E-Tebligat Nedir? E Tebligat Süreleri Ne Kadar?
Tebligat Kanunu 7/a maddesi ve elektronik tebligat yönetmeliğine göre tebligat çıkarmaya yetkili merciler tarafından tebligata elverişli bir elektronik adres vererek bu adrese tebligat yapılmasını isteyen kişiye, elektronik yolla gönderilen bildirime e-tebligat denir. Fiziki ortamda yapılan tebligatla aynı sonuçları doğurmaktadır.
Elektronik Tebligat (e-tebligat), Tebligat Kanunu’nda belirlenen tebligat çıkarmaya yetkili merciler tarafından elektronik ortamda hazırlanan tebligatların, e-Tebligat Yönetmeliği’ne uygun olarak değiştirilemez ve inkar edilemez bir şekilde Ulusal Elektronik Tebligat Sistemi(UETS) yoluyla alıcılarına iletilmesidir. E-Tebligat Sistemi’ne, kamu kurum ve kuruluşları ile tüzel ve özel tüm kişiler üye olabilecektir.
E-tebligat 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nda yer alan düzenleme gereği avukatlar ve elektronik tebligat adresine sahip kişilere yapılan tebligattır. Yine anılan kanunda yer alan düzenleme gereği bazı kişilerin e-tebligat adresine sahip olması ve kişiye yapılacak tebligatların bu elektronik tebligat adreslerine gönderilmesi zorunlu tutulmuştur. 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun ek 7-a maddesinde yer alan düzenlemeye aykırı tebligat yapılması durumunda usulsüz tebligatın varlığından bahsedilmesi mümkündür.
E-tebligatlara ilişkin olarak uyulması gereken süreler kanun ve yönetmelikle düzenlenmiştir. Elektronik Tebligat Yönetmeliği’nin 9. Maddesinde “Elektronik yolla tebligat, muhatabın elektronik tebligat adresine ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonunda yapılmış sayılır.” Düzenlemesi yer almaktadır. Ancak işbu düzenlemeye rağmen kanunda yer alan yasal sürelerin ne zaman başlayacağına ilişkin birtakım çelişkiler mevcuttur. Bu çelişkilerin giderilmesi için çeşitli yargı kararları verilmiş olup, bu makalemizde e-tebligat süreleri aşağıda bahsedilen Yargıtay kararları ışığında ele alınmaktadır.
E-Tebligat Nedir?
E-tebligat, Tebligat Kanunu’nda ve yönetmeliğinde yer alan düzenlemeler gereği tebligat yetkilisi tarafından elektronik ortamda hazırlanması ile Ulusal Elektronik Tebligat Sistemi (UETS) üzerinden tebligat alıcısına ulaştırılmasıdır. Genellikle avukatlar ve kamu görevlileri tarafından kullanılan bir sistemdir. kurum, şirket ve şahıslara ait bilgiler ve e-tebligat adresleri UETS’ye kaydedilmektedir.
E-tebligat sorgulaması e-devlet üzerinden veya PTT’nin UETS giriş adresi üzerinden yapılabilmektedir. Tebligatların elektronik ortama taşınması güvenliği artırmış kamuda maliyet tasarrufu ve çevrenin korunmasını sağlamıştır. E-tebligata sahip olan kişilere ödeme emirleri, ihbarnameler, para cezası tutanakları, vergi cezaları, ihtarlar ve başka çeşitli vergi dairesi bildirimleri gibi bildirimler e-tebligat ile yapılabilmektedir.

e Tebligat Ücreti 2026
E-tebligat adresi almak ücretsizdir. Ulusal Elektronik Tebligat Sistemi (UETS) üzerinden e-tebligat adresi almak isteyen kullanıcılar, herhangi bir ücret ödemeden bu hizmetten yararlanabilmektedirler. Fakat e tebligat göndermek ücretlidir. E tebligat ücreti 2026 yılında 15,00 TL’dir. Bu ücret her yıl enflasyon oranında artar.
Hangi Mükellefler e-Tebligat Sistemini Kullanmak Zorundadır?
- Kurumlar vergisi mükellefleri,
- Ticari, zirai ve mesleki kazanç yönünden gelir vergisi mükellefiyeti bulunanlar (kazançları basit usulde tespit edilenlerle gerçek usulde vergiye tabi olmayan çiftçiler hariç)
e-Tebligat sistemini kullanmak zorundadır. Zorunluluk kapsamına girmeyen tüzel kişiler ile tüzel kişiliği olmayan teşekküller ve isteğe bağlı olarak kendilerine e-Tebligat yapılmasını talep eden gerçek kişiler sisteme gönüllü olarak başvurabilirler.
Örneğin, sadece sahip olduğu araç nedeniyle Motorlu Taşıtlar Vergisi mükellefi olan Mehmet Bey, sistemi kullanmak zorunda değildir. Ancak kendisine kesilen trafik para cezasından veya idari para cezalarından hızlı ve zamanında haberdar olarak haklarından faydalanmak isterse e-Tebligat sistemine dâhil olabilir.
E-Tebligat Hangi Durumlarda Gelir?
e-Tebligat UETS sisteminde kaydı bulunan kişilere tebliğleri elektronik olarak iletilecek hususlar şunlardır;
- Ödeme emri.
- Vergi/Ceza İhbarnameleri.
- KDV iade taleplerindeki eksiklikler.
- Protokol imzalanan ve sisteme dâhil olan bazı kurumların idari para cezası tutanakları.
- Kurumsal Elektronik Yazışma Sistemi tarafından hazırlanmış tüm yazılar.
E-Tebligat Süreleri
7201 sayılı Tebligat Kanunu’nda tebligatın muhatabın adresine ulaştığı tarihten izleyen 5.günün sonunda yapılmış sayılacağı düzenlenmiştir. Ancak bu aşamada yasal sürelerin ne zaman başlayacağı noktasında bir ikilem ortaya çıkmıştır. Tebligatın UETS adresine ulaştığı tarihin mi yoksa 5. günün sonundaki tarihin mi esas alınacağı noktasında birtakım çelişkiler mevcut olmuştur.
Mahkemeler tarafından yasal sürelerin e-tebligatın UETS adresine tebliğ olduğu tarihin yasal süreleri başlattığı kabul görse de 5 günlük tebligat süreside bu sürelere eklenmektedir. Yani örneğin 15 günlük bir yasal süreye ilişkin tebligatın ulaştığı tarihten itibaren 15+5 toplam 20 gün sürenin olduğundan bahsedilebilmesi mümkündür.

e-Tebligat Gönderildiğinde Nasıl Haberdar Olunur?
Elektronik tebligat gönderimine ilişkin olarak bilgilendirme amacıyla, mükelleflerin e-Tebligat başvurusu sırasında veya daha sonra beyan ettikleri cep telefon numaralarına SMS ve e-posta adreslerine bildirim mesajları gönderilebilmektedir. Bilgilendirmelerin herhangi bir nedenle yapılamamış veya geç yapılmış olması, tebligatın geçerliliğini ilgili mevzuat hükümlerine göre etkilememektedir. Bu nedenle elektronik tebligat adresinin mükellef tarafından takibi önemlidir.
Gerçek kişilerde muhatabın; tüzel kişilerde ise şirketin tek kanuni temsilcisi olması durumunda ilgili kanuni temsilcinin, birden çok kanuni temsilcisi olması durumunda tüm kanuni temsilcilerin görme engelli olduklarının ispat ve tevsik edilmesi durumunda, bu mükelleflere elektronik tebligat sistemi kullanılmadan Kanununda belirtilen diğer tebliğ usullerine göre tebligat işlemi yapılacaktır.
E-Tebligata İlişkin Yargıtay Kararları
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Esas: 2020/547,Karar: 2020/924, Tarih: 24.11.2020
Taraflar arasındaki “ihalenin feshi” isteminden dolayı yapılan inceleme sonunda, İzmir Bölge Adliye Hukuk Mahkemesi 8. Hukuk Dairesince verilen alacaklı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, ihalenin feshi isteminin reddine, ihale bedelinin %10’u oranında para cezasının borçlulardan alınmasına ilişkin kararın borçlular vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 12. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda borçlu ….. ….. Reklamcılık ve Organizasyon Hiz. San. ve Tic. Ltd. Şti. yönünden bozulmuş, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesince Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir. Hukuk Genel Kurulunca yapılan ön inceleme sonunda gereği görüşüldü:
5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun’un geçici 2/1. maddesinde, “…Bölge adliye mahkemelerinin kuruluşları, yargı çevreleri ve tüm yurtta göreve başlayacakları tarih, Resmî Gazetede ilân edilir.” düzenlemesine yer verilmiş ve 07.11.2015 tarihli ve 29525 sayılı Resmî Gazete’de ilan edilerek bölge adliye mahkemeleri 20.07.2016 tarihi itibariyle fiilî olarak göreve başlamıştır.
5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun’a paralel olarak, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu (İİK)’nun temyiz ve karar düzeltmeye ilişkin hükümlerinde değişiklik yaparak istinaf ve temyiz ile ilgili hükümleri yeniden düzenleyen 02.03.2005 tarihli ve 5311 sayılı Kanun ile İİK’ya eklenen geçici 7. maddeye göre, 5311 sayılı Kanun hükümleri Bölge Adliye Mahkemelerinin göreve başladığı 20.07.2016 tarihinden sonra verilen kararlar hakkında uygulanır.
02.03.2005 tarihli ve 5311 sayılı Kanun’un 25. maddesi ile değişik İİK’nın 364. maddesinin 2. fıkrasına göre, temyiz yoluna başvurma ve incelemesi, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK)’na göre yapılır. 05.08.2017 tarihli ve 7035 sayılı Kanun’un 31. maddesi ile değişik HMK’nın 361. maddesinin 1. fıkrası uyarınca ise, Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı, kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabilir.
Somut olayda, Bölge Adliye Mahkemesi kararının temyiz eden borçlu ….. ….. Reklamcılık Ve Organizasyon Hiz. San. ve Tic. Ltd. Şti. vekiline elektronik tebligat yolu ile tebliğ edildiği görülmektedir.
28.02.2018 tarihli ve 7101 sayılı Kanun ile değişik 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 7/a maddesinin 1. fıkrasında (1/g) baro levhasına yazılı avukatlara tebligatın elektronik yolla yapılmasının zorunlu olduğu, 4. fıkrasında ise elektronik yolla tebligatın, muhatabın elektronik adresine ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonunda yapılmış sayılacağı düzenlenmiştir.
Anılan maddeye dayanılarak hazırlanan ve 06.12.2018 tarihli 30617 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, elektronik ortamda yapılacak tebligata ilişkin usul ve esasları düzenleyen Elektronik Tebligat Yönetmeliği 01.01.2019 tarihinde yürürlüğe girmiştir.
Elektronik Tebligat Yönetmeliği’nin 3. maddesinde;
“Elektronik tebligat: Tebligat Kanunu ve bu Yönetmeliğe uygun olarak elektronik ortamda yapılan tebligat,
Elektronik tebligat adresi: PTT tarafından, gerçek kişiler için kimlik bilgileri, tüzel kişiler için ise tabi oldukları sistem bilgileri esas alınmak suretiyle tek ve benzersiz şekilde oluşturulan ve UETS’ye kaydedilen tebligat adresi,
UETS: Tebligat Kanunu ve bu Yönetmelik uyarınca yapılan elektronik tebligat işlemlerini yürütmek amacıyla PTT tarafından kurulan, işletilen ve güvenliği sağlanan sistem,
Zaman damgası: 5070 sayılı Kanunun 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının (h) bendinde tanımlanan zaman damgası” olarak tanımlanmıştır.
5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu’nda ise “Zaman damgası: Bir elektronik verinin, üretildiği, değiştirildiği, gönderildiği, alındığı ve/veya kaydedildiği zamanın tespit edilmesi amacıyla, elektronik sertifika hizmet sağlayıcısı tarafından elektronik imzayla doğrulanan kaydı ifade eder.” şeklinde belirtilmiştir.
Elektronik Tebligat Yönetmeliği’nin 5/ğ. maddesinde tebligatın elektronik yolla yapılması zorunlu olanlar arasında “Baro levhasına yazılı avukatlar” gösterilmiştir. Yönetmeliğin 6. maddesinde elektronik tebligat adresi alma zorunluluğuna tabi olanlar için yapılacak başvuru, 8. maddesinin 1. fıkrasında PTT’nin başvurunun yapıldığı tarihten itibaren bir ay içinde elektronik tebligat adresini, gerçek kişiler için kimlik bilgilerini, tüzel kişiler için ise tabi oldukları sistem bilgilerini esas almak suretiyle tek ve benzersiz olacak şekilde oluşturacağı ve UETS’ye kaydedeceği, elektronik tebligatın hazırlanması ve muhataba ulaştırılmasını düzenleyen 9. maddesinde tebligat çıkarmaya yetkili makam ve mercinin, elektronik tebligat mesajını hazırlayarak, UETS’ye teslim edeceği, UETS’nin elektronik tebligat mesajını zaman damgasıyla ilişkilendirerek muhatabın elektronik tebligat adresine ulaştıracağı, elektronik yolla tebligatın muhatabın elektronik tebligat adresine ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonunda yapılmış sayılacağı belirtilmiştir.
Görüldüğü üzere, 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 7/a maddesinde muhatabın elektronik tebligatı tebellüğ etmiş sayılacağı tarihe ilişkin özel bir düzenleme yer almaktadır. Bu düzenlemeye göre “Elektronik yolla tebligat, muhatabın elektronik adresine ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonunda yapılmış sayılır.” Bunun sonucu olarak elektronik tebligatta tebellüğ tarihi elektronik tebligatın muhatabın elektronik posta hesabına ulaştığı veya okunduğu tarih olmayıp, tebligatın muhatabın elektronik adresine ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonu olmaktadır. Böylelikle, muhatabın kayıtlı elektronik posta hesabını kontrol etmemek suretiyle tebliğin sonuçlarını geciktirmesi ihtimali söz konusu olmayacaktır.
7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 7/a maddesinin 4. fıkrasında yer alan düzenlemeye benzer bir düzenleme de 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 107/A maddesinin 2. fıkrasında yer almakta olup, “..Elektronik ortamda tebligat, muhatabın elektronik adresine ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonunda yapılmış sayılır…” şeklindedir. Bu düzenlemenin Anayasaya aykırılığı iddiası ile yapılan başvuru üzerine Anayasa Mahkemesinin 19.09.2019 tarihli ve 2018/144 esas sayılı kararında; itiraz konusu kuralın muhataplara öncelikle elektronik posta adreslerini belirli aralıklarla kontrol etme yükümlülüğü yüklediği, bu yükümlülüğe beşer günlük aralıklarla uyulduğu takdirde hukuki yollara başvuru süresi yönünden herhangi bir hak kaybı olmayacağı, muhatabın elektronik posta adresini her gün ya da beş günden daha az aralıklarla kontrol etmesi hâlinde ise tebliğin yapılmış sayılacağı tarihten de önce tebligattan haberdar olunacağı için süre yönünden bir hak kaybı yaşanmayacağı gibi bu sürenin birkaç gün daha uzamasının söz konusu olacağı belirtilerek düzenlemenin Anayasaya aykırı olmadığına karar verilmiştir.
Bu açıklamalar ışığında; Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyiz eden borçlu ….. ….. Reklamcılık ve Organizasyon Hiz. San. ve Tic. Ltd. Şti. vekiline yapılan elektronik tebligatın incelenmesinde; “Tarih 11.03.2020 Muhatap hesabına teslim edilmek üzere UETS tarafından teslim alındı, 11.03.2020 Tebligat alıcı için ayrılmış tebligat alanına (hesabına) başarılı bir şekilde konuldu, 16.03.2020 Tebligat alıcının hesabına iletilmesine müteakip mevzuat gereği belirlenen süre sonunda otomatik olarak okundu sayıldı” şeklinde açıklamaların yer aldığı görülmektedir.
Elektronik Tebligat Yönetmeliği’nin 9. maddesinde belirtildiği üzere UETS elektronik tebligat mesajını zaman damgasıyla ilişkilendirerek 11.03.2020 tarihinde muhatabın elektronik tebligat adresine ulaştırmış olup, elektronik yolla tebligat muhatabın elektronik adresine ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonunda yapılmış sayılacağından Bölge Adliye Mahkemesi kararının 16.03.2020 tarihinde borçlu vekiline tebliğ edildiği, yasal süre geçtikten sonra 15.06.2020 tarihinde temyiz dilekçesi verildiği ve aynı tarihte harç yatırıldığı anlaşılmaktadır.
Hâl böyle olunca, borçlu vekilinin temyiz isteminin 5311 sayılı Kanun’la değişik İİK’nın 364. maddesinin 2. fıkrası ile HMK’nın 366. maddesinin göndermesi ile uygulanması gereken aynı Kanun’un 352. maddesi uyarınca süreden reddine karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, 25.09.2018 tarihli ve 2018/4120 E., 2018/6993 K. sayılı kararı
Elektronik tebligatın, ilgili mevzuat uyarınca muhatabına ulaştığı tarihi takip eden beşinci günün sonunda mı yoksa okunduğu veya öğrenildiği tarihte mi tebliğ edilmiş sayılacağı konusunda Yargıtay’ın farklı hukuk daireleri, farklı değerlendirmeler yapmıştır. Yargıtay 10. Hukuk Dairesi Tebligat Kanunu’nun 7/a maddesine atıf yaparak, elektronik yolla davacı vekiline 13.04.2018 tarihinde yapılan tebliğden 5 gün sonra tebliğ yapılmış sayılması gerektiğinden, 30.04.2018 tarihli temyiz isteminin yasal iki haftalık süresi içinde yapıldığına hükmetmiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 24.11.2020 tarihli ve 2020/547 E., 2020/924 K. sayılı kararı
24.11.2020 tarihinde Yargıtay Hukuk Genel Kurulu önüne gelen bir uyuşmazlıkta elektronik tebligatın tebliğ edildiği tarih ve yasal sürelerin başlangıcı hususunu tekrar incelemiş ve elektronik tebligatta tebellüğ tarihinin elektronik tebligatın muhatabının elektronik posta hesabına ulaştığı veya okunduğu tarih olmadığını, tebligatın muhatabın elektronik adresine ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonu olduğunu açıkça ortaya koymuştur. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, böylelikle muhatabın kayıtlı elektronik posta hesabını kontrol etmemek suretiyle tebliğin sonuçlarını geciktirmesi ihtimalinin de söz konusu olmayacağı hususunun altını çizmiştir.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, 03.12.2019 tarihli ve 2019/7836 E., 2019/21446 K. sayılı kararı
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, 18.09.2019 tarihli bir kararında elektronik tebligatın adrese ulaştığı tarihte açıldığından bahisle, temyiz süresi hesabını elektronik tebligatın ilgili adrese ulaşması ve açılması aynı olan tarihi dikkate alarak sonuca gitmiş ve neticede temyiz talebinin süre yönünden reddine karar vermiştir. Ancak anılan kararda Tebligat Kanunu’nun 7/a maddesindeki düzenlemeyi dikkate almayan 9. Hukuk Dairesi daha sonra 03.12.2019 tarihli bir başka kararı ile, bir önceki kararında maddi hata yaptığını ve muhatabın elektronik tebligat adresine ulaştığı günden itibaren beşinci günün sonunda yapılmış sayılması gerektiği ifade ederek bir önceki 18.09.2019 tarihli kararını kaldırmıştır.