Yazı

Davaya Son Veren Taraf İşlemleri

Kasım 11, 2025

Davaya son veren taraf işlemleri, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununda düzenlenmiştir. Davaya son veren taraf işlemleri, mahkemeye ulaştığı takdirde ve mahkemenin geçerliliğini saptamasıyla davayı sona erdiren işlemlerdir. Bu taraf işlemleri; davadan feragat, davayı kabul ve davayı sulh şeklinde üç şekildedir.

Taraf işlemlerinin denilmesinin sebebi davanın tarafı olan davacı ve davalıların irade açıklamalarıyla davayı sonlandırmalarındandır. Bu yazımızda Avukat Esra Polat Tekin Hukuk ve Danışmanlık olarak davaya son veren taraf işlemleri detaylı şekilde ele alınmıştır.

Davaya son veren taraf işlemlerinden ilki feragattır. Davacının, davadaki talep sonucundan tamamen veya kısmen bir daha dava edemeyecek şekilde açıkça vazgeçmesine davadan feragat denir. Davacı tarafından davadan feragat beyanının açık bir şekilde yapılmış olması gerekir. Zımni (üstü kapalı) beyanların mahkeme tarafından feragat olarak nitelendirilmemesi gerekir. Tek taraflı bir irade beyanı olan davadan feragatin geçerliliği için mahkemenin onayına gerek yoktur. Ancak mahkeme;

  • Önündeki davanın feragat ile sona erecek bir dava olup olmadığını,
  • Davacının gerçek iradesinin feragat olup olmadığını,
  • Feragatin şekil şartlarına uygun yapılıp yapılmadığını,

Kontrol ve tespit etmelidir. Yargılamaya hakim olan ilkelerden tasarruf ilkesinin bir sonucu olarak, davacı açmış olduğu her davadan feragat edebilir. Ancak davacının hakkı yanında kamu düzenine ilişkin bir hakkın da söz konusu olduğu örneğin sosyal güvenlik hakkına ilişkin bir davadan feragat edilemez.

Davadan Feragat Şekli

Davadan feragat sekle tabi bir işlemdir. Buradaki sekil şartı geçerlilik şartı olup, şekle uygun olmayan feragat beyanı hukuki bir sonuç doğurmaz. Davadan feragat beyanı mahkemeye hitaben yazılı veya sözlü bir şekilde yapılabilir. Geçerli bir davadan feragat beyanı mahkemenin ve/veya karşı tarafın onayına veya kabulüne bağlı değildir. Davacının tek taraflı irade beyanı ile sonuç doğurur. Bu nedenle davadan feragat dilekçesinin karşı tarafa tebliğ edilmesine gerek yoktur.

Duruşma esnasında davacı veya bu konuda özel yetkisi olan vekili sözlü olarak feragat beyanında bulunabileceği gibi, duruşma beklemeksizin davacı tarafından veya bu konuda özel yetkisi olan vekil tarafından dilekçe ile de açılan davadan feragat edilebilir. Duruşma esnasında yapılan davadan feragat beyanının duruşma tutanağına geçirilmesi, davacıya okunması ve altının feragatte bulunan davacı tarafından imzalanması gerekmektedir. Benzer şekilde keşif esnasında davacı tarafından davadan feragat beyanında bulunulması halinde beyanın tutanağa geçmesi davacıya okunması ve imzalatılması gerekmektedir.

Celse arasında dilekçe ile yapılan davadan feragat beyanında ise dilekçenin altının davacı tarafından imzalanmış olması ve davacının kimlik tespitinin yapılması ve bu hususun hâkim tarafından tutanağa geçirilmesi önem arz etmektedir. Avukatlar tarafından yapılan davadan feragat beyanında avukatın vekâletnamesinin kontrol edilerek bu konuda özel yetkisi olup olmadığı tespit edilmelidir. Davadan feragat konusunda özel yetkisi olmayan avukatın yapacağı feragat beyanı davacı tarafından onaylanmadıkça geçerli olmayacaktır.

Davadan feragat beyanı kayıtsız ve şartsız olmalıdır. Örneğin “karşı taraf 10.000,00 TL ödeme yaptığı takdirde açmış olduğum davadan feragat ediyorum” şeklindeki duruşmada alınan bir beyan veya bu kapsamdaki bir dilekçe geçerli bir feragat olmayacak ve hukuken hakim tarafından dikkate alınmayacaktır. Davacının velisi sulh hukuk mahkemesinden izin almadan davadan feragat edebilir. Ancak davacının vasisinin davadan feragat edebilmesi için sulh hukuk mahkemesine başvurarak davadan feragat etmek için izin alması gerekir (TMK 462).

Zorunlu dava arkadaşlığında, dava arkadaşları açtıkları davadan hep birlikte feragat edebilir. Birinin veya aralarından bir kaçının davadan feragat etmesi hukuki sonuç doğurmaz. Davadan feragatin mahkemece dikkate alınması için zorunlu dava arkadaşlarının hepsinin davadan feragat etmesi gerekir. Davacının aralarında zorunlu dava arkadaşlığı bulunan davalılar hakkında açmış olduğu davada ise, davacının davalıların biri hakkında davadan feragat etmesi halinde ise bu durum diğer dava arkadaşlarına da sirayet edecektir. Mahkeme bu durumda davalıların tümü hakkında açılan davanın reddine karar vermelidir. İhtiyari dava arkadaşlığında ise her bir davacının davanın kendisi ile ilgili kısmından tek başına davadan feragat etmesi mümkün olup, bu durum mahkemece dikkate alınmalıdır. Davacı taraf ihtiyari dava arkadaşları hakkındaki açtığı davada, ihtiyari dava arkadaşlarından birinin lehine davadan feragat edebilir. Diğer ihtiyari dava arkadaşları aleyhine açılan davaya ise devam edebilir.

Davadan Feragat Sonuçları

Davadan feragatin en önemli sonucu davayı sona erdirmesidir. Mahkeme tarafından davadan feragat beyanının usulüne uygun olup olmadığı kontrol edilerek, feragat nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerekir. Verilen bu karar kanun yolu denetimine açıktır. Davadan feragat halinde davanın kısmen veya tamamen reddine dair verilen kararın kanun yoluna başvurulmaksızın veya kanun yoluna başvurunun reddedilmesi suretiyle kesinleşmesinden sonra, kesin hüküm oluşturduğu için davacı tarafından aynı konuda dava açıldığı takdirde bu davanın, dava şartı olan kesin hüküm sebebi ile usulden ret edilmesi gerekir.

Davadan feragatin kesin hükmün sonuçlarını doğurması tarafları, konusu, sebebi aynı olan davalar içindir. Davanın tarafları, sebebi veya konusu farklı ise artık kesin hüküm sonuçları doğmaz. Davanın feragat nedeniyle reddedilmesi durumunda, ikinci kez açılan davada dava sebebi farklı bir olay ise ikinci davada kesin hükümden bahsedilemez. Ancak irade bozukluğunun olduğu durumlarda davadan feragatin iptali istenebilir. Davadan feragatin yanılma (hata), aldatma veya korkutma nedeniyle iptali istenebilir. Tek taraflı bir irade beyanı olan davadan feragat bu niteliği itibari ile mahkeme tarafından öğrenildiği anda hukuki sonuçlarını direk doğurduğundan mahkemenin veya karşı tarafın kabulüne bağlı olmadığından feragatten dönmek mümkün değildir.

davaya son veren taraf islemleri neler
davaya son veren taraf islemleri neler
  • Davayı Kabul

Davaya son veren taraf işlemlerinden ikincisi davayı kabuldur. Davacının davadaki netice-i talebine, davalı tarafından tamamen veya kısmen açık bir şekilde muvafakat edilmesine “davayı kabul” denir. Davayı kabul sadece tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebileceği yargılamalarda sonuç doğurur. Örneğin babalığın tespiti davasında davayı kabul hukuki sonuç doğurmaz. Tek taraflı bir irade beyanı olan davayı kabulün geçerliliği için mahkemenin veya davacı tarafın onayına gerek yoktur. Ancak mahkeme;

  • Önündeki davanın kabul ile sona erecek bir dava olup olmadığını,
  • Davalının gerçek iradesinin kabul olup olmadığını,
  • Davayı kabulün şekil şartlarına uygun yapılıp yapılmadığını,

Kontrol ve tespit etmelidir. Davalı tarafından davayı kabul beyanının açık bir şekilde yapılmış olması gerekir. Zimni (örtülü) beyanlar davayı kabul sonucu ortaya çıkarmaz.

Davayı Kabul Şekli

Davayı kabul şekle tabi bir işlemdir. Buradaki şekil şartı geçerlilik şartı olup, şekle uygun olmayan davayı kabul beyanı hukuki bir sonuç doğurmaz. Davayı kabul beyanı yazılı veya sözlü bir şekilde yapılabilir. Geçerli bir davayı kabul beyanı mahkemenin ve/veya karşı tarafın onayına veya kabulüne bağlı değildir. Davalının tek taraflı irade beyanı ile sonuç doğurur. Bu nedenle davayı kabul dilekçesinin karşı tarafa tebliğ edilmesine gerek yoktur.

Duruşma esnasında davalı veya bu konuda özel yetkisi olan vekili sözlü olarak davayı kabul beyanında bulunabileceği gibi, duruşma beklenmeksizin davalı tarafından veya bu konuda özel yetkisi olan vekili tarafından verilecek dilekçe ile de açılan dava kabul edilebilir. Duruşma esnasında yapılan davayı kabul beyanının duruşma tutanağına geçirilmesi, davalıya okunması ve altının kabulde bulunan davalı tarafından imzalanması gerekmektedir.

Benzer şekilde keşif esnasında davalı tarafından davayı kabul beyanında bulunulması halinde beyanın tutanağa geçmesi davalıya okunması ve imzalatılması gerekmektedir. Avukatlar tarafından yapılan davayı kabul beyanında avukatın vekâletnamesinin kontrol edilerek bu konuda özel yetkisi olup olmadığı tespit edilmelidir. Davayı kabul konusunda özel yetkisi olmayan avukatın yapacağı kabul beyanı davalı tarafından onaylanmadıkça geçerli olmayacaktır. Vekâletnamesinde davayı kabul yetkisi olan avukatın duruşma esnasında verdiği kabul beyanının da imzalatılması gerekmektedir.

Celse arasında dilekçe ile yapılan davayı kabul beyanında ise dilekçenin altının davalı tarafından imzalanmış olması ve davalının kimlik tespitinin yapılması ve bu hususun hâkim tarafından tutanağa geçirilmesi önem arz etmektedir. Davalının velisi sulh hukuk mahkemesinden izin almadan davayı kabul edebilir. Ancak davalının vasisinin davayı kabul edebilmesi için sulh hukuk mahkemesine başvurarak davayı kabul etmek için izin alması gerekir.

Davayı Kabul Sonuçları

Davayı kabulün en önemli sonucu davayı sona erdirmesidir. Mahkeme tarafından davayı kabul beyanının usulüne uygun olup olmadığı kontrol edilerek, davayı kabul nedeniyle davanın kabulüne karar verilmesi gerekir. Verilen bu karar kanun yolu denetimine açıktır. Davanın kabulüne dair verilen karar kesin hüküm gibi hukuki sonuç oluşturur. Davayı kabul, tarafları, konusu, sebebi aynı olan davalar için kesin hükmün sonuçlarını doğurur. Böyle bir durumda açılan davanın kesin hüküm nedeni ile reddedilmesi gerekir. Davanın tarafları, sebebi veya konusu farklı ise artık kesin hüküm sonuçları doğmaz.

Davayı kabul kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurduğu için mahkemece davalının amacının gerçekten davayı kabul etmek olup olmadığının açıkça anlaşılması gereklidir. Zımnen davanın kabul edilmesi geçerli değildir. Davalının beyanından davayı kabul ettiği açıkça anlaşılmadığı takdirde mahkemece davalıya beyanı açıklatılmalıdır. Davayı kabulün iptali ancak irade bozukluğunun olduğu durumlarda istenebilir. Davayı kabulün yanılma (hata), aldatma veya korkutma nedeniyle iptali istenebilir. Tek taraflı bir irade beyanı olan davayı kabul bu niteliği itibari ile mahkeme tarafından öğrenildiği anda hukuki sonuçlarını direkt doğurduğundan mahkemenin veya karşı tarafın kabulüne bağlı olmadığından kabul beyanından dönmek mümkün değildir.

  • Dava Sulh

Davaya son veren taraf işlemlerinin sonuncusu sulhtur. Görülmekte olan davada, davacı ve davalının olarak anlaşarak uyuşmazlığı tamamen veya kısmen sona erdirmek amacıyla mahkeme huzurunda yaptığı sözleşmeye “sulh” denir. Görülmekte olan davanın konusu dışındaki hususlar da sulh sözleşmesine dâhil edilebilir. Sulh sadece tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebileceği konularda ve yargılamalarda sonuç doğurur. Sulh görüşmesi esnasında yapılan ikrarlar veya beyanlar tarafları bağlamaz. Davanın tarafları feragat ve kabulden farklı olarak sulh sözleşmesini şarta bağlı olarak da yapabilir. Ancak bu durumda mahkeme şarta bağlı karar veremeyeceğinden mahkemece karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilmelidir.

Sulh sözleşmesinde yer alan hususlar için dava sona erer. Mahkeme sulhun usul hukuku kurallarına uygun yapılıp yapılmadığını, tarafların gerçek iradesinin sulh olup olmadığını önündeki davanın sulh ile sona erecek bir dava olup olmadığını kontrol ve tespit etmelidir. Bu kısımda davaya son veren taraf işlemleri anlatıldığından hakimin davanın başında iki tarafı sulhe teşvik etmesi hususu bu bölümde kapsam dışında bırakılmıştır. Taraflar mahkemeden sulh sözleşmesine göre karar vermesini isterse mahkeme sulhe göre karar verir; taraflar sulhe göre karar verilmesini istemez ise mahkeme karar verilmesine yer olmadığına karar verir.

Dava Sulh Şekli

Sulh şekle tabi bir işlemdir. Buradaki şekil şartı geçerlilik şartı olup, şekle uygun olmayan sulh sözleşmesi hukuki bir sonuç doğurmaz. Duruşma esnasında taraflarca yapılan sulh beyanlarının duruşma tutanağına geçirilmesi, taraflara okunması ve altının davacı ile davalı tarafından imzalanması n duruşma tutanağına s gerekmektedir. Ayrıca hâkim yazılan sulh sözleşmesinin taraflara okunduğunu daha sonrada taraflarca imzalandığını tutanağa geçirmelidir. Benzer şekilde keşif esnasında yapılan sulh beyanlarının da tutanağa geçirilmesi ve davacı ile davalıya okunması ve imzalatılması gerekmektedir.

Taraflar duruşma dışında kendi aralarında yapmış oldukları yazılı sulh sözleşmesini mahkemeye verirler ise, duruşma esnasında sulh sözleşmesinin verildiği tutanağa yazılır. Sözleşme tarafların huzurunda duruşma esnasında okunur, okunduğu tutanağa yazılır ve tutanak davanın taraflarına imzalatılır. Taraf vekilinin, sulh yapabilmesi için bu konuda vekâletname de özel yetkisi bulunmalıdır.

Tarafların velisinin sulh sözleşmesi yapma yetkisi vardır. Bunun için herhangi bir mahkemeden izin alması gerekmez. Tarafların vasisinin sulh sözleşmesi yapması için ise sulh mahkemesinden sulh yapma izni alması gerekir(TMK 462). Zorunlu dava arkadaşları davada birlikte sulh olabilirler. İhtiyari dava arkadaşlarından her biri tek başına davada sulh olabilir.

Dava Sulh Sonuçları

Sulh, ilgili bulunduğu davayı sona erdirir ve kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurur. Mahkeme tarafından sulhun usulüne uygun olup olmadığı kontrol edilerek, karar verilmesi gerekir. Mahkeme, taraflar karar verilmesine yer olmadığına karar verir. Verilen karar kanun yolu denetimine açıktır. Sulhe göre karar verilmesini isterlerse, sulh sözleşmesine göre; sulhe göre karar verilmesini istemezlerse. Ancak irade bozukluğunun olan yanılma (hata), aldatma veva korkutma nedenleri ile aşırı yararlanma hallerinde sulh sözleşmesinin iptali istenebilir.

Ara WhatsApp