Yazı

Cezaevi İaşe Bedeli

Mart 18, 2026

Ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlülerin beslenme ve diğer temel ihtiyaçlarının karşılanmasına yönelik yapılan giderlerin belirli bir kısmının hükümlülerden tahsil edilmesine ilişkin mevzuat kapsamında düzenlemeler bulunmaktadır. Bu doğrultuda ceza infaz kurumlarında barındırılan kimselerin iaşe giderlerine ilişkin bedellerin tahsil edilmesi ilgili kanun ve yönetmelikler kapsamında belirli usul ve esaslara bağlanmıştır. Cezaevi iaşe bedeli, esasen hükümlülerin ceza infaz kurumunda kaldıkları süreç boyunca kendileri için yapılan günlük yeme içme giderlerinin kamu tarafından karşılanan kısmının geri alınmasını ifade etmektedir. Ancak bilinmesi gerekir ki iaşe bedelinin tahsili mutlak bir yükümlülük değildir. Söz konusu alacağın tahsili noktasında ilgili mevzuat hükümleri uyarınca hareket etmek zorunludur.

Ceza infaz kurumlarında geçirilen süre boyunca tahakkuk ettirilen iaşe bedellerinin belirlenmesinde; kişinin cezaevinde geçirdiği süre, günlük iaşe bedeli miktarı ve diğer hususlar dikkate alınmalıdır. Bu noktada idare tarafından yapılacak hesaplamalar keyfi değil hem hukuki hem mali açıdan açık ve denetlenebilir nitelikte olmalıdır. Tüm bu hususların yanı sıra iaşe bedelinin tahsili sürecinde kişilerin ekonomik durumu da önem taşımaktadır. Nitekim hukuk devleti ilkesi gereğince kamu alacaklarının tahsili sürecinde temel hak ve özgürlükleri zedeleyen uygulamalardan kaçınılması gerekmektedir. Sonuç olarak cezaevi iaşe bedelinin tahsili mutlak olmayıp hukuka uygun yollarla tahsil edilmesi gerekmektedir.

İlgili Makale: İnfaz Hesaplama

Cezaevi İaşe Bedeli Nedir?

Ceza infaz kurumunda bulunan hükümlülerin, kurumda kaldıkları süreç boyunca temel ihtiyaçlarının karşılanması devlet tarafından olmaktadır. Ancak devlet bu ihtiyaçları karşılarken verdiği hizmetin karşılığını belirli bir tutar şeklinde borç olarak kayıt altına almaktadır. Ceza infaz kurumunda bulunan hükümlünün beslenme gibi temel ihtiyacının karşılanmasına yönelik yapılan giderlerin hükümlülerden tahsil edilmesi için kayıt altına alınan bedele; cezaevi iaşe bedeli adı verilmektedir. Cezaevi iaşe bedeli bir ceza uygulaması değildir.  Devletin cezaevinde bulunan hükümlülere sunmuş olduğu hizmete ilişkin bedelin geri ödenmesidir

Cezaevi iaşe bedeli 2548 sayılı kanunun 2. maddesi kapsamında düzenlenmiştir. Buna göre her mahkûm cezaevinde bulunduğu müddetçe yemek bedeli ödemek zorundadır. Bu bedeller, cezaevi idaresi tarafından altı ayda bir bordro yapılarak tahakkuk ettirilir. Mahkûmiyet süreleri altı aydan az olan hükümlüler içinde salıverilmelerinden 1 hafta önceden hazırlanmaktadır. Bordroların hükümlülere tebliğ edilmesi usulü esas alınır. Ancak önemle belirtmek gerekir ki; cezaevi iaşe bedeli ancak ödeme gücü bulunan kimselerden tahsil edilebilmektedir.

İaşe bedelinin hukuki niteliği oldukça önemlidir. Bu borç Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkında Kanun kapsamında tahsil edilir. Yani cezaevi iaşe bedeli bir kamu alacağıdır. Cezaevi iaşe bedelinin bir amme alacağı olması süreci ceza hukuku kapsamından çıkartarak idare hukuku alanına taşınmasına neden olur. Cezaevi iaşe bedelinin takip ve tahsilatından Hazine ve Maliye Bakanlığına bağlı tahsil daireleri (Vergi dairesi/Mal müdürlüğü) sorumludur. Cezaevi iaşe bedelinin ödenmemesi halinde 6183 sayılı kanun kapsamında yaptırımlar uygulanacaktır.

cezaevi iase bedeli nedir
cezaevi iase bedeli nedir

Cezaevi İaşe Bedelinin Tahsil Edilebilmesi İçin Aranan Şartlar

Cezaevi iaşe bedelleri, 2548 sayılı Ceza Evleriyle Mahkeme Binaları İnşası Karşılığı Olarak Alınacak Harçlar ve Mahkumlara Ödettirilecek Yiyecek Bedelleri Hakkında Kanun kapsamında düzenlenmiştir. İlgili kanunun 2. maddesi uyarınca ancak belirli şartların mevcut olması halinde cezaevi iaşe bedelinin tahsil edilmesi mümkün olacaktır. Söz konusu şartlar aşağıda izah edildiği gibidir.

  • Cezaevi iaşe bedelleri, cezaevi idaresi tarafından her altı ayda bir düzenlenen bordrolar ile tahakkuk ettirilmelidir. Mahkumiyet süresi altı aydan az olan hükümlüler bakımından söz konusu bordro salıverme tarihinden bir hafta önce düzenlenir.
  • Düzenlenen bordroların hükümlüye tebliği gerekmektedir.
  • Hükümlünün yiyecek bedelini ödemediği halde cumhuriyet savcılığı hükümlünün ikamet ettiği belediye, kaymakamlık ya da nahiye müdürlükleri vasıtasıyla hükümlünün ödeme gücünün olup olmadığı araştırır.
  • Hükümlünün ödeme gücü varsa vergi dairesi tarafından borcun tahsil edilmesi gerekmektedir.
  • Hükümlü iş yurtlarında çalışmışsa ya da ödeme gücünün olmadığı tespit edilmişse cezaevi iaşe bedeli tahsil edilemez.
  • Cezaevi iaşe bedelinin mahkumiyetin bitişinden itibaren 5 yıl içerisinde tahsil edilmesi gerekmektedir. 5 yıl sonra borç zamanaşımına uğrar.

Cezaevi İaşe Bedelinden Muafiyet

2548 sayılı Kanun kapsamında cezaevi iaşe bedelini ödemekle yükümlü olanlar düzenlenmiştir. Buna göre cezaevi iaşe bedelini ödemekten muaf olan kimseler; tutuklular, işyurtlarında çalışan hükümlüler ve ödeme gücü olmadığı tespit edilen hükümlülerdir. Cezaevi iaşe bedelinden, ancak ceza infaz kurumlarında cezasının kesinleşmesi nedeniyle bulunan hükümlüler sorumludur. Bu bakımdan tutuklular açısından kesinleşmiş bir mahkûmiyet söz konusu olmayıp cezaevi iaşe bedeli de talep edilemez. Aynı şekilde 2548 sayılı kanun ceza infaz kurumu bünyesindeki iş yurtlarında çalışan hükümlülerden de cezaevi iaşe bedelinin alınmayacağını düzenlemiştir.

Cezaevi iaşe bedeli altı aylık bordrolar halinde düzenlendikten sonra hükümlülere tebliğ edilir. Hükümlü kendisine tebliğ edilen bedeli ödemezse cumhuriyet savcısı hükümlünün ödeme gücü olup olmadığını tespit etmekle mükelleftir. Böyle bir araştırma yapılmadan vergi dairesi tarafından hükümlüye ödeme emri tebliğ edilmesi mümkün değildir. Nitekim 2548 sayılı kanunun 2. maddesi gereğince ödeme gücü bulunmayan hükümlülerden yiyecek bedeli alınamaz. Ödeme gücü bulunmayan hükümlü cezaevi iaşe bedelini ödemekle yükümlü olmadığı gibi kendisine vergi dairesi tarafından gönderilen ödeme emrine karşı da iptal davası açabilir.

Cumhuriyet savcısı hükümlünün ödeme gücünün bulunup bulunmadığını hükümlünün ikamet ettiği belediye aracılığıyla tespit eder. Hükümlünün ikamet ettiği yerde belediye teşkilatı yoksa kaymakamlık veya nahiye müdürlüklerinin yardımını alır. Bu şekilde hükümlünün ödeme gücü olduğu tespit edilirse vergi dairesinden hükümlüye ödeme emri gönderilir. Hükümlünün ödeme gücü olmadığı tespit edilirse 5 yıl tahsil edilemeyen cezaevi iaşe bedeli silinir.

Cezaevi İaşe Bedelinin Tahsilat Süreci

2548 sayılı Cezaevleriyle Mahkeme Binaları İnşası Karşılığı Olarak Alınan Harçlar ve Mahkumlara Ödettirilecek Yiyecek Bedelleri Hakkında Kanun kapsamında her mahkûm cezaevinde bulunduğu müddetçe yiyecek bedeli ödemekle mükelleftir. Hükümlünün denetimli serbestlikle cezaevinden çıkması cezaevi iaşe borcunu ortadan kaldırmayacak olup tahsil süreci de devam eder. Yani bir hükümlü denetimli serbestlik kapsamında tahliye edildiğinde kişi cezaevinden çıkar ancak geçmişte cezaevinde kaldığı süre boyunca oluşan iaşe bedeli borcu iptal olmaz veya durmaz.

Cezaevi iaşe bedelinin tahsil süreci aşağıdaki aşamalardan oluşur;

  • İaşe Bordosu Düzenlenmesi: 2548 sayılı kanunun 2. maddesi gereğince iaşe bedelleri altı ayda bir bordro düzenler. Bu bordroları düzenlemekle cezaevi idaresi yükümlüdür. Cezaevi idaresi hükümlünün cezaevinde kaldığı sürede faydalandığı hizmetin karşılığı bedeli hesaplar ve bordrolara kaydeder. Mahkûmiyet süresi altı aydan kısa olan hükümlüler bakımından bordrolar salıverilme tarihlerinden bir hafta önce düzenlenir. Bordroların hükümlülere tebliğ edilmesi esastır.
  • Ödeme Gücünün Araştırılması: Cezaevi idaresi tarafından hükümlüler hakkında düzenlenen cezaevi iaşe bedeline ilişkin bordrolar cumhuriyet başsavcılığına gönderilir. Gönderilecek cumhuriyet başsavcılığı ceza infaz kurumunun bağlı olduğu cumhuriyet başsavcılığıdır. Savcılık 2548 sayılı kanun gereğince hükümlünün ödeme gücünün olup olmadığını araştırmakla mükelleftir. Savcılık bu araştırmayı hükümlünün ikametinin bağlı bulunduğu belediye, belediye teşkilatı yoksa kaymakamlık veya nahiye müdürlükleri aracılığı ile yapar. Bu kapsamda hükümlünün üzerine kayıtlı malvarlığı, banka hesapları ya da SGK kaydı olup olmadığı gibi hususlar incelenir.
  • İaşe Bordrosunun Devri: Ödeme gücü bulunmayan hükümlüden cezaevi iaşe bedeli alınamaz. Ancak Cumhuriyet savcılığı yaptığı inceleme neticesinde hükümlünün ödeme gücü bulunduğunu tespit ettiği takdirde iaşe bordrosunun vergi dairesine ya da mal müdürlüğüne devrini sağlar. İaşe borcunun vergi dairesine devredilmesiyle birlikte süreç 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümleri uyarınca yürütülür.
  • Ödeme Emrinin Tebliğ Edilmesi: borcu devralan yetkili vergi dairesi/mal müdürlüğü hükümlüye bir ödeme emri tebliğ eder. Söz konusu ödeme emri borçlunun MERNİS’te kayıtlı olan adresine tebliğ edilir. Ödeme emri borcun zorla tahsil edilmesini yönelik resmi takibin başlangıcıdır.

Cezaevi İaşe Bedeli Ödeme Emrinin İptali Davası

Önemle belirtilmelidir ki cezaevi iaşe borcu için öngörülen zamanaşımı süresi 5 yıl şeklindedir. Yani mahkumiyetin hukuken sona ermesinden beş yıl sonra bu borcun tahsil edilmesi mümkün değildir. Hükümlü kendisi hakkında düzenlenen borcun hukuka aykırı olduğu kanaatindeyse bu borca karşı çeşitli aşamalarda itiraz edebilecektir. Öncelikle ödeme emri düzenlenmeden evvel hükümlü ödeme gücünün olmadığını ortaya koyan belgelerle birlikte ilgili Cumhuriyet Başsavcılığı’na başvuruda bulunabilir. Bu başvuru ile birlikte savcılık hükümlünün ödeme gücünü bulunmadığını tespit ederse dosyanın tahsil işlemleri için vergi dairesi ya da mal müdürlüğüne gönderilmesini engeller.

Cumhuriyet savcılığı gerekli incelemelerde bulunmaksızın dosyanın doğrudan vergi dairesine ya da mal müdürlüğüne gönderilmesine karar verirse bu işleme karşı infaz hakimliğine şikâyet yoluna gidilmesi mümkündür. Vergi dairesi ya da mal müdürlüğü tarafından tüm bu itirazlara rağmen ödeme emri düzenlenerek borçlu hükümlüye tebliğ edildiği takdirde ise bu uyuşmazlık yargısal aşamaya taşınabilir. Hükümlü kendisine ödeme emrinin tebliğinden itibaren yasal süre içerisinde yetkili ve görevli mahkemede ödeme emrinin iptaline ilişkin dava açılabilir. Ödeme gücünün yeterli araştırılmadan ödeme emrinin tebliğ edilmesi, borcun zamanaşımına uğramış olması ya da hükümlünün işyurtlarında çalışması gibi hususlar iptal davasının konusu olabilir. Sonuç olarak cezaevi iaşe bedelinin tahsiline ilişkin süreçte gerek ödeme emrinin tebliğ edilmesinden evvel gerekse ödeme emri tebliğ edildikten sonra pek çok yargısal mekanizma söz konusudur.

Cezaevi İaşe Bedelinin Ödenmemesi Halinde Uygulanabilecek Yaptırımlar

İaşe bedeli Türk Ceza Kanunu kapsamında düzenlenen bir yaptırım ya da adli para cezası değildir. Bu bedel 6183 sayılı kanun kapsamında bir amme yani kamu alacağı niteliği taşır. Bu nedenle cezaevi iaşe bedelinin ödenmemesi halinde uygulanabilecek yaptırımlar ancak mali ya da idari nitelik taşır. Cezaevi iaşe bedelinin ödenmemesi halinde uygulanabilecek yaptırımlar aşağıdaki gibidir:

  • Hükümlünün ödeme emri kendisine tebliğ edildikten sonra belirtilen süre içerisinde iaşe bedelini ödemesi beklenmektedir. Aksi halde vergi dairesi/mal müdürlüğü tarafından borç zorla tahsil edilir. Yani hükümlünün banka hesaplarına, taşınır (araçlar) ve taşınmazlarına (gayrimenkuller) ve hatta miras hisselerine haciz uygulanabilir.
  • İaşe bedeli 6183 sayılı kanun kapsamında bir kamu alacağı olup vaktinde ödenmeyen kamu alacaklarına “gecikme zammı” uygulanması esastır. Buna göre cezaevi iaşe bedelini zamanında ödemeyen hükümlünün borcu zaman içerisinde artacaktır.

Önemle belirtmek gerekir ki cezaevi iaşe bedelini ödemeyen hükümlünün borcunu ödemediği için hapis cezası ile cezalandırılması gibi bir usul bulunmamaktadır. Cezaevi iaşe bedelinin ödenmemesinin karşılığında öngörülen yaptırımlar genel olarak özgürlüğüne değil de malvarlığına yönelik yaptırımlardır. Ancak bu hususun tek istinası ödeme emri kendisine tebliğ edilen borçlunun mal bildiriminde bulunmamasıdır. Kendisine ödeme emri tebliğ edilen borçlu süresi içerisinde borcunu ödemez ve mal bildiriminde bulunmazsa; mal bildiriminde bulunana kadar, üç ayı geçmemek şartıyla, hapisle tazyik olur.

cezaevi iase bedeli dava
cezaevi iase bedeli dava

İaşe Bedelinin Ödenmemesinin Denetimli Serbestliğe Etkisi

Ceza infaz sisteminde hükümlülerin belirli şartları sağladıkları takdirde cezalarının geriye kalan kısmını toplum içerisinde infaz etmelerini sağlayan müessese denetimli serbestlik düzenlemesidir. Denetimli serbestlik, hükümlünün topluma yeniden kazandırılması ve sosyal uyumunun sağlanması bakımından oldukça önem teşkil eder. Hükümlü denetimli serbestlik sürecinde belirlenen bazı yükümlülükleri yerine getirmekle yükümlüdür. Bu yükümlülüklerini yerine getirmeyerek ihlal eden hükümlüler bazı yaptırımlarla karşılaşabilir. Denetimli serbestlik sürecinden faydalanan hükümlülerin en merak ettiği sorulardan bir tanesi de iaşe bedelinin ödenmemesinin denetimli serbestlik ihlali yaratıp yaratmayacağıdır.

Cezaevi iaşe bedelinin ödenmemesi denetimli serbestliğin ihlali sayılmamaktadır.  İnfaz hukuku ve 6183 sayılı kanun kapsamında yürütülen mali hukuk birbirinden bağımsız şekilde yürütülmektedir. Bu bakımdan 5275 sayılı infaz kanunu kapsamında Hazine ve Maliye Bakanlığı’na bağlı mal müdürlükleri veya vergi dairesi tarafından takip edilen cezaevi iaşe bedeli hükümlünün denetim sürecine etki etmeyecektir. Cezaevi iaşe borcu nedeniyle hükümlünün denetimli serbestliğini ihlal etmesi ve açık cezaevine iadesi söz konusu olmaz.

Cezaevi İaşe Bedelinin Ertelenmesi veya Taksitlendirilmesi

Yukarıda da izah edildiği üzere hükümlü hakkında tahakkuk edilen cezaevi iaşe bedeli 6183 sayılı kanun kapsamında amme alacağı statüsündedir. Bu doğrultuda iaşe borcunun tahsil süreci Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkında Kanun hükümlerine tabi olup borçlu hükümlünün kanun kapsamında öngörülen hak ve başvuru yollarından yararlanması mümkündür. Nitekim 6183 sayılı Kanun’un 48. Madde hükmü uyarınca amme borçlusunun borcunu vadesinde ödemesinin kendisi için ciddi ekonomik zorluklar doğuracağı hallerde borçlu borcun taksitlendirilmesini veya ertelenmesini talep edebilir. Bu düzenlemenin temelinde borcun güvence altına alınması ve borçlunun ödeme gücünün gözetilmesi yatmaktadır. Buna göre borçlu mali durumunun borcu tek seferde ödemeye elverişli olmadığını ortaya koyan bilgi ve belgelerle borcun ertelenmesi veya taksitlendirilmesi adına başvuru yapabilir.

Söz konusu erteleme ve taksitlendirmeden faydalanabilmek için kanun bazı şartlar aramaktadır. Öncelikle borçlu, borcu tek seferde ödediği takdirde mali açıdan ciddi anlamda zor duruma düşeceğini ortaya koymalıdır. Borcun taksitlendirilmesi en fazla 36 ay ile sınırlı tutulmuştur. Ayrıca tecil edilecek kamu alçağı bakımından ise borcun ertelenmesi karşılığında tecil faizi adı verilen faiz türünün uygulanması öngörülmüştür. Tecil faizi, borcun ertelenmesi nedeniyle kamu alacağının zamanında tahsil edilememesinden doğan kamı zararının telafisi amacını güder.

Cezaevi İaşe Bedeli Örnek Dilekçe

… İDARE MAHKEMESİ BAŞKANLIĞI’NA

ADLİ YARDIM TALEPLİDİR.

DAVACI: … (Tahliye edilmiş hükümlü)

VEKİLİ: Av. Umur YILDIRIM

DAVALI: … Vergi Dairesi Müdürlüğü

KONU: … Vergi Dairesi Müdürlüğü tarafından müvekkile gönderilmiş olan … tarih ve … takip dosya numaralı ödeme emrinin iptali talebidir.

AÇIKLAMALAR

Müvekkil hakkında … Ağır Ceza Mahkemesi tarafından verilen mahkumiyet kararının kesinleşmesi üzerine müvekkil … Ceza İnfaz Kurumu’nda … kadar hükümlü olarak infazını yerine getirmiş olup; … tarihinde tahliye edilmiştir.

Müvekkilin … Ceza İnfaz Kurumu’nda bulunduğu döneme ilişkin olarak, 2548 sayılı Ceza Evleriyle Mahkeme Binaları İnşası Karşılığı Olarak Alınacak Harçlar ve Mahkumlara Ödettirilecek Yiyecek Bedelleri Hakkında Kanun’un 2. Maddesi uyarınca … numaralı ve … TL tutarında “Cezaevi İaşe Bedeli Bordrosu” düzenlenmiştir. Ne var ki, … Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından müvekkilin ekonomik ve sosyal durumu hakkında yeterli ve kapsamlı bir araştırma yapılmaksızın söz konusu bordro ve ekleri 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun Kapsamında tahsil işlemlerinin yürütülmesi amacıyla mal müdürlüğüne gönderilmiş, akabinde ise … Vergi Dairesi Müdürlüğü tarafından … tarihli ve … takip dosya numaralı ödeme emri düzenlenerek müvekkile tebliğ edilmiştir.

Oysaki 2548 sayılı Kanun’un 2/6 maddesi açıkça ödeme gücü bulunmayan hükümlülerden iaşe bedeli tahsil edilemeyeceğini düzenlemektedir. Bu nedenle hükümlü hakkında iaşe bedeli tahakkuk ettirilmesi ve tahsil işlemlerine başlanabilmesi için öncelikle ilgili kişinin ödeme gücünün bulunup bulunmadığının incelenmesi gerekmektedir. Somut olay kapsamında müvekkilin tahliyesi sonrasında herhangi bir gelir getirici faaliyetinin bulunmadığı, üzerine kayıtlı taşınır ya da taşınmaz malvarlığının olmadığı sabittir. Müvekkil ve ailesi en temel ihtiyaçlarını karışılmakta bile ciddi ekonomik sıkıntılar yaşamaktadırlar. Bu nedenle müvekkilin mevcut ekonomik durumu iaşe bedelinin tahsilini mümkün kılacak düzeyde değildir.

Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde müvekkilin ödeme gücünün bulunup bulunmadığı yönünde gerekli ve yeterli araştırma yapılmaksızın, yalnızca bordro düzenlenmiş olmasına dayanılarak tahsil süreci başlatılması hukuka açıkça aykırıdır. Bu nedenle hukuka aykırı şekilde tesis eden işbu ödeme emrinin iptali gerekmektedir.

NETİCE VE TALEP: Yukarıda izah edilen sebepler ve mahkemenizin re’sen dikkate alacağı diğer hususlar ile birlikte;

  1. Müvekkilin cezaevinden yakın zamanda tahliye edilmiş olması, herhangi bir geliri veya malvarlığının bulunmaması, asgari ihtiyaçlarımı dahi karşılamakta güçlük çekmesi sebebiyle ADLİ YARDIM TALEBİMİZİN KABULÜNE,
  2. Davalı Vergi Dairesi tarafından gönderilen … tarih ve … takip dosya nolu ödeme emrinin İPTALİNE,
  3. Yargılama giderleri ve masrafların davalı idare üzerinde bırakılmasına karar verilmesini, vekaleten arz ve talep ederiz. …/…/2026

                    Davacı Vekili

             Av. Umur YILDIRIM

Ara WhatsApp