan yargılama süreçleri olup bu sürecin belirli tarafları bulunmaktadır. Ceza davalarının taraflarının dışında mahkemede bağımsız bir yargı merci niteliği taşır. Ceza mahkemeleri sürecin yürütülmesinde kritik rol oynamaktadır. Ceza yargılamaları kişilerin temel hak ve özgürlüklerini doğrudan etkilemektedir. Bu nedenle yapılacak en ufak hata telafisi güç zararlar meydana getirebilir.

Ceza davalarının tarafları, hukuki statüleri ve yargılama sürecindeki rolleri bakımından aşağıdaki şekilde sınıflandırılmaktadırlar:

  • Hakim: Ceza muhakemesinde yargılama faaliyetini yürüten kişidir. Hakim maddi gerçeğe ulaşmayı amaçlar ve bu doğrultuda hüküm kurar. Ayrıca ceza davalarında duruşmaları yönetmekle de görevlidir. Asliye ceza mahkemeleri tek hakimlidir. Ağır ceza mahkemeleri ise üç hakim şeklinde bir heyetten oluşmaktadır. Ağır ceza mahkemelerinde üç hakimden biri heyete başkanlık yapar.
  • Cumhuriyet Savcısı: Ceza davalarının en temel taraflarından birisidir. Cumhuriyet Savcısının katılmadığı bir ceza davası duruşması mümkün değildir. Karar verme yetkisi bulunmamaktadır. Savcı hem soruştur hem de kovuşturma sürecinde kamu adına hareket eder ve kamuyu temsil eder. Savcı, yargılama sürecinde kamu adına görüş bildirerek katkı sağlamaktadır.
  • Avukat: Hukuk sistemimizde avukat ile temsil edilmek zorunlu tutulmamıştır. Bunun tek istisnası ceza kanunlarında düzenlenen zorunlu müdafilik halleridir. Ceza davasında sanığın avukatına; “müdafi” denilmektedir. Müşteki ya da katılanın avukatına ise “vekil” denilmektedir. Yargılama sürecinde avukat, tarafların adil yargılanma ve savunma haklarının kullanılmasında etkin bir görev üstlenir.
  • Zabıt Kâtibi: Ceza yargılamasının önemli süjelerinden bir tanesidir. Öyle ki zabıt kâtibi bulunmayan bir duruşmanın gerçekleşmesi mümkün değildir. 5271 sayılı Ceza Muhakemeleri Kanunu’nun 188. Maddesinde bu husus güvence altına alınmıştır. Zabıt katibinin duruşma tutanaklarını tutma, belgeleri organize etme vb. pek çok görevi bulunmaktadır. Ayrıca mahkeme başkanının emir ve talimatlarını yerine getirmek suretiyle duruşma düzenini organize ederek, yargılama sürecinin işleyişine de katkı sağlar.
  • Sanık: Hakkında ceza davası açılan kimsedir. Ceza yargılamasında “şüpheli” sıfatına haiz olan kimse iddianamenin kabulü ile birlikte artık “sanık” sıfatına haiz olacaktır. Sanık mahkeme tarafından kendisine suç isnat edilen kimsedir. Mahkeme önünde kendisine isnat edilen suçlamalara karşı savunma hakkına ve adil yargılanma hakkına sahiptir. Bu doğrultuda ceza yargılamasında son söz duruşmada hazır bulunan sanığa verilmektedir.
  • Mağdur/Suçtan Zarar Gören/Müşteki/Katılan: Ceza yargılamasında suçtan ya da haksız eylemden zarar gören ve hakları doğrudan ihlal edilen taraf “mağdur” sıfatına haizdir. Mağdur, yargılamanın pasif öznesidir. “Müşteki” ise bir suç ya da haksız fiilden zarar görmesi nedeniyle bu hususu adli makamlara taşıyan, şikayetçi olan kimsedir. Müşteki soruşturma evresinin başlamasına vesile olur. Müşteki, mağdur ve suçtan zarar gören, kovuşturma aşamasında ceza davasına müdahil olma talebinde bulunduğu takdirde; “katılan” sıfatına haiz olacaktır. katılan ceza davasının zorunlu tarafları arasında yer almaz.

Ceza Davasının Aşamaları Nelerdir?

Ceza davası, ceza hukuku mevzuatı kapsamında suç işlendiği iddiası ile başlayan ve hükmün kesinleşmesine kadar yürütülen yargılama sürecidir. Bu süreç belirli aşamalardan oluşmaktadır. Söz konusu aşamalar 5237 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ve ilgili mevzuat kapsamında düzenlenmiştir. Ceza davasının her bir aşamasının temel maksadı; maddi gerçeği ortaya çıkarılmasıdır. Ceza davasının çok kademeli yapısı aşağıda detaylıca izah edilmiştir.

  • Soruşturma Aşaması: Bu aşama ceza davasının açılmasından evvel yürütülen süreçtir. Savcılık makamı bir suçun işlendiğini ihbar, şikayet ya da başka bir suretle öğrendiği an soruşturma başlatır. Bu aşama ceza davası aşamasının temelini oluşturan aşamadır. Suçun işlenip işlenmediğine ilişkin deliller toplanır, tanıklar dinlenir ve gerekli görüldüğü takdirde usulüne uygun bir şekilde koruma tedbirleri uygulanır. Neticesinde şüphelinin suçu işlediğine ilişkin yeterli şüphe meydana gelirse savcılık makamı tarafından iddianame tanzim edilerek mahkemeye gönderilir. Yeterli şüphe oluşmadığı takdirde ise; şüpheli hakkında “Kovuşturma Yapılmasına Yer Olmadığına” ilişkin karar verilir.
  • Kovuşturma Aşaması: Savcılık makamının yürüttüğü soruşturma neticesinde düzenlediği iddianamenin yetkili ve görevli mahkeme tarafından kabul edilmesiyle birlikte kovuşturma aşaması başlar. Kovuşturma aşaması ceza davasının açıldığı evredir. Bu aşamada sanık kendisine isnat edilen suçlar karşısında savunmasını yapar; taraflar mahkemeye deliller sunar. Suçun işlenip işlenmediğine ilişkin tartışma bu evrede yapılır ve yargılamaya ilişkin duruşmalarda bu evrede gerçekleştirilir. Mahkeme neticesinde suçun işlenip işlenmediğine ilişkin kanaatine göre sanık hakkında hüküm tesis eder.
  • İstinaf Aşaması: İlk derece mahkemesi tarafından tesis edilen hükmün taraflarca hukuka aykırı olduğu düşünüldüğü takdirde istinaf kanun yoluna başvurulması mümkündür. İstinaf kanun yoluna başvurulması için taraflara kendilerine gerekçeli kararın tebliğ edilmesinden itibaren iki haftalık süre verilmiştir. Ceza davalarının istinaf incelemesi Bölge Adliye Mahkemeleri tarafından gerçekleştirilir. İstinaf mahkemeler; yerel mahkemenin vermiş olduğu kararı hem hukuka uygunluk hem de maddi vakıa yönünden inceler. Değerlendirmesinin neticesinde; ilk derece mahkemesinin kararını kaldırabilir, düzelterek onayabilir ya da yeniden hüküm kurabilir.
  • Temyiz Aşaması: Taraflar istinaf mahkemesi tarafından verilen kararın hukuka uygun olmadığı kanaatindeyse temyiz kanun yoluna başvurma hakları mevcuttur. Temyiz kanun yoluna başvurulabilmesi için kanunun aradığı şartların somut olay kapsamında mevcut olması gerekir. Temyiz kanun yoluna başvurulması için taraflara kendilerine gerekçeli kararın tebliğ edilmesinden itibaren iki haftalık süre verilmiştir. Ceza davalarında temyiz incelemesi; yüksek yargı mercii olan Yargıtay tarafından yapılmaktadır. Temyiz incelemesi, istinaf incelemesinden farklı olarak yalnızca hukuka uygunluk denetimini kapsamaktadır. Yargıtay temyiz incelemesinin neticesinde onama ya da bozma kararı verebilir.

Ceza Davasında Zamanaşımı

Ceza yargılamasında zamanaşımı kavramı; ceza zamanaşımı ve dava zamanaşımı şeklinde ikiye ayrılmaktadır. Ceza zamanaşımı ve dava zamanaşımına iliksin hususlar 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 66 ila 68 maddeleri arasında düzenlenmiştir. Ceza hukukunda zamanaşımı müessesesi; kanunda öngörülen sürelerin geçmesiyle beraber devletin cezalandırma yetkisinin sona ermesi anlamına gelmektedir. Söz konusu sürelerin geçmesiyle; kamu davası açılmamışsa artık açılamaz, açılmışsa yargılamaya devam edilemez ya da mahkumiyet hükmü verilmişse ceza infaz edilemez. Ceza zamanaşımı ve dava zamanaşımı kavramları birbirinden farklıdır:

  • Dava Zamanaşımı: 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 66. Maddesi kapsamında düzenlenmiştir. Buna göre bir suçun işlenmesinden itibaren öngörülen sürenin geçmiş olmasına rağmen fail hakkında dava açılmamış, açılmış olsa dahi herhangi bir hüküm tesis edilmemiş ise dava zamanaşımı gündeme gelecektir. Madde kapsamında belirtilen süreler geçmişse artık soruşturma yapılamaz, dava açılamaz veya açılmış olan bir davaya devam edilemez. TCK madde 66 kapsamında olağan dava zamanaşımı süresi, 8 yıl şeklinde belirlenmiştir. Ceza davası söz konusu 8 yıllık dava zamanaşımı süresi içerisinde tamamlanmazsa; davanın düşmesi şeklinde hüküm tesis edilmelidir.
  • Ceza Zamanaşımı: 5377 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 68. Maddesinde düzenlenmiştir. Ceza zamanaşımı, dava zamanaşımından farklı olarak sadece infaz ortadan kaldırır. Buna göre kesinleşen mahkumiyet kararının kanunun öngördüğü süre içerisinde infaz edilmemesi halinde; mahkumiyet hükmü ceza zamanaşımı gereğince infaz edilemez. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun belirlediği en asgari ceza zamanaşımı süresi 10 yıl şeklindedir. Bu süre hükmün kesinleştiği ya da infazın kesintiye uğradığı günden itibaren işlemeye başlamaktadır.
Ara WhatsApp