Yazı

Senedin İptali Davası

Kasım 6, 2025

Senedin iptali davası, hukuka aykırı olarak düzenlenen senedin geçersiz kılınması için açılan bir dava türüdür. Senet, genellikle bir borç ilişkisini belgeleyen, yazılı ve imzalı bir belgedir ve borçlu, senedi imzalayarak belirli bir borcu ödemeyi taahhüt eder. Ancak bazen senet, çeşitli sebeplerle geçersiz hale gelebilir veya iptal edilmek istenebilir. Senedin iptali davası şu nedenlerle açılabilir:

  • Senedin Hile ile Düzenlenmesi: Senet, borçlu kişinin rızası dışında ya da yanıltıcı bilgilerle hazırlanmışsa, borçlu bu durumu tespit ettikten sonra senedin iptalini isteyebilir.
  • Senetle İlgili Zorlama veya Tehdit: Bir kişi, tehdit veya baskı altında senedi imzaladıysa, bu durumda senedin geçersiz hale gelmesi için iptal davası açılabilir.
  • Yanıltıcı Bilgilerle Düzenleme: Senette yer alan bilgiler doğru değilse (örneğin, borcun tutarı yanlış yazılmışsa), senedin geçersiz kılınması talep edilebilir.
  • Hükümsüzlük Sebepleri: Senet, belirli yasal şartlar yerine getirilmeden düzenlendiyse veya taraflar arasında geçerli bir hukuki ilişki yoksa, iptal davası açılabilir.
  • İmza Taklidi veya İmza Hatası: Senet üzerinde bir kişinin imzası, aslında o kişiye ait değilse veya imza yanlışlıkla atıldıysa, iptal davası açılabilir.

Senedin İptali Davasının Şartları

Kıymetli evrakta mündemiç hak; ifa, ibra gibi borcu sona erdiren nedenlerle sona erer. Ancak, kıymetli evrakın kaybı, çalınması, harap olması, kullanılamaz hale gelmesi gibi durumlarda kıymetli evraka bağlı hakkın sona ermesinden söz edilemez. Kıymetli evraktaki hakkın borçludan istenebilmesi için, senedin hamili olmak ve senedi ibraz etmek şarttır. Kıymetli evrakın kaybı, çalınması, harap olması, kullanılamaz hale gelmesi hallerinde; alacaklının borçludan bir şey talep edememesi çok ağır bir sonuçtur. Hukuk sisteminin bu ağır sonucu ortadan kaldırması hakkaniyet ve adalet duygusu açısından bir zorunluluktur.

Bu nedenle, kanun koyucu menfaatler dengesine uygun bir çözüm yolu aramış ve neticede; senedin yukarıda izah edilen şekilde ya da benzeri sebeplerle elinden çıkmış veya elindeki senetten istifade etme imkanı kalmamış bulunan hamil yönünden bu konuda bazı kolaylıklar sağlanmıştır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu 651 ve 652. maddelerinde kıymetli evrağın zıyaı ve iptali konusunda genel kuralları koymuştur. Kıymetli evrakın zayi olduğu veya zıyaın ortaya çıktığı anda senet üzerinde hak sahibi olan kişi, senedin iptaline karar verilmesini isteyebilir. Bu durumda mahkeme tarafından iptaline karar verilebilir. İptal kararı üzerine hak sahibi hakkını senetsiz olarak da ileri sürebilir veya yeni bir senet düzenlenmesini isteyebilir.

Kıymetli evrakın kaybı, çalınması, halinde senedi kaybeden kimsenin, her şeyden önce mahkemeden bir “ödeme yasağı kararı” alması gerekir. Tedbir karan alındıktan sonra, senedin kimin elinde bulunduğunun bilinmekte olup olmamasına göre, farklı yollar takip edilir. Senedi elinde bulunduran kişi bilinmekteyse, senedi kaybeden sahsın bu kimse aleyhine “istirdat davası” açması gerekir. Senedin kimin elinde bulunduğu bilinmiyorsa, bu durumda “senedin iptali” davası açılmalıdır, İptal davası, çekişmesiz yargı konusu olduğu için, dava hasımsız olarak açılır.

  • Senedin zıyaı: Zayi, kelime olarak “kayıp, kaybedilen, kaybedilmiş”; zayi olmak ise, “yok olmak, yitmek” ziya ise, “kaybetme, yitme” anlamlarına gelir. Bu sonucun doğmasını sağlayan, çalınma, gasp, senedin esaslı unsurlarını zedeleyen yanma, yırtılma gibi hususlar da “zayi olma” kapsamında değerlendirilir. Senette nelerin yazıldığının bilinmesi veya senet fotokopisinin elde olması sonucu değiştirmez. Yukarıdaki tanım ve açıklamalara göre, kıymetli evrakın zayi olmasını; kıymetli evrakın ibraz edilememesi, hak sahibinin rızası hilafına elinden çıkması sonucu kullanılamaz hale gelmesi şeklinde de tarif edebiliriz. Senedin ibrazının imkansızlaşmasından; ibrazın herkese karşı ve objektif anlamda mümkün olmamasını anlamak gerekir. Mesela, borçlunun seyahatte bulunması dolayısıyla, senedin ibraz olunamaması objektif anlamada bir imkânsızlık değildir. Kıymetli evrakın zayi olması halinde, senetteki hakkın talep edilebilmesi için mahkeme kararı ile “senedin iptaline” karar verilmiş olması gerekir. Hak sahibi ancak iptal kararından sonra senet borçlularına başvurarak hakkını talep edebilir. Senette hak sahibi olan kişinin senedi bilerek isteyerek yırtması halinde de hak sahibinin hakkını talep etmekten vazgeçtiği, kendi rızası ile hakkını sonlandırdığı, senedi hükümsüz hale getirildiği kabul edilir. Bu nedenle TTK da meşru hamili koruyan “senedin zıyaına” dair hükümlerden yararlanmaması gerekir.
  • Senetteki hakkın varlığının devam etmesi: Kıymetli evrak, hakkın senede bağlı olduğu; hakkın senetsiz olarak devir ve ileri sürülmesi mümkün olmayan senetlerdir. Kıymetli evrakın zayi olması halinde hak ortadan kalkmaz. TTK meşru hak sahibini korumak amacı ile kıymetli evrakın iptaline dair hükümleri düzenlemiştir. Böylece senette mündemiç olan hakkın kıymetli evrak olmadan ileri sürülebilmesine olanak sağlamıştır. Zayi sebebi ile kıymetli evrakın iptalini talep edebilmek için senette yer alan hakkın devam ediyor olması zorunludur.
  • İptal talep edenin hak sahibi olması: 651/2 maddesine göre, kıymetli evrakın zayi olduğu ortaya çıktığı zamanda senet üzerinde hak sahibi olan şahıs senedin iptalini isteyebilir. Senet üzerinde hak sahibi olmaktan maksat, senede malik olmak veya senet üzerinde sınırlı ayni hak sahibi olmak demektir. Hak sahibi olan şahıs; senet üzerinde hak sahibi olan senedin maliki, zilyedi, intifa hakkı sahibi, rehin hakkı alacaklısı veya bunların temsilcileri olabilir. Yani davanın davacısı, senedin maliki sıfatıyla zilyedi, rehin alacaklısı, intifa hakka sahibi veya vekili olabilir. Burada önemli olan senet üzerindeki zilyetliğin veya ayni bir hakkın mevcut olmasıdır. Senetteki hakkın sahibi olmayan, intifa hakkı sahibi olmayan veya rehin hakkı alacaklısı sıfatını taşımayan bir kimsenin iptal davası açmak hususunda dava ehliyeti yoktur. Mirasçılar arasında iştirak halinde mülkiyet ilişkisi bulunduğundan, bir senede sahip olan mirasçıların senedin zayi olması halinde, birlikte talepte bulunmaları gerekir. Müşterek mülkiyete konu senette her bir paydaş tek başına senedin zıyaı ve iptali davası açabilir. Zayi nedeniyle iptal davasını ancak son hamil isteyebilir. Senedin keşidecisi, zayi nedeniyle iptal davası açamaz. Tahsil cirosu için bankaya verilen senetler banka tarafından zayi edilirse senedi tahsile veren kimsenin, zayi olan senetler hakkında mahkemeden iptal kararı alınması gerekir. Bu yola başvurmayarak doğrudan doğruya banka aleyhine senet bedelinin tahsili için dava açmaya hakkı yoktur.
  • Senet zilyetliğinin yeniden iktisabının mümkün olmaması: Kıymetli evrakın zayi olması halinde TTK’nın iptal hükümlerinin uygulanabilmesi ve dolayısıyla, iptal davası açılabilmesi için; kıymetli evrakın zilyetliğinin iktisabının bir daha mümkün olmaması gerekir. Eğer zayi olan kıymetli evrakın kimin elinde olduğu biliniyorsa veya bu senetlerin yeniden kazanılması mümkün ise iptal davası değil, istirdat davası açılmalıdır. Senedi elinde bulunduran bilinmekle birlikte şahsın yeri tespit edilemiyorsa bu durumda da senet iptali davası açılabilir.
  • Dava konusu senedin iptalinin mümkün olması: Türk Ticaret Kanunu’nun düzenlemesinde ancak kıymetli evrakın zıyaı sebebi ile iptali mümkündür. Bir başka değişle TTK’da düzenlenen evraklar aksi belirtilmedikçe iptal davasına konu olabilir. Kanunun bu yöne ilişkin hükümleri emredici niteliktedir. Bu nedenle öncelikle iptali istenilen senedin kıymetli evrak niteliği taşıyıp taşımadığının saptanması, daha sonrada kıymetli evrakın iptalinin bir kanun hükmü ile yasaklanıp yasaklanmadığının incelenmesi gerekmektedir. Kıymetli evrak niteliğine haiz olmayan senetlerin iptali talep edilemez.
İlgili Makale: Tebligat Nedir?
senedin iptali davasi sartlari
senedin iptali davasi sartlari

Senet İptal Davası Hangi Durumlarda Açılabilir?

  • Senedin İmzasının Geçersiz Olması (TTK 631)

Senedin geçerliliği için, senedi düzenleyen kişinin (borçlu) geçerli bir imza atması gereklidir. Eğer senet üzerinde imza bulunmazsa veya imza sahteyse, senet geçersiz hale gelir ve ziya uğrar. Ayrıca, imza başka bir kişi tarafından atıldıysa ve bu durum doğru şekilde bildirilmediyse senet geçerli olmayabilir.

  • Zorlama veya Hileyle Düzenlenmesi (TTK 632)

Eğer bir senet zorla imzalanmışsa veya hileli yollarla düzenlenmişse, senet geçersiz olur. Zorlama veya hile, senedi geçersiz kılacak sebepler arasında yer alır ve bu durumda borçlu, senedi geçersiz saymak için dava açabilir.

  • Senet Üzerinde Yazılı Bilgilerin Yanıltıcı Olması (TTK 633)

Senedin üzerinde yazılı olan bilgiler yanıltıcı veya yanlışsa (örneğin, borç tutarı, ödeme tarihi gibi), bu durum senedin geçersizliğine yol açabilir. Yanıltıcı bilgilerle düzenlenmiş bir senet de ziya uğrayabilir.

  • Ödeme Tarihinin Geçmesi (TTK 634)

Senedin üzerinde belirlenen ödeme tarihi geçtiğinde, eğer ödeme yapılmazsa senet geçerliliğini yitirebilir. Bu, senedin belirli bir süresi geçtiğinde alacaklının talep edebileceği bir durumdur. Senet ödeme yapılmazsa, alacaklı genellikle icra takibi başlatabilir, ancak ödeme yapılmazsa senet geçerliliğini kaybedebilir.

  • TTK’ya Aykırı Olması (TTK 635)

Eğer bir senet, Türk Ticaret Kanunu’na aykırı bir şekilde düzenlenmişse, yani kanunun öngördüğü şartlar ve hükümler yerine getirilmemişse, bu durum senedin ziya uğramasına neden olabilir. Örneğin, senet üzerinde belirtilen borç tutarının gerçek durumu yansıtmaması ya da senedin geçerli bir ödeme aracı olmaması gibi durumlar geçerliliği etkileyebilir.

  • Borçlunun İflası Durumu (TTK 636)

Eğer borçlu iflas etmişse, bu durumda senet ile ilgili bazı haklar geçici olarak askıya alınabilir. İflas durumu, senedin geçerliliğini geçici olarak ortadan kaldırabilir. Eğer borçlu iflas eder ve senet hala ödeme yapılabilir bir durumda değilse, senet ziya uğramış olur.

  • Senet Üzerindeki Tahrifat (TTK 637)

Eğer senet üzerinde herhangi bir tahrifat (değişiklik) yapılmışsa, örneğin senetteki rakamlar veya tarih değiştirilmişse, bu durumda senet geçersiz hale gelebilir. Bu tür bir tahrifat, senedin geçerliliğini ortadan kaldırarak ziya uğramasına neden olur.

  • Senet Kayıp veya Çalınması Durumu (TTK 638)

Senedin kaybolması veya çalınması durumunda, alacaklı senet iptal davası açabilir. Eğer senet kaybolmuşsa ve yerine geçerli bir iptal kararı verilmemişse, bu durum senedin geçerliliğini etkileyebilir.

Hamiline Yazılı Senetlerin Zıyaı ve İptali

Senedin metin veya şeklinden, hamili kim ise o kimsenin hak sahibi sayılacağı anlaşılan her kıymetli evrak hamiline yazılı senet sayılır. Hamile yazılı senetlerin iptali usulü, TTK’nın 661-669. maddelerinde düzenlenmiştir. Hisse senetleri, tahviller, intifa senetleri, (Münferit kuponlara hariç olmak üzere) kupon belgeleri, esas kupon belgelerinin yenilenmesine yarayan kuponlar (Talonlar) gibi yazılı senetlerin iptaline hak sahibinin talebi üzerine mahkemece karar verilir.

Zayi sebebi ile iptal davası tek taraflı hasımsız bir dava olup dilekçe sahibi mahkemeye senedin zilyedi bulunduğunu ve onu zayi ettiğini ispat etmek durumundadır. Mahkemede karar verebilmek için bu yolda ileri sürülen iddiaları kuvvetle muhtemel bulmalıdır. Ancak kanun bir ispat kolaylığı ve yeterlilik ölçüsü olarak aşağıdaki hükmü öngörmüştür. “Kupon varakası veya talonu bulunan bir senet hamilinin elinden yalnız bir kupon varakası veya talonu çıkmış olursa talebin haklı olduğunun ispatı için esas senedin ibrazı yeter.”

Mahkeme, yapılan müracaatı yerinde bulursa ve dilekçe sahibinin talebi var ise borçluyu iki kez ödemek zorunda kalabileceğini ihtarla ödemeden menedebilir. Borçlu iptal davasında taraf olmadığından ödeme yasağının ifade edebilmesi için kararın borçluya tebliğ edilmesi gerekir. Mahkeme dilekçe sahibinin senedin zilyedi olduğunu ve senedin zayi edildiğini kuvvetle muhtemel görür ise, belli olmayan hamili ilan suretiyle senedi muavven bir süre içinde ibraz etmeye davet ve aksi taktirde senedin iptaline karar vereceğini ihtar eder. Senedin ibraz süresi ilan tarihinden itibaren en az 6 ay olarak tespit edilmelidir. İlan Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde üç defa yapılır.

Senet ilanda belirtilen süre içerisinde ibraz edilmezse mahkeme senedin iptaline karar verir. Hamile vazılı senedin iptali hakkındaki karar derhal Ticaret Sicil Gazetesinde ve mahkeme gerek görürse başka araçlarla ilan edilir. İptal kararı üzerine dilekçe sahibi, gideri kendisine ait olmak üzere yeni bir senet düzenlenmesini veya muaccel borcun ifasını istemek hakkına haizdir. İlanda belirlenen süre içinde senet mahkemeye ibraz edilir ise; mahkeme iptal davası açan kişiye senedin geri verilmesini sağlamak üzere istirdat davası açması için uygun bir süre verir. Bu süre içinde istirdat davası açılmaz ise mahkeme ibraz edilen senedi geri verir ve ödeme yasağı kararı verilmiş ise yasağı kaldırır.

senedin iptali davasi sahte imza
senedin iptali davasi sahte imza

Nama Yazılı Senetlerin Zıyaı ve İptali

Bütün nama yazılı senetlerin iptali mümkündür. Nama yazılı hisse senetleri kanunen emre yazılı senet mahiyetinde olduğundan bu senetler emre yazılı senetlerin iptali usulüne tabidir. 6102 sayılı TTK’nın 657/1. Maddesine göre, aksine hükümler olmadıkça nama yazılı senetler de hamiline yazılı senetler hakkındaki hükümlere göre iptal edilebilir. Hamiline yazılı senetlerin özellikleri göz önünde bulundurulmalıdır. Kanunen emre yazılı senet sayılan kambiyo senetlerine “olumsuz emre kaydı” konulmak suretiyle nama yazılı senet haline getirilse bile bunların iptali için poliçe hükümlerine yollama yapılmadığından ve poliçenin iptalinde de senedin emre veya nama yazılı olmasına göre bir ayrım yapılmadığından bu durumda 6102 sayılı TTK’nın 657. Vd. maddelerine göre işlem yapılır.

Nama yazılı senetlerde iptal davası açan kişi, hamile yazılı senetlerden farklı olarak; sadece nama yazılı senet üzerinde bir ayni hakkının bulunduğunu değil aynı zamanda senedin kendi veya halefi olduğu bir şahıs namına düzenlendiğine dair delillerle, hakimi ikna etmesi lazımdır. 6102 sayılı TTK’nın 657/2 fıkrası, borçluya bazı imkanlar tanınabileceğini hükme bağlamıştır.

Bunlar;

  • Borçlu senette ilanların sayısını azaltmak veya süreleri kısaltmak suretiyle iptal için daha basit bir usul uygulanmasına kararlaştırabilir.
  • Borçlu senette alacaklı tarafından kendisine senedi ve borcu itfa olduğunu gösteren resmen düzenlenmiş ve usulen onaylanmış bir belge gösterdiği taktirde senet ibra edilmeksizin ve iptale karar verilmeksizin de geçerli olmak üzere ödeme hakkını saklı tutabilir.

Bu durumda borcun senet i̇braz edilmese ve mahkemeden iptal kararı alınmamış olsa bile senetteki hakka sahip görünen kişiye ödemede bulunarak borcundan kurtulur.

Emre Yazılı Senetlerin Ziyaı ve İptali

6102 sayılı TTK hükümlerinde emre yazılı senetlerin iptaline ilişkin açık bir hüküm olmamakla beraber TTK’nın 831/2 madde hükmünde cirosu kabil senetlerde iptal kararı ve senedi elinde bulunduranın iadeyle mükellef bulunması durumlarında poliçelere ait hükümlerin uygulanacağı belirtildiğinden emre yazılı senetlerin iptalinde poliçenin iptaline dair hükümler uygulanır. Hamile yazılı senetlerin aksine bütün emre yazılı senetlerin iptali mümkündür. Keza belli unsurları açık bırakılmış senedin de iptali mümkündür. Rızası olmaksızın emre yazılı senet elinden çıkan kimse ödeme yerindeki mahkemeden borçlunun ödemeden menedilmesi için tedbir kararı verilmesini isteyebilir. Tedbir kararı borçluya tebliğ edildiği tarihten itibaren hüküm ifade eder. Emre yazılı senedi elinde bulunduran kimse biliniyorsa mahkeme dilekçe sahibine istirdat davası açması için uygun bir süre verir. Mahkemenin belirlediği süre içinde dava açılmaz ise tedbir kararı kaldırılır.

Senedin kimin elinde olduğu bilinmiyorsa ya da senedin zayi olması söz konusu ise davacının senedin zayi olduğunu inanılır şekilde ispat etmesi gerekir. Hakim gerekli gördüğü bütün araştırmaları yaparak davacının iddiasını kuvvetle muhtemel olduğuna kanaat getirilmesi ve ilanda belirlenen süre içinde senet mahkemeye ibraz edilmezse senedin iptaline karar verilir. Makbuz senedi ve varantın iptali TTK’nın 849. maddesinde ayrı bir hükümle düzenlenmiştir. Buna göre makbuz senedi ve varantı kaybeden hamil bu senetlere malik olduğunu ispat etmek ve teminat vermek suretiyle mağazanın bulunduğu yerdeki mahkemeden alacağı izin üzerine durumun kararda gösterilen o gazetelerinde ilanından ve itiraz için verilecek sürenin geçmesinden sonra ikinci bir nüsha alabilir. Kaybolan varantın süresi geçmişse, hamilin istemi üzerine mahkeme aynı şekilde borcun ödenmesine izin verebilir.

İzin, mağazaya ve varanta ilişkin ise, hem mağazaya hem de ilk borçluya tebliğ olunur. Alacaklının, mağazanın bulunduğu yerde bir de yerleşim yerini göstermesi gerekir. Mağaza sahibi ve borçlu izin kararına itiraz edebilirler. İtiraz üzerine mahkeme derhal hükmünü verir. Hüküm alacaklı lehine ise, icranın geri bırakılmasına karar verilemez. Ancak ilgililerin istemi üzerine, icra mahkemesi hüküm kesinleşinceye kadar tevdi olunan eşyanın satışından elde edilecek paranın icra veznesinde saklanmasına karar verebilir.

Zayi Nedeniyle Açılan İptal Davasında Yargılama Usulü

TTK’nın 757, maddesine istinaden; elindeki senet rızası dışında elinden çıkan zilyet ödeme veya hamilin yerleşim yerindeki Asliye ticaret mahkemesinden, muhatabın senedi ödemekten menedilmesini isteyebilir. Mahkeme, ödemeyi meneden kararında borçluya/muhataba, vadenin gelmesi üzerine poliçe bedelini tevdi etmeye izin verir. Ayrıca tevdi yerini gösterir. Senedi eline geçiren kişi bilindiği takdirde, mahkeme dilekçe sahibine iade davası açması için uygun bir süre verir. Dilekçe sahibi verilen süre içinde davayı açmazsa, mahkeme, muhattap hakkındaki ödeme yasağını kaldırır.

Zayi nedeniyle iptal davası açılmadan veya dava dilekçesiyle birlikte önleyici tedbir olarak senedin ödenmemesi konusunda tedbir kararı talep edilebilir. Ödeme yasağı konusunda tedbir kararı alınması; zamanaşımını kesmez, senedin üçüncü şahıslar tarafından iyi niyetle iktisabına engel olmaz. Alacak senetlerinde “ödeme yasağı”, emtia senetlerinde “emtianın teslimini men”, hisse senetlerinde “hissedarlıktan doğan hakların engellenmesi” şeklinde tedbir kararları verilebilir. Mahkemenin vereceği bu kararlar “ihtiyati tedbir” niteliğindedir.

Anılan tedbir kararlarından dolayı davacı dışındaki kişilerin zarara uğrama ihtimaline binaen teminat alınmalıdır. İhtiyati tedbir talep eden, haksız çıktığı takdirde karşı tarafın ve üçüncü kişilerin bu yüzden uğrayacakları muhtemel zararlara karşılık teminat göstermek zorundadır. Talep, resmî belgeye, başkaca kesin bir delile dayanıyor yahut durum ve koşullar gerektiriyorsa mahkeme gerekçesini açıkça belirtmek şartıyla teminat alınmamasına da karar verebilir. Adli yardımdan yararlanan kimsenin teminat göstermesi gerekmez. Asıl davaya ilişkin hükmün kesinleşmesinden veya ihtiyati tedbir kararının kalkmasından itibaren bir ay içinde tazminat davasının açılmaması üzerine teminat iade edilir.

Ara WhatsApp